<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872</id><updated>2012-01-18T08:12:28.603-08:00</updated><category term='İngiliz ya'/><title type='text'>Amozonik /Yazılarımın bir cümlesini alın görürsünüz :)))</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>121</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-1677706261117726185</id><published>2011-11-04T18:49:00.001-07:00</published><updated>2011-11-04T18:49:58.075-07:00</updated><title type='text'>AŞK BENCİLDİR</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S1Fi-pEB5zI/AAAAAAAAA4I/vYJiw-hgPtI/s1600-h/o_anlar_1241625949.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 344px; FLOAT: left; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427227854272325426" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S1Fi-pEB5zI/AAAAAAAAA4I/vYJiw-hgPtI/s400/o_anlar_1241625949.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AŞK BENCİLDİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Seni seviyorum’ diyebilmek için; ilk önce ‘ BEN ’ demeyi bilmek gerekir&lt;br /&gt;Aşk kendini bir başkası için feda etmek anlamına gelmez.&lt;br /&gt;Aşk kendi ihtiyaç ve değerlerinizin en kapsamlı şekilde dışa vurulmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romantik aşk bir insanın en büyük ödülüdür. Romantik aşkı tam manasıyla yaşamaya muktedir olabilecek tek insan; bütün ihtirası işi olan bir insandır. Çünkü AŞK bir erkeğin veya bir kadının karakterinde sahip olduğu en köklü değerlerden dolayı kendisine karşı duyduğu saygının bir ifadesidir. İnsan bu değerleri paylaştığı kişiye aşık olur. Eğer insanın açıkca tanımlanmış değerleri ve ahlaki bir karakteri yoksa başkasını da takdir edemez. İşte bu açıdan:" ‘Seni seviyorum’ diyebilmek için ilk önce ‘BEN’ demeyi bilmek gerekir" Kişinin kendi mutluluğu en yüksek amacıdır ve fedakarlık gayri ahlakidir. Bu ilke başka herhangi bir konuda olduğundan fazla aşkta geçerlidir. Eğer aşıksanız, bu aşık olduğunuz kişinin siz ve hayatınız açısından büyük kişisel ve BENCİL bir öneme sahip olduğu anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kişiliğiniz yoksa, birine aşık olmanız o kişiyle beraber olmaktan ve onun varlığından hiç bir kişisel keyif ve mutluluk almadığınız;olsa olsa onun size olan ihtiyacına acıyarak, kendinizi onun isteklerine feda ettiğiniz anlamına gelebilir. Hiç kimsenin böyle bir durumdan dolayı gurununun okşanmayacağını veya böyle bir anlayışı kabul etmeyeceğini belirtmeme gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seks:Aklı olmayan bir vucudu feth etmek değildir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seks çok ciddi bir ilişki sonucu ortaya çıkmalıdır.&lt;br /&gt;Çünkü seks:İnsanın kendine olan saygısının ve kendine biçtiği değerin ifadesidir.&lt;br /&gt;Bir erkek kendi değerlerini ve varoluş görüşünü yozlaştırırsa, aşkın zevk değil, kendini reddetme olduğunu savunmaya başlarsa, iyilik ve sevap denilen şeyin gurur değil, acıma, acı, zaaf ve fedakarlık olduğunu söyler, en soylu sevginin beğenmekle değil, sadakayla başladığını, değerlere cevap olarak değil, kusurlara cevap olarak doğduğunu söylerse, kendini ikiye bölmüş sayılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçici ve ayrımcı olan bir seks hayatının düşkünlük olmadığını söyleyebilirim. Düşkünlük hafif ve üstünkörü ele alınan bir eylemi niteler. Ben seksin insan hayatının en önemli unsurlarından biri olduğunu ve hiç bir zaman hafif ve üstünkörü bir tavırla ele alınmaması gerektiğini savunuyorum. Cinsel ilişki insanoğlunun sahip olduğu en yüksek değerlere dayanarak yapıldığı zaman uygundur. Seks karşı tarafın sahip olduğu değerlere verilen bir karşılıktan başka bir şey olmamalıdır. Bu yüzden önüne gelenle girilen ilişkileri ahlaksız olarak nitelendiriyorum. Seksin kendisi kötü olduğu için değil, tersine seks çok iyi ve önemli olduğu için. Seks çok ciddi bir ilişki sonucu ortaya çıkmalıdır. Bu ilişkinin bir evliliğe dönüşüp dönüşemeyeceği duruma ve konu olan iki insanın hayatlarının seyrine bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evliliği, iki taraf da hayatlarının sonuna kadar beraber olmayı isteyebilecekleri insanı buldukları zaman –ki hiç kimse bundan otomatik olarak emin olamaz- çok önemli bir kurum olarak kabul ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraflar nihai tercihlerine ulaştıklarından emin olurlarsa evlilik elbette arzu edilen bir durumdur. Fakat bu, tarif edilen mutlak kesinlikten daha azı üzerine kurulan herhangi bir ilişkinin uygunsuz olduğu anlamına gelmemelidir. Bir ilişki veya evlilik kararı ile ilgili sorunun sadece konuyla ilgili tarafların durumlarına ve bilgilerine bağlı olduğunu ve kararın onlara bırakılması gerektiğini düşünüyorum. Çiftler karşılıklı olarak ilişkilerini ciddiye alıyorlarsa ve ilişkileri ahlaki değerler üzerine kuruluysa her iki durum da ahlakidir.. Seks insanın kendine olan saygısının ve kendine biçtiği değerin ifadesidir. Fakat kendini değerli bulmayan bir erkek bu ilişkiyi tersine çevirmeyeı çalışır. Kendine olan saygısını cinsel fetihlerinin ona kazandırmasını bekler; ki bu imkansızdır. Kendi değerini onu değerli bulan kadınların sayısından anlayamaz. Buna rağmen bu umutsuz uğraşıda ısrar eder. Öncelikle, insanoğlunun güdüleri yoktur. Fiziksel olarak seks sadece bir kapasitedir. Fakat insanın bu kapasiteyi nasıl kullanacağı ve kimi çekici bulacağı kendi ahlaki değer standartlarıyla ilgili bir şeydir. Tercihlerini kontrol eden, bilinçli veya bilinçsiz olarak sahip olduğu önkabullerine bağlıdır. Bu şekilde kişisel felsefesi cinsel hayatını yönlendirir. Kişi belirli bir tip fiziksel mekanizmaya ve ihtiyaçlara sahiptir. Fakat bunları nasıl, hangi yoldan tatmin edeceğinin bilgisine sahip değildir. Mesela insanın yiyeceğe ihtiyacı vardır. Açlık hissi duyar. Fakat önce bu hissi açlık olarak tanımlayıp sonra yiyeceğe ihtiyacı olduğunu ve nasıl yiyecek elde edebileceğini öğrenene kadar aç kalacaktır. İnsan dünyaya belirli fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarla gelir. Fakat aklını kullanmadan bunları ne keşfedebilir ne de tatmin edebilir. İnsan rasyonel bir varlık olarak kendisi için neyin doğru neyin yanlış olduğunu keşfetmek zorundadır. Sözde dürtüleri ona ne yapması gerektiğini söylemeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinden tiksinen insan, özsaygısını cinsel serüvenlerden kazanmaya çalışır.&lt;br /&gt;Aklın yerine, akıl ürünlerini çalıp onları koymak isteyen adamlar...Kendinden tiksinen adam da, özsaygısını cinsel serüvenlerden kazanmaya çalışır. Buda yapılamaz, çünkü seks bir neden değildir, insanın kendi değerleriyle ilgili kanaatinin bir etkisi ve ifadesidir. Aslında ikisi de aynı konu...&lt;br /&gt;Paranın maddesel kaynaklardan geldiğini, zihinsel bir kökü ve anlamı olmadığını düşünen insanlar...&lt;br /&gt;Aynı zamanda ve yine aynı nedenle, seksin de fiziksel bir kapasite olduğunu, zihinle, seçenekle ve değer sistemleriyle ilgili olmadığını düşünürler. Bedeninizin bir arzu yarattığına ve seçimi sizin yerinize yaptığına inanırlar. Demir cevheri kendiliğinden tren rayı haline geliyormuş gibi, aşkın gözü kördür, derler. Seks mantığa bağışıktır ve tüm filozoflarla alay eder, derler. Oysa aslında bir erkeğin cinsel seçimi, kendi temel inançlarının sonucu ve toplamıdır. Bana bir erkeğin neyi çekici bulduğunu söyleyin, bende size o adamın tüm hayat felsefesini söyleyeyim. Bana onun hangi kadınla yattığını gösterin, size o kişinin kendini nasıl değerlendirdiğini bir bir sayayım. Ona kendi benliğini silmenin bir sevap olduğuna dair ne saçmalıklar öğretilmiş olursa olsun, seks tüm eylemler içinde en derin bencillik içerendir. O eylemi ancak ve yalnızca kendi zevki için yapacaktır. Bunu kendini silerek, bir iyilik, bir ilham, bir ihsan olarak yapmayı düşünebiliyor musunuz? Kendini alçaltarak yapılmaz, ancak kendi zevkiyle, arzulandığını ve arzulanmaya layık olduğunu bilerek yapılabilir. Ruhu çırılçıplaktır o anda. Tıpkı vücudu gibi. Kendi gerçek egosunu, değer standardı olarak kabul etmektedir. Ona çekici gelecek kadın, kendi en derin vizyonunu yansıtan kadın olacaktır. O kadının teslim olması, ona bir özsaygı duygusu yaşatacaktır ya da böyle olduğuna inanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi değerinden emin olan ve bundan gurur duyan adam, bulabildiği en yüksek kadın tipini isteyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beğeneceği kadın güçlü olacak, fethetmesi zor bir kadın olacaktır, çünkü ancak bir roman kahramanını fethettiği zaman bunu bir başarı sayabilecektir, beyinsiz bir sürtüğü fethetmeyi başarı saymayacaktır. Onun aradığı, kendi değerini bulmak değil, kendi değerini ifade etmektir. Zihnin standartlarıyla bedeninin arzuları arasında hiçbir çelişki yoktur. Ama kendi değersizliğine inanan adam da en nefret ettiği kadın tipini cazip bulur, çünkü o kadın onun gizli benliğinin yansımasıdır. Kendisinin sahtekar olduğu yolundaki objektif gerçekten o kadın sayesinde kurtulur. Kadın ona bir aylığına bir değerlilik hayali kazandırır, o da kendi benliğini lanetleyen ahlak sisteminden bir süre kurtulmuş olur. Çoğu erkeğin kendi hayatını nasıl çirkin biçimde mahvettiğine bakın. Manevi felsefemiz dedikleri çelişkiler karmaşasına bakın. Biri diğerini getiriyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk bizim en yüce değerlerimize cevaptır...Başka bir şey de olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir erkek kendi değerlerini ve varoluş görüşünü yozlaştırırsa, aşkın zevk değil, kendini reddetme olduğunu savunmaya başlarsa, iyilik ve sevap denilen şeyin gurur değil, acıma, acı, zaaf ve fedakarlık olduğunu söyler, en soylu sevginin beğenmekle değil, sadakayla başladığını, değerlere cevap olarak değil, kusurlara cevap olarak doğduğunu söylerse, kendini ikiye bölmüş sayılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedenine söz dinletemez. Seviyorum dediği kadının karşısında iktidarsızlığa düşer, bulabildiği en bayağı orospuya doğru kayar. Bedeni her zaman en derindeki inançlarının nihai mantığını izleyecektir. Kusurların sevap olduğuna inanırsa, varoluşu kötü diye damgalamış sayılır, kendisinin ancak yozlaşmışlıklardan zevk almaya layık olduğuna inanır. Sevabı acıyla bağlamıştır, zevkin ancak günahlarda bulunabileceğini sanır. Bu sefer, bedeninizin kötü arzuları olduğunu, zihninin bunları etkileyemediğini, seksin bir günah olduğunu, gerçek aşkın katıksız bir ruhsal duygu olduğunu haykırmaya başlar. Ondan sonra da, aşk neden bana yalnızca can sıkıntısı getiriyor, seks de yalnızca utanç getiriyor diye merak eder. Para ve seks, ikisinin aynı şey olduğunu anlıyorsunuz değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Kavrayamadığı varoluşta; kendisini çaresiz bir yaratık " olarak gören bir insan Önce kendisinden tiksinmeye mahkum olur.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatını, maddeyi zihninin ihtiyacına göre biçimlendirmeye adamış bir adam ise, fiziksel eylemde ifade bulmamış bir fikrin değersiz bir sahtelik olduğunu, platonik aşkın da aynen öyle olduğunu bilir. Bir fikrin güdümünde olmayan fiziksel eylem nasıl sersemlerin kendini kandırma biçimiyse, kişinin değerler sisteminden kopuk bir seks de öyledir. İkisi de aynı konu... Aşkın saflığını arzudan koparan insan, aşksız arzunun ahlaksızlığına da inebilen insandır. Ama çevrenize bakınca, çoğu insanların ikiye bölünmüş yaratıklar olduğunu, bir o yana, bir bu yana savrulup durduğunu görürsünüz. Bir yarı, paradan, fabrikalardan, gökdelenlerden, kendi bedeninden nefret eden adamdır. Hayatın anlamı ve iyi bir insan olmanın gereği olarak, akıl almaz konularla ilgili tanımlanmayan duyguları ön plana çıkarır. Umutsuzca çığlıklar atar, çünkü saygı duyduğu kadına karşı hiçbir şey hissetmemekte, çirkefler içindeki yosmaya karşı konmaz bir ihtiras duymaktadır. İnsanların idealist dediği biridir o. Öbür yarı ise herkesin pratik insan dediği kişidir. İlkelerden, soyutluklardan, sanattan, felsefeden, hatta kendi aklından tiksinen adamdır. Maddesel objeler elde etmeyi, kendi varlığının en önemli amacı sayar. Bunların nedenini ya da kaynağını düşünme gereğine gülüp geçer. Bunların kendisine zevk vermesini bekler. Daha çoğunu elde ettikçe neden daha az zevk almaya başladığını görünce şaşar. İşte vaktini kadınları kovalamaya harcayan adam, o adamdır. Kendine yönelttiği üç kandırmacaya bir bakalım: Bir kere, özsaygı ihtiyacını kabullenmez, çünkü ahlaki değerler gibi kavramları küçümser. Ama beri yandan, kendini bir et parçası saymaktan ötürü, kendine büyük bir tiksintiyle bakmaktadır. Seksin kişisel değerlere bir saygının fiziksel ifadesi olduğunu kabullenmese de, aslında bilmektedir. Bu nedenle, öyleymiş gibi davranarak, sebep sayılması gereken şeye ulaşma çabasına girer. Kendine saygıyı, ona teslim olan kadınlardan kazanmaya çalışır, ama seçtiği kadınların karakteri de, yargısı da, değer standardı da olmayan kimseler oluşunu görmezden gelir. Kendine yalnızca fiziksel zevk peşinde olduğunu söyler, oysa bu kadınlardan bir haftada, bazen bir gecede bıkar. Profesyonel fahişelerden tiksinir, temiz bakireleri baştan çıkardığına dair hayaller kurar. Bu onun hep aradığı, ama hiç bulamadığı başarıdır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa: Aklı olmayan bir vücudu fethetmekte ne şeref var ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayn Rand&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="192" height="25"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/11/14/2186587/ferhat%20g%C3%B6%C3%A7er%20-%20vur%20kadehi%20ustam.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="56"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5080"&gt;&lt;param name="_cy" value="661"&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/11/14/2186587/empyrium-waldpoesie.mp3" _cy="661" _cx="5080" enabled="-1" mute="0" volume="56" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="25" width="192"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="CLEAR: both"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-1677706261117726185?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/1677706261117726185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/11/ask-bencildir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/1677706261117726185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/1677706261117726185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/11/ask-bencildir.html' title='AŞK BENCİLDİR'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S1Fi-pEB5zI/AAAAAAAAA4I/vYJiw-hgPtI/s72-c/o_anlar_1241625949.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-7635655213034700287</id><published>2011-11-04T18:11:00.000-07:00</published><updated>2011-11-04T18:15:33.489-07:00</updated><title type='text'>Bütün Hikayeler</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-At2de2MfJGs/TrSNu8V8GHI/AAAAAAAABuo/VTi8ZBarkkk/s1600/39022218240246265.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 280px; FLOAT: left; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5671313668377942130" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-At2de2MfJGs/TrSNu8V8GHI/AAAAAAAABuo/VTi8ZBarkkk/s400/39022218240246265.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin bir yanından Allan Poe vuruyor gözlerime…Biraz ileride beş kişilik bir grup dikkatimi çekiyor ve başımı kitabımdan kaldırıp izlemeye başlıyorum.Gecenin büyüsü ile kendisinden geçmiş bu grubun hareketleri beni çok etkiliyor.Biribirinden kopmayacak gibi bir havaları var ve ….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cafe Roman’s çalıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiy taneleri gibi dökülüyor yüreğime notalar ve ben ilerideki beşliyi incelemeye devam ediyorum.Birisi biraz şişmanca ve pek beğenmiyorum..En başta o oturuyor.Bir kadın.Yanında ondan ayrılmayacakmış gibi duran adam daha uzun boylu ve zayıf ..Kadına göre daha ciddi ve oldukça uzun boylu…Ortalamanın bayağı üzerinde ve birlikte dans etmeye başlıyorlar.Çok sakin,uysal ve masum…Hayatımda bu kadar uyumsuz bir çift görmedim desem olacak…Kadın şişman ve kısa,büyük,ablak suratlı birşey..Uzun yüzü kendisine hiç yakışmamış ve yüzünün rengi pembe…Ama erkeğine bu kadar kur yapması hoşuma gidiyor…”Sevdiğinde digerlerinin ne gördüğü önemli değildir,senin onda ne bulduğun önemlidir…Hayatı bir ucundan değil,sendeki eksik parçadan yakalayacaksın..Kendindeki eksikliği bildiğin zaman karşındakindeki fazlalılığı görebilirsin.Sendeki fazlalık da sevgilideki eksiklik ise ve her ikinizde fazlalık ve eksikliklerinizin bilincinde olacak kadar tam iseniz…Ve biribirinizi buldu iseniz…Sakın vazgeçmeyiniz…” Diye düşünüyorum.Biraz daha yakınlaşsınlar istiyorum ve kadın iyice sokuluyor,sarılıyor,sarmaş dolaş dans ediyorlar karşımda…Kırmızı şaraba vuran loş ışık kadehleri mükemel kılıyor…Ve mumlar…Çok sıkı bir arkadaşlıkları olduğu çok belli…Gördüklerim delikanlının üçüncü sırada oturan kız ile daha uyumlu olduklarını söylüyor ama uzun ve ince olan ona dönüp bakamıyor bile…Birbirilerine bu manada bir pas verdikleri yok…Diğer üçü ise yanyana oturmuş ve müziğe kapılmış ve direk gözlerimin içine bakıyorlar.Bir ara en sonda oturan yan masadan gelen bir davet üzerine masadan kalkıp gidecek oldu.Ufak bir tartışma yaşadılar ama digerleri izin vermediler…Gitse ne olurdu acaba…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cafe Roman’s çalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de onlara bakıyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden kahkahalar ile gülmeye başlıyorum….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Charles Baudelaire ‘in ”Özdeksel şeylere tutkun ,açgözlü bir dünyanın ortasında Poe kurtuluşu düşlerde buldu…O kendi varlığıyla başlı başına bir protesto idi ve protestosunu kendine özgü yollarla ilan etti” dediği Edgar Allan Poe’in bütün hikayelerini okur iken ayak parmaklarımı başka türlü düşünemezdim sanırım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ışıklar yanıyor çağımızın en güçlü yazarlarından birini okumaya devam ediyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne komik ayaklarımız var …&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-7635655213034700287?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/7635655213034700287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/11/butun-hikayeler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/7635655213034700287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/7635655213034700287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/11/butun-hikayeler.html' title='Bütün Hikayeler'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-At2de2MfJGs/TrSNu8V8GHI/AAAAAAAABuo/VTi8ZBarkkk/s72-c/39022218240246265.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-4768210627314517704</id><published>2011-11-04T17:43:00.000-07:00</published><updated>2011-11-04T18:05:27.040-07:00</updated><title type='text'>..hüzün...</title><content type='html'>&lt;iframe height="360" src="http://www.dailymotion.com/embed/video/xlgh5e" frameborder="0" width="480"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xlgh5e_bulent-ersoy-ayktan-sabykaly-2011-www-magmuzik-com_music" target="_blank"&gt;Bülent Ersoy - Aşktan Sabıkalı 2011 www...&lt;/a&gt; &lt;i&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/muzikklip" target="_blank"&gt;muzikklip&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Varlığını can damarlarıma sığdırdım adım hüzün,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereye dönsem canımdan fışkırır o aşk'tan yüzün...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;''Acının da,mutluluğun da &lt;br /&gt;insanın boğazına tıkandığı dünyada;&lt;br /&gt;''kendin pişir kendin ye'' misali ocakbaşı hayatım....&lt;br /&gt;hayatım intiharım,ölümüm yaşamım&lt;br /&gt;Yaşamdan önce ölüyorum gün ve gün..&lt;br /&gt;o kadar.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-4768210627314517704?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/4768210627314517704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/11/huzun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/4768210627314517704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/4768210627314517704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/11/huzun.html' title='..hüzün...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-7858671167806622958</id><published>2011-10-24T22:55:00.000-07:00</published><updated>2011-10-24T22:58:04.534-07:00</updated><title type='text'>...BÖYLE SIYIRDI BERDUŞ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-q9t1f_8LKnY/TqZPqBnq6ZI/AAAAAAAABts/lXp-A8JWZ1I/s1600/cat.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 319px; FLOAT: left; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5667304764500273554" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-q9t1f_8LKnY/TqZPqBnq6ZI/AAAAAAAABts/lXp-A8JWZ1I/s400/cat.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hezeran.com/"&gt;http://www.hezeran.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KATEGORİ MİZAH :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıyı sana falezlerin dibinde kafa matiz matiz yazıyorum.Yakamozların ışığında içime dolan güzelliğinle bütün dünyayı kurtarmaya çalışırken…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sevdiğimde…. Ve benim sevgim çok büyük.Ben ben ben ben de ben diye diye benimin en ben yanında ben oldun ben.Burada ben değildir söylemek istediğim.O kötü ve zararlı,haşert kelimeyi kullanmak istemiyorum.Sen diyenlere değildir benim sözlerim.Ne söylemek istediğimi de size açıklamak zorunda değilim.Ben.Kim söylemek zorunda değil.Elbette ki ben..Ben sevdiğimde içimde varolan sevgiyi haketmiş olduğunu düşündüğüm insan da çok büyüktür.Benim sevdiğim insan bendir.Sadece kendimi severim BENN !Ben ulan ben !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben insanı severim,insan benim için insan…Onun için bir tek beni severim ben…Çünkü tek insan benim ben !ey istemez benden o beni sever..Biz birbirimize birşey vermiş olmayız o zaman zaten…!Biz yaşarız,birlikte yaşamak için kuralları vardır bu dünyanın birlikte o kurallara uyar gideriz işte..Ama hiç yorulmayız..Şu gibi..Aşk uyumaz,aşk acıkmaz,aşk istemez ama aşk vermez de…Aşk doğasını yaşar..Aşk yok sevgi yok ise…hadi yatalım..eşittir işkence..Hayır yatmayalım..Hadi getir..Hayır getirmem..Hadi şu ..Hayır bu…Ama aşk öyle değildir..Ayaklar gider..El getirir..giderler,yatarlar,öperler,dokunmadan uyumazlar ama hiç yorulmazlar ..Ne alacaklıdırlar ne de borçludurlar..Yaşarlar aşıklar..Birlikte yaşar giderler işte..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte sadece benimle yatar,benimle yaşarım ben !Ben de ben ulan bennn !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük insanı sevmiyorum,sevmedim,sevmeyeceğim de ben ! zalimdir küçük insan..Büyük insana büyük bile demek gerekmez aslında..Ben demek yeterlidir.Büyük insan bu yazıları okumak zorunda bile değildir.O da beeen.E been !Ben olan annesinin karnına ilk düştüğünde alfabeyi bilerek düşer,birinci ay kendi dilini öğrenir,gerikalan aylarda googleyla yarışacaktır beninsan..Dünyanın en insanı beninsandır.Kırbacıyla dolaşan.Burada hiç bir kelime yazmasınız küçük insan boşlukta ne yapacağını düşünür..Onun boşlukları vardır pat küt yuvarlanır.Ama beninsan öyle mi?İnsan ise kelimesiz sevgi dünyasında kaybolur aşkın içerisine düştüğünü hisseder…Herkesin içerisinde bir tek onun anlayabileceği kelimeleri sessizce anlar o..Anlamlandırmak için onları kelimelendirmeye de ihtiyaç duymaz..Onu yaşar ve hisseder..Kıçı kırık bir aşk kelimesine de sığdırmaz olanları aslında..Çünkü aşk her zihinde farklı bir anlama sahiptir..Aşkı dünya nüfusu kadar insana sorun Tanrı aşkıda dahil olmak üzere kişinin kendisini çözebilir..Özlemlerini,hayallerini,kişiliğini ve çocukluğunu ve hatta bir çoğunu..Ama o adını koyamadığı duyguyu yaşayan ”insan” artık,”aşk ” kelimesini kullanmayacaktır..Çünkü ”aşk” dedikleri üç harflik bir kelimedir..En uç noktası ile gözle görülmeyen tanrının insanda yine o insan çok yakın işte lutfen biraz aşağıda kalmak şartı ile sözde keşfedilmiş bir halidir..O BENİM BEN !Ama gerçek olan henüz kelimeler ile anlatamadığınız duygudur..Onun için aslında o aşk meşk değildir..Hiç düşündün mü..Söylediğin an ”aşk” dediğin an o da herhangi bir aşk gibi olur en fazla işte bir filozof kadar ya da dahası bir peygamber ağzından çıkmış kadar nitelik kazanır.Romeodur,Julliettir..mECNUNDUR,leyladır…Senin kendin yok mu..öTESİ yOK mu ?Sen sen isen ne Leyla olbilir,ne mecnun ne romeo olur ne juliet olabilir..bu kadar büyük aşkını aslında benzettiği an.. kaybetmiş olmaz mı insan…n büyük aşk benim BENNN !!Ama işte o da gerekli..tEK GEREKLİ OLAN bendir benn !Onun için ben hissettiklerimi anlamlandırıp ona da bir isim koydum bennn !..Leyla dediğimde en azından anlayabileceğiniz bir hale bürünebilir. Leyla da bendir artık..diye .Dünyanın en bilinen kelimeleri ile anlatmaya kalksam zaten anlatamam.Beninsanın yanında kelimelerin lafı mı olur. ama o da gerek iyi bir edebiyat olur…..Ötesi yine ben..Biliyor musun Beni benim kadar seviyorum..Benden fazla seversem inanma sakın !Benim içimde anlam veremediğim o garip şey kadar işte..Ya da dışımda bana bu anlamı veren o büyük şey kadar işte..Yani beni ben kadar seviyorum..Belki de ikimizin dışında bir şey bu..Bilmediğim birşey kadar seviyorum..Belki de bilmediğim birşeydir ben…,bilmediğim birşeyim..birlikte öğrendim benle ben.. o şeyi seviyoruz ben !…Büyük bir şey ama ne !tABİİİ Kİ BENNN !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte ben ancak bu kadar açık konuşurum ben !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BENİNSANENİNSAN/SAĞLAMA YAPIYORUZ İNSAN YOKTUR ARTIK SONUÇ=BENNNN =ENNNNNBENNN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BENİNSAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-7858671167806622958?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/7858671167806622958/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/boyle-siyirdi-berdus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/7858671167806622958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/7858671167806622958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/boyle-siyirdi-berdus.html' title='...BÖYLE SIYIRDI BERDUŞ...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-q9t1f_8LKnY/TqZPqBnq6ZI/AAAAAAAABts/lXp-A8JWZ1I/s72-c/cat.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-9162717236483044795</id><published>2011-10-24T10:50:00.000-07:00</published><updated>2011-10-24T22:53:48.198-07:00</updated><title type='text'>...HEPİMİZ GAFTAYIZ,HEPİMİZ FAŞİSTİZ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-KKnbY4rk418/TqWpIGtWwWI/AAAAAAAABtg/2rxgCgOl9Qs/s1600/BALON_%257E1.JPG"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 309px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5667121662820532578" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-KKnbY4rk418/TqWpIGtWwWI/AAAAAAAABtg/2rxgCgOl9Qs/s400/BALON_%257E1.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hezeran.com/"&gt;www.hezeran.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir habere göre, insan hataları vesilesi ile felakete dönüşen ve adına ”deprem” dediğimiz doğa olayı olduğu vakitlerde ”insanlığa” soyunan milletimizin %80 i dizi izlemiş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani ”Ülke Van için ağladı” yalan çıkmış anlayacağınız..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağıran,çağıran ,ağlayan ,yardım diyen insanımız ”Van gelip yatmış” arkadaşlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu niçin yazdım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü biz konuşacak en son kişi olacakların topyekün davetiyelerine biraz tepki gösterdik de…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü biz ekranlarda ”o an canı acıyan oldukları halde” ekranların karşısında arkadaşlarına el uzatacaklarına askere,polise dil uzatmak ile meşgul olanlara biraz tepki gösterdik de..Ondan ondan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlıktan afaroz edildik …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama %80 …&lt;br /&gt;Dizi izlemiş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valla ben hiç dizi izlemem..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal paylaşım sitelerinde şehid aileleri için gıkını çıkarmayan insanlar, bir gün içerisinde inanılmayacak şekilde can ile baş ile çalışan insanlara dönüştüler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında her yanda yardım istekleri dikkatimi çekiyor.Sözümüz yok ama yurdum insanı ”Deprem Van’da olsa bile çok üzüldük..” diyen spikere odaklandı..Gaf yapmış.Basın haberin başına ”gaf yaptı” dedi ise gaf yapmıştır.Öyle ise hücum ediniz ne diyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine leş gibi siyaset kokuları her tarafa yayıldı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten mağdur yakınlarının yaptıklarını izledik..Şartlanmışlar,ezberlemişler ki ”ne olursa olsun kamera gördük mü asker dicez,devlet dicez,polis dicez”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh biz de siyasi mesele sözkonusu oldu mu bomba yağdıracağız elbette..Deprem bir yana o ayrı mes’eledir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında Demirtaş’ta diz çöktürmek için üstün çaba sarfettiği Türk Milleti’nden oralara giden kardeşlik kokusunu koklamak ve selam almak ile meşgul iken bir yandan yardım paralarının nereye gittiği sorgulanıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demirtaş istediği zaman çok iyi koku alıyor..O kadar kan kokusunun içerisinde hala kardeşlik ve selamdan bahsedebiliyor..Biz ise konuşacak en son kişinin kendisi olduğunu söyleyen gafçı ve faşist grubundayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar Demirtaş ve gibilere yönelik eleştirilerin yanlış anlaşılması vesilesi ile fikri muhalefet içerisine düştüler.Demirtaş onlar için birbirini yiyen,birbirini kıran,birbirine hakaretler yağdıran ve daha birkaç gün önce ciğeri yanan bu insanlardan diz çöküp özür dilesin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göreceğiz..Ne olacaktı Demirtaş sen kendi ilan ettiğin halkının adına konuşuyorsun demek ki..Kardeşlik kokusu ve selamı..Hainlik kokusu ve selamları şahsınıza layıktır ancak..Başka ülkeye mi yardım ediyorlar bu insanlar..Ama elbette yediğiniz naneleri bildiğiniz için hiç umudum yok ama belki pişman olursunuz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bizler faşist olduk..Hadi yine iyisiniz..Yine düştünüz dört ayak üzerine.Deprem vesilesi ile mağdur olanların üzerinden duygusal yaklaşımlar sergilenilmek sureti ile sizi ve sizin gibi düşünenleri hedef alanlar,insanlık dışı birer faşist ilan edildiler.İçlerinde karınca ezmeyenler dahi mevcuttur.Karıncayı incitmemek için yere bakanlar mevcuttur ama faşist oldular..Hadi yine iyisiniz..Şu acılar bir dinsin,biz de bakalım daha da detaylı konuşuruz elbet..Zaman…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii bundan sonra Türk Milleti’ne dil uzatır iken biraz daha düşünmeniz gerekecek çünkü bunlar karşınıza birer birer çıkacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TSK kendisine yardım yolladı..Diz çöküp özür dilemesini bekleyebiliriz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Depremden Müge Anlı’da faşist olarak çıktı..Gaz vermek isteyenler ”gaf” dedi ”gaf” oldu..Müge Anlı için de ”faşist” diyorlar ise elbette faşisttir aa lafı mı olur..Ne dedi Müge:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Herkes haddini bilecek işine geldiği zaman yardım istiyorsunuz,polisi ,askeri taşlıyorsunuz..Bu böyle olmamalı” dedi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kestiler kırptılar çırptılar..Ortaya bir faşist kahraman çıktı.Şu sıralarda yemediği küfür hakaret kalmadığı gibi ”helal” diyenler de ziyadesi ile mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette dokuz köyün neferi anında sipere geçti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kovaladı ne yapacak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama milletin % 80 i dizi izlemiş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama olsun gafçılarımız ve faşistlerimiz var üzeri hemen kapatılır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birisi gafçı,birisi faşist..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Videoyu da izledim,spikerin sözünü de inceledim düşündüm..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar insan faşist ve gafçı diyor ise vardır bir bildikleri elbet..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok ben demiyorum..Yanlış anlamak da gaftır..”Gaf yapan yanlış anlayanlar özür dilesinler” diyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanınmış kişiler faşist diyor ise öyleyizdir..Tren kaçtı gafçıyız,faşistiz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etiketlendik..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim ciğerlerimiz yanarken ”defol” yürüyüşü yapanlara da biz bazı vatandaşlar ”şimdi asker,polisi”soruyorsunuz..Dedik..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masum vatandaşı hiç karıştırmadık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gafçı ve faşist olduk..İnsanlık bizi kahrediyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karar versinler bu insanlık öldü mü,ölmedi mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bunun yanında herhangi bir yerde olduğunda herhangi bir felaket gibi algılanan ve yardım çağrıları yapılan doğal olaylar her neden ise Van’da olunca millet yardım çığılklarını ”herşeye rağmen insanlık” çığlıkları atarak yapıyor..Bunun bir nedeni olmalı..Ne ki acaba..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün ülke gafta ve bütün ülke faşist…diyelim ne edelim yani..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-9162717236483044795?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/9162717236483044795/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/ulke-gafta-ulke-fasist.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/9162717236483044795'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/9162717236483044795'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/ulke-gafta-ulke-fasist.html' title='...HEPİMİZ GAFTAYIZ,HEPİMİZ FAŞİSTİZ...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-KKnbY4rk418/TqWpIGtWwWI/AAAAAAAABtg/2rxgCgOl9Qs/s72-c/BALON_%257E1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-8801340433896014751</id><published>2011-10-24T09:35:00.000-07:00</published><updated>2011-10-24T09:40:55.400-07:00</updated><title type='text'>...Namus Gazı ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-lo0va4LkdMU/TqWT2UZ6qVI/AAAAAAAABtU/dzouBYz_W3s/s1600/namus-gazi-aziz-nesin-h16__12199465_0.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5667098267515267410" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-lo0va4LkdMU/TqWT2UZ6qVI/AAAAAAAABtU/dzouBYz_W3s/s400/namus-gazi-aziz-nesin-h16__12199465_0.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Entrodüksiyon:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yitik uygarlığı bağrında barındıran kentte,adına ''Namus'' denilen yeşil renkli bir gaz vardı.Çok tatlı,yeşil renkte olan bu gaz,bütün öteki gazlardan çok daha uçucuydu.Şişeler içinde saklanır,ışıksız yerlerde korunur ve ancak artı yirmi bir derece ısıda tutulurdu.Yrmibir dereceden aşağı ısıda Namus gazı'nın rengi açılır ve parlak gün ışığında da bozulurdu.Şişenin tıpası bir saniye açık kalsa Namus gazı hemen uçar,bundan başka da hava ile değinir değinmez alev alev parlayarak yanardı.Çok duyarlı bir madde olan namus'u korumak,anlattığımız bu nedenlerden ötürü çok güçtü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En değerli madde namustu.Yeryüzünde namustan daha değerli hiç ama hiçbirşey yoktu.Onun için bütün insanlar namusa sahip olmak için çalışır,çabalar,didinirlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O çağlarda insanlar doğduklarında kendilerine ana-babalarından namus kalmamışsa namussuz olarak doğmuş olurlardı.Ama çalışıp çabalayarak namus sahibi olurlardı.İnsanlar ne denli çalışıp çabalarlar ise o denli namusa sahip olurlardı.Bütün insanların amacı ellerinden geldiğince çalışmak ve namuslarını arttırmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var ki yeryüzündeki namus ancak belli miktardaydı.Onun değeri bundan ileri geliyordu.Yoksa sürekli üretilse bir değeri kalmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namus gazı yarım litrelik,bir litrelik,iki litrelik,beş litrelik binliklerde ve on beş litrelik damacanalarda yani norm üzerinde beş boy kap içinde standadize edilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğimiz gibi çok duyarlı ve korunması zor olduğundan,birazcık ışık alıp namuslarının rengi attığı için üzüntülerinden intihar edenler çok oluyordu.Gazetelerde sık sık ''Sahip olduğu iki damacana Namus'unun rengi attığı için bir tüccar intihar etti''gibi haberler çıkmaktaydı.Namus yüzünden cinayetlerde oluyordu :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Şişenin tıpasını açık bırakarak Namusunu uçurduğu için bir adam karısını öldürdü''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Tıpasındaki aralıktan şişede sızma sonucu havaya değinerek Namusu yanan bir genç kız babasından korkarak on gün önce ayrıldığı evine bir daha dönmemiştir.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetelerde şu türlü ilanlar çok sık görülüyordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Sevgili eşim,yirmi bir dereceden yüksek ısıya bıraktığı iki binlik namusumuzu bozmuş olduğu için kendisine darılacağım korkusu ile mutlu yuvamızı ve iki yavrumuzu bırakarak gitmiştir.Sevgili eşim yavrularımız anne anne diye ağlıyorlar,seni ben affettim,dön gel mutlu yuvamıza...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NAMUS GAZI /AZİZ NESİN..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Yedi%20Karanfil%20-%20Hababam%20Sinifi%20%28%20Fon%20Muzik%20%29.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed _cx="5292" _cy="1191" autostart="-1" balance="0" currentmarker="0" currentposition="87505874" enablecontextmenu="0" enabled="-1" enableerrordialogs="0" fullscreen="0" height="63" invokeurls="-1" mute="0" playcount="999" rate="1" stretchtofit="0" type="application/x-mplayer2" uimode="full" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Yedi%20Karanfil%20-%20Hababam%20Sinifi%20%28%20Fon%20Muzik%20%29.mp3" volume="100" width="219" windowlessvideo="0"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-8801340433896014751?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/8801340433896014751/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/namus-gaz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/8801340433896014751'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/8801340433896014751'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/namus-gaz.html' title='...Namus Gazı ...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-lo0va4LkdMU/TqWT2UZ6qVI/AAAAAAAABtU/dzouBYz_W3s/s72-c/namus-gazi-aziz-nesin-h16__12199465_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-5551324159330474381</id><published>2011-10-24T06:47:00.000-07:00</published><updated>2011-10-24T06:49:10.193-07:00</updated><title type='text'>...ÖZGÜN ÇALIŞMA...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-tsPhVzR0N68/TqVsdkueWhI/AAAAAAAABtI/eS2cL7ba4S4/s1600/102263_2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 390px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-tsPhVzR0N68/TqVsdkueWhI/AAAAAAAABtI/eS2cL7ba4S4/s400/102263_2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5667054961446246930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KUTSANMIŞ LANET:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre önce bir sabah bir çocuk doğdu.Ancak bu doğum için geleneksel kutlama yapılmadı çünkü yolunda olmayan birşeyler vardı;çok ciddi bir sorund bu.Bu çocuk çift cinsiyetli doğmuştu,ara cinstendi.Doğduğu günden başlayarak hayatının her alanında karşısına büyük zorluklar çıkacaktı bu çocuğun.Olağan koşullarda üzerinde fazla düşünmeye bile gerek kalmayan sorular,şimdi olağandışı bir şekilde zordu,basit sorulara cevap vermek o kadar basit değildi.''Bebek kız mı erkek mi?'',''adını ne koyalım,nasıl büyütelim,bunun suçu kimde?''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada ablatılan çocuk benim.Cherokee li bir kadının torununun torunu olduğum için,kızılderililerin ara - cinsiyetli doğanlara gösterdiği olumlu tavırları biliyorum.Bu yapıcı tavır Avrupalı-Amerikalıların gösterdiği tavırdan oldukça farklıdır.Ancak annem-babam ve kardeşlerim olumsuz HIRİSTİYAN AVRUPALI -AMERİKALI görüşüne takılıp kalmıştı.Bunun sonucunda erken yaştan itibaren insanlar benimle ilgili iki farklı ve çelişkili görüş sundu.Bu da ne olduğum ve neden böyle doğduğumdu.Ara cinsiyetliliğim ,kendi ruh dünyam ve toplumdaki yerim ile ilgili pek çok karmaşa yaşamama sebep oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir çocuk iken bir insan olarak değerim ile ilgili çok farklı mesajlar aldığımı hatırlıyorum.Büyükannem kızılderili görüşüne uygun öyküler anlatırdı bana.Doğduğumda özel bir insan olduğumu anladığını ,bu özelliğin bana tanrı yani büyük ruh tarafından verildiğini,KIZLARIN ASLA BİLEMEYECEĞİ BİR GÜCE,ERKEKLERİN ASLA BİLEMEYECEĞİ BİR YUMUŞAKLIĞA SAHİP OLACAĞIMI,YALNIUZCA BİR ERKEK OLAMAYACAK KADAR GÜZEL,YALNIZCA BİR KADIN OLAMAYACAK KADAR GÜÇLÜ OLDUĞUMU ANLATIRDI BANA.Bu özel armağandan dolayı mutluluk duyuyor ve Büyük Ruh'un benim için yapacağı önemli şeyler olduğunu söylüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bana bunları anlatırken beş yaşında olmama rağmen ne kadar mutlu olduğumu çok net hatırlayabiliyorum.Büyük Ruh'un bana verdiği amacı öğrenmek ve yerine getirmek için çok çalışmalıydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANNEM VE BABAM ara cinsiyetliliğim konusunda o kadar rahatsızdılar ki ,bu konuda asla açıkça konuşmazlardı.''Şeytanın işi'' derlerdi durumuma.Onlara göre özel bir armağan felan verilmiş değildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''LANETLENMİŞ VE TANRI TARAFINDAN ŞEYTANA TESLİM EDİLMİŞTİM.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam beni küçük görüyor annem ise küçük görmek ile görmemek arasında kayıtsız bir yerde duruyordu.Beni bir kiliseden diğerine götürüyor ve içimdeki ''karışık cinsiyet cinini'' çıkarmaya çalışyorlardı.bU SEANSLARDAN BİRİNDE cini dışarıdan öksürmem için peçete bile verilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimden cin felan çıkmadı.BEN BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR,İÇİNDE BULUNDUĞUM DURUMUN TANRININ BENDEN NEFRET ETMESİNDEN KAYANKLANDIĞINA İNANIYOR,ARA CİNSİYETLİLİĞİMİN YAPTIKLARIMIN BİR CEZASI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORDUM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyükannemin evinde kaldığım sürece korkularım azalıyordu.Çünkü o bana sık sık özel bir insan olduğumu hatırlatıyordu.Anne-babamın davranışlarından rahatsız olduğu için sık sık onun ile birlikte yaşamam için onlara yalvarıyordu.Ancak annem ile babam buna asla yanaşmıyordu.Yine de çocukluğumun önemli bir kısmını büyükannem ile birlikte geçirmeme izin verdiler.Eğer böyle bir olanağım olmasaydı yaşamın ilerleyen yıllarında karşılaşacağım korkunç deneyimleri atlatmam mümkün olmayabilirdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-5551324159330474381?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/5551324159330474381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/ozgun-calisma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5551324159330474381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5551324159330474381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/ozgun-calisma.html' title='...ÖZGÜN ÇALIŞMA...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-tsPhVzR0N68/TqVsdkueWhI/AAAAAAAABtI/eS2cL7ba4S4/s72-c/102263_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-6223620612655248306</id><published>2011-10-23T16:34:00.000-07:00</published><updated>2011-10-23T06:35:17.489-07:00</updated><title type='text'>ALACAM ULAN SENİ !</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S2iz8W4PiXI/AAAAAAAABBo/u7Vd6ILPpx4/s1600-h/cansu%2520kenan.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 355px; height: 254px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S2iz8W4PiXI/AAAAAAAABBo/u7Vd6ILPpx4/s400/cansu%2520kenan.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433790799937505650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulan ne aşk'mış be!Sormayın sanal pokemonlarım sormayın..Tuttum vuruldum mahallenin en güzeline,bir bakışı ile tophane yüreğime yumurta topuğumu geçiriyor bu afet...Fenasi Düdük sokağın 17 numarasının balkonunun altında,geceleri cam taşlamaktan mahallede taş kalmadı anasını satim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-ŞŞiit kız,kız baksana !&lt;br /&gt;-yürü git lan babam görürse görürsün...&lt;br /&gt;-Yanıyorum anam,yanıyorum anlasana...Sen denizmisin,deryamısın manyak mısın nesin,yanıyorum ulan !&lt;br /&gt;-git evin önünden !O gemi bu limana değil oğlum,yallah !&lt;br /&gt;-Delirtecen lan sen beni!Aşk manyağı yapacam seni !&lt;br /&gt;-Defol saksıyı indirmim kafana,bak su geliyor.&lt;br /&gt;-Kız evetlesene bak Niçe abim ne demiş önce Allah,'evetle'demiş,sen evetle aşk manyağı yapacam,manyak!&lt;br /&gt;-gitsene,vey babam !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapardım abi ''hayatında yapacağın en büyük çılgınlık ne olurdu?'' diye sorar iseniz, toplumun bütün kurallarına tekmeyi çakar,hepsin yıkar, bu kızla kaçardım.Harbi yapardım yani.Hele bir 'evet' dese sevdiğim insanı diyorum saçlarından tuttuğum gibi havalandırırdım.Bu kız için 'paşakapısı hertürlü hankapısı'..Yalancının?Ciğerlerimi yaktı,gitti..Ama mahallenin delikanlısının arkadaşları ile kendisini istemeyen kızı arabaya atması gibi olmazdı kız da isteyecek..Maço bir tip olduğum kesin, eyvallah, ama kıyamazdım sevdiğime ellerim kalkmazdı işte bana dilediği hakareti etsin karşımda bir dokunuşta devirebileceğim insanın şımarmasına izin verir,o bana bağırır çağırırken tutar saçlarından öperdim heyyt !Bakmayın, bir iki makas aldık en afilisinden,tokadı yedik oturduk aşağıya,aman başkası kapmasın diye herketede beklemekten,evinin karşısındaki birahaneye mıhlandık kaldık işte  ne iş ne güç..Biz Anadolu çocuğuyuz yani bir Anadolu'muz var babadan kalma,oradan oraya taşınıyoruz,o da bitti bunu gözetlemekten..Balkona çıkar,çamaşır asacak içimizde bir yangın,bakkala gider gözlerimiz cayır cayır.Az da değil yosma,biliyor ya, yedi bitirdi gecelerimizi,''alacam ulan seni..!''Söz konusu Leman ise gerisi teferuattır!Herşey Leman için !Leman akşamdan ışıktır,yaylalar yaylalar..''ulan oğlum deli, şu düştüğün hale bak!Herkesi dize getirdin,bu kız çaktı seni..Ah ah yürekte on çekirdeği aynı an'da yemiş gibi bir ateş !''&lt;br /&gt;Bendeniz saygılı ağabeylerden  ..Bir adam var mesela mahallemizde hani kalburüstü diyeceğiniz bir adamdı..Galonla viski tükenirdi evinde,etrafından yalakaları hiç eksik olmazdı,nesi var nesi yok bitirdiler bu arkadaşlar..Biz çocuktuk o zamanlar ,sonraları mahallenin maskarası oldu bu abimiz,biz de unutmamışız bize aldığı çikolataları,bize bakkaldan aldırdıklarından kalan para üstlerini cebimize nasıl sıkıştırdığını..Sadece o mu ?Garibanların da babası idi bu abimiz ya safça bir abimizdi..Kıyıda köşede papiklenirdi veletler bu onların cebine de çorba parası koyardı.Diyeceğim o ki düştü,henüz bıyığı terlememiş, mahallenin yeni p..leri adamcağıza lakabı ile hitab etmeye başladılar düştükten sonra ,biz saygıyı öğrenmişiz büyüğümüze icabında,düşse de kalksa da ağabey ağabeydir anladın mı!Daha birkaç sene oldu bu yeni nesil ne kadar çabuk saygısızlaştı lan!..Böyle öğrenmedik biz diyeceğim,bir çay ısmarlamak için adama çantasını taşıtmaya kalkan garsonboylar peydahlandı..Birgün oturuyorum bizim Eyüb'ün mekanında, masayıda donatmışım o biçim,bizimki de orada garsonluk yapıyor kafamda iyi birazdan demlenmişim,bir velet camdan bağırdı ''heyyy ..çiçeeee ...''Baktım benim Leman'da yukarıdan yine kıvıra kıvıra geliyor ağzında bir ciklet ,ayağında mor bir terlik şakkada şukkada ulan! şeytan dedi '' çık şuna tokadı patlat.Lan ben sana kaç kere böyle yürümeyeceksin demedim mi,madara mı edeceksin ulan sen beni aleme  yürü eve bir daha ufaklık alsın ekmeği,zeytini !'' ona hırlandım ,kabul de etmiyor zevceliği,acısını çocuktan çıkarttım..Tuttum ensesinden camdan aşağıya çektim dedim 'ne dedin sen lan,bir daha de bakayım !''Şaşırdı velet 'birşey demedim abi'..''Özür dile lan,sen baban yaşında adama çiçe ha,adı ne onun söyle bakayım lan!Sizin bitiniz ne zamandan beri kanlandı..?''Arada Leman'a göz atıyorum..Leman oradan 'hıh' der gider....O sinirle buna tokadı bir çaktım,özürü dilettim..Ağbimiz takdirlerde,biz tekbirlerde...!Caka fiyaka o biçim anlayacağınız..Kayınpeder adayı mekânın karşı köşesinde dik dik  bakar,elinde gümüş imameli,tık tık çeker,çakma taş ile altın takılır kendileri.İki tesbihi vardır..Birini her mekanda kullanmaz..İki kadeh içtimi de yanından herkes ufak ufak kirişi kırar.Kulağı kesiklerden anlayacağınız.Kime her an ne olacağı hiç belli olmaz...Biliyoruz, babalık çakmış davayı,abi bir an sesleneyim dedim ,'hey babalık burası çok kalabalık az takılsan da ,özelimiz var bir konuşsak..Nerde,baba Azrail Allah'ıma,Kitab'ıma..Ama güldü bir an'lığına..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah ulan Leman !&lt;br /&gt;Ah ulan Leman !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Roma'yı yakalım diyoruz sen işi yokuşa sürüyorsun ....&lt;br /&gt;Alacam ulan seni..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülmeyin  aşığız dedik ülen !:))&lt;br /&gt;Ne mutlu Aşığım diyene...&lt;br /&gt;Delikanlıyı delikanlı yapan yüreğindeki aşk'tır,aşk eğer uğruna yanacak varsa aşktır !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" height="63" width="219"&gt;&lt;param value="http://www.fileden.com/files/2010/1/21/2733924/U%C4%9Fur%20Arslan%20-%20-%20Karag%C3%BCmr%C3%BCk%20Yan%C4%B1yor.mp3" name="URL" /&gt;&lt;param value="1" name="rate" /&gt;&lt;param value="0" name="balance" /&gt;&lt;param value="87505874" name="currentPosition" /&gt;&lt;param name="defaultFrame" /&gt;&lt;param value="999" name="playCount" /&gt;&lt;param value="-1" name="autoStart" /&gt;&lt;param value="0" name="currentMarker" /&gt;&lt;param value="-1" name="invokeURLs" /&gt;&lt;param name="baseURL" /&gt;&lt;param value="100" name="volume" /&gt;&lt;param value="0" name="mute" /&gt;&lt;param value="full" name="uiMode" /&gt;&lt;param value="0" name="stretchToFit" /&gt;&lt;param value="0" name="windowlessVideo" /&gt;&lt;param value="-1" name="enabled" /&gt;&lt;param value="0" name="enableContextMenu" /&gt;&lt;param value="0" name="fullScreen" /&gt;&lt;param name="SAMIStyle" /&gt;&lt;param name="SAMILang" /&gt;&lt;param name="SAMIFilename" /&gt;&lt;param name="captioningID" /&gt;&lt;param value="0" name="enableErrorDialogs" /&gt;&lt;param value="5292" name="_cx" /&gt;&lt;param value="1191" name="_cy" /&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/T%C3%BCrk%20Halk%20M%C3%BCzi%C4%9Fi%20-%201%20-%20Hasretinden%20yand%C4%B1%20g%C3%B6nl%C3%BCm%20-%20Zara.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style='clear: both;'&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-6223620612655248306?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/6223620612655248306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/02/alacam-ulan-seni.html#comment-form' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6223620612655248306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6223620612655248306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/02/alacam-ulan-seni.html' title='ALACAM ULAN SENİ !'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S2iz8W4PiXI/AAAAAAAABBo/u7Vd6ILPpx4/s72-c/cansu%2520kenan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-5360831747475881473</id><published>2011-10-23T14:45:00.000-07:00</published><updated>2011-10-23T15:07:11.892-07:00</updated><title type='text'>İYİLİK KÖTÜLERİN ŞEYTANIDIR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-aTtoswi2uZE/TqSM51qi-RI/AAAAAAAABs8/u4S2vFanz54/s1600/299897_120662241372328_100002856575267_99654_1055591911_n.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 284px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-aTtoswi2uZE/TqSM51qi-RI/AAAAAAAABs8/u4S2vFanz54/s400/299897_120662241372328_100002856575267_99654_1055591911_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5666809156424890642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi iyidir.İyi bilmesi gerekeni bilir.İyinin erdem söylencelerinden öğrenecek hiç birşeyi yoktur...İyi yükselmelidir.Çünkü iyi yükselmek isteyeni yükseltir..İyi iyiliği kendisine saklamaz..''Bilgi pahalıdır'' demez..Gülümser öğrenmek isteyenleri ve istemeyenleri ayırt edecek zamanı kazanana kadar herkese ve ''Ne pahasına olur ise olsun öğreneceğim ve iyi bildiklerimi size de göstereceğim, size yardımcı olacağım '' der..İyi ,İyi bildiğini yapmakta ısrar eder..Martı gibidir..''Bana da bunları bir öğreten olsa idi'' der...Martı Jonathan'dan bahsediyorum elbette..İsmini ilk kez duyanlar bu muhteşem martıyı araştırabilir ve okuyabilirler...İyi,bilmeyenlerin öğrenmesi için de elinden geleni yapacaktır..İyi birşey yapana o iyiyi anlatmaya çalışmak gereksizdir...Birbirini eğlemek gibidir.. İyi bilir..İyiyi anlatmak gerekli.İyiyi her zaman anlatmak gerekli,görmek gerekli..İyiyi ortaya çıkartmak gerekli...Kurallar iyiler için değildir.O suçu işlemeyem birisi o suçu işleyen kişinin için olan kurallardan sorumlu değildir...Kötüler için de öyle..Kurallar onu bile yok etmeye çalışan çok kötüler içindir..Bunun yanında kötü,kötülüğünü sadece o kadar kötü olduğunu bilmeyen kötüler içinde yayabilir..İyi de öylesine..İçinde bir iyilik olduğunu bilmeyen kişi için geçerlidir iyilik kuralları...Sonuçta iyi farkındadır ya da değildir ama iyidir...Kötü farkındadır değildir..Kötüdür...Eğilimlidir,meyillidir..Bunun için çabuk kötüleşir kimisi ve çok çabuk iyileşir kimisi...Kötü insan ile eğitimisiz ya da kör insanı birbirine karıştırmamalıdır...İyi insan ile iyi görünen insanı da öylesine...İyilik kötülerin şeytanıdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama siz yine de istediğinizi yapmayın..Belki iyisinizdir..Kötü bir karar mı aldınız..Birisini yok etmek,birisine iftira atmak,birisinin hayatını mahvetmek gibi bir düşünce içerisine mi girdiniz?Her söze inanmayın !''En kötü karar kararsızlıktan iyidir'' mesela...İnanmayın...Her zaman değildir........Bugün birisinin hakkını mı yiyeceksiniz...Bir zavallının kanına mı gireceksiniz...Güçsüze mi vuracaksınız,çocuğunuzu mu döveceksiniz...Bunun için kendi hırslarınız ve öğrendiklerinizden başka bir neden yok mu...Vazgeçin...Vazgeçmek özgürlüğünüz var...En azından deneyin...Denemeyi deneyin...Olmuyor mu..Bu tarafa alalım..Kötüsünüz....üstelik de aptalsınız...Çünkü anlatan var...Şimdi beni yok etmek için bir nedeniniz daha oldu..Sen ! Neden mi ?Çünkü sana ''aptal'' dedim.. sana ve diğerlerine zarar verecek herhangi bir davranışın önüne geçmek istedim ve '' belki içinde bir iyilik vardır'' dedim...Bunu anlamayacak kadar aptalsın..İşte..Demiştim..Kötü,kötüdür...Kendine ve digerlerine bir iyilik yap ve evinden çıkma...İnsanlar rahat dolaşsın böyle havalarda...Senin gibilerin ortada cin-cirit atması yüzünden iyiler evlerine tıkılmış kalmışlar...Bu haksızlık !Bak ben de ''içimde düzeltmem gereken bir kötülük var mı'' diye düşünüyorum...Kendini kandırmayı deneme !Başaramazsın...Aptal olabilirsin ama en büyük yanılgını unutuyorsun...Karşındakini de kendin kadar aptal zannetmek yanılgısını...Kendine dürüst ol..İçten pazarlık yapma,yapıyorsan bu kadar dışa vurma...Paçalarından akmasın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-5360831747475881473?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/5360831747475881473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/iyilik-kotulerin-seytanidir-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5360831747475881473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5360831747475881473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/iyilik-kotulerin-seytanidir-1.html' title='İYİLİK KÖTÜLERİN ŞEYTANIDIR'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-aTtoswi2uZE/TqSM51qi-RI/AAAAAAAABs8/u4S2vFanz54/s72-c/299897_120662241372328_100002856575267_99654_1055591911_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-4151615848523624282</id><published>2011-10-23T14:17:00.000-07:00</published><updated>2011-10-23T14:37:00.598-07:00</updated><title type='text'>...İP GİBİM OLUN...</title><content type='html'>&lt;object width="420" height="315"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/as59Id4eHhc?version=3&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;rel=0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/as59Id4eHhc?version=3&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="315" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların,erkekler tarafında beğenilmek için yaratıldıklarına dair bir inançları varmış gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellik ile metropol kadınları,sentetik de olsa estetiğin öneminin daha bir farkındalar.Ama hep kendileri için güzelleştiklerini iddia ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddia ederler diyorum çünkü bu iddiadır.Bunu söyleyenlerin birçoğu ''yaz geliyor,yaz yaklaştı'' sloganları atılarak yapılan zayıflama reklamlarına balıklama atlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz geldiğinde kendileri için kendilerine bakmayı daha çok seviyorlar diyelim o zaman..&lt;br /&gt;''Hayır efendim bendeniz kendim sevdiğim gibiyim ama  erkek olsun kadın olsun diğerleri için de kendime özen gösterdiğimi açıkça itiraf ediyorum.Niçin daha  güzel görünmek var iken çirkin görünmeyi tercih edeyim.Elbette ki sadece kendim için yapıyorum der isem kendimi bile kandıramam.Çünkü evde çok zaman salaş sapaş pijamalarım ile gezinebiliyor iken dışarıya çıkacağım zaman  dolaptan çıkmayan kıyafetim kalmıyor.Giymediklerimi de eve gelince toparlarım diyorum.Kışın aldığım kiloları ise nasıl olsa yaz geldiğinde sıkıyı görünce rejime girerim diyerek önemsemiyorum..'' diyebilen hanımları sanki daha çok takdir ediyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama çok ile uzattım.Konumuz kadınların kendileri için güzelleşmesi gerektiğine inanan erkekler.Aman iki cümle edeceğim :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cıva gibi olduğunuz resimlerinizi bolca göstermeye çalışmanızdan,ben de gençliğimde aynı stildim demenizden o koca göbeklerinizi sevmediğiniz aşikâr da,eşlerinizin basenlerine bakacağınıza şu göbeklerinize diyorum..Hem sağlık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de saçlarınızı boyuyorsunuz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valla hiç yakışmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rejim yapım rejim...İp gibim olun..Şakaklarınızı da bırakın kır kalsınlar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğünüz her kadının kaşı ile gözü ile kilosu ile ilgileneceğinize kendinize bakın biraz kendinize...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi saçlarınızı boyamadan  :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ilginç olan saçları bembeyaz iken bıyıkları simsiyah olanlar..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-4151615848523624282?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/4151615848523624282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/ip-gibim-olun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/4151615848523624282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/4151615848523624282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/ip-gibim-olun.html' title='...İP GİBİM OLUN...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-2459706344372008347</id><published>2011-10-23T03:01:00.000-07:00</published><updated>2011-10-23T03:02:02.534-07:00</updated><title type='text'>EVLENELİM Mİ ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S2ocQ0OSMJI/AAAAAAAABB4/WwL7WMLPff0/s1600-h/file.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 276px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434186975597965458" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S2ocQ0OSMJI/AAAAAAAABB4/WwL7WMLPff0/s400/file.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''İyi at binsin,kılıç kuşansın,idealleri olsun,cüsseli olsun,yirmi saat felan at üstünde gidebilsin,su altında en az yirmi dakika nefesini tutabilsin..Mümkünse iki,üç üniversite bitirmiş olsun,yurtdışında eğitimini tamamlamış olsun,en az iki,üç yabancı dil bilsin ama iyi bilsin kendi dilini unutmuş olsun,üst insan olsun,yakışıklı olsun,birkaç icat yapmış olsun,kısacası deha olsun..Beni çalıştırmasın çok rica ederim,o çalışsın, o beni korusun,sinirli insanım sakin olsun,en az birkaç bin kitabı olsun,kitaplarını koyacak yeri bulamasın,zengin olsun..Kendim için birşey istiyor isem namerdim bakın,bunların hepsini onun iyiliği için istiyorum yoksa fazla geçmeden beni ya evden çıkartmaz ya da sepet havası çalmaya başlayacaktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle söylüyor henüz adı yok ülkenin adı yok evlilik programına katılan bir kadın.. ve ilave ediyor:(muş,efendim uydurmadır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğim gibi aksi ve asi insanım,zor'um ağırım,sevdim mi adam gibi severim,adam gibi olmaya çalışıyorum işte olmuyor çünkü kadınım,adam olacağım diye kadınlıktan çıkmış biriyim feminen yanları olsun.. mümkün ise duygusal hassas,sanatçı ruhlu olsun bir iki kez ülke felan kurtarmış olanlara öncelik tanınacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ara 'bu programlara gideyim insanlarla eğleneyim bana da eğlence çıksın' diye düşünmedim değil açıkçası..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle,ismi lazım değil teyzeyi madara etmek için katılmayı çok istediğimi söyledim bayağı güldük ama yakın çevrem o programın sonunda göz gözü görmeyecek şekilde ortalığı toz duman götüreceği bakımından bendenizi uyardılar.Sanırım haklılarda.Tabi öyle birşey yapacağım yok ama olsa idi kötü birşeyler olacağı garati..Bütün güvenlikler bir olur beni stüdyodan çıkartmak için seferber olurlardı ama program öncesinde genelde bir anlaşma imzalanıyor olması gerekiyor mantık olarak çünkü içeride daha önce görüştüğümüzü aleme açıklamanın bedeli ucuz olmamalı..Ama kandırmak bedava..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sandalyeye oturayım bir güzel sonra başlayayım anlatmaya:''Ay'da en az on bin lira harcarım..Çocuksuz lûtfen,güzellik yarışmasına katılmış kadar güzel,yakışıklı birşey olsun..Kullandığım en ucuz parfüm Joop !tur hop! demeyin,4x4 arazi vitesli Hummer'i olsun çok rica ederim.Üç beş Kafkas atı var ise daha iyi olur.En iyi markaları giyinirim,en ucuz gözlüğüm bin beş yüz liradır,en ucuz ayakkabım su yılanı olmalı ve dahası antika merakım var..Onun için buradayım...Antik devirlerden kalmış olanı özellikle tercih edilir,enkarne birşey olsun ya da kendisini öyle sansın milletin kitaplarından yürütüp yürütüp tendonlarla bağlayıp eklemleyelim ve eklemedir koca bunak şarkısı ile millete yutturalım, mistik seyahatlere çıkalım sonra ütopyaları olsun bu zat-ı muhteremin.''Tek evren projesi''nin altına imza atsın önce ''niçin gezegenler biribirinden bu kadar uzak'' sorusunu yöneltsin,hemen kafasını karıştırayım ''uzaklık kavramı nedir ki biribirlerine bir şekilde yapışık olmadıklarını ispatlayacak duyargalarımız yok bizim,biz öyle sanıyoruz diyeyim,belkide birbirinden hiç kopmayan bir dokuma halının ilmekleridirler''..Yapışıp kalsın. Sonrasında, onları ışın kuşakları ile sarıp kemerlerini sıkıp biribirlerine göbekten bağlama hayalleri olsun.''Ama bu durumda nesini yapıştıracksın,zaten yapışık olabilirler' deyip saf numarası yapayım belki de Safiye Soyman ile eşi gibi meşur oluruz kimbilir ne ise.. sonrasında diger koyun gezegenleri de kuklası haline getirerek bütün içerisinde bulunduğu evren ile birlikte tüm evrenleri bir araya getirip gezegenlerin hepsini huzura kavuştursun! ama bu da beni görene kadar elbet çünkü beni tanıyınca en büyük ütopik hayalinin ben olduğumu anlayacak,elde edemeyecek, ama bunun için Nobel ödülü alacak kadar çalışıp ilişkiler hakkında icat yapacak kadar kendisini parçalayacak,sabırlı birisi olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bunların hepsini benim ile paylaşmalı,bana güvenmeli ki bende kendi projelerimi uygulayabilmek için bu bilgilerden istifade edebileyim.EKH'ler,ips hücreleri hakkında düşünmeden sohbet edebilelim..O esnada oradan kalkıp 1908 Jön Türk'lerine karmaşık geçiş yapabilelim..Bir seferde 'transandantal meditaston distrübütörü' diyebilsin...O'na,''insanlar ortak atadan geldiler ise ve bilim haklı ise bu insanlar yaratılışın ilk evrelerinden beri hastalıklı öyle ise bugün bilim akraba evliliklerinde %25rahatsızlık ihtimaline ihtimal demiyor kesin diyor, onu da her iki cins akraba ise diye tanımlıyor ise bu hastaların aslında en normal olma ihtimali nedir'' diye sorduğumda bana 'manyak mısın ' demesin,cırt diye açıklarım çünkü kafa yapıyor olacağım için beni ''sen ne diyorsun?'' diyecek kadar salak olarak görmeyen birisi olsun...Tekerleklerin kilitlenmesini engelleyen 'fren antiblokaj sistemleri'',''pasif ,aktif ve bütünleşik güvenlik sistemleri'',''devrilme engelleyici sistemleri,''dur-kalk sistemi'',''otomatik rota planlaması'' ,''şerit takip sistemi'' felan dediğimde mal mal bakmasın, adamı sinir etmesin..Ya evet öyle ya akıllı araç işte neylersin..Bütün bunların yanında insan türü olması öncelikli tercihimdir !Yani öyle araya karışmış,neanderthal görünüşe daha yakın ,proto-australia veya proto-negroide olmasın ,arya ırkının üst kolu olsun,uzun kafalı,kumral ve uzun boylu olsun çünkü en iyiler bunlardan çıkar masalına uydurmak gerekli bu işleri..En önemli rica'm ise şudur ki Türk'üm der iken iki saat düşünsün beni milletin yanında maganda,zonta yerine koymasın,Türklerden bahseder iken ''barbar,aptal'' gibi sıfatlar ile kullanarak ne kadar entellektüel bir zümrenin azası olduğunu ispatlasın ama vatan hainlerinden, hak ,hukuk ,demokrasi isteyen yüksek nitelikte aydın olarak bahsetsin çok rica ederim adamı rezil kepaze etmesin !Mümkün ise Amerika'ya İsa muamelesi yapsın,İsrail'ide kendisini savunan zavallı çocuğu olarak tanımlasın !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte sevgili hanımefendiciğim istediğim bu kadarcık birşey şu koca dünyada kaç günlük ömrümüz var ki aza kanaat getirmeli..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesin kapının önünde gömlekleri ile birileri beklerdi ve gözlerimi açtığımda 'cehennem meleği' filmlerinde olduğum gibi bir tımarhanede gözlerimi açArdım..Deli,diye beni tımarhaneye tıkarlardı ya da güvenlikler yaka paça dışarıya atarlardı, o saatten sonra da hiçbirisine dalga geçtiğimi anlatamazdım bir de eklerdim ''evet bu kadar istiyorum çünkü bunların üzerine ancak normal standartlarda bir aptal gelir çünkü istediğinizi söylediğiniz özelliklerde olduğunu iddia edenler ya da öyle olduğunu sananlar, istemediğiniz kadar palavracı çıkabiliyorlar.''Yani siz doğru düzgün bir tanım yaptığınızda evet işte ben bu niteliklerde birisiyim diye palavraları sıkan birisinin kurbanı olacağınıza kriterlerinize yüz misli katın ! :))Kemal Sunal bile işi çözmüştü. Veresiye alıyor ya iki kilo yerine iki mislisini istiyor ,bakkal da yarısını veriyor,aslında Kemal abim istediği miktarı alıyor.. işte o misal bütün bunları ister isem buradan ancak normal bi aptal bulabilirdim,niçin aptal? çünkü öyle bir programa katıldığını düşünerek bu akıl kısmını kafadan atlıyoruz,eh akıllının olmadığı yerde bunlar söyleyene,isteyene,gülünmesine,kızılmasına ancak gülünürdü.Eklerdim..''Eğer olabiliyor ise ailesi de olmasın,bu koca dünyada benim dünyalıkta işim yok,dünya kanında işim yok rica ederim ,dünyevi kan bağı olan bireyler İlahi gücün kudretinin potasında erimiş olsun...''İstediklerim aslında dünyalık değil ahretliktir.. çünkü böyle birşey ancak şizoid cennetlerde gezinirken olur !Orası da ahrettir !Hani kötü olduğumdan değil canım,hem doğayı sevdiğimden ,nitrojen döngüsüne faidesi olduğunu düşündüğümden hem de böyle biri ile birinci dereceden kan bağı olanlar çok nitelikli , çok iyi olacağından cennete bir an önce gitmelerini istememdir.. Beni sevindirir o bakımdan hele evin tek oğlu ise hergün dua okumaz isem şerefsizim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar mı? Evet bu kadar! O programları izleyenlerin de katılanların da tam birer kör olduklarını düşünüyorum bunun ahlaki yönünü hiç düşünmüyorum iyi ahlaklı veya kötü ahlaklı diyemiyorum ancak ülkenin bu tür programlar ile uyutulması genel görüntü olarak dünyanın ahlak sistemini düşündürüyor...Bu programlar oynar iken birşey demiştim ''merak ile 'anamı alır mısın' programını bekliyorum...Bireysel olarak ise hepsinin 'kıt' olduğunu düşünmekteyim...Ancak alay edilir,bunca uyarıya rağmen izleniyor ise daha da alay edilir bu ahmaklar ile çünkü bunun onuda izliyorum ama bunuda izliyorumu yoktur efendim bile bile izleyene diyecek söz yoktur literatürün böyleleri için yeni kelime türetme çalışmalarına bir an evvel başlamaları gerekmektedir zira 'mankurt kelimesi' anlam itibarı ile bu güruhun genel durumunu açıklama işlevini yerine getirme noktasında kifayetsiz kalmıştır...Aziz Nesin'in bir televizyon programında bir sözü var idi sordular kendisine:Sizin kitaplarınızı alan,sizin geçiminizi sağlayan para kazandıran insanlara 'aptal' yakıştırmasını yaptınız niçin böyle yapıyorsunuz,haksızlık olmuyor mu?Dedi ki:''Hayır ne var bunda bu sadece benim ne kadar doğru söylediğimi ispatlar o kadar !''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada hiç kimse, bunca söze ,uyarıya rağman önüne geçmek için gerekenleri yapma bilincini göstermedikleri için kendilerine 'kıt' dememizin sebebini sorgulayamaz...Ne kadar haklı olduğumuzu göstermekten öteye gitmez...Zira ben,bu programları yapanların da izleyicileri için farklı birşey düşündüklerini düşünmüyorum, bu yöneticilerden birisi çıkıp 'siz manyaksınız,çünkü bizi izliyorsunuz'dese de,bastonunu şapır,şupur öpen köleler gibi devam etseler ve hatta ağızlarına tükürtseler,el isteseler de iyice bir ispatlansa...Ki anamızla yolladılar bir yerlere çoğu görmedi...Şimdi sırada ne var bilinmez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2010/1/21/2733924/Gipsy%20Kings%20-%20Salsa%20latino.mp3"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 378px; FLOAT: left; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434187355021650658" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S2ocm5r8KuI/AAAAAAAABCA/oK3zJczG1Z8/s400/salsa.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Şimdi bu da nereden çıktı?'' merak konusu için, diyebileceğim şey şudur ki; Kadife'm ,mavi'm dostum, arkadaşım bir yazı yazmıştır.Yazı,kadın erkek ilişkileri ile ilgili ve bu yazının bendenize getirdiği bir coşku ile parmaklarımızı elimizden geldiğince kontrol etmeye çalışarak ve fazla derinlerine dalmadan ve 'ne gelirse' tabir edilen şekilde yazmışızdır..Anlamlı okumaların sonucunda dönülen yönleri, çıkılan yolları ve çarpılan duvarları gördüğümüzde, belki anlamsız okumaların insanların zihninde daha parlak bir ışık uyandıracağını göz önüne alıp,'okumanın az 'da hareketli,hararetli ve zihni uyarıcı, kalıcı bir hale dönüşmesini sağlayabiliriz' diye düşünüp bu tarz bir yazı yazdım..Bunun yanında,ilişkiler demiş iken,kadın erkek ilişkilerini,kadınlar ve erkekler olarak düşünmeyi çoktan bırakmış olmama rağmen, arada sırada genel konuşmak zorunda hissediyor insan.Entellektüel kadınların yalnız kalmaları ile ilgili cümlelerine, bir söz etmek istedim,bence erkekler, entellektüel tabir edilen kadınlara bayılıyorlar,tıpkı kadınların ne kadar kaba kuvvet karşıtı imiş görünseler de erkekleri sığınabilecekleri limanlar olarak görmeleri ve güçlü erkeklere bayılmaları gibi ama tıpkı kadınlar gibi erkeklerinde bir şartları var o da gücü kendilerinin üzerinde kullanmamanız gerektiğidir...Yoksa her iki cins'te bence aslında karşı çıktıkları her ne ise onlara bayılıyor...Önemli olan entellektüelliğin veya kaba kuvvetin daha sonrasında her iki cins'inde gücünün boyutu değil,bunu nasıl kullandığınızdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S2ooxIDOGBI/AAAAAAAABCY/Krj1bnrsFrI/s1600-h/4cbbbb7187244ce3706d9e171b89700e.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 350px; FLOAT: left; HEIGHT: 347px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434200724815616018" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S2ooxIDOGBI/AAAAAAAABCY/Krj1bnrsFrI/s400/4cbbbb7187244ce3706d9e171b89700e.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı ve normal kabul edilen, yani akli melekeleri yerinde olan,doğruyu, yanlışı sağlıklı bir şekilde ayırd edebilen,bilinç yarılmaları programlarında figuranlık içün replik ezberinde bulunan aklı evvellerden olmayanlar için efendim; bendeniz, kadın erkek değil 'insan' için 'doğru kişi' tabirini kullanmayı seviyorum.Doğru kişi,doğru eş,boşuna dememişler,'davul bile dengi dengine' diye...Bu dans'ta uyum şarttır !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne alaka ise, şöyle de bir durum vardır deneme yanılma usülü yaşayanlarımız,habire arayanlarımız veya ilk kez duyanlarımız için ''müzik Elwis'ten önce ve Elwis'ten sonra diye ikiye ayrılır'' denir.İnsanın hayatına bir Elwis girdi ise ve Elwis'te öldü ise sıradaki adayların hiçbirisi bir Elwis yerini tutamayacaktır diye düşünmekteyim...O Elwis her zaman heryerde kendisini hatırlatacaktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=HOLH63c7SG0"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=HOLH63c7SG0&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sebepledir ki hayatının Elwis'ine rastlamamış birisine rastlamak için dua edin,Elwis sizsinizdir belki kimbilir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru kişilerin kadın olsun erkek olsun dünyanın her neresinde olur ise olsun buluştukları ortak nokta bence bir şeyi çok iyi biliyor olmalarıdır.O da;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'İlk önce neyi bilmeleri gerektiğini bilmeleridir..''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Aşk'ın gençliği cinsel cazibesini yitirdiğinde,beyin kıvrımlarının yaşı önem kazanır...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akhe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S2ohfUXfD2I/AAAAAAAABCI/T4n_d7VAbuc/s1600-h/esli-dans.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 242px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434192722302799714" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S2ohfUXfD2I/AAAAAAAABCI/T4n_d7VAbuc/s400/esli-dans.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2010/1/21/2733924/Gipsy%20Kings%20-%20Salsa%20latino.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/T%C3%BCrk%20Halk%20M%C3%BCzi%C4%9Fi%20-%201%20-%20Hasretinden%20yand%C4%B1%20g%C3%B6nl%C3%BCm%20-%20Zara.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="CLEAR: both"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-2459706344372008347?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/2459706344372008347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/02/evlenelim-mi.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/2459706344372008347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/2459706344372008347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/02/evlenelim-mi.html' title='EVLENELİM Mİ ?'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S2ocQ0OSMJI/AAAAAAAABB4/WwL7WMLPff0/s72-c/file.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-8285088197720871784</id><published>2011-10-23T02:42:00.000-07:00</published><updated>2011-10-23T02:44:27.918-07:00</updated><title type='text'>...SEFA GELMİŞ ...</title><content type='html'>&lt;object width="420" height="315"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/o9EaKY8lBFw?version=3&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;rel=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/o9EaKY8lBFw?version=3&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="315" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül közdedir ..Ne zaman alev alev yangına düşeceği bilinmez...Belki erken ,belki çok geç bir zamanda küçük bir rüzgâr ile alev almayı bekleyen bir közden gönül aşk'a hasret bülbülleri ile şakır...Bir tebessüm ,tatlı bir ses,gözlerinizin içine bakan bir günebakan çiçeği ile savruluverirsiniz bir sağa bir sola.....Başında halesi ile ellerini uzatmış ve bir hasret bir özlenen bir melek hikayesi anlatmak için gelmiştir size...Şairin dediği gibi :''Seni bi gördüm bi yerde ötürü ,gördümlerdeyim..''Aşk bir yavru ceylan koşturur gözlerinizde...Yeni doğmuş ,sırılsıklam yavru bir yüreği kurulasın için şefkatli ellerine teslim etmek istersiniz ellerinizi..Bahar dalları gibi saçlarında çiçek açmak elleriniz ile...Bir aşk tacı geçirmek başına sonra izlemek bir tabloyu izlemek gibi..Yüzündeki sevgi ışığı ile bir karanlık hikayesi anlatmak için gelmiştir size..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sefa gelmiş ,hoş gelmiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül közdedir..Aşk civamert bir delikanlı ile çeşme başında gözleri günebakan açan bir kızın yüreğinden gelen su sesidir ..Yaş elli mi,altmış mı..yirmi...otuz...Önemli değil...Tir tir titreyen bedene dokunan ''geldim,seni ısıtmak için ben aradığın şefkatin,özlemin ve hiç duymadığın sesin geldim,senin için sana bir sevgi dolusu geldim...''tozlarıdır bahar aylarında uçuşan.....Seversiniz onu..Şairin dediği gibi seversiniz :''Geceleri ateşler içinde uyanarak,ağzımı dayayıp musluğa,su içer gibi...''Annesi bile onu sizin kadar sevemeyecektir...Bu yangına babası ne kadar dayanabilir ki...Onu babası sizin kadar koruyamayacaktır ve hiç bir el ,sizin onun ellerini tuttuğunuz gibi tutamayacaktır artık..Kuşlar konacaktır omuzlarınıza sizi cıvıltıları ile geceleri uyutmayan kuşlar ve hiç solmayan çiçekler açacaktır avuçlarınızda..Hepsi onun için..Bir korkuyu anlatmaya gelmiştir size,ilk defa anlayacağınız bir kaybetme korkusunun ürpertici masalını ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sefa gelmiş,hoş gelmiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül közdedir ..Yanağınıza vuran ılık bir bahar rüzgârını bir kasırgaya tutulmuş gibi seversiniz...Bütün dallarınız kırılıyormuşçasına ,bütün dağlarınız yerle bir oluyormuşçasına..Yanıp yanıp abayı yakarcasına... ...Şairin dediği gibi :''Uyanırsın..Adına aşk denen bir depremle..''Sadece sevmek için gelmiştir sizi..O güne kadar ne kadar kör olduğunuzu anlayacağınız hiç bilmediğiniz bir sevgi hikayesi anlatmak için gelmiştir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sefa gelmiş,hoş gelmiş...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-8285088197720871784?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/8285088197720871784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/sefa-gelmis.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/8285088197720871784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/8285088197720871784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/10/sefa-gelmis.html' title='...SEFA GELMİŞ ...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-1500740519870311558</id><published>2011-01-28T01:21:00.000-08:00</published><updated>2011-01-28T03:15:44.972-08:00</updated><title type='text'>DÜNYA BİZİM ANNEMİZDİR.....</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;iframe class="youtube-player" title="YouTube video player" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/XnXKsUjId0w" frameborder="0" width="480" type="text/html"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;''Dünya annenizdir, dünyaya ne olursa, dünyanın oğullarına da aynısı olur. Eğer insanlar yere tükürürse kendi üzerlerine tükürürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu biliyoruz biz, dünya insana ait değildir, insan dünyanındır. Bunu biliyoruz. Bütün her şey bir aileyi bağlayan kan gibi birbirine bağlı. “&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Kızılderili sözü ...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bazen binlerce sahifenin anlatamadığını size bir ilkel anlatır.İçerisinde bü cümlenin geçtiği yazıyı her okuduğumda ağlarım.Bu sabah yine okudum ve yine gözlerimden gelen yaşları tutamadım.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Aklıma bizim dere geldi birden.O derenin etrafında neler yaptığımız.''Herkes kendi kapısının önünü süpürse..'' derdi öğretmenlerimiz o zamanlar.Bu sözün tartışmalarını yapardık ve genellik ile çevre temizliği hakkında konuşmalar olur idi.Kişinin kendi iç temizliği gibi farklı derin felsefi konular hakkında fazla kafa yormazdık o zamanlar...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bizim hatunlar kendi kapısının önünü temizlerlerdi.Her sabah karşı komşu kapısının önünü temiz görsün ''kişinin ne olduğun kapısının önünden belli olur..'' desinler diye yaparlardı.Emin olun.Bunu çok iyi biliyorum.Çevrenin temizliği ile ilgisi yoktu yaptıklarının.Bir digeri arkasından dedikodu yapmasın diye yaparlardı.Aman evime gelir ise sabah sabah ''kusura bakma'' denecek hallere düşmeyelim..Diye yaparlardı ve milletin kapısının önünü izlerlerdi bunlar....''Ne hamarat'' derlerdi eşek gibi cam silen birisini gördüklerine...Eşeklikle suçlarlardı birbirlerini ama asıl eşekliğin ne olduğunu bir türlü bilmek işlerine gelmez idi...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Dere dedim ya...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Pekiyi kapılarının önünü temizlediklerinde topladıkları çöpleri nereye atarlardı dersiniz?&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Elbette ki dereye.O derenin içerisindeki pisliklerin asla temizlenmeyeceğini düşünürdük.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Sen her gün kapının önünü temizlesen ne olur.Bencil varlık...Sen gerçek hijyen istiyor isen bütün mikropları kökünden sökecek formüller var... Sen bütün pisliğini dereye kusuyordun...O dere hüngür hüngür yalvarıyordu 'beni kirletmeyin'' diyordu.Biliyoruz öfkesini çocuklarınızı hasta ederek çıkarıyordu...O dere denize akıyordu...Denizi de kendinize benzetmiştiniz...Deniz de sizin pisliğiniz kokuyordu.Sonra pisliğinizden uzak tutmaya çalışıyordunuz bizi..''Yaklaşmayın mikrop kapmayın..''&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Kendi mikrobunuzdan korumaya çalışıyordunuz bizi garip değil mi?&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;İçlerindeki pislik geride leş gibi bir dere bıraktı...Kendi iğrnçliklerine burunlarını tıkadıklarını bir türlü farkedemediler bunlar...Derenin böylesi bırakılmasının sorumluluğunu da belediyeye ve devlete attılar....&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Nerede ise yetişkin bir genç kız olana kadar sokaklarda yalınayak dolaşmaktan utanmamış olmaktan onur duydum hep.Hala da yalınayak dolaşabilirim.Bunun bir uçukluk-kaçıklık olduğunu düşünmedim hiç...Elime bir kutu alıp da,yerlere atılan çöpleri topladığım zamanları düşündüm..Notlar yazardım evlerin bahçelerinin duvarlarının üzerine koyardım.Çöp atmayın sokaklara..Belki birisi okur da bir daha sokaklara çöp atmaz diye...Neden böyle olduğumu bilmiyorum.Bunun için arkadaşlarım bana gülerdi.Sonra benimle çöp toplayanlar da oldu..Bu büyüdüğüm zaman çocuklarımın gittiği okulların bahçesindeki çöpleri gördüğüm zaman derse girmeden önce toplanan çocuklara ''hepinize meyve suyu alacağım fırlayın şurada ne kadar çöp var ise hepsini kutulara '' cümlelerine ,eylemlerine dönüştü...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bütün mahallenin kadınları,köpek sevdalısı olmamın sözünü lafını etmeye başlamışlardı bir zamanlar.Mahalle dedikodu yapıyordu köpekleri sevdiğim için.Neden bilmem.Ne sapık ruhlu ne vicdansız yaratıklar olduklarını annemin burada paylaşmak istemediğim cümlelerden anladım.Şeytanlık nedir düşünmezdim.Çocuktum...Doğanın insana en güzel dostlardan birisi olarak bahşettiği bu varlıklar ile vakit geçirmeyi çok seviyordum.Onları okşamayı,sevmeyi o kadar.İçime pisliği sokan bu pislikler oldu.Bu dünyadan bihaber karacahil mahlukatların kadınlar plajında üstsüz güneşlendiklerini ya da kocaları ile sadece kendilerine özel olması gereken anlarını ,toplandıkları zaman ortalara saçtıklarını hatırlıyorum da...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Karacahiller diyorum onlara çünkü karacahillerdi.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Mahallemizin delikanlıları var idi biz küçük iken.Türkçe lastik mis'ali ya biz de onlar ile&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;konuşur iken konuştuğumuz kelimeleri bu hayvanların ne anlamlara çektiklerini bilmezdik.Bu sapıklaşmış mahlukatlar bizlerin halk arasında nasıl anlaşıldığını bilmediğimiz anlamlarına vurgu yaparak bizlere birşeyler söylerlerdi.Gülerlerdi sonra..Bir gün içlerinden bir ağabeyim ki o insan imiş bana ''Melike bir daha bunların yanında hiç birşey konuşma'' dedi.''Neden ?'' dedim saf saf..O kadar küçüğüm ki..''Sadece konuşma abicim sen''' dedi bana,''bunlar piç olmuş..''O'nun ''oğlum yapmayın çocuk...'' dediğini hiç unutmam...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Çocuk bir gün büyür ve ettiği sözün hesabını sorar elbet.....&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir boğa güreşi on dakika sürer der ''Işığın Savaşçısı'' ya..Çocuklukta bir kaç sene...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Oysa o köpekler bize dostluğu öğrettiler.İnsanlar ise ne kadar şeytanlık var ise onu...Bugün insanların kendi çıkarları ya da korkuları yüzünden birbirlerini ölüme terkettiği,kardeşin kardeşe iliğini vermediği onu ölüme bıraktığı bir dünyada yere düşen yaşlı sahibi için dakikalarca ulumak gerektiğini,başından ayrılmamak gerektiğini öğrettiler o köpekler bize...Kendilerini kapatıldıkları yerden çıkarttığımız zaman teşekkür ettiler bize üzerimize atladılar sevinçten , ellerimizi yaladılar...vefayı öğrettiler sonra bize nerede görsek yanımıza geldiler yüzlerini ellerimize sürdüler...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Onlar bize hiç kötülük etmediler.Onlara kötülük edenler de insanlar idi...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir kızılderili sözünü okudum sabah sabah yine gözlerimden akan yaşları durduramadım..İnsanların olmadığı yerlere kaçmak herşeyden uzaklaşmak isteğin canlandı gözlerimde...Köpekerim geldi aklıma,kedilerim,kuşlarım,deremiz ve dere boyunda ne kadar güzel oyunlar oynadığımız...Doya doya yaşadığımız çocukluğumuz..Dünyanın bütün pisliklerinden bir haber okuduğumuz şiirler,ilkokul sıralarımız...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Antalya Caddeleri'nden birisinde yürüdüğümü hatırlıyorum birden.En büyük oğlum üç yaşında olduğu zamanlar.Susamıştı ve bir şişe su almıştım ona.Birlite içmiştik hiç unutmam.Şişeyi yere attı oğlum ve ''hemen dön ve o şişeyi yerden al !'' dediğimde bir yaşlı amca bana ''aferin kızım,bu yaşlarda öğretilir bu işler'' dediğinde o kadar hoşuma gitti ki anlatamam...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Ben ve benim gibiler adına o kızılderilinin ağzından sesleniyoruz...Biz anlayamadık.Belki biz vahşiyiz ve sizlerin zevk için avladığınız,bunun ile böbürlendiğiniz hayvanları,düşüncesizce yerlere attığınız çöpleri ve sevginizi bir türlü anlayamadık işte....Biz sizin dumanlı demir ata teslim ettiğiniz beyinlerinizi anlayamadık..Cahilliğimize ,vahşiliğimize verin...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-1500740519870311558?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/1500740519870311558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/dunya-bizim-annemizdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/1500740519870311558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/1500740519870311558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/dunya-bizim-annemizdir.html' title='DÜNYA BİZİM ANNEMİZDİR.....'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/XnXKsUjId0w/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-1715624729563201</id><published>2011-01-13T23:14:00.000-08:00</published><updated>2011-01-14T04:11:12.581-08:00</updated><title type='text'>ÖZGÜR ADAM</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TTAK_yYE_WI/AAAAAAAABrc/huX_NYk2Ewg/s1600/DCA2KIFKUCALGRQ87CAEQU8CWCAA46W3LCA7HF2FRCACGR0BPCAA4NLENCAQXGA91CA59JD4LCA13D4OVCATKX0C7CAPCPPMOCA3Z2JSRCATBXKFACANFP6PMCAEE27UUCARG9403CA1U3FV2CAULXLETCAIJM1UV.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 187px; FLOAT: left; HEIGHT: 269px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561957630773362018" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TTAK_yYE_WI/AAAAAAAABrc/huX_NYk2Ewg/s400/DCA2KIFKUCALGRQ87CAEQU8CWCAA46W3LCA7HF2FRCACGR0BPCAA4NLENCAQXGA91CA59JD4LCA13D4OVCATKX0C7CAPCPPMOCA3Z2JSRCATBXKFACANFP6PMCAEE27UUCARG9403CA1U3FV2CAULXLETCAIJM1UV.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bu dünyada sadece bizim inanmamızı istedikleri inanışlar ya da kişiler yaşamıyor ve basın yayında bize aktarılan haberler olaylar yer almıyorlar.Bunun yanında sadece tanınmış yazarlar yok ve yazdıklarından,yaptıklarından haberdar olmadığımız bir sürü insan var...Okuduğum bir yazının bir bölümünü özetledim...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Son günlerde bir ''Hür Adam'' almış başını gider iken , bir de bir ''Özgür Adam'' ı paylaşmak istedim :&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Ebû'l -Alâ el MAARRI&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;*İslâm dünyasının en güçlü şairlerinden ve en ahlaklı şahsiyetlerinden birisi olarak bilinir.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;*Dört yaşında çiçak hastalığı vesilesi ile gözlerini kaybetmiştir.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;*Şeriatçilerin 'Tanrı islam dini aracılığı ile gerçekleri bildirmiştir'' şeklindeki iddialarını BENİMSEMEMİŞTİR.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;''Muhammed ve İsa beni dinleyin;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Gerçeklerin tümü ne oradadır ne de burada&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Nasıl olur da güneşi ve ay'ı yratan tanrımız,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bütün nurları sadece bir dinde indirebilir,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bunu kabul edemem '' &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;demiş bir şiirinde.O'na göre gerçeklerin,iyiliklerin ve güzelliklerin kaynağı akıldan ibarettir.Akıl ise bütün insanlara aynı şekilde yaklaşmalıdır.Oysa özellikle semavi dinlerde böyle birşey sözkonusu değildir.O neden ile ahlaki yönüne inanmak doğru değildir.Bunlar uydurma olup,güçlü kişilerin yeryüzündeki saltanatlarını sürdürmeleri için korkutma aracı olmaktadırlar.İnsanların din diye kabul ettikleri ,korkutma yolu ile içgüdülerine sokulmuştur.O'na göre din ''sevgi'' dir.Bütün insanları sevgide birleştirir.Hangi inanışta olur ise olsun bütün insanlara aynı şekilde yaklaşılmalıdır.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir başka şiirinde:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;''Din,gelin elbisesi giydirilmiş ve dua etmekte olan bakire bakire kıza benzer ki ,ona gelinlik hediyesi verecek olan kişi,bunlarıda palavra dükkanından satın alır.Bana gelince bunlar için bir dirhem bile harcamam..''&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;''Evet şimdi camileri ve kiliseleri ve hatta Kabe taşını ,Kur'an ,İncil ve hatta bir şehidin kemiği bile,bütün bunları ve daha fazlasını bile,benim kalbim hoşgörü ile karşılar.Çünkü benim dinim sevgidir ve sadece sevgiden ibarettir.''&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Gerçek dindarlığın tanımı onun için kendini insanlığa adamak ve başkalarına kötülük yapmamaktır.Kurban kesimini vahşet saymıştır.Canlı her yaratığa karşı sevgi ve şefkat beslemiştir.Şeceresini soranlara ''Ben zamanın yavrusuyum ,benim aşiretim bütün insanlıktır'' diye cevap veren bu özgür adam ,kan akıtılmasından o kadar nefret etmektedir ağzına et koymamıştır.O'nun için menfaat karşılığı iş yapmak,cennet vaadleri vesilesi ile emirlere uymak sahtekarlıktan başka birşey değildir.Gerçek fazilet karşılık beklemeden yapılandır.Spor için avlanmayı da vahşetten saymıştır.Tabi inanmayanların öldürülmesine ve kurbanların kesilmesine karşı durmayan şeriatçiler tarafından düşman ilan edilmiş ve ''zındık,dinsiz'' ilan edilmiştir.Benzer birçok hikayede olduğu gibi kendisine saldırılar gecikmemiştir..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bayadi O'nun hakkında şöyle yazar:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;''Gözlerinin ve ruhunun karanlıklarına ek olarak ,gecenin karanlıklarının kendisi için uzayıp gitmesini diler..''&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Körlüğüne ima yapılmıştır.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Ancak kendisi hakkında söylenenlere pek kulak asmamış ve ilkelliklerine gülmüştür.Bir şiirinde demiştir ki:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;''Uyanınız,uyanınız ey yoldan çıkmışlar.Sizin dinleriniz,Küdema'nın hilelerinden bir hildedir,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Onlar bu dinler aracılığı ile dünya malı toplamaya murad ettiler.Kendileri ölüp gittiler,fakat bu leimlerin vazettikleri adet devam etti.''&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;''Uyan halk ,çünkü o alaylı gülüşler ve ağlamalar ,Sana efendilik edenin tepende tuttuğu silahları kap ve vur,İstibdat eden aslan sadece uyumakta...''&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Halife'nin koruması sonucunda din adamlarının ve şeriatçilerin saldırılarından korunabilmiştir.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnsanları iki grupta toplar:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;''Aklı olup dini olmayanlar,dini olup aklı olmayanlar.''&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Kaynak:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bilim ve Ütopya Dergisi /Ocak sayısı /İlhan Arsel &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-1715624729563201?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/1715624729563201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/ozgur-adam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/1715624729563201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/1715624729563201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/ozgur-adam.html' title='ÖZGÜR ADAM'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TTAK_yYE_WI/AAAAAAAABrc/huX_NYk2Ewg/s72-c/DCA2KIFKUCALGRQ87CAEQU8CWCAA46W3LCA7HF2FRCACGR0BPCAA4NLENCAQXGA91CA59JD4LCA13D4OVCATKX0C7CAPCPPMOCA3Z2JSRCATBXKFACANFP6PMCAEE27UUCARG9403CA1U3FV2CAULXLETCAIJM1UV.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-6370830978053108995</id><published>2011-01-13T12:53:00.000-08:00</published><updated>2011-01-13T13:20:14.001-08:00</updated><title type='text'>EN MUTLU GÜNÜM</title><content type='html'>&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/fntTc-gAk9A?fs=1&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/fntTc-gAk9A?fs=1&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS9ojAlDEwI/AAAAAAAABrU/W-PNvFsUGnY/s1600/guzel-gozlu-seker-cocuk%255B1%255D.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 329px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561779015485952770" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS9ojAlDEwI/AAAAAAAABrU/W-PNvFsUGnY/s400/guzel-gozlu-seker-cocuk%255B1%255D.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Uzaklardan bir mektuptan;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;O'nu gördüğüm gün&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;O'nu gördüğüm gün&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sevindiğim en mutlu gün&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kalbim atıyordu durmadan&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Saliseler bile geçmiyordu ardından&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ne güzeldi gülümsediği zaman&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Çok seviniyordum onu gördüğüm zaman&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ne kadar mutluydum bir bilsen&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Tıpkı seni gördüğüm zaman&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Acılar başladı kalbimde&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Hiç dinmez oldu&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Nedenini bilemesemde&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Yaşamayı sevsemde&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kimse ile paylaşmak istemezim bu şiiri&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Öğretmenimiz yazın deyince&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Aklıma hiç bir şey gelmeyince&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ben de yazdım anı yerine şiiri...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Adı Bende Saklı &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Yazıları izleyenler bilirler.Evet yanılmadınız.Şiir,aklına mutlu bir anı gelmeyen çocuğun,mutlu anı yerine bana yolladığı bir şiir....&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bu da bir başkasının en kötü günü;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;''Zaman su gibi akıp geçiyor acaba acısız bir dünya var mı diye hep sorarım yok.Yok dedikleri o an ben kendimi ölü sanıyorum.Benim kardeşimin gözü haritanın kenarına değdi ve ağlayarak yanıma geldi.Bende onun gözüne baktığım zaman.Ben dedim ki keşke ölseydim de onun gözünü görmeseydim.Gözü bırak gözbebeği yoktu ve şu an'da kardeşim görmüyor.Tek gözle insan yaşanır mı?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;İşte bu benim en çok üzüldüğüm olaydı.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ben işte buna üzüldüm ben keşke ölseydim de bu acıyı görmeseydim.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;BENİM SEVİNECEĞİM VE KEYF EDECEĞİM BİR OLAY YOKTU.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Yani çocuğun anlatacak mutlu anısı olmamış.Ben ne diyeyim ki şimdi.Kuş gribi hastalığından kardeşini kaybeden o yöredeki tek çocuğun da mektubu bende...Duyarsız kalınacak gibi değil çocuklar...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Not:Göz yumurta gibi akar.Diyarbakırda 9 saatlik ameliyat ile yerine yerleştirilir.Ama görmez.Doktorlar harita şeridi ile olduğuna inanmaz ve öğretmenin kalme soktuğundan şüphe eder.Soruşturma açılır.Fakat kardeş kardeşi kovalar iken kaza olduğu için sorun olmaz.Çocuk gerçeği bilmektedir.Başka öğrenci olsa köyde sorun yaşanabilirmiş.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Öğretmenleri bile bu anılar ile çocuklar hakkında birçok şeyi yeni öğrenmiş....&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-6370830978053108995?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/6370830978053108995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/en-mutlu-gunum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6370830978053108995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6370830978053108995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/en-mutlu-gunum.html' title='EN MUTLU GÜNÜM'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS9ojAlDEwI/AAAAAAAABrU/W-PNvFsUGnY/s72-c/guzel-gozlu-seker-cocuk%255B1%255D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-744790875415465049</id><published>2011-01-13T09:50:00.000-08:00</published><updated>2011-01-13T10:36:57.612-08:00</updated><title type='text'>ÖĞRETMEK</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS89q8L688I/AAAAAAAABrE/Yp-lNKPVOqY/s1600/FCAT7AL01CAY8OC9ICAWE90B2CA4SP74LCAMKBRQUCAVHB26SCAOR49R9CA3IXZ1GCAM2O3B6CAAUYKODCA0A2342CAOTK20DCASEGO71CAYEDTNVCAV5SWC1CACZS423CA7ABWR5CATNB8MLCA4LMLFQCAZRT9L8.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 274px; FLOAT: left; HEIGHT: 184px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561731872745780162" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS89q8L688I/AAAAAAAABrE/Yp-lNKPVOqY/s400/FCAT7AL01CAY8OC9ICAWE90B2CA4SP74LCAMKBRQUCAVHB26SCAOR49R9CA3IXZ1GCAM2O3B6CAAUYKODCA0A2342CAOTK20DCASEGO71CAYEDTNVCAV5SWC1CACZS423CA7ABWR5CATNB8MLCA4LMLFQCAZRT9L8.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bize yapılmaması gerekenleri hayvanlık&lt;br /&gt;Yapılması gerekenleri ise insanlık olarak öğrettiler.&lt;br /&gt;Ancak öyle bir öğrettiler ki ...&lt;br /&gt;Bir gün yapılması gerekenleri yaptığımızda&lt;br /&gt;kendimizi hayvan sandık...!&lt;br /&gt;Hayvan olmak kötü imiş gibi...''&lt;br /&gt;Melike&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir yazı vardı hani Ayn Rand soruyordu:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;''Diyelim ki öldüğünüzde sizi büyük beyinler,dahiler karşılayacaklar.Ne diyebilirsiniz ki size 'aferin evlat iyi iş çıkardın ve iyi bir yaşam sürdün' desinler...''&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Şimdi bence iyi iş çıkaran ve benim için iyi bir yaşam sürenlerden bir kişiyi size tanıtacağım.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;'' Özlem Şahin.Özlem Şahin üniversite tahsili yapmamış.Mamak doğumlu.İçe kapanık bir çocukluk döneminde en iyi dostu olan kaleme sarılmış.Üniversite okumamış fakat mücadeleci kişiliği altı yıl araştırma yaparak ''TÖRE'' isminde bir kitap yazmasını ve bunu kendi imkanı ile basmasını tetiklemiş...Yılmamış ve sosyal alanda da aktif olarak rol almaya çalışmış.''&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Burası öbür dünya değil ben de onu karşılayacak olan dahilerden değilim.Ama olsa idim diyeceğim o ki acizane:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;''....Aferin Özlem iyi iş çıkarmışsın....''&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;''....İyi ki buldum seni....''&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bir de bu yazıyı çok seviyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İlkelerimden kıl payı olsun sapmadan, vicdanıma bir an olsun yalan söylemeden, birisinin hoşuna gitmek veya kolay satabilmek için bir karış tuval olsun boyamadan, hep yalnızca kendi sanatımla yaşamımı kazanacağımı umut ediyorum”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Courbet’nin bu ifadeleri; bugün sanat ortamı içerisinde kendisine güvenli bir konum edinmiş, buna karşılık içten gelen bir duygusal ve zihinsel yoğunlaşmanın ürünü olmayan ya da sadece yetersizlikten kaynaklanan çok sayıda sıradan eser vermekte olan, sürekli kendini tekrar eden ve edebi- felsefi ağız kalabalığından ibaret yazılardaki içi boş övgülerin donattığı gösterişli fakat üzerine uymayan kostümün içinde böbürlenip duran pek çok sanatçımız akla geldiğinde bir ibret dersi teşkil etse gerektir. Esasen, Courbet’nin söylediklerinin arkasında durmayacak hiçbir sanatçı yoktur. Ama Courbet, söylediklerinin içini yaşadıklarıyla doldurmuş, anlamlı kılmış ve çok sayıda beşinci sınıf sanatçının yaptığı gibi sözde kalmamıştır. Yine bu sebeple Courbet, sanat tarihinde ideal bir sanatçı modeli olarak ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Courbet; yaşamı ve sanatı, söyledikleri ve yaptıkları birbiriyle çelişmeyen, inançları uğruna savaşan ve hiçbir şeyin önünde eğilmeyen gerçek bir sanatçıdır. Kuralları sorgulamış, kalıpları yıkmış ve yeni olanın önünü açmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Sibel%20Can%20-%202007%20Aksam%20Sefas%C4%B1.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;embed _cx="5292" _cy="1191" autostart="-1" balance="0" currentmarker="0" currentposition="87505874" enablecontextmenu="0" enabled="-1" enableerrordialogs="0" fullscreen="0" height="63" invokeurls="-1" mute="0" playcount="999" rate="1" stretchtofit="0" type="application/x-mplayer2" uimode="full" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Sibel%20Can%20-%202007%20Aksam%20Sefas%C4%B1.mp3" volume="100" width="219" windowlessvideo="0"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-744790875415465049?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/744790875415465049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/ogretmek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/744790875415465049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/744790875415465049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/ogretmek.html' title='ÖĞRETMEK'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS89q8L688I/AAAAAAAABrE/Yp-lNKPVOqY/s72-c/FCAT7AL01CAY8OC9ICAWE90B2CA4SP74LCAMKBRQUCAVHB26SCAOR49R9CA3IXZ1GCAM2O3B6CAAUYKODCA0A2342CAOTK20DCASEGO71CAYEDTNVCAV5SWC1CACZS423CA7ABWR5CATNB8MLCA4LMLFQCAZRT9L8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-2846910628098864533</id><published>2011-01-13T07:27:00.001-08:00</published><updated>2011-01-13T08:18:46.072-08:00</updated><title type='text'>...YİNE BİR GÜN SİNİRLENMİŞTİM...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS8kB8hjF0I/AAAAAAAABq0/xLfdwaouWtI/s1600/053_hopetownfalls.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561703680671160130" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS8kB8hjF0I/AAAAAAAABq0/xLfdwaouWtI/s400/053_hopetownfalls.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;...YİNE BİR GÜN SİNİRLENMİŞTİM...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Muhatablarına ithafen,onlar kendisini çok iyi bilirler...;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demişler ya ”bana bir ülkenin ekonomisini kasasını verin !Yeter…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun kasa da değil,kasanın kimin ellerinde olduğu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun için ”bana bir ülkenin çocuklarını verin…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan ahlakına aykırı olmayacağını bilsem ,bunu ispat için tüm dünya bebeklerinden oluşan bir köy kurmak isterdim.Bu köyün içerisinde bütün dünya ülkelerinden yüzer bebek olacak ve bu bebekler evrensel bilince ulaşmış,hiç bir ideolojinin esiri olmayan ,aydın insanlar tarafından sıfırdan yetiştirilecekler.Ütopik bir ülke bir deney ülkesi ve bu çocukların mükemmel eğitim ile nasıl insanca yaşadığını insanlara göstermek …Irk denilen,sınır denilen,yasak denilen,ahlak diye insanların zihinlerine zerkedilen illüzyonların aslında hiç birisinin olmadığını ,ya da şu an bildikleri gibi olmadığını ”özgürlük” ve” sevgi” denilen illüzyonun şu anki maddi dayatmalara dayalı ,kötülükler ile dolu yalan dünya koşullarının illüzyonu olduğunu,bir tür farkındalığın açtığı boşluğu doldurmak için bir arayışa dönüştüğünü ,özgürlüğün ve sevginin insanın içlemi, olduğunu doğasında olduğunu göstermek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların her birinin en az bir alanda deha olduğunu ve hiçbir yeteneğin bir digerinin önünde olmadığını bir yeteneğin digeri ile birlikte tamamlanabileceğini ve biri olmadan digerlerinin eksik kalacağını,çocuklara daha bebeklikten itibaren öğreterek matematiği,fiziği çok iyi bilen arızaların digerlerini aşağılamayacağı,digerlerinin yeteneklerinden utanmaycağı,bu arızaların kendilerini daha zeki zannetttmelerinin sadece bir illüzyon olduklarını göstermek.Çünkü bu insanlar başta doğal yollardan çıkarımlar yapılarak kurulan bilimin gittikçe içine kapanarak doğallıktan uzaklaşması ve kendi içerisinde komplike ve yapay bir yola girmesi sonucu onlar gibi yapaylaşan insanlara dönüşmüşledir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın matematiğin,&lt;/em&gt;&lt;em&gt; içerisine düştüğü karmaşanın, gereksiz ve uydurma sorularını çözmenin, tamamı ile insan uydurması olduğu ve birçok alanda hiçbir faidesinin olmadığı ve birçoğunun sadece kendi içinde bir oyun olduğu ispatlandığı an ,bütün bu insanlar digerlerinin önünde tam bir aptal durumuna düşeceklerdir.Ya da fizikte,matematikte olmadık birisi hiç umulmayan bir şeyi keşfettiğinde bütün bu yıllar boyunca emek verenlerin hepsinin emekleri yanına kar kalacaktır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an için kurulan yapay yolda bunun bir gereklilik olduğu su götürmez ama herşeyin öyle olduğunu söylememizi gerektiren bir kesin bilgi henüz yoktur…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun için böbürlendikleri zaman, hepsine gülüyorum içimden alay ediyorum…Kanser tedavisi için hayvanları öldüren insandan çok kansere sebebiyet veren ortamı yok etmek için çalışan bir sosyal deha,kurduğu bir cümle ile , benim için, elindeki ilmi yanlış değerlendiren,fesada kapılmış,hasede girmiş yanlış bilim insanlarından ya da onları kullanan otoriteden binlerce kat daha değerlidir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuk çok güzel seslendi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Ozonu deliyorsunuz,nasıl tamir edeceğinizi bilmiyorsunuz.Yerine yenisini yapamıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvanları öldürüyorsunuz,nesillerini tüketiyorsunuz,yerine yenisini yapamıyorsunuz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açlıktan ölen çocuk ben de olabilirdim…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası yanlış ve sapkın yalan bir yoldasınız, kendinizi kandırıyorsunuz !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben böyle düşünüyorum….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın geliştiğine inanmıyorum.Beynin geliştiğine inanmıyorum.Bundan yüzlerce bin yıl öncesinde bir taştan bir balta yapmayı başarabilmiş insan bence korteksini şimdiki insandan çok daha iyi kullanabilmiş bir insandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç bir gelişme olmadığını anlayabilmek için yine insanın iyi ahlakına ters bir deney ile ispatlayabiliriz diye düşünmüştüm..Periyodik olarak kendilerine süt ve mama verilen bebekleri,sadece ölümden koruyacak kadar kontrol ederek, tek bir kelime dahi öğretmeden,sadece hayatta kalabilecekleri şekilde donatılmış doğal yaşama alanına salıp olacakları izlemek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göreceğiz ki,doğru dürüst yürümeyi bile beceremeyecekler....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da gidilen yolun ne kadar illüzyonlar ile dolu olduğunu bize gösterecektir.Tamamı ile yanlış bir yolda ilerlediğimizi ve bu illüzyonların nerede ise hiçbirisinin aslında olmadığını ve sahte bilgileri depolayan beynimizin bizi nasıl yanılttığını bize gösterecektir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Bu dünya da nesli tükenmesi gereken,çoğalmasının önüne geçilmesi gereken tek varlık,niteliksiz,evrensel doğruya ters,kötü insandır.Bu kötü örneklerin nesillerinin sürmesi demek mikroba yaşama hakkı vermek ve bütün doğanın ,bütün canlıların yaşama hakkına tecavüz etmektir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE BU YAZIYI YAZMIŞTIM...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ARKASINDAN BİLİM VE ÜTOPYA DERGİSİNDE ŞU YAZIYI YAKALADIM...&lt;br /&gt;GÜLÜMSEMİŞTİM...GERİSİNİ İHMAL ETTİM TAKİB EDEMEDİM..BAZEN O KADAR ÇOK ŞEY İLE MEŞHUL OLUYORUM Kİ EĞER KONU HAKKINDA YENİ YAZILAR ÇIKTI İSE HENÜZ HABERİM OLMADI...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;BAŞLIK ŞU İDİ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FİZİKTE BİLDİĞİNİZİ SANDIĞINIZ HERŞEYİ UNUTUN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle söylüyor işte BİLİM VE ÜTOPYA DERGİSİ’nin Ağustos sayısının yetmiş sekizinci sahifesinde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu başlığı okuduğumda yazının içerisine gömüldüğümü söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıyı aynen yayınlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FİZİKTE BİLDİĞİNİZİ SANDIĞINIZ HER ŞEYİ UNUTUN !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atomların yapıtaşları arasında bulunan protonlar ile ilgili yeni keşif ,fiziğin en güvenilir bazı yasalarını ve bir çok fizik formülünü değiştirebilir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Protonların nötr karşıtları ile birlikte,nötronlar,evrende her atomun çekirdeğini oluşturur.Bu neden ile protonların bilimde önemli bir yeri bulunur.Garching-Almanya’daki Max Planck Kuantum optik enstitüsü tarafından on yıl süren çalışmalar ve denemeler sonucunda protonlar ile ilgili önemli bir keşif yapıldı….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proton parçacığı için yapılan yeni bir ölçüm ,onun,evvelce düşünüldüğünden çok daha küçük olduğunu gösterdi.Daha önceden proton’un yarıçapı için ,bilimsel araştırmacıların kabul ettiği değer 0,8768 femtometre (bir femtometre =10-15 metre) idi.Yeni yapılan ölçümler bu değerin bilinenden yüzde 4 (0,00000000000003 milimetre)daha küçük olduğunu gösterdi.Proton yarıçapı 0.8418 femtometre olarak ölçüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu keşif sıradan insanlara basit ve anlamsız gelebilir.Ancak fizikçileri ve bilim çevrelerini aşırı derecede heyecanlandırdı.Bilim insanları bu buluşu çok ciddiye alıyorlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proton büyüklüğü KUANTUM ELEKTRODİNEMİĞİNDE kullanıldığı için ,bu,birçok formülün temelden yanlış olduğu anlamına geliyor.Ayrıca bu keşif fizik kanunlarının yeniden gözden geçirilmesi hatta değişmesi anlamına da gelebilir.Ayrıca bu keşif diğer birçok alanı da etkileyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin;gökbilimcilerin spektroskopi kullanarak ,galaksilerin ve gazbulutlarının kimyasal elementlerini hesaplama yöntemlerini….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLİM İNSANLARININ GÖRÜŞLERİ :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basel Üniversitesinden fizikçi Ingo Sick :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Bu çok ciddi bir fark,biryerde gerçekten birşey cidden yanlış”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere Ulusal Fizik Laboratuvarı bilim adamlarından Jeff Flowers :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Bu keşif ,önemli bir değişiklik yapmak ,kuantum elektrodinamiğini tam olarak yeniden düşünmek ve potansiyel yeni bir teoriye açılan kapı anlamına da gelebilir…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni ölçümler kuantum mekaniğinin mevcut teorilerinde boşluk olduğu anlamına da gelebilir….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="192" height="25"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Muazzez%20Ersoy%20-%20k%C4%B1skan%C4%B1r%C4%B1m%20seni%20ben.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="56"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5080"&gt;&lt;param name="_cy" value="661"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2007/1/19/664821/BAHAR%20GOZLUM.mp3" _cy="661" _cx="5080" enabled="-1" mute="0" volume="56" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="25" width="192"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-2846910628098864533?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/2846910628098864533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/yine-bir-gun-sinirlenmistim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/2846910628098864533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/2846910628098864533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/yine-bir-gun-sinirlenmistim.html' title='...YİNE BİR GÜN SİNİRLENMİŞTİM...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS8kB8hjF0I/AAAAAAAABq0/xLfdwaouWtI/s72-c/053_hopetownfalls.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-5735490271664746455</id><published>2011-01-13T06:37:00.000-08:00</published><updated>2011-01-13T06:41:44.035-08:00</updated><title type='text'>....BİLİYORDUK AMA....GOOGLE YAPAR BİZ BAKAR...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS8Ou3XNhHI/AAAAAAAABqc/FPsCVbtWecE/s1600/google2.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 285px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561680263123928178" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS8Ou3XNhHI/AAAAAAAABqc/FPsCVbtWecE/s400/google2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;İnternet devi Google, cep telefonları için geliştirdiği yeni bir uygulama ile dilleri birbirine çevirecek ve kullanıcılar farklı dillerde konuşsalar dahi birbirini anlayabilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı dillerdeki metinleri çeviren Google Translate, şimdi de sesli çeviri yapacak. Cep telefonlarına ücretsiz olarak yüklenebilecek olan bu uygulama sayesinde kullanıcılar kendi dillerinde konuşurken, karşıdaki kullanıcı başka bir dilde konuşsa dahi bu konuşmayı kendi dilinde dinleyebilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UYGULAMA NASIL ÇALIŞIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin A isimli kullanıcı İngilizce dilinde konuşuyor. Kullanıcı konuşmasını yaptıktan sonra bu ses kaydı Google sunucularına iletiliyor ve burada İspanyolca'ya çevriliyor. B isimli kullanıcı ise İngilizce bilmese dahi İspanyolca kaydı dinlediğinden sorun yaşanmıyor ve görüşme bu şekilde sağlanabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz "alpha" sürümünde olan (yani test aşamasında) uygulama sadce İspanyolca ve İngilizce dilleri arasında çeviri yapabiliyor. İlerleyen aylarda uygulamanın dil desteğinin de artacağı sanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Gün gelecek her insan bütün dilleri anadili gibi konuşacak...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Hem de hiç ders ve eğitim almadan....&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt; &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-5735490271664746455?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/5735490271664746455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/biliyorduk-amagoogle-yapar-biz-bakar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5735490271664746455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5735490271664746455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/biliyorduk-amagoogle-yapar-biz-bakar.html' title='....BİLİYORDUK AMA....GOOGLE YAPAR BİZ BAKAR...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS8Ou3XNhHI/AAAAAAAABqc/FPsCVbtWecE/s72-c/google2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-5293038222311928561</id><published>2011-01-12T08:04:00.001-08:00</published><updated>2011-01-13T00:29:32.727-08:00</updated><title type='text'>....KOMİK GRUP....</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS61FYJeOjI/AAAAAAAABqM/zLk4X_Smw6A/s1600/kahkaha.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 250px; FLOAT: left; HEIGHT: 250px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561581693835295282" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS61FYJeOjI/AAAAAAAABqM/zLk4X_Smw6A/s400/kahkaha.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir kadın neden ''aldatıldım'' der ?&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Kendi kendini aldatmışlığını karşısındakinden çıkarır çok zaman...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir insanı çok seviyor iseniz ve o insan size hayatının tek insanı olduğunuzu,hayatında dişi bir sineğe bile bakmadığını,sizden başka hiç kimse olamayacağını söylüyor ise ve siz de onun bu sözlerine inanıp da ona bunun için ayrıca bir sevgi ve saygı duyuyor kendinizi bir şey zannediyor iseniz..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Çevrenizde eşinizin,sevgilinizin her ne ise ''sizi asla aldatmayacağını'' söylüyor iseniz...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Ve bunun karşılığında bir gün bunun aksi olduğunu farketti iseniz kendisiniz aldatılmış hissedersiniz.Aldatıldığınızı düşünür ve 'nasıl bu kadar salak olabildim'' gibi düşünceler içerisine düşersiniz...''Nasıl bu kadar inandım,bana bunu nasıl yapar...''Bu birde kendinizden emin bir şekilde ''aynı yatakta görsem inanmam'' şeklinde bir güvenin kırılması ile birleşince...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Kısacası size ''öyle birşey olmadığınızı'' hissettirdiğinde olan olur.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Bu sizin aslında kendi aklınızın kendinize oynadığı kötü bir oyundur.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Bence elbet...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Ama siz bunlara inanmak yolunu seçerek ilk adımda aldanmışsınızdır zaten...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir daha bu kadar kolay avlayamazlar sizi...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Ancak bunun imkansızlığının ve çevredeki güzel kadınların da bolluğunun da farkında iseniz,bu büyüye bir çok erkek gibi inandığınız insanın da düşebileceği ihtimalini düşündüğünüzde sadece gülersiniz ...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Onun zavallı haline gülersiniz yani...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Düşünsenize ne kadar komik bir durum...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir insanın beş dakikalık bir zevk için düşebileceği en aşşağılık durumlardan birisi,kendisine saygısını sıfıra indirgediği durum bu olsa gerek...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bu yazı bu grub için:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Karısına:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Seni seviyorum,senin için ölüyorum karıcığım...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Sevgilisine:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Sen benim hayatıma doğmuş bir gül gibisin.Yanında çok mutluyum.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir yanda sizi çok sevdiğini siz olmadan yaşayamayacağını söyleyen insanın elinizde size bakan çiçekleri...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Böyle her tarafa yemin billah sallayan,kadın gördü mü eli ayağına karışan insanı kendi haline bırakmak gerekir...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;...Diğer yanda diger sevdiklerine aldığı çiçekler...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğini çaktırmayıp salladıkça ''he canım he bende seni'' deyip gülmek mi gerekir ..?&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bilmem ki ne gerekir...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;''İnsanların bana yalan söylemesine izin veririm,aldatılıp aldatılmayacağımı düşünmekten ise..''&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Wilhelm Friedrich Nietzsche &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-5293038222311928561?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/5293038222311928561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/komik-grup.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5293038222311928561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5293038222311928561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/komik-grup.html' title='....KOMİK GRUP....'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TS61FYJeOjI/AAAAAAAABqM/zLk4X_Smw6A/s72-c/kahkaha.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-3543283919871856258</id><published>2011-01-10T14:16:00.000-08:00</published><updated>2011-01-10T14:31:01.182-08:00</updated><title type='text'>....ZANNETTİM MASALLARI /MEKTUPLAR....</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSuFmdK_ZyI/AAAAAAAABqE/8YTR5EHSt5A/s1600/167855_186013604743063_160923113918779_674084_7741256_n.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560685060631258914" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSuFmdK_ZyI/AAAAAAAABqE/8YTR5EHSt5A/s400/167855_186013604743063_160923113918779_674084_7741256_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Anne,baba ya da her kim iseniz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kırmızı terliklerimi istiyorum yeniden.Hani bir Ömer emmi vardı. Şehire gider gelir,arabasına oradan aldığı terlikleri pabuçları doldururdu ya ,oradan aldığınız…Üzerinde sarı saçları örüklü,kocaman mavi gözlü,kalp dudaklı küçük bir kızın olduğu kırmızı terliklerimi..İlk kez sarı saçlı bir kız gördüm de hani şaşırdım ya saçlarımı beğenmemiştim.Özledim ben o terliklere sarılıp yatmayı..Yıllardır giydiğim şeker pembesi,ateş kırmızısı yüksek topuklu terlikler ayakkabılar çok sıktılar ayağımı…Alışana kadar bir dert,alıştıktan sonra ayrı dert…Marka onlar,etiket,hanımefendiler vitrinde gördüklerinde ya gülerler ya da kocaman bir ”ıyyyyykk” çekerler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlüğümü özledim,okyanuslara sığmayan hayallerimi…Hani yalınayak ablamın peşinde çamaşıra dolandığım günler…Mehmed’imi istiyorum.Vermediğiniz.Ablama ettiğiniz gibi…Şimdi olsa yine vermezdiniz biliyorum….Yine vermiyorlar değil mi?..Kötü olaylar da etkilemez olmuş sizin köhnemiş beyininizi..Görüyorsunuz ama yine vermiyorsunuz…Çok değerli idim değil mi?Üç beş davar,ya da Ziya Dayı’nın kızkardeşi ile değiş edecek kadar değerli idim…Ya da komşu köyün ağasının beşinci karısı olabileceğim hayalleriniz bile olabilirdi..Öyle ya koca aga kendine karı etmiş…Kendi köyü yetmedi başka köylerin kızlarına da göz koyar,telli duvaklı alır , gebertse kefeninle..Töre değil mi….Babasını kendimin belirleyemediği birçok gayrı meşru çocuk doğururdum agaya kim bilir…Allah katında da ,kul katında da alem bilsin ,ben o adamı baba bilmedikten sonra,baba seçmedikten sonra,istemedikten sonra…Sizinkisi tacevüzün göz göre göre olanı…Ablam bir bana anlatmıştı kına’da asıl Yusuf’a varamadığı için ağladığını…Ya, felsefe denilen tımbırtıyı da çözdük buralarda gördünüz mü ?…Bakın hepimize…. Allah çarpsın değme filozof bizim yanımıza yaklaşamaz.İki cümlede bitiririz işlerini ne felsefeleri kalır,ne bilgiçlikleri ne entellektüelleri bizim alemi gördüklerinde..Yeni felsefeler uydurmak zorunda kalırlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O çocuk zamanlarım da da Fatıma teyzenin kırık aynasına bakar ,kanlı gözlerimi görür ağlardım…Mehmed’ime ağlardım..Tarlaya traktörü vurduğunda gözlerine bakamazdım..Utanırdım anne…Hala utanıyorum Mehmetten…Hala aynı his,aynı utanç..Genç kız gibi..Yıllarca sığındım Mehmed’e..Bunaldığımda,ağladığımda o avuttu beni..Kimi rüyalarıma girdi..Kimi hayallerime ama yıllarca bana tertemiz hissettirdi Mehmet…Mini mini bebeler düşünürdüm,tarhana çorbasını birlikte kaşıkladığımızı düşünürdüm..Akşamları eve vardığında bebelerimize birlikte ninniler okuduğumuzu…Sırma saçlarımı taradığımı Memed’im gelmeden önce…Vermediniz…Kaçmak istedim yolda yakaladınız..bu sefer töre dediniz …Hepinizden kaçayın varayım büyük şehire de akrabaların yanına dedim kaçtım..Hemen haber ettiler töreniz batsın..Ne hallere geldim baba…Çok iyi sakladılar beni,bulamadınız…Bilmem ki şimdi evli midir,beni halasever midir,hatırlar mıdır arada bir..Ben hiç unutmadım…Bilir misiniz..Utanırdım dedim ya inanmazsınız ya hala utanıyorum..Hala utanıyorum.Utanma duygusu yok sanırlar bizi ya çok utanıyorum..Kaçlarca erkek ile kaçlarca kadeh içtiğimi bilmiyorum…Ağzım da değişti..Yıllardır en argosundan vuruyoruz..’geçen p—nk eli sıkı çıktı..”..”O yeni yetme var ya amma çömez çıktı ya…’…”şerefsiz psikopattı…”..’ulan oda birşey mi beee geçen tutmasalar üç kuruşu çok görecekti i…eee…”….”bizim şekeri de geçen alanlar dövüp atmış..cebindekini de almışlar garibin…”…Ciğerimiz beş para etmez bazen ,bir arkadaşımıza kamyon vurdu kaçtı,karnında yine kimden olduğu belirsiz bir bebeği vardı ya tutturdu,aldırmam,benim..karnındaki bebeğine sığınmıştı garibim vurdu kamyon kaçtı,kimse hesabını sormadı,peşine de düşmedi bile…&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cebinde bir not vardı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ”düşene kadar bir zannettim masalında prensestim diyelim,ama zannettim masallarını gerçek yapanlar utansın…Sadece zannetmiştim…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rengarenk bir dünya olduğunu zannetmişte…bu dünyadan birisini sevdiğini anlatır dururdu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Utanmaz sanırlar bizi'' dedim ya…O utanmazlar başka dilden anlamazlar,arsıza daha arsızı,küfürbaza daha küfürbazı,kibara daha kibarı oynarız biz…Kızlar ile başbaşa kaldığımızda utanırız,sevdiceklerimizi anlatırız biribirimize..Sarılır ağlarız…Ya da arada birisine yüreğimiz kaydığında işte o zaman ,Mehmed’e bakamadığım gibi utanıyorum…Diyemediğim sözler kadar utanıyorum..Utançtan diyemiyorum…Gönlümüze çok vurulan oldu ya bizim vurulduklarımız da ya bizi görmedi,ya da düzenlerini bozmak istemedik…Evlatlarını anlatırlar,eşten, dosttan,aileden dem vururlar,hepsi dertlidir,huzursuzdur,ne evlerinde ne işlerinde huzurları vardır…Sevgisizdirler…Bizimkinin az değişiği bir sevgisizlik..Garip bir döngü..Çok saygılı olanları vardır..Hepimize hürmet edenleri,raconu çok iyi bilenleri vardır,eski kurtlardan deriz..Bu alemi iyi bilirler bizleri görür görmez masada kibarca yer açarlar,saygısızlık etmezler hani birşey sanarız kendimizi o derece…Ama yenge hanımdan bir o kadar çok çekinenleri,sadece dertleşmeye,eğlenmeye gelenleri…Hani böylesinin elinde olsa bizi oracıkta kurtarıverir,bizi iyi anlarlar,nasıl düştüğümüzü bilirler ya …Duyarsınız bizim kelamları hep takdir etmişlerdir… Yıllarca ora senin bura benim gezdirdiler beni…Nereye gittiğimi çoğu zaman gittiğim zaman öğrenmişim,kimi zaman yanımıza iki üç kişiyi katıp hava almaya çıkardılar bizi..Bizi evet bizi..Çok mutlu sanırlardı,şaraplar içtik biz,şarkılar söyledik,kimisi çok insandı be ,bütün dertlerimizi dinledi..Kimisi ise elimizi tutmak istedi,çoğunun karılarını bildik..Çoğununki dırdırcı.Yalnız değildim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle çok mektup var anne..&lt;br /&gt;Böyle çok mektup var ansiklopedilere sığmaz değme masallara taş çıkartır bizim ‘zannettim masalları”…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Sevdim zannettim,seviyor zannettim,alacak zannettim,evlenecek zannetttim,iş bulacak zannettim,kurtaracak zannettim,aşık zannettim…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sattı pezevenkler…Ağladık bizim gözyaşlarımız,küfür aktı,elimizden alınan Memedler aktı,kalemlerimiz aktı,öğretmenlerimiz aktı,sevdalarımız aktı,kurtarın bizi aktı,minik minik terliklerimiz,ayakkabılarımız aktı…Birçoğunuzun kızını kurtardık biz..Vicdanı ölmedi birçoğumuzun solmadan kurtardık haberiniz bile olmadı…Birçoğunuza yaklaşmadık alem söz etmesin ,ruhunuz bile duymadı…İntihar yasaktı bize intihar..Hayatlarımızı zimmetlediler..Hayatlarımıza kıyma hakkımızı aldılar ellerimizden…Bir de kızım oldu buralarda…Babasının kim olduğunu bilmiyorum ama oldu işte…O babasını benim uzatmalıyı biliyor ya tek derdim bunu birgün öğrenmemesi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…Utanmayın bizden…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”…Biz çok zannetim masalcısı utanmaz gördük…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/p&gt;&lt;/em&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="192" height="25"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2010/1/21/2733924/Farid%20Farjad%20-%20Goli%20Jaan.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="56"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5080"&gt;&lt;param name="_cy" value="661"&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2007/1/19/664821/BAHAR%20GOZLUM.mp3" _cy="661" _cx="5080" enabled="-1" mute="0" volume="56" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="25" width="192"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-3543283919871856258?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/3543283919871856258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/zannettim-masallari-mektuplar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/3543283919871856258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/3543283919871856258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/zannettim-masallari-mektuplar.html' title='....ZANNETTİM MASALLARI /MEKTUPLAR....'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSuFmdK_ZyI/AAAAAAAABqE/8YTR5EHSt5A/s72-c/167855_186013604743063_160923113918779_674084_7741256_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-8165461786777452783</id><published>2011-01-10T14:04:00.001-08:00</published><updated>2011-01-10T14:11:50.134-08:00</updated><title type='text'>DUYARLI OLMAK</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSuCj1sW6nI/AAAAAAAABp8/LF5y9dkk-as/s1600/162766_186014104743013_160923113918779_674109_7232192_n.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; FLOAT: left; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560681717139171954" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSuCj1sW6nI/AAAAAAAABp8/LF5y9dkk-as/s400/162766_186014104743013_160923113918779_674109_7232192_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Her kim olur iseniz olun ,eğer patolojik bir rahatsızlığınız yok ise veya o an’da ani bir panik yapmaz ve okuduğumuz ,izlediğimiz olaylardan dolayı herhangi bir korku içerisine girmez iseniz, yolda yere düşmüş , kaza geçirmiş insanı veya doğum sancısı tutan bir kadını gördüğünüzde yapacağınız iş, kurtarmaya çalışmak olur.İlk önce çantasını,cüzdanını karıştırıp onun kim olduğuna veya etnik kökeninin ne olduğuna,tipine,mesleğine,cinsiyetine,yaşına bakmak eminim ki aklınıza bile gelmez.&lt;br /&gt;Yoksa gelir mi?&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Bence bu medeni insana yakışır olanı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize böyle öğrettiler çünkü,”fiilen yardıma muhtaç bir düşmüş gördün mü ona yardım et.Hemen hastahaneye yetiştir.Bir ihtiyar düşmüş ise tut kaldır, kaybolan bir çocuk ise hemen muhafaza et…”Yani kimlik taraması,cinsiyet,tip,sosyal statü taraması yap demediler bize…En basit tanımı ile bildiğiniz ”yapmamız gerekenin yardım etmek olduğunu ” öğrettiler…Bir kimse de çıkıp buna ‘böylesi yardımlar yanlıştır” diyemez…Mutlak iyi gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ”paranoyak olun” diyen uyarıcılar da yok değil…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korku,panik dediğimiz nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani ,yolda ölüverir de başıma iş açılır falan filan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsesi yoktur başıma kalıverir falan filan…Hastahanesi, masrafı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğurur da babası bu der …Testi, bilmem nesi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir olay olmuştu yanlış hatırlamıyor isem filmlere bile konu olmuştu.Babamın anlatmasına göre Sakarya’da yaşanmış.Taksi şoförü doğurmak üzre olan kadını alıyor ,kadın da ”aha babası bu diyor”…Taksi şoförüne test yapılıyor ve kısır olduğu anlaşılıyor ama adamın iki oğlu var…Yine yanlış bilmiyor isem, iki oğlu bunun için annesinin canına kıymışlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yardıma muhtaç olanın da korkacağı durumlar yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşmüşü bırakan ,çocuğu kaçıran,ihtiyarın cebindeki parayı alan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte yazının başındaki patolojik kötülük mes’elesi falan filan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok mu? Dolu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun için derler ‘Allah kötüye çattırmasın.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler duyuyoruz hani dumur olacağımız türden…Tanımı yok…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazarcılar arasında da böylesi hayran olunası bir dayanışma vardır her zaman.Buna birkaç kere şahit oldum..Kulaktan kulağa oyunu doğru oynandığında bakın ne güzel işlere vesile oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir keresinde annem pazarda alışveriş yapar iken bir çocuğun panik yapmadan annesini aradığını farkediyor…O an’da bir kadın elinden tutuyor ve ‘gel ben sana anneni bulurum” diyor.Ne hikmet annem bu yaklaşımdan rahatsız oluyor ve alışverişi bırakıp kadını izlemeye başlıyor ,başlıyor başlamasına ya izle izle nereye kadar?En sonunda pazar tezgahlarından birisinin sahibine kadını gösteriyor ve kadının çocuğun annesini aradığını hiç belli etmemesinin normal olmadığını ve çocuğu kaçıyor olabileceğini söylüyor ..Kadın ileride ve pazarcı hemen yanındaki tezgaha,o yanındakine ve ilerideki tezgahın sahibi kadını durduruyor ‘bu çocuk annesini mi arıyor ver çocuğu biz buluruz annesini ” diyor ,kadın vermek istemiyor ama ”ver ver sen biz buluruz ” deyip çocuğu elinden alıyorlar…Kulaktan kulağa oyunu devam ediyor ve bir iki sokak ilerde anne feryat figan çocuğunu arar iken bulunuyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem diyor ki :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Bu nasıl anne aramak, tuttu çocuğu elinden çocuk da sesini çıkartmadı. Aldı pazarın dışına götürüyor ne çocuğu ne annesini araması, anne arayan birisi etrafına haber eder…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyeceğim, her yerde garip bir savaş ,hasta ruhlu insanlar,kötüler ve bizler bu insanlara karşı duyarlı olmalıyız…Doğru değerlere karşı duyarlılığını yitirmeyen ve bir arada olmayı başaran bir toplum parçalanmaktan kurtulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki minik örneği de kendimi methetmek için yazmıyorum.Zira bunlar kendini methetmek için yazılacak şeyler değildir,olması gereken normal insan davranışlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karaalioğlan parkındayım bir seferinde ,çocukları parka götürmüşüm.Bir anne de yan taraftaki bankta oturuyor.Bir süre sonra oğlu ile gitti…Dikkatimi dahi çekmedi. Ta ki oğlanın kıyametleri kopartarak,panik içerisinde ’annem annem’ diye bağırarak feryat figan parkın içerisinde koşturduğunu görene kadar….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavrum nasıl ağlıyor…Annem ,annem…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koştum yanına hemen,yanlış anlaşılmasın ”bir insan benim” demiyorum,başkaları da koştu ama insan kendisinden emin oluyor da ,başkasından kendisinden emin olduğu kadar emin olamıyor..Kaçırıyorlar çocukları …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ise birkaç kişi daha adam- kadın karışık toplandık başına da dinlemiyor ki bir ara bana ‘annemi tanıyor musun sen” dedi…Korkudan ne dediğini bilmiyor ki çocuk…Bir panik…Ufak bir şey dört-bilemedin beş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abartmıyorum bakın bir yaygaracı çocuk çıktı,aferin ona .....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldım yanıma ,sarıldım ‘korkma canım ,korkma ağlama bak göreceksin annen kaybolmadı”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O’nun aklı başında değil,fayda yok gözleri fır dönüyor …Ağlıyor..Arkadaşım da var..O da üzüldü.Dedim ”daha da bulamaz isek emniyet bulur” üzülme…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra baktık anne geliyor ....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesini gördüğünde çocuğu görmeli idiniz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ise geçenlerde Balat’mı idi sanırım Balat idi …Balkonda iken iki kişinin elindeki çocuğun kayıp bir çocuk olduğundan şüphelenen ve onları durdurarak çocuğun ailesine kavuşmasına vesile olan o kızın güzel ,duyarlı yüreğinden öpüyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyeceğim o ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Linç girşimini zevk ile izler iken aynı zevkin daha fazlasını bu duyarlı kızı izleyerek de almalıyız…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginçtir ama merak ettim.. Ailenin teşekkürünün haricinde,o linç girişimi için hazırda bekleyen taife acaba diyorum bir çiçek bir kolonya alalım da şu kızı tebriğe gidelim dediler mi .?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="192" height="25"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2010/1/21/2733924/Farid%20Farjad%20-%20Goli%20Jaan.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="56"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5080"&gt;&lt;param name="_cy" value="661"&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2007/1/19/664821/BAHAR%20GOZLUM.mp3" _cy="661" _cx="5080" enabled="-1" mute="0" volume="56" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="25" width="192"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-8165461786777452783?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/8165461786777452783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/duyarli-olmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/8165461786777452783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/8165461786777452783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/duyarli-olmak.html' title='DUYARLI OLMAK'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSuCj1sW6nI/AAAAAAAABp8/LF5y9dkk-as/s72-c/162766_186014104743013_160923113918779_674109_7232192_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-3185539260673381022</id><published>2011-01-10T13:39:00.000-08:00</published><updated>2011-03-12T09:37:08.275-08:00</updated><title type='text'>...AKHENETON...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSt-DNEO4rI/AAAAAAAABpc/MTRSz93lF7Y/s1600/native-american-woman-w-moon-272x300.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560676758431130290" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 272px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSt-DNEO4rI/AAAAAAAABpc/MTRSz93lF7Y/s400/native-american-woman-w-moon-272x300.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu kurgulardaki bilgiler için, kaynakları söyleyebilirim diyerek eski yazılarımdan birisini daha yayınlayayım..Bizim bu tiyaromsu yazı işini anlamak yeniler için biraz zaman alabilir...Sürekli takip edenler ise bunu bilir...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;................................&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Amazonik konuşur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Şimdi Akheneton’u onun aklın mantığın almadığı masallarından birisini anlatması için çağırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet değerli Akheneton ,sizin masalları niçin bizim akıl bir türlü basmıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bak amazon kızı seni Themisikra’ya uçururum akıllarınızın aldıklarını da görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tamam tamam özür,anlat hadi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Bir gün yine üzerime üzerime gelen devlet işlerinden bunalmış ve dinlenmek için biraz Nil kenarına gitmek istemiştim.Şu Hititler büyük bir devlet olma yolunda iyice sağlam adımlar atmış ve artık büyük bir imparatorluk olarak anılmaya layık girişimlerde bulunuyorlardı.Ne ise ki Upi’ye kadar egemenlik kuran Şuppililuma Mısır ile iyi ilişkiler kurmak istiyordu…Ancak bizimle aralarının bozulmaması için Kadeş’e dokunmak istememelerine rağmen Kadeş kralı ordusu ile Hititlerin karşısına dikilince Şuppilliluma çaresiz kaldı ne etsin.Bu olayların hepsini gelecek nesillere de aktarabilmek için bir şeyler yapmam gerektiğini düşünüyor,tabletler kazıtıyordum.Bir taraftan başımın etini yiyen rahiplerin baskılarından uzaklaşmaya çalışıyordum,diger yandan savaşları düşünüyordum.Bu hayatta hiç mutlu olamayacak mıydım?Kral olmak ne zor!Oysa hiç sevmiyorum savaşmayı, gökyüzü ne kadar güzel,suyun sesi,çiçekler,kızlar,bir oğlum bile yoktu oysa…!Mutsuzdum dediğim gibi..Birden uyuyuvermişim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüya’mda, saçlarında yıldızlar uçuşan peri gibi bir esmer kızın peşinden çook ileri tarihlere gittiğimi gördüm.Sağ idim o zamanlar…Eşim Nefertiti ile birlikte onur konuğu olarak Likya krallığına davet edilmiştim..Burası bir ‘ışık ülkesi” idi..İnsan böylesi bir ülkede ölümsüzlüğü bulabileceğini bile düşünebilir ve rüyasından hiç uyanmak istemeyebilir.Kız beni bir şölen için onur konuğu olarak Likya’ya davet edildiğimde yakaladı.Orada,olağanüstü bir karşılama töreni ve ziyafetten sonra yorgunluğumuzu giderebilmemiz için ışık sarayında bizim için hazırlanan bir cennet köşesinde,Nefertiti yardımcıları eşliğinde hediyelerin sunumu ile ilgili ritüeller ile ilgilendikten sonra yardımcıları ve bizim ile ilgilenmesi için görevlendirilen rehberler ve muhafızlar ile birlikte şehri gezmek ve alışveriş yapabilmek için hazırlanır iken ben, ertesi günü yapılacak şölen saatlerine kadar istirahate çekilmeye karar verdim.İşte bu istirahat esnasında bize hizmet için görevlendirilmiş kızlardan birisi kölelerimden birisine doğru yürür iken yeşil gözleri ve simsiyah gür saçları dikkatimi çekti.Ancak daha ilginci kızın beni tanıdığını düşünmeme sebep olan bakışları idi.Arkasından gelen kızın elinde bir meyve tepsisi vardı ve tepsiyi o kızın elinden alıp ,köleme teslim eder iken bana keskin bir bakış fırlattı.Bu bakış beni öylesine etkiledi ki,köleme kızı yanıma getirmesini belirten el işareti yaptım.Yanılmamışım.Kendisine kim olduğunu sorduğumda bana ,babamın ismi Mahmut’tur ben ise Mehmet eşi Naz” diye cevap verdiğinde bir Likyalı olmadığını anladım.Çünkü Likyalılara kim olduklarını sorduğunuzda size anne soyunu saymaya başlarlardı.”Peki kimsin,hangi soydansın sen” diye sorduğumda bana ‘ben bir Türk kızıyım ” diye tek cümlelik bir cevap verdi ve sonra kölelerimin duyamayacağı kadar alçak bir ses tonu ile beni beklediğini ve benimle arkadaş olmak istediğini söyledi…Gözleri,buğday rengi güzel yüzü ve saçları beni öylesine etkiledi ki bu cesareti nereden aldığını sormayı bile düşünemedim .Kölelerimi odamdan uzaklaşmaları için işaret verdim ve başbaşa kaldık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında içimden ilk geçen şey kızı kollarımın arasına almaktı ama bana bir şeyler anlatmak istediğini farkettiğimden en azından kısa bir süreliğine kendisini dinlemeye karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kızı kısa bir süreliğine dinlemeye karar verdiğime anlattıklarını dinledikten sonra pişman oldum ve kendisi ile bayağı bir sohbet ettik.Ona krallığımı ve başıma gelenleri anlattım.O ise bir savaşta bir Rus askeri tarafından öldürülmüş ve kendisine cennet bahçeleri layık görülmüş.Orada kendisine dilediğini isteme hakkını vermişler.Çünkü düşman askerleri tarafından öldürülen günahsız bütün kadınların ve çocukların ruhları orada bu hakkı kayıtsız şartsız elde ederlermiş.Naz’da kendilerine yapılan bu haksız zulmu bir türlü hazmedememiş ve bunun nedenlerini öğrenebilmek için tarihte gezinebilme ve oralarda yapılan hataları görmek istediğini belirtmiş..Ruhlar alemine özgü ,Ruhlar meclisi tarafından kendisine,sürekli kalmaya karar verene kadar bir daha dönemeyeceği, kararsız, iki dünya arasında gidip gelen bir ruhun cennettekilerin de huzurunu kaçırabileceği ve diger ruhları tanrısal düzene karşı isyana sürükleyebileceği ve cennet bahçelerinde sonsuza kadar keyfine bakması önerilmiş ama o bunu kabul etmemiş.O tekrar ısrar etmiş ve olaylara müdahele edemese bile hiç olmaz ise bir ruh olarak aralarında dolaşıp izlemek istediğini söylemiş.O’na ,fani dünyasındaki acı verici olayları izleyip de değiştiremeyecek durumda olmasının kendisine cehennem azabından daha çok büyük ızdırap vereceğini o neden ile cennetin keyfini çıkarması gerektiğini bunun hiçbir işe yaramayacağını tekrar anlatsalar da o bunu kabul etmemiş ve meraklı ruhu ile ‘belki çok çalışır isem bir gün bana birşeyleri değiştirebilme hakkını da verirler ve insanoğluna bir faidem olur” düşüncesi ile çıkışı olmayan bir yola girmiş.Gerçekten de izledikleri kendisine çok büyük ısdıraplar yaşatmış ama o inat ile ”birşeyleri değiştirebilirim” umudu ile dolaşmaya karar vermiş.Tarihte yapılan bütün hataları tespit edecek ve bunları bir gün bütün insanlığa hizmet edecek bir şekilde toparlayacakmış.Rüyalara girmiş,anlatmış ama unutmuşlar,hissettirdiğini,sezdirdiğini zannetmiş,müdahele etmeye kalkmış ama ruhlar meclisinin gücü kendisinden çok daha fazla imiş.Ama o açtığı bu savaşa devam etmiş.Artık bunca azmine dayanamayan meclis kendisinin yetkilerini biraz daha genişletmiş ve ona dilediği bir faninin rüyasına girebileceğini ve kabul eder ise ona derdini dökebileceğini söylemişler…Ve kişiliğim ve yapmak istediklerim ve yetkilerim onu çok etkilediği için benimle arkadaş olmak istemiş…….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O’na…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Nefertiti seni buralarda görmesin bu senin için hiçte iyi olmaz haberin olsun,sen henüz onun nasıl bir kadın olduğunu bilmiyorsun.Buralarda dolaştığını görünce efsane olursun”dedim,hüzünlendi,boynunu büktü..”Ben bir ölüyüm” dedi…Onu öyle görünce dayanamadım ayağa kalktım,kollarından tuttum,aramızda oldukça yaş farkı olmalı idi,yüz hatları ve elleri yaşına göre fazla yıpranmış gibi görünüyordu..Üzüldüm neden ise.. Anlattıklarını ve azmini dinlediğimde gözlerim yaşardı ve dünyada yaşayan araştırmacı fanilere kendisi bilemese de bu kızın ruhani elinin bir şekilde değdiğini düşünerek kendisi ile arkadaş olmaya karar verdim.Ve aradan bunca zaman geçmesine rağmen hala ülkenizdeki araştırmacı kişiliklerin bu kızdan biraz barındırdığını düşünürüm…Hep Yunan mitleri saçmalayacak değil ya …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Kralım” dedi bana ”Sadece tarihte yapılan hataları toplasak ve değiştirmeye çalışsak ne kadar çok şey değişirdi!Diler isen senin ile birlikte benim yaşadığım zamanlara küçük bir gezintiye çıkabiliriz…”Kendisine ‘peki ya eşin ne oldu” diye sordum bana ‘’savaşta öldüğümüzden beri” kendisinden bir haber almadım,o dünyanın kuralları çok farklıdır ve orada eş,iş,çocuk hesabı tutulmaz ama eminim cennetin bir köşesinde sonsuzluğun tadını çıkartıyordur” cevabını verdi.Hafifçe başımı eğip gülümsedikten sonra içimdeki kıpırtının da önüne geçemeyerek kendisi ile gitmeyi kabul ettim ve ….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir karanlık ,toz duman içerisinde kaldım.Göz gözü görmüyordu.Soğuk ,kış,kıyamet..Çoklarca cana patlayacak bir savaşın ortasında kalakaldım.O panik ile ’şehvet düşkünlüğümün bedelini bu sefer canımla ödeyeceğim galiba” diye düşünmeye başladım.O kadar dehşet verici bir manzara vardı ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aton aşkına bu nedir?Bu nasıl oldu,prensesim?Bu vahşetin adı nedir?diye sorduğumda bana”bunun adı nifaktır,nifak tohumlarının bir sonucudur, değerli kralım,şu an’da Türklerin elinde elli yedi bin asker ve doksanaltı top vardır.Rusların elinde ise yüz yirmi beş bin askeri ve tam yüz seksen dokuz topu vardır.” dedi…”Buradan derhal uzaklaşmalıyım madem ölüsün ve ruhsun senin için sorun yok ama ben hala yaşıyorum” diyerek oradan kaçmaya çalışsam da bana sadece bir rüya arkadaşı olduğumuzu hatırlatarak birden rahatlamamı sağladı.O soğuk ortamda silahsız ve kan ter içerisinde kalmak ne tuhaf ne ürkütücü ne aciz hissettirici bir duygu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;—&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-E devamı nerede….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sabret be kadın !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Konuşma zampara kral… &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Reklam arası..................&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;********************&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/p&gt;&lt;/em&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Arkadaşlar bu Akheneton delisine bir şey dedim bana sinirlendi biribirimize girdik.Ben ”anlat devam,sanki bilmiyorsun diyorum,”o ise konunun ciddi olduğundan ve tablet taraması yapması gerektiğinden ve tablet numaralarını not etmesi gerektiğinden ,birisi ispatla der ise tableti göstermenin lazım olduğundan ,hafızasının kendisini pek yanıltmadığından emin olsa da yaşlı kral olması vesilesi ile tarihi hatalar yapmak istemediğinden bahsediyor.Çok mantıklı oldu ben delirdim…Gittikçe biribirimize benzedik sonunda ….Çünkü o kadar çok masal kazıtmış ki bazen tabletleri biribirine karıştırıyormuş..Bu bana da oluyor bazen…Geçenlerde ”Sinan Meydan’ın ” kitabındaki sözü ”Turgut Özakman ” demiş gibi söyledim…Sonra düşündüm taşındım ”yok” dedim bu ”Sinan Meydanı’ın” olmalı yanlış bilgi verdim..Yani kişiyi ve kitabı yanlış söyledim hala da gidip bakacağım hangisi dedi diye…Şu Çanakkale ile ilgili söz ”Sarıklılar Sarıkamış’ta nerede idiler?’ diye bir soru galiba Sinan Meydan’ın ama ben Turgut Özakman dedim…Bakmaya da üşendim içimde dert kaldı..Ne ise…O’na zampara dediğim için çok sinirlendi ve aşağıda gördüğünüz gibi araya M.Sinan Genim’in ”Konstantininyye’den İstanbul’a” isimli ve içerisinde muhteşem fotorafların bulunduğu ,iki ciltlik albüm kitabını reklam olarak girdim.Bizim kavgamız sizin bildiğiniz kavgalara benzemez neler oldu neler…”Senin koca firavunu bu kadar kepaze etmeye ne hakkın var” dediğinde ona ”nanik nanik ,yakalayamaz ki, ”yaptım.Beni saçımdan tuttuğu gibi Anadolu’nun kuzeydoğusuna uçuruverdi.Thermedon Irmağı’nın tam Karadeniz’e dökğldüğü yerde vakti ile kurmuş olduğumuz Themisykra kentine götürdü..”Sen çakma amazon, sen burada benim gibi zamparaları bu kokmuş orjinallerine sor bakalım” dedi,sana onlar cevap versinler…Sonra da güldü,şaka yaptım dedi seninle hiç gezmedik bak bu salaklara yazı yazmayı ve tablet kazıtmayı öğrettim..Şimdilerde pek değişmselerde en azından biraz yumuşadılar..Belki zamanla kadına benzerler..Şaşırdım kaldım,ben buralarda kurşun kalemle kurşun yağdırır iken ne ara oralara dadandın be adam..Beni tuttu bir gülme ‘bilse idim bir ateşli ok ile işin bitmişti ama bu sefer Nefertitiye söyleyeceğim hiç şansın yok sevgili Akhe ” dedim.’Beni orada yapayalnız bırakacağını söyledi ama sonra kıyamadı ve oralarda dolaşır iken birden her taraftan bizim kızlar çıkmaya başladı.Gören neöbetçi kız diğerine haber etmiş.Şempanzeler gibi kulaktan kulağa yayıveriyorlar vallahi kuş uçmaz kuş…Yine her zamanki gibi son derece vahşi görünüyorlardı ama Akheneton için şölenler hazırladılar.Benim eski dostlarım var oralarda hemen yöresel kıyafetler hazırlandı…Folklör yaptık biz,gerçi bizim oyunlarda genelde birkaç yaralı ölü felan çıkıyor ama…Ayağımızı vurduğumuzda depremler felan oluyor,kodukmu oturtuyoruz vallah…Değmeyin Akhe’nin keyfine.Özlemişim.Bir ıslık çaldım ”fivvvvvvv” yapmam ile Napolyon ,şey pardon benim kankanın atı Symirna yanıma geldi..Napolyon Yüzbaşı Tommiks’in idi kusura bakmayın..Siz bugün buraları Ordu,Fatsa olarak biliyorsunuz..Hititlerin göbeği idi buralar ama sonraları Pontos olarak isim değiştirdi veya şöyle söyleyeyim devir değişti,isim de değişti…Oh ,özlemişim dedim ya ‘ben hep Akhe’yi kızdırmalıyım arada beni gittiği başka yerlere de götürsün” diye içimden geçirmedim desem yalan olur.Bu arada bizim kızları da uzun zamandır görmemişim ya benim vahşi kankam bir ara gelmişti ama bizim buraları beğenmedi geri kaçtı…onlara çok şey anlattım çok güldük eğlendik.. Tek memeli oldukları için üzülmemeleri gerektiğini en azından sağlıklı olduklarını,bizlerin zamanında ‘meme kanseri”denilen bir hastalık peydah olduğunu ve bu hastalık sonucu kadınların memelerinden olduğunu ve o kadar anlatılmasına rağmen yine de gitmeleri gereken kontrollere zamanında gitmeyecek kadar da korkusuz ve gözü kara kadınlar olduklarını anlattım.Tabletlerine kazıttırdım.’Pehh’dedim kızlar Efesi,İzmir’i almak da birşey midir,sizi bizlerdeki kadınların ne kadar cesur ne kadar korkusuz ve ne kadar dayanıklı olduklarını bir görseniz kendinizden utanırsınız..Öylesine ki ,erkekleri onlara vurduğu zaman ”onun vurduğu yerde gül biter gül gül” felan diyorlar…Karı koca kavga ediyor mesela tamam mı.Hergün ağlıyor,şikayet ediyor,dayak yiyor gidiyorsunuz kapısına ‘yapmasın ,etmesin,vurmasın diye ama sizi kapıda görünce ‘’sanane kocam değil mi,hem sever,hem döver diyorlar… ”Yazıcı kazı kazı iyi kazı ve amazon dedi :erkeklerinizin değerini bilin bu kadar dövmeyin…sakallarını ,bıyıklarını bağlattırmayın ki yarın intikam için sizi ezmesinler) Öyle kızlar yalan değil bak dedikçe burada olanları anlattıkça etrafıma toplanan kızların vahşi gülüşlerinden bütün ormandaki kuşlar uçtu gitti…Elbet böyle bir şeyi hayal bile edemiyorlar ya onlara ilginç geldi..Bir yandan biralarımızı içer iken bir yandan da kafayı buldukça yapacaklarının şiddeti arttı…Kimisi kendisine bunu yapan erkeğin ateşli ok ile kalbini deldi,kimisi labris ile kollarını bacaklarını koparttı,kimisi kellesini uçurdu.Ama en komiği ise Mirine’nin önerisi idi..İçimzden en çirkinini ona verirdik ve yıllarca bir odaya kapatırdık.O da bütün dişleri çürük ve pis pasaklı olan Kime idi..Ah bu kızın yıkanması onu dereye sokmak için uyduracağınız zekice hikayelere bağlı idi..On amazon kızına bedel bir gücü vardı..Onu zorla dereye atmaya korkarlardı çünkü çıktığında intikamının çok feci olacağını hepsi bilirdi.Kybele’den başka kimseden korkusu yoktu..Birçok erkeğin onunla odaya kapanmak yerine cehennemi tercih edeceğinden eminim…Sonra bizim kızlar oğlanları babalarına teslim eder sadece kızları alırlardı ya bir babanın aynı anda kaçlarca oğlan ile kalakaldığı olurdu.Zavallı yetimleri ile ortada kalırlar ve kendisini çocukları ile kabul edecek bir kabile ararlardı…Sadece kızları alırlar ve eğitirlerdi.Sonraları erkek bebeklere de acıdılar ve onların kollarını bacaklarını kırarak canlı bıraktılar ve çorap örmeyi,toprak sürmeyi,yünü eğirmeyi,koyun otlatmayı öğrettiler ama bu sefer büyüdüklerinde beğenmiyorlardı… Erkekler onlar için sadece aşağılık bir oyuncak idiler..Savaşlarda esir ettklerini de kullanır çöp gibi atarlardı. Niçin kızıyorsunuz? Ne ise dyeceğim Akhe bana bir sürpriz yaptı ve Symirna ile geze dolaşa,oraların temiz havalarını soluya soluya ,kızlar ile hasret giderdikten sonra bir iki savaş esirini ellerinden kurtardım ve buralara geri döndüm…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akhe’yi ise bırakmak istemediler sanırım onlara birşeyler daha öğretecek.” Tuthmosis’i de yanıma çağırttıracağım ve bir iki gün daha burada kalacağım” dedi.Anlayacağınız birkaç güne burada olacakmış..Eminim birine kapıldı o oralarda boşa demiyorum iflah olmayacak diye..Ne ise Nefer onu bulur edeceğini de bilir…Sanırım masalın gerisini saç baş yolunmuş,kafa testi ile yarılmış olarak anlatır ya da Nefetiti onu gladyatölerin içine atar seyirci kafasına bir disk indirir kafası yarılır ve o anda kocasına dayanamaz ‘durun durun bu Akheneton 18. hanedan…Yüca Aton,Toth yetiş.. el insaf”der de gösteri iptal olur… .Gelmek istemedim ama saçımdan tuttuğu gibi geri bırakıp kaçtı… ***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte reklam arasında bunlar oldu….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süre geçer Akhe'nin keyfi gelir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akheneton efendi’nin keyfi gelmiş de bize anlattığı masalın gerisini de anlatmak istemek lutfunda bulunmuşlar efendim..Dinleyelim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam ama Amazon bak sözümü kesme…Tam kendimi kaptırıp anlatmaya başlıyorum,gökyüzünde yıldızlar,maceralar,hayaller,güzellikler neler neler ama araya girip sansür uyguluyorsun bütün hayallerimin afedersin ama içine ediyorsun desem olacak..Senin yüzünden detaylı masal anlatamıyorum..Hep sansür hep sansür…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bak Akhe benim ruhlar ötesi masal kahramanım sen hayallerini kur ben filtre ediyorum rütük var oğluum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ya baksana aslında ben sana benim Akhetaton’daki Tell El Amarna’dan bahsetsem de oradaki şebekli Toth’u bilseniz siz diyorum ne kadar güzel olurdu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Akhe bırak şebeği şimdi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ama din…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bırak dedim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Tamam tamam devam ediyorum dinle o zaman.Dediğim gibi izlediğim manzara korkunçtu o an’da vezirim Tuthmosis ve eşim Nefertiti’nin yanında olmak için ve gördüklerimi sıcağı sıcağına kazıtabilmek için neler vermezdim.Güneşi aradım,bilgeliği aradım,sevgiyi aradım ama bu koşullarda hangisinin işe yarayacağını pek kestiremedim.Ancak görünen o idi ki güneş geldiğim bu soğuk yere küsmüştü.Güneşi küstürmemeli Amazon.O büyük ışığı kendine küstürdüğünde ve ışık insanlığa sırtını döndüğünde veya ışığa sırtını döndüğünde,olabilecekleri tahmin edemezsin.Ve ”bilgi ışıktır,bilgi aydınlıktır,bilgi geçmiştir,gelecektir.”Her karanlık gecenin ardından güneş doğmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naz’ın anlatmasına bakılır ise güneş bu ülkeye öylesine küsmüş ki bu bölgede bir kıtlık bile hasıl olmuştu.Nifak tohumu dediği olayları anlatmasını istedim ondan ve oradan gökyüzünde açılan mavi bir bahçeye doğru uzaklaştık.Biraz rahatlamıştım. Bana ”şimdi beni iyi dinleyin değerli kralım bu savaşta öldüğüm için bu hikayeyi çok dikkatli araştırdım ve size gördüğüm herşeyi kısaca anlatacağım ” diyerek sözlerine başladı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Sizi Osmanlı İmparatorluğunun çöküş hikayesinin içerisine getirdim.Bu imparatorluk çok büyük bir imparatorluk olması ile bilinir ama onu bugünlere getiren olaylar incelendiğinde aslında insanın içini parçalayan bir duruma dönüşmüştür.Kanaatim ise bu hale gelmesinin nedeni içerisinde toprağına kattığı bir çok uluslar barındırması ve hanedanın büyük hataların altına imza atması dolayısı ile gerileme sürecine girmiş ve sonunda ‘hasta adam’ denilen bir hale bürünmüştür.Bizim dünyanın sömürgeleri vardı.Avrupa denilen topraklar ve Avrupalı denilen insanlar.Bu insanlarda geçirdikleri karanlık ve korkunç dönemlerin ardından aydınlanma hareketlerine giriştiler.Ve başarılı da oldular.Bunun yanında gelişen teknoloji,sanayii kendisine hammadde bulmak zorunda idi ve bunun için değişik ülkelere yayılmaya ve sömürgeye başladılar.Ve sonunda sıra Osmanlı’ya geldi.Osmanlı bu gelişmelerin karşısında ,değişik nedenlerden dolayı oldukça yetersiz kalmıştır.Osmanlı’ya bağlı ulusların milliyetlerini ve inançlarını onu bölebilmek için rahatlık ile kullanabildiler.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naz olayları anlatır iken öylesine içten bakıyordu ki çok zaman tarihi boşverip onu Nil kenarına, orada kutsal meyvelerin ,yemişlerin ve suyun bol olduğu o yüce diyara götürdüğümü ve tek parça keten elbisenin,siyah perukanın ve gözlerinin altına çekeceği kalın sürmelerin ,mücevherlerin ona ne kadar yakışacağını hayal ettim.Kısa ömrümde bir oğlan çocuğuna olan hasretimi Naz ile giderebilir ve ondan bir oğlan çocuk yapabilirdim.Hastalıklı,çirkin ve narin görüntüme bir de oğlumun olmaması eklenmişti.Ama bunu düşündüğümde dahi eşimin bu halde bile beni bu kadar çok sevdiğini düşündükçe bu düşüncelerimden utandım.Naz bunu anlamış olduğundan olacak birden ‘pişşşt’ yapıverdi.O’nu dinlediğimi ve endişe etmemesi gerektiğini belirten bir el hareketi yaparak kendisine gülümsedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Tamam ama barış ve refah içerisinde yaşayabildiklerini söylemiştin.Ah ! çok klasik…”Din ve kan ihtiyaçları olan en önemli hammaddeyi de onların eline koz olarak vermiş oldu ”diyeceğinden eminim.Uyguladıkları bölme stratejisi büyük ihtimal ile bu hammaddeyi şekillendirip kendileri için kullanıma hazır hale getirmeleri ve kullanmaları sonucu gerçekliğe kavuştu öyle değil mi?” dediğimde bana heyecan ile bakarak,”Aynen öyle oldu sevgili kralım.Bunu dediğim gibi din ve milliyet ile yaptılar.Bu arada kral olmak böyle bir şey olsa gerek.”dedi ve o esnada o heyecanlı bakışlarından öylesine etkileniyordum ki kendime gelmem gerektiğini düşünüp duruyordum.Yine öyle düşündüm ve hem suçlu hem güçlü,yavuz hırsız misali,’Bırak beni şımartmayı ilginç bir hikaye bu pek yabancı gelmese de öyle.Hainler bölücüler örneğin biz de zamanında Amurru’yu bizden taraf bilirdik ama..ne ise devam et…” dedim ve başını sallayarak anlatmaya devam etti…:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Elbette.Bu olaylar İngiltere,Fransa ve Rusya denilen üç ülke arasında döner.Rusya’nın bir hayali var idi.İstanbul’u almak oradan boğazlar aracılığı ile Akdeniz’e açılmak.Ama bu hayali İngiltere ve Fransa’nın çıkarlarını tehlikeye düşürdüğünden İngiltere ve Fransa,Rusların karşısına dikiliveriyordu.Anlayacağınız Osmanlı ilginç bir kıskaç içerisinde kaldı.Ölmek üzere olan bir insanın etrafına üşüşmüş miras yediler gibi ya da ölmek üzere olan bir canlının etrafına toplanan düşünen akbabalar olarak ‘bu imparatorluğun en çok neresinden’ faydalansam derdine düştüler.Ve işi yine üç millet arasında bitirdiler.Sırp ,Yunan ve Bulgar kralım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinledim,dinledim,dinledim ruhum daraldı…Amma geveze çıktı….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi konuşması esnasında sık sık sözlerini kesmek zorunda da kaldım arada kızdığı da oldu ama bana hem çok yabancı hem de çok yakın olayları zaman ve bilgi farklılıkları ile dinliyordum.Çok ilerilere gitmek öyle kolay değil,zaman değişiyor,inançlar,koşullar,bilgiler şekil değiştiriyor.İlk defa duyduklarım hakkında bilgi sahibi olmak istemem kadar doğal bir şey olmasa gerek.Ancak izlediğim kadarı değişmeyen vahşet olmuş ve aslında itiraf edeyim.. değişen pek bir şey olmamış.Böyle devam eder ise de sadece değiştiğini sanan bir dünya dönmeye devam edecek…Yüce Aton !Dediğim gibi,Naz beni Osmanlı İmparatorluğu denilen çok büyük bir imparatorluğun son dönemlerine götürmüş.Kendisine”hasta adam’ dedikleri bir döneme.Güneşin kendisine sırt döndüğü bir imparatorluk.Bu imparatorlukta bir zamanlar türlü uluslar barış içerisinde yaşarlarmış.Değişik inanışlara sahip ulusların, Osmanlı Devleti altında barış içerisinde yaşadığı bir ulus olmuşlar.Ancak bu ulus çeşitli nedenler ile Avrupa denilen toprakların ve Avrupalı dedikleri insanların yenilenme ve sömürge hareketlerine pek uyum sağlayamamış ve sanırım yapması gerekenler hakkında söylenenleri de kulak arkası etmiş.Fransız ihtilali denilen bir ihtilain ardından,Avrupa’lılar sömürgeye başlamışlar.Deniz aşırı ülkelere de ulaşmayı da başarmışlar ve hammadde taşımacılığı da başlamış.Gelişmişler,ilerlemişler,tekniklerini geliştirmişler ve üretim çok ilerlemiş.Ve elbette ki direnen Osmanlı’da uyguladığı pollitikaların bir sonucu olarak büyük bir oyunun baş aktörü rolünü üstlenmiş.İlerleme ve gelişme karşısında yerinde saymak bazen çok bir işe yaramaz.Kendi konumunuzu korumak ve kendi ülkenizi ilerletmek fikrinde sabit fakat bunun için yaptıklarınız hususunda oldukça hareketli olmak zorundasınız…İngiltere,Fransa ve Rusya bir yandan ‘hasta adam’ ı nasıl öldüreceklerini düşünür iken diğer taraftan biribirlerine karşı da stratejiler üretiyorlarmış.Rusya, balkan topraklarına ajanlar yollamış.Ve nifak tohumları bu topraklarda nelere neden olmuş.Naz’ın anlatmasına göre işe Sırplardan başlamışlar.Sırpların içerisine yollanan casuslar buradaki halkı kışkırtmak için görevlendirilmişler.Ve hedeflerini on ikiden vurmuşlar.Hal böyle olunca da hiç şaşırtmayan olaylar biribiri ardınca sıralanmış.Yani ardından Avrupalıların kışkırtması ile Yunanlılar ve Bulgarlar da kendilerini takip etmişler.Kısacası milliyet ve din ile atılan nifak tohumları çatlamış.Osmanlı dış borçlardan önünü göremiyormuş o zamanlar.Borç alınıyor alınmasına ya alınan borcun karşılığında hıristiyanların hakları için düzenlemeler,yeni haklar isteniyormuş.Bu esnada matbaa işi gücü bırakmış ve sadece Türk düşmanlığı ekmek ve yaymak için kullanılmış.Ruslar da boş durmuyor istilalara başlıyor müslüman dinine mensup uluslar Anadolu’ya göç etmişler.İşte hastalığın çok net olarak farkedilişi bu sıralar ortaya çıkmış zaten.Osmanlıdaki kıtlık sonucu açık Balkan halklarından çıkarılmaya çalışılıyor ve işte Avrupa’da isyan…Müslümanlar katledilmiş,karşılığını da katıksız almışlar ama Avrupa görmezden gelmiş ve propagandaya devam etmiş…’Türkler hıristiyanları katledecekler,barbarlar…”Bunun yanında Ruslar’da ‘biz de Ermenileri koruyoruz,Türkler bütün hıristiyanları öldürecek” demişler…Ve sömürge ‘şefkatli anne” olmuş çıkmış.Ve daha önce de dediğim gibi nifak tohumlarından çelik uçlu barut kokulu demir çiçekler açmış…Nifak tohumlarından toplar,tüfekler,ölüler,yanan köyler açmış.Ruslar öylesine ilerlemişler ki bundan endişelenen Avrupa ,Osmanlıya destek olmak zorunda kalmış ve elbette bunun bir faturası olacak.Bu yardımın hesabı tutulduğunda borcun karşılığı Türkler için toprak olmuş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bizim Naz eşini,bebeğini bu savaşta kaybetmiş.Çok sevmişler biribirlerini Naz ile eşi. ve ‘işte kralım ben bu savaşta öldüm” dediğinde elimden tuttu ve beni o sahneyi izlemek için küçük bir köye götürdü.Alevlerin sıcaklığını cehennemi hisseder gibi hissettim.Bütün köylü felaketi haber almışçasına yollara dökülmüş ve köyden uzaklaşmaya çalışıyordu.En sonunda bir grup köylünün ardına takılmış yaşlıca bir kadın ve genç Naz’ı gördüm.Fukara çok fukara fakat çok asil görüntüleri vardı.Ve altı düşman askeri onun etrafını sardı… Sadece karnını gösteriyordu ve birşeyler anlatmaya çalışıyordu…Altı asker biribirlerine baktılar.Baktılar bakmasına ya pek bir şey değişmedi.Köylü grubunun içerisinden o an’da ses çıkartanın işini oracıkta bitirdiler.Ve en son,”yavvruuuummmm” diye yeri göğü inleten bir çığlık sesinin ardından …..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Ah zavallı Türkler,insanın içinde garip bir sızı oluyor…Evet güneş geldiğim yere küsmüştü…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O dehşet ile Naz’ın yanına yaklaştım.Gözlerinin içine baktım,gözleri dolu dolu idi.O an’ı tekrar yaşıyormuşçasına karnını tutmuştu…üzerindeki ince bluzü biraz kaldırdım ve karnına baktım.Gözyaşlarıma hakim olamadım.Sıkıca sarıldım..”Naz…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Seni hiç bırakmayacağım küçük kız.Gidelim buradan..Sevmiyorum savaşları,savaşları sevmiyorum..Yüce Aton…Buna dayanamıyorum…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;demem ile…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu tuttuğum gibi, Nil kenarına götürdüm,Nil ona o da Nil’e çok yakıştı……………..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;………………………….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;………………………….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" height="63" width="219" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Goran%20Bregovic%20-%20La%20Nuit.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1667"&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-3185539260673381022?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/3185539260673381022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/akheneton.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/3185539260673381022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/3185539260673381022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/akheneton.html' title='...AKHENETON...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSt-DNEO4rI/AAAAAAAABpc/MTRSz93lF7Y/s72-c/native-american-woman-w-moon-272x300.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-3712690859962015014</id><published>2011-01-10T12:54:00.000-08:00</published><updated>2011-01-10T13:07:50.078-08:00</updated><title type='text'>...OKUNMUŞ PİRİNÇ TEKNİĞİNİN MUCİZESİ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStzFjsXytI/AAAAAAAABpU/4A_gZtD5Efs/s1600/images.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 189px; FLOAT: left; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560664704236899026" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStzFjsXytI/AAAAAAAABpU/4A_gZtD5Efs/s400/images.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;OKUNMUŞ PİRİNÇ TEKNİĞİNİN MUCİZESİ !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi efendim konuğum, son yıllarda ülkemizde çığır açmış bir düşünce tekniğinin ülkemizdeki öncü ayağı olan bir değer.O’nun ve ülkemize getirdiği yeniliğin adını son zamanlarda her tarafta duyuyorsunuz.Artık o sizin için ,içinizden birisi gibi oldu.O’nun koçluğuna soyundunuz,onun teknikleri için kurslara gittiniz,onun sınırlarını zorluyorsunuz ve en önemlisi onu çok sevdiniz…Evet yanılmadınız.Okunmuş pirinç teorisi ile Sevgili Pirinçpiri’nden bahsediyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle hoş geldiniz sevgili Pirinçpiri .Teşekkür ediyoruz bizi kırmadınız ve verdiğiniz seminerden sonra yorgun argın programımıza katılmayı kabul ettiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Efendim ben teşekkür ederim.Ne kadar çok çalışırsak,ne kadar çok kişi beni görür ise bana gelir ise kardır.Ben sizin içi varım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bize biraz yaptığınız işten bahseder misiniz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Elbette kısaca ve herkesin anlayabileceği bir dil ile anlatayım.Şimdi efendim pirinç parçacıkları bu işte önemli.Bilirsiniz pirinç çok faidelidir.Pilav yapılır,sütlaç yapılır,lapa yapılır,değişik tatlılarda kullanılır.Suyu ile yüz yıkayabilirsiniz.Sonra vücut bakımı için banyo suyuna karıştırılabilir.Sonra ülke ekonomisi için faidelidir.Peeling yapmak için kullanılabilir..Unundan bebeklere mama yapılır.Ama çok daha faideli bir tarafı vardır ki o da kişilerin hayat yolunda belirlediği hedeflere ulaşmaya çalışır iken girdiği yollarda çok önemli bir yol arkadaşı ve başarı için vazgeçilmez olmasıdır.Ama önce inanç tabii.Kişinin inacını ve evreni o küçücük pirinç tanesinde simgeleştiriyoruz.Yani evreni bir pirinç tanesi ile ellerinin arasına veriyoruz. Kişinin beynine önce okunmuş pirinci yedikten sonra olimpiyatlarda birinci olabileceğini,tıpkı Çinliler gibi bütün gün icat yapacağını,girdiği bütün sınavlarda üstün başarı belgesi alacağını ekiyoruz.Kişinin zihnindeki inancın pirinçte içselleşmesini sağlıyoruz ve pirinç ,evrensel bir doping görevi görüyor..Pirinç ile birey arasında üst düzeyde bir ilişki ağı oluşturuyoruz.Aslında her bir maddede bu potansiyel mevcuttur ve bizler sadece bu potansiyeli açığa çıkartmak ve sizlere destek olmak için varız efendim..Hepimiz bir pirinç tanesiyiz ve her pirinç tanesi biziz..Pirinçleri bütün yutacağız,bütün bozmayacağız işte sır bu..Bu hepimizde var..Biz bu düstur ile yola çıktık. Pirinç tekniği eğitimlerimize gelenlere ,eğitimlerini başarı ile tamamladıkdan sonra önce temel,sonra orta,sonra ileri pirinç sertifikaları ve diplmaları veriyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..Bunu nerden öğrendiniz? Ülkemizde böyle bir girişimde bulunmak nereden aklınıza geldi ve başarıdan emin mi idiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğu bilgelerinin nefesini içerisinde barındıran o gizemli dağları ziyaret etmek fırsatını bulmuştum efendim.Orada 250 yaşında bir bilge bana okunmuş pirinçten bahsetmişti.Ah orlarda meditasyonun da tadı bir başkadır efendim.Tüm insanımız gitmeli… Sonra ülkemin insanlarınında bu tekniklerden faidelenmesi gerektiği kanaatine vardım ve böyle bir girişimin öncülüğünü üstlendim..İnandım ve prinçleri bütün bütün yuttum efendim..Ve oldu işte...Sadece inanın..Bunun yaratacağı mucizelere inanamazsınız....Bazen boyayıp boyayıp yediriyoruz renklerine göre etkisini gösteriyor....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elinizde böyle örnekler var mı Sevgili pirinçpiri?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet efendim.Çocuk okul birincisi idi.Çok çalışkan bir öğrenci idi biz ona okunmuş pirinç yedirdik.O da ne tarihte ilk kez birisi yüz üzerinden yüz yirmi aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka örnekte kadının çocuğu olmuyordu.Bize geldi ve yardım istedi.Bir kaç seans içerisinde kocasının yurtdışında olduğunu öğrendik.Kocasını çağırdık geldi.İkisine de okunmuş pirinç yedirdik ve ikizleri oldu.Hatta çocuklarının adını pirinç1 ve pirinç2 koydular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sınavda çocuk sınavına çok iyi çalışmıştı.Ama sınıfta kalacağından endişe ediyordu.Yani kaygısı vardı.Biz birkaç seans kendisine okunmuş pirinç mucizesini anlattık ve yedirdik.Tam not aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç başarısızlık olmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmaz olur mu yazıklar olsun ki birisine inandıramadık,sınava da çalışmamış,pirincin ne suçu var..Her tarafta merkezimizin adını yaydı,yalan söylüyorlar diye yaygara koparttı.Sen sınava çalışmadan sınıf geçmeyi hayal et sonra da suçu bizim kendisini insanlığa,başarıya adamış merkezimizde ara.Olacak iş mi efendim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakikatten de değil Sevgili pirinçolog.Elimizde bir mektup var.İzleyicilerimizden birisi yazmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Gııızzz sidikli Zinetiii….Bizim yıllaaadır avuçladığımız pirinçlerimizin mucizesini almış ekranlarda mı pazarleyonuz siz hı?Biz yıllaca inanduk çocuklarımıza yedirdik,sınava yolladık cahil dediniz,şimdi siz şeherliler adını süslediniz entel oldunuz öyle mi..Pü yazıklar olsun..Şalvarı biz giyince köylü,siz giyince moderen öyle mi..Küçük yaşta kızı bir verince köylü,siz kazık kadder herüflere verince moderenlik.tecüh hakku öyle mi..Sonunda buldum senüüü,gidinin dımızı senüüü..Anan olacak işemeyi bırak deyü sana yedimeyo mudu bunları heee !!!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay pardon sevgili pirinçpiri ,özür diliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ay bu dan e böyle,ay bu ne çağdışılık,ay bu ne bu ne…üf..Hani sadece içeride hazırladıklarınızı okuyacaktınız ? &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Suzan%20Karde%C5%9F_Sendeki%20Ka%C5%9Flar.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-3712690859962015014?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/3712690859962015014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/okunmus-pirinc-tekniginin-mucizesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/3712690859962015014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/3712690859962015014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/okunmus-pirinc-tekniginin-mucizesi.html' title='...OKUNMUŞ PİRİNÇ TEKNİĞİNİN MUCİZESİ...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStzFjsXytI/AAAAAAAABpU/4A_gZtD5Efs/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-213003338313851031</id><published>2011-01-10T12:35:00.000-08:00</published><updated>2011-01-10T12:48:17.232-08:00</updated><title type='text'>SUNA</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStt_e_ISHI/AAAAAAAABpM/XeQkFT02LQo/s1600/167317_10150154287418662_420070123661_8191223_1641151_n.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 236px; FLOAT: left; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560659102336043122" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStt_e_ISHI/AAAAAAAABpM/XeQkFT02LQo/s400/167317_10150154287418662_420070123661_8191223_1641151_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Yuvarlak masanın üzerindeki pembe ve beyaz bir çiçek demetinin ortasındaki fanusun içinde yanan bir mumun alevinde izledim seni dün ve yalnızlıktan olacak ya arkadaş oldun bütün gece…Konuştum,güldüm,sohbet ettim havadan sudan,dertleştik,kimse görmedi falan filan…Ay yüzümüze vuruyordu,klasik olanından….sağ elimle bıçağı sol elimle çatalı tutuyorum bir taraftan … Kıyafet tamam,çanta ayakkabı uyumu gözkamaştırıyor…Herkes birbirinden şık…. Alkollü geceyi küçük lokmalarla atıştırıyoruz anlayacağın… Hemen sağımızda bir havuz iki metre yirmi cm…Dalıp gidiyorum bir ara havuzun derinliğine,küçük çiçekler yüzüyor içinde , uzatıyorum ellerimi onlar farkında olmadan boğulmasınlar diye,yüzmeyi öğretmek istiyorum ve öğrenene kadar bütün gün başların da beklemek ve yok oluyorlar…Aklımdan neler geçmiyor ki havuza bakarken…O anda elbisem ile suya dalmak istediğimi hissediyorum…Bir ucundan dalıp öteki ucundan çıkmak …. Birden kendime geldim ,ağlamak üzere oldum sanki ve mumun bana bir şarkı söylemesini istedim…Açtım çantamı -çocuklar var orda çalıyorlar-her zaman bir kağıt kalem bulunur çantamda ya adetten işte , az da kendime gülümseyerek peçeteye yazmak istedim bir kereliğine… Damardan… ”mumdan : ben seni sevdiğimi” yazıvermişim… Hani” bırak bu gece bütün şarkılar mumdan bana gelsin” der gibi işte… Gülümsediler çocuklar,şöyle bir baktılar yüzüme…. Ve masal anlatmaya ,şarkı söylemeye başladı pembe serçe….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”ben seni sevdiğimi dünyalara bildirdim. İndirdin kaşlarını……..”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serçe konuştukça Apollon’un çocuklarının ellerinde ve mumun sesi yankılandıkça ve yaktıkça alevi dut yemiş yürekleri,içimdeki ses,sessizliğine gömülmüştü… Yani yalan yok… Kafamda biraz iyi hani… İki votka limon,üzeri sek bir cin kadar iyi anlayacağın… Demlik kaynıyor yani.. ses geliyor ”ben seni sevdiğimi” ben susuyorum… herkes susuyor… İnsanlar bir anda yanındakine dönüyorlar.Yanan mumlar,büyülü bir atmosfer var havada ve birkaç gençten garson ara sıcakların servisi ile meşgul… hayat işte… Yanımda birbirine sarılmış bir çift var,sallanıyorlar bir o yana bir bu yana,serçe onları da büyülemişe benziyor,gerçi herkes büyülenmiş…Kaldırıyorum elimi birden”ben seni sevdiğimi” diyorum ve dikiyorum kadehimi…Anlamlı bakışlarım masaları bir biri dolaşıyor ve bir şarkının onca insanın kahkahasını susturmasına gülümsüyorum ve garsonlara ve kendime… ağlıyorum aslında… ”geçti bizden sevdalık.. geçti bizden sevdalık..” ve ah ! sesi… Şarkı bitiyor ,büyü bitiyor.Gerisi bildik iş sohbetleri,kah kahalar,gülüşmeler,fıkralar,pistte danseden çiftler ve havuz kenarında birbirini itecekmiş gibi yapan aslında sabahtan akşama kadar başını kaşıyan,alacak borç hesabı yapan,neşeli insanlar var… hayat işte…. Bir de şarkıları çalanlar solcu çocuklar…. Hani ‘’solcu değilim ama… çok ta güzel çalıyor be namussuzlar” yalan yok dedim bir kere ”Martılar ağlardı çöplüklerde, biz seninle sararırdık… şehirlere bombalar yağardı her gece, biz durmadan sevişirdik…” diyorlar…Ne kadar güzel sözler olduğunu düşünüyorum…Şehirlere bombalar yağarken hiç durmadan sevebilmek..Dünya umurunda olmadan sevgi yağmurları yağdırabilmek,ne kadar güzel..Dünyanın bütün pisliklerine gülüp geçebilmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Gençliğimi kimse bilmez.. sakallarımdan çocuk kokusu, ağzımdan ayışığı fışkırır benim, ceketimi yağmurlara astığımdan beri, tehlikeli şiir okur, dünyaya sataşırım ben…” diyorum birden…..Diyorum..Bu sözleri ilk duyduğumda damarlarımda akan bütün kanın çekildiğini hissetmiştim..Depremler olmuştu beynimde ve o an’da bütün dünyayı kasıp kavurabilecek kelimeleri bir meydana fırlayıp edebileceğimi ,bütün pencereleri açıp ,kızıp sinirlendiğim herşeye sövebileceğimi düşünmüştüm..Ceketimi ne zaman yağmurlara astığımı,kurak çöllere ne zaman sular seller inmeye başladığını..Bir an için ,isyankâr ruhum için biçilmiş en güzel cümlenin bu olduğunu düşünmüştüm.Sonunda bulmuştum…Yaptığım iş ,tehlikeli şiir okuyup ,dünyaya habire sataşmaktı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözleri dinlediğimde, aklıma,yağmurda saçları sırılsıklam olmuş,gözleri mavi bebeklerim geliyor…. Saçlarını kurutuyor,gözlerine bakıyor… ve bebeklerimi büyütüyorum ,bütün çocukluğum ile…. bir sızı saplanıyor yüreğime………… Açılın diyor bir ses açılın, İstanbul’a sağanak yağmur geliyor….. Dedim ya kafam azdan iyi…İki votka limon ve üzeri bir cin kadar iyi… Ortam iyi,gece iyi,mum bakar,serçe coşmuş….ve yıldızlar… Çocuklar da çalıyorlar ….Arada alkışlar ile hanımlarını mikrofona davet eden beyefendiler var.Hanımefendiler de mikrofonu alıyorlar,kendilerince sırası ile şarkılar söylüyorlar..Eğleniyorlar..Yetenek yok ama medeni cesaretleri sebebi ile şiddetli alkışlar geliyor her birisine… Birden… İçimden geldi… Davetlilerin davet ettiği ama hiç beklemediği bir ses yükseldi mikrofondan… Serçe şaşkın,mum şaşkın,çocuklar şaşkın… ‘’seviyorum seni ekmeği tuza banıp, banıp yer gibi…” çıt yok… Herkes Suna’ya bakıyor…Suna’nın kanayan bacakları insanın kalbi ne ılık ılık akıyor.. geceyi susturan bir sesi ve insanların gözlerini yaşartan bir ifade var yüzünde… Kolay değil,Suna’nın bacakları acıyor….Gözlerinden belli…. ”Ne zaman seni düşünsem, bir ceylan su içmeye iner. ……… …….. Bir parça mavi deniz alır beni” Ve bir alkış… oturuyor Suna…. bacakları ağrıyor.. Kimse anlamıyor…. Herkes ağlıyor… Yanındaki ne sarılmış, kendinden geçmiş….. daha bir sevmiş sanki ,farketmiş …. Biri, ”ne kadar hissettin söylerken” diyor… Apollon gülümsüyor,çocukları gülümsüyor… Kafamızda iyi hani…. iki votka limon,üzeri ikinci cin kadar iyi……. mum söylüyor,serçe söylüyor… ben dinliyorum… Suna ağlıyor….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün gece alkollü bir geceyi önce küçük yudumlarla,sonra kasesi ile bitirdim anlayacağın….Mum bitene kadar şarkı söyledi,serçe anlattı… Dönerken dilimde gecenin tek hatırası … ”ben seni sevdiğimi” ve aklımda çiçeklerin içinde, içinde bitmiş bir mumun kaldığı cam fanus……… ” in dereye dereye de al dereden taşları….” diyor… ve ben… Bir daha böyle sevecek olsam…. Bir kalemde silerdim seni………………&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="192" height="25"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/11/14/2186587/empyrium%20-%20weiland%20-%2010%20-%20fossegrim114.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="56"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5080"&gt;&lt;param name="_cy" value="661"&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/11/14/2186587/empyrium-waldpoesie.mp3" _cy="661" _cx="5080" enabled="-1" mute="0" volume="56" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="25" width="192"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-213003338313851031?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/213003338313851031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/suna.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/213003338313851031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/213003338313851031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/suna.html' title='SUNA'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStt_e_ISHI/AAAAAAAABpM/XeQkFT02LQo/s72-c/167317_10150154287418662_420070123661_8191223_1641151_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-4978359240441171541</id><published>2011-01-10T12:13:00.000-08:00</published><updated>2011-01-10T12:21:22.095-08:00</updated><title type='text'>....AŞK MERDİVENİ....</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStoxoFBRBI/AAAAAAAABpE/0QlPgg8jUnE/s1600/164864_10150154287328662_420070123661_8191221_6124619_n.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 294px; FLOAT: left; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560653366700360722" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStoxoFBRBI/AAAAAAAABpE/0QlPgg8jUnE/s400/164864_10150154287328662_420070123661_8191221_6124619_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;..AŞK MERDİVENİ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Ben seni kaybedene kadar affedilmesi gereken tek erkeğin baba'm olduğunu zannediyordum.Şimdi geri getireceğini bilsem seni O'na tavlada ölesiye yenileceğim.Bana tavla oynamayı da O öğretti..Bir gün yendim O'nu...O'nu yenmek bana hep kaybettirdi..&lt;br /&gt;''Şimdilerde ellerimde taşıyamayacağım bir ağırlık kaldı.Eziliyorum bu ağırlığın altında yazmaya çalışıyorum sesini,gözlerini,ağlamalarını öylesine susmuşsun meğer. Susmuş bir yüreği seslendiremiyor kalem.Kendimi yazamıyorum sana,pişmanlıklarımı,neleri yapmamam gerektiğini,kendime bile itiraf etmekte zorlandığım saçmalıklarımı.Ama ,ama biliyorum hala seninleyim.Bir de bir sen,bir kaç satırda da seni anlatma sanatı.Oysa bir gelsen....&lt;br /&gt;Ben seni kaybettiğim zaman anladım meğer ne çok seviyormuşsun beni...&lt;br /&gt;... diye üşünür dalgın dalgın yürürken, bir çiçek almaz mısın diyen bir çiçekçinin sesi ile kendime geldim. Tereddüt ettim önce aklım dalgındı ama inceledim baktım üzerinde birkaç uzunca yaprağı olan bitki soğanları vardı ''bunlar nedir?'' dedim soğanları.almak istedim.Zordur onların bakımı dedi kadın sevgiline götürmek için bunları öneririm.Sevgilim gitti dedim O'nu kaybettim.Konuştuk sohbet ettik biraz ,dinledi beni sonra ''al bu soğanları o zaman ama sakın onlarla,konuşmayı bakımını yapmayı ihmal etme evlat'' dedi bana.''Aşk merdivenidir adı çok hassas bir bitkidir.Işığını iyi ayarla ,suyunu zamanında ver.Eğer bu bitkiyi gerektiği gibi bakar büyütürsen al ve sevdiğine git o gün hazır olduğun gündür....''&lt;br /&gt;Aldım.Ömrümde belki ilk defa senin için yaptıklarımı ,yapmadıklarımı bir çiçek için yaptım biliyor musun?Bir kaç gün bakmadım mesela solmak üzere olduğunu gördüm.Aklıma 'niçin benimle hiç ilgilenmiyorsun,kendimi çok yalnız,ilgisiz ,sevgisiz hissediyorum'' dediğin geldi.Ne kadar umursamadığım bir de gitmek üzere olan seni gördüm bitkide,ellerimden kaymak üzere olan seni, gözyaşlarını düşündüm birden,sonra bir zaman çok iyi baktım çiçeğe dirildi ,kendine geldi.Sana söylemediğim kadar 'seviyorum' dedim,bir nevi bitkiyi sen yerine sevdim...Ve bir kaç zaman sonunda yeşerdi ellerime..Aklıma yüzün, gülüşün ve gülüşünün değerini hiç bilemeyişim geldi... Bir sen yeşerdi , bir düş yeşerdi ellerime...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Meğer ne çok sevmişsin beni...Meğer ne çok hata yapmışım ..Herkesi affetmek istiyorum biliyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana o aşk merdiveni ile gelmek istiyorum....&lt;br /&gt;Ve çiçekçiye bir teşekkür etmek birlikte...&lt;br /&gt;Seni çok özledim..&lt;br /&gt;Hazırım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini hazır hissettiğini biliyorum ve bunda çok samimi olduğunu da biliyorum.Bu çok güzel bir çiçek,belli ki büyümüşsün sana inanıyorum,görüyorum fakat bu çiçek ben yok iken güzel göründü gözüne ,ben olduğumda bu çiçeğin bir değeri kalmayacaktır.Bütün hissedilenler,söylenenler unutulacaktır.Bir insan bir ilişkide diğerine kaybetmek için çok zaman tanır.Bir gün tükenir.Kadınların sabrı hiç kimsede yoktur fakat kadınlar zaman gibidirler.Tamamen kaybedene kadar hep bir şansınız vardır ancak sabırları tükendi mi son şansınızı kaybetmiş olursunuz...Zaman geçtiğinde göreceksin herşey eskisinden de içinden çıkılmaz bir hâl almış...Bilir misin insanlar zamanlar alışıyorlar yaşadıklarına,mücadele verdiklerini zannediyorlar çoğu zaman içerisine düştükleri zor durumlarda,bir türlü radikal adımı atmaya varmıyor ayakları ,tam ileri gidecekleri zaman bir el''dur'' diyor çekiveriyor ensesinden.Ne yana dönsen bir çıkmaz.Sevgi bilinç düzeyine indirgendiği zaman aptallaştırır insanı,yanıltır.Bu kaçıncı söylev,bu kaçıncı nutuk.Unutulur ellerini tutmalar,yakarmalar''senden hiç bir şey istemiyorum,sadece beni affet ,suçluyum,sana bir hayvana yapılamayacakları yaptım''lar unutulur,gider işte.Uzak kaldığım zaman anladım ne kadar alıştığımı aslında olanlara,uzak kaldığım zaman bana neler yaptığını daha iyi anladım.Meğer beni mahvetmişsin.Meğer ne çok çekmişim seni.....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" height="63" width="219"&gt;&lt;param value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Fifth%20element%20-%20The%20Diva%20Dance%20%28Petra%20Berger%29.mp3" name="URL" /&gt;&lt;param value="1" name="rate" /&gt;&lt;param value="0" name="balance" /&gt;&lt;param value="87505874" name="currentPosition" /&gt;&lt;param name="defaultFrame" /&gt;&lt;param value="999" name="playCount" /&gt;&lt;param value="-1" name="autoStart" /&gt;&lt;param value="0" name="currentMarker" /&gt;&lt;param value="-1" name="invokeURLs" /&gt;&lt;param name="baseURL" /&gt;&lt;param value="100" name="volume" /&gt;&lt;param value="0" name="mute" /&gt;&lt;param value="full" name="uiMode" /&gt;&lt;param value="0" name="stretchToFit" /&gt;&lt;param value="0" name="windowlessVideo" /&gt;&lt;param value="-1" name="enabled" /&gt;&lt;param value="0" name="enableContextMenu" /&gt;&lt;param value="0" name="fullScreen" /&gt;&lt;param name="SAMIStyle" /&gt;&lt;param name="SAMILang" /&gt;&lt;param name="SAMIFilename" /&gt;&lt;param name="captioningID" /&gt;&lt;param value="0" name="enableErrorDialogs" /&gt;&lt;param value="5292" name="_cx" /&gt;&lt;param value="1191" name="_cy" /&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-4978359240441171541?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/4978359240441171541/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/ask-merdiveni.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/4978359240441171541'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/4978359240441171541'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/ask-merdiveni.html' title='....AŞK MERDİVENİ....'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStoxoFBRBI/AAAAAAAABpE/0QlPgg8jUnE/s72-c/164864_10150154287328662_420070123661_8191221_6124619_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-1439229182925726746</id><published>2011-01-10T11:19:00.000-08:00</published><updated>2011-01-10T11:30:19.355-08:00</updated><title type='text'>NE İNAD'INA</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStdtHSNP_I/AAAAAAAABos/WdBoamBNrAU/s1600/bbi72nppwnw6khc3o.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 286px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560641194549919730" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStdtHSNP_I/AAAAAAAABos/WdBoamBNrAU/s400/bbi72nppwnw6khc3o.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ne inadına vardın ya ne inadınaydın sen...ne bildim seni ne bilmedim ne inadına iyisin&lt;br /&gt;Ne kadar büyük Bir başladın mı...Bitmiyorsun.&lt;br /&gt;Zincirlerim çözülüyor.''Bir zincir gücünü en zayıf halkasından alır''denir .&lt;br /&gt;en zayıf halkanın ve her kopuşta daha kuvvetlendiğinin farkında mısın.En Tanrısal yanın çırılçıplak kaldı aniden.Koptuğun yerden doğdun biliyor musun?Binlerce kelimenin noktasına virgülüne kadar binlerce işaretin ilhamı değildi bu.Sevgisini göstermeye çalışan işaretler değildi yüreği dağlayan.O zahmetti,o eziyetti,o ıstıraptı ve o var olduğumu tanıtlama isteği.Ne kadar ötesindeydi kelimelerin bu varlık.O yüzen sadece bir nokta yeterliydi .Ne güneş olduğunu zaten biliyordum...Ya sen görebiliyormusun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''seni bigördüm&lt;br /&gt;biyerde&lt;br /&gt;ötürü&lt;br /&gt;gördümlerdeyim''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye başlar... &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Az daha fazladır demiş bir zen atasözü...Büyük bir şey görmek istiyormusun?Yıllarca yanan bir yüreği bir çölü bir tek kum tanesinde görmek,Leyla'yı anlamak.Kızmak biraz,ağlamak bir de anlayacak bir ben gibi gerek....İşte bütün mesele... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Çok ötede bir ben zannettiğinden çok ötede bir ben.Aynı öz'den varolduğumuzun,zararsızlığın,kavramışlığın sesi...&lt;br /&gt;Biliyormusun :''Üst insan dediğin insanın ta kendisidir,sensindir''...&lt;br /&gt;Bir insanın varlığının çok ötesinden getirip sessizce var olma çabası,varlığın ve yokluğun sesini bilirmisin?Sen hiç gerçek bir yüreğin -yumruk büyüklüğünde bir et parçası değil kastettiğim-çok ötelerde bir yüreğin sesini uymak istermisin...Yılların sesini dinlemek ve masumiyetin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''yüzün&lt;br /&gt;çak gibi çakıldı gözüme&lt;br /&gt;beri&lt;br /&gt;nerelerdeyim''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye devam eder... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Ya da hiç kimse sana bu kadar melek hissettirir mi seni?Hiç yıllarca aşk olup tertemiz kaldın mı bu kadar...Kaç yıllık satırlar oluğunu bilmiyorum ama bu dünyada hâlâ kendisine bu duyguları yaşatan bir varlığı ilk günkü gibi bırakan tertemiz insanlar var...İsterdim isterdim ben yıllarca sevileyim ve tertemiz kalayım bu kadar...Tertemiz bırakayım sevdiklerimi..&lt;br /&gt;İşte ben böyle insanların hatırına küsmemişim hayata.Eğilmişim iki büklüm ve açmışım güneşe ellerimi...Tutmuşum iki kere öpmüşüm ellerini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''aldın aklı&lt;br /&gt;saldın utanca&lt;br /&gt;hem sende mecbur&lt;br /&gt;hem elde hükümlü&lt;br /&gt;ayıplardayım''...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burası vurgun yeri gibidir...ellerin çaresizlik dolar,sevgi dolar,şefkat dolar.... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Her entellektüel düşünceye karşılık gelen kelimenin bir karşılığı var.Her okuma parçasında ''okuduğumuzu anladık mı '' ve ''bilmediğin kelimelerin anlamlarını yaz !''bölümü var ve o kadar da çok kaynaklar.Ama bazı parçalar var ki...Şimdilerde artık.....&lt;br /&gt;Ne anlayabilirsiniz tam anlamıyla,ne de bilmediğiniz kelimeleri bulabileceğiniz bir kaynağı var...Kendisinden başka..Bazılarına baktıkça...meleklere inanıyorum.....Bir de kendimi şanslı hissediyorum çoğu zaman...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''ne ettimse&lt;br /&gt;olmadı işte&lt;br /&gt;kayıplardayım''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ben hayatımda böyle masum birşey okumadım, bu kadar hissetmedim.Aklıma ne öyküler gelmedi ki yazmak istediğim..Köylerde örükleriyle dere boyunda koşturan ay yüzlü kızlar ,ağaçların altında başlarında papatyalar.. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerin aşk'larında tavan yapmış libidoları ile yaklaştıkları insanlara ''hayatımda gördüğün en güzel gözlere sahipsiniz hanımefendi,hayatımın kadınısınız sanki'' ya da sadece güzel bir arabaya bakıp ''ne kadar benim gibisiniz beyefendi'' diyenlere,Seni senin aklınla beyninle değil gözlerine kaşlarına sahip olabildiği seni kendisine kul edebildiği ölçüde kayıran patronlara,selamün aleyküm dediğinde eteğine pantolonuna,bacaklarına bakan din tacirlerine,yüzüne gülüp ardından çamur atan iman sahiplerine,senin üzüntülerinden,mezarlarından kendisine menfaat sağlamaya çalışanlara,boşluklarından istifade etmeye kalkan yalancılara, ''aman kızım para çok önemli,bul zengin birini ye bitir,zaman böyle iyi kalmadı ''diyen arkadaşlara da Demiştim :Böylesi yürekler tanıdım ve onları var olduğum müddetçe iki elimle taşır,diğerlerini ise sadece çok iyi anlarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm iyi niyetli insanlara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Ey ,avuçlarımda açan güneş&lt;br /&gt;yüzüm sürdüm ışıkların&lt;br /&gt;boy boy yıldız ağaçların&lt;br /&gt;çiçeklerin&lt;br /&gt;bir ağaçta bir kuş&lt;br /&gt;bir karınca yuvasında emek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mavi gökyüzünde gördüm sûretin&lt;br /&gt;Sûretim baktım sadece&lt;br /&gt;geceleri&lt;br /&gt;ben'i gördüm,aşk'ı gördüm&lt;br /&gt;geceleyin,gündüzleyin&lt;br /&gt;güneşi öptüm''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Meyhane%20%C5%9Eark%C4%B1lar%C4%B1-%C5%9Eevval%20SAM-%20Menekse%20G%C3%B6zler%20H%C3%BClyal%C4%B1.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-1439229182925726746?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/1439229182925726746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/ne-inadina.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/1439229182925726746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/1439229182925726746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/ne-inadina.html' title='NE İNAD&apos;INA'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStdtHSNP_I/AAAAAAAABos/WdBoamBNrAU/s72-c/bbi72nppwnw6khc3o.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-5805950093332883474</id><published>2011-01-10T11:15:00.000-08:00</published><updated>2011-01-10T11:18:34.128-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStbYqO5p8I/AAAAAAAABok/_OY250xAYn0/s1600/www_antoloji_com_335494_937.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 315px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560638644130785218" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStbYqO5p8I/AAAAAAAABok/_OY250xAYn0/s400/www_antoloji_com_335494_937.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;”Yoksun.&lt;br /&gt;Bir güneş parçalanıyor gözlerimde&lt;br /&gt;Avuçiçlerimde yüzünün tan kızıllığı var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir okyanus sevdanın ulaşılmaz derinliği kadar&lt;br /&gt;Seni bir çığlık seslenememenin hüznündeyim&lt;br /&gt;Özlemindeyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kayıp sokağın çıkmazında martı kardeşliği&lt;br /&gt;Ve ayıptan bir düşün anadan üryanlığı kadar&lt;br /&gt;Çırılçıplak özgürlük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksun&lt;br /&gt;Bir güneş parçalandı gözlerimde&lt;br /&gt;Avuçiçlerimde yüzünün tan kızıllığı var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüznümde öfkem atıyor…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın sevdiklerinden ayrılması veya ayrılmak zorunda kalması kadar acı veren çok az şey vardır.Ne kadar edebiyat parçalar isek parçalayalım,beklentisiz sevgiden bahsedersek bahsedelim,olmuyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmaz…Acı verir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin çok güçlü olmak zorunda olduğumuz zamanlar olmuştur.Bir başkasına çok güçlü olmasını öğütlediğimiz zamanlarda öylesine.Ateş düştüğü yeri yakar ya,canımız yanmadan hiç kimseyi tam olarak anlayamayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılık, kimi zaman,askere gidecek oğluna,eşine valizler hazırlamak.Bir tren istasyonuna veya bir otobüs durağına ya da havaalanına varana kadar ‘bütün korkusuna rağmen” ,”önce vatan” diye bağıran bir anne-babanın-eşin-kardeşin adı olur.Dayanamamanın çığlığı olur sonra, tren garında,otobüs durağında,havaalanında…İnsan dayanamaz olur, gözyaşları yağmur olur….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen yetmez,yetmez de, ay-yıldızlı bayrağa sarılı bir tabutta sonsuzca hasret olur.Metin olmaya çalışan babanın acısı, kapalı kapılar ardında anlamını bulur.Oğluna orada,yastığına başını gömdüğünde kavuşur.Gecenin üçünde,dördünde kaçan uykular,kendini dışarı vurmalar olur.Sabah ezanı vakti, başını ellerinin arasına almış, aklını yitirmek üzere olan,kaldırıma oturmuş bir baba,oğlu için her gün dua eden bir anne olur…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da, döşeğinde bebeği ile yapayalnız kalakalan gencecik bir kız.Ellerinin kınası solmamış,gözleri taze,yanakları al,bebeğine süt verir iken babasını söyleyen bir yeni gelinin kesilen sütü ,solan kınası,yanakları,donuk gözleri… Babasız,yetim ama kan ağıtlarının arasında dünyadan bir haber gülen melekten yavrusunun yüzüne vurur ayrılık…Asalet olur…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüntü şarkılarda ağlar sonra;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Gitti canımın cananı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vah le canım,vah le canım cananım”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirlere vurur;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Yoksun&lt;br /&gt;bir güneş parçalandı gözlerimde&lt;br /&gt;Avuçiçlerimde yüzünün tan kızıllığı var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüznümde öfkem atıyor…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da bir köşede ”ağabeyim gitti ben varım,ben de hazırım ” diyen bir erkek kardeş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”İki arslan da ben de var” diyen bir kızkardeş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneler,babalar,kardeşler çoğalııır,çoğalır,kan ile acı kutsanır olur !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeye rağmen ayrılık,”herşey vatan için” olur. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Not :Kapattığım sayfadaki eski yazılarımdan birisi...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" height="63" width="219" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Farid%20Farjad%20-%20Sar%C4%B1%20Gelin.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1667"&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-5805950093332883474?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/5805950093332883474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/yoksun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5805950093332883474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5805950093332883474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/yoksun.html' title=''/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStbYqO5p8I/AAAAAAAABok/_OY250xAYn0/s72-c/www_antoloji_com_335494_937.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-6676544398765671210</id><published>2011-01-10T11:05:00.000-08:00</published><updated>2011-01-10T11:08:18.739-08:00</updated><title type='text'>NIETZSCE /TARİH ÜSTÜNE</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStZGq7fyAI/AAAAAAAABoc/EAJZ4_wFgcw/s1600/Nietszche.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 247px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560636136056932354" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStZGq7fyAI/AAAAAAAABoc/EAJZ4_wFgcw/s400/Nietszche.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Önünde yayılan sürüye bak ,ne geçmişi bilirler ne geleceği.Gün doğumundan gün batımına kadar ,&lt;br /&gt;bir oyana gider,bir bu yana,onun tat alması ile almamsı arasında bir fark yoktur.&lt;br /&gt;Kısacık bir yaşantının kazığına bağlıdır.Acı da duymaz bıkkınlıkta.Bu durumu görmek insanı sıkar.&lt;br /&gt;Böylesi bir durum karşısında kişi,aşırı bir bağlılıkla bakar mutluluğuna,hayvan gibi yaşamak istemez.&lt;br /&gt;Hayvan da insana der ki;unuturum ne varsa ben,yaşar giderim kendimce işte öyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan şaşıyor kendi durumuna,öğrenemiyor bir türlü unutmayı,bağlı kalıyor geçip giden zamana ve de olaylara.&lt;br /&gt;Of! çekerek tükenip gidiyor yaşam.Sanki,önü yokluk sonu yokluktur,tükenip giden zamanın.&lt;br /&gt;Bir ulu ağaçtan bir yaprak kopar gibi.Böylesi zamanda insan,”ben kendimi arıyorum” der.Ve hayvanın yaşantısına özenir.&lt;br /&gt;Tarihini yaşamaktan korkar kendinin.Şimdinin içinden kurtulamaz.Kendinden sonraya iz bırakmaz olur ve&lt;br /&gt;işte böylece ve nesnelerin yerlerini değiştiremez.Sonunda yetkinliğin yerini ölüm almış olur.&lt;br /&gt;Bütün çözümlemeler geride kalmıştır.Varlığı kesin bir olup bitmişlik damgası taşır.Nesne kendini yatsımaya başlamış,&lt;br /&gt;kendine karşı koymuştur çünkü…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dirimde yaşayanı tutmak,unutmamak ,mutluluğa çıkan bir yol du.Hayvan gibi yaşamaktansa insan gibi yaşamak iyidir.&lt;br /&gt;Bun geviş getirmeden var olmak denir.Bu aşama insan olma,ekin olma,kültür aşamasıdır,geçmişi unutmak gerekliliği vardır!&lt;br /&gt;Bu ekinin plastik gücünün ne kadar büyük olduğunu bilmeliyiz.Ben geçmişi unutmak ,&lt;br /&gt;kırılıp dağılmışı biçimlendirip onarmak için yeni ile bütünleşmeyi düşünüyorum.Böyle bir gücü&lt;br /&gt;özünde taşıyan kişiler vardır.Öte yandan öyle kişiler vardır ki ,korkunç yıkımlar,acılar,eğlenceler,&lt;br /&gt;kötü eylemler,sevinç ve neşeler karşısında hiç değişmeden öylece kalırlar.Etki ve tepkiye cevap vermezler.&lt;br /&gt;Demek ki insanın içi varlığı ne denli güçlü kökler taşır ise,süreci onu o ölçüde benimser ya da baskıya alır.&lt;br /&gt;O nun gücü tarih için büyük anlam taşır.İnsanı yeni soya eriştirecek çünkü bu güçtür.&lt;br /&gt;Böyle bir yapıya üstün gelmeyen onu sonrasızca taşır.Bu demektir ki böyle bir kişinin tutkuları,&lt;br /&gt;öğretinin amaçları ötesine varır.Bu genel bir yasadır.Her insan bilincinde sağlam ,diri,özlü bir görüş taşır ise&lt;br /&gt;güçlü ve verimli olur.Aydınlık genel yasanın gereği budur.Arı ve duru bir iç bilinç ,insanın geleceği buna bağlıdır.&lt;br /&gt;Bu durum birey de de böyledir,toplumda da böyledir.Bu çizgi aydınlığı karanlıktan ayırır.&lt;br /&gt;Unutmanın bilinmesi işte bu yüzdendir.Anımsamanın günü gününe olması da.Bu yüzden hangi olay tarihi ilgilendirir,&lt;br /&gt;hangisi tarih dışıdır sezilmiş olur.Okuyucu şu noktayı göziçin sürekli gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan çıkan sonuç şudur:İnsanın terihsel bilgisi sınırlı olabilir,görüş ufku daraltılmış olduğundan&lt;br /&gt;her olguda ve yargıda haksızlık yapabilir.İnsan tüm yanılmaya ve haksızlığa karşı bir direnç içindedir.&lt;br /&gt;Bir öğretide yanılma gücü yok olunca,gözler ışık içinde parıldar.İnsan kendi gerçekliğinin örgüsünden kurtulunca&lt;br /&gt;yabanıl bir isteğe ve tutkuya boyun eğmez.Bu olguya karşın tarih dışı diye bildiğimiz,&lt;br /&gt;nitelediğimiz hayvanların mutlulukla yetindiğini ve hiçbirşeye gereksinim duymadan yaşamlarını sürdürüp gittiklerini görüyoruz.&lt;br /&gt;Bu önemli olgunun içinde gerçekten doğru,sağlam ve de büyük insana özgü olanın gelişebileceği birşey vardır.&lt;br /&gt;Bu tarih dışı olmayan tamamlayıcı bir çevredir.Yeniden doğan bir yaşamdır bu kısacası.Doğada gerçek olan da budur.&lt;br /&gt;Bu tarih dışı olguyu geçerli kılan insandır.Bu sürecin içinde yeniden bir ışık doğar.Bu ışıktan yeni bir tarih yaratılır.&lt;br /&gt;İnsan insan için var olur.Aşırı bolluk içindeki tarihte insan tükense bile sonra yeniden var olur.Tarihin örtüsü olmasa idi&lt;br /&gt;bile insan bu yolu kendi birikimi ve bilinci ile yeniden bulurdu… &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-6676544398765671210?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/6676544398765671210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/nietzsce-tarih-ustune.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6676544398765671210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6676544398765671210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/nietzsce-tarih-ustune.html' title='NIETZSCE /TARİH ÜSTÜNE'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStZGq7fyAI/AAAAAAAABoc/EAJZ4_wFgcw/s72-c/Nietszche.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-5286346325230490113</id><published>2011-01-10T11:02:00.000-08:00</published><updated>2011-01-10T11:04:49.422-08:00</updated><title type='text'>NIETZSCHE</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStYSrzPv7I/AAAAAAAABoU/Zu5U7vjGr-Q/s1600/Nietszche.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 247px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560635242937565106" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStYSrzPv7I/AAAAAAAABoU/Zu5U7vjGr-Q/s400/Nietszche.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;“Gençsin, evlenmek, çoluk çocuk sahibi olmak istiyorsun. Ama sorarım sana: Çocuk istemeye cüret edecek adam mısın sen? Başarılı mısın? Benliğine hâkim olan mı? Duyularına buyuran mı, erdemlerinin efendisi mi, yoksa isteğinin ardında hayvansı bir taraf ya da gereklilik mi var? Yoksa yalnızlık mı? Yoksa kendi kendine çatışma mı? Çocuk, zaferin ve özgürlüğün özlemini duysun dilerdim. Zaferinin ve kurtuluşunun üzerine canlı anıtlar dikeceksin. Kendinden öteyi kuracaksın. Ama ilkin bedenini ve rûhunu tam sağlamlaştırmalısın. Genişlemekle yetinmeyecek, derinleşeceksin. Evlilik: Var olandan daha üstününü yaratmak için, iki kişinin istemidir derim. Evliliği, böyle bir istemi isteyecek olanların birbirine saygısı olarak kabul ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir doğum olmadan, soyluluk olamaz. Yalnızca akıl, kişiyi soylulaştırmaz. Tersine, aklı soylu yapacak bir şey gerektir hep. Nedir peki, gerek olan? Kan… (Burada rütbe anlamında, ‘Lord’ gibi sözler değil demek istediğim.)&lt;br /&gt;Sağlam ana babadan iyi doğum oldu mu, üstün-insan formülündeki bundan sonra gelen şey, ciddî bir okuldur. Burada mükemmelleşme, tabiî bir şekilde yer alacaktır. Övgüye bile yer verilmeyecektir. İnsanın rahatını sağlayacak şeyler az, sorumluluklar çok olacaktır. Burada bedene sessizce acıya katlanması, istem’e de buyruk dinleyip buyurması öğretilecektir. Özgürlük saçmalığı diye bir şey olmayacaktır. Hoşgörü ve “özgürlük” yüzünden maddî manevî gevşeme olmayacaktır. Bununla birlikte insan bu okulda yürürken, kahkahalarla gülmeyi öğrenecektir. Filozoflar, gülebilme yeteneğine göre sıralanacaklardır. “En yüksek dağları bir adımda aşanlar, bütün tragedyalara gülebilirler.” Üstün-insanın bu eğitiminde ahlâkın sirkesi olmayacaktır. İstem sıkı bir düzene sokulacaktır, ama beden yerilmeyecektir. “Durmayın, raks edin güzel kızlar! Güzel ayak bilekli kızların düşmanı olarak, kötü gözle bakan oyun bozan yoktur karşımızda.” “Üstün-insan bile ayak bileklerinden hoşlanabilir.”&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-5286346325230490113?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/5286346325230490113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/nietzsche.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5286346325230490113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5286346325230490113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/nietzsche.html' title='NIETZSCHE'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStYSrzPv7I/AAAAAAAABoU/Zu5U7vjGr-Q/s72-c/Nietszche.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-8645534103280999139</id><published>2011-01-10T10:26:00.000-08:00</published><updated>2011-01-10T10:50:50.542-08:00</updated><title type='text'>...YOK BİR ŞEY...</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStTLxpsoyI/AAAAAAAABoM/mdnUUlX_mLw/s1600/163456_10150154287498662_420070123661_8191226_1438476_n.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 341px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560629626690904866" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStTLxpsoyI/AAAAAAAABoM/mdnUUlX_mLw/s400/163456_10150154287498662_420070123661_8191226_1438476_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bazı anlar olur ya;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani loş odasında yatağının yanıbaşındaki duvardaki pencerenin önüne yerleştirdiği masada ,ya da yerdeki mindere bağdaş kurupta iki tek atmak ister insan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanına bir kağıt bir kalem alırsında,dökmek istersin sakladığın ,harcamaya kullanmaya kıyamadığın kelimelerini…Basittirler oysa ya,bir de bana sor dersin,belki o bir kelime bir evrendir göz kapaklarının ardında…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kâğıt yalvarır,kalem naz eder bazenleri ya mürekkep niyetine daldırdıkça şarabına dile gelir,ele gelir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kağıt dize gelir,yüreğin denizlere dar geldiği,denizin yüreğe sığ geldiği o masum akşamlar olur ya …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani yüreğin şarap banyosu yapar….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalem sarhoş,kalem ayyaş,kalem berduş…yudum yudum içer sevgiliyi ,içtikçe dağıtır,balıklama aşka çalar da ,şarap yağmurlarının kırmızı ormanları biter satırlarında….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç harf ,üç sese nikah kıyar,dünyanın en güzel şarkılarıdır doğacak çocuklar, dinlemeye doyamadığından olacak ,çalsın istersin sabahlara kadar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boyundan büyük sözler etmek istersin ya…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dersin ya hani ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdanın adı bile;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha çok mürekkep yalar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani dersin ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalemin şarap banyoları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok Mecdelli yüreği kırklar….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani acıların tam ortasında bir gül açar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani büyülü bir an yaşanır ya bazen…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani o,hani bu,hani şu işte …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şey…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç yani yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yok birşey….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O an’a benziyorsun diyecektim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar…&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melike&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" height="63" width="219" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Farid%20Farjad%20-%20Sar%C4%B1%20Gelin.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1667"&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-8645534103280999139?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/8645534103280999139/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/yok-bir-sey.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/8645534103280999139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/8645534103280999139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/yok-bir-sey.html' title='...YOK BİR ŞEY...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TStTLxpsoyI/AAAAAAAABoM/mdnUUlX_mLw/s72-c/163456_10150154287498662_420070123661_8191226_1438476_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-3234908308417734918</id><published>2011-01-09T07:58:00.000-08:00</published><updated>2011-01-09T08:14:18.445-08:00</updated><title type='text'>HER KADIN EVLENMELİ,HİÇ BİR ERKEK EVLENMEMELİDİR...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSncPNPI_lI/AAAAAAAABnI/UVvLdkbP8hI/s1600/053_hopetownfalls.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560217368774901330" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSncPNPI_lI/AAAAAAAABnI/UVvLdkbP8hI/s400/053_hopetownfalls.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;FELSEFE HAYATINIZI NASIL DEĞİŞTİRİR ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar arasındaki cinsel farklılıklar anatomiden daha fazlasını kapsar. Beyin cinsel olarak farklıdır. Kadın ve erkek gözleri ile aynı olguyu görür ama bu olgu hakkında farklı düşünceler üretir. Erkekler şeyler, şeylerin özellikleri ve parçaları, diğer şeylerle birlikte ya da onlara karşı nasıl işledikleri ve işleyişi yöneten yasalara ilgi duymaya meyillidir. Kadınlar insanlar ve şeyler arasındaki ilişkilere ilgi duymaya meyillidir. Sürekli ve her dakika insanların ilişkilerini gözlemler ve bu ilişkilere dayanarak insanların ne düşündüklerine ve ne hissettiklerine dair sonuca varırlar. Elbette her iki cins de haklıdır: İki cins de resmin neredeyse yarısını görür. Birlikte uyum içinde olurlarsa resmin tamamını görebilirler. Ama hangi yarımın doğru olduğuna dair savaşırlarsa ikisi de bütünü kaçırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞANIN ŞAKASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çoğu türde cinsel stratejiler, eril ve dişiller için farklıdır. Genel olarak erkek, olabildiğince çok dişiyle çiftleşmek ister. Böylece soyunu mümkün olduğunca çoğaltmış olur. Biyolojik açıdan genlerinin sonraki nesillere aktarımı için en iyi strateji budur. Fazla miktarda üreme hücresi taşımaktadır ve şansını artırmak için doğanın ona gösterdiği yol, bunları olabildiğince yaymaktır. Diğer taraftan dişi genellikle, elde edebileceği en iyi erkekle çiftleşmek ister. Böylece yumurtalarını olabilecek en iyi şekilde döller ve doğdukları zaman en iyi kaynaklara sahip olmalarını sağlar. Biyolojik açıdan genlerin gelecek nesillere kendilerini sürdürebilmeleri için en iyi strateji budur: Sınırlı sayıda yumurtası vardır. Bu yüzen şansını artırmak için doğanın gösterdiği yol, her birine tedbirli yatırımlar yapmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece insanlar, biyolojik olarak uyumsuz çiftleşme stratejilerine eğilim gösterir. Erkek sahip olabileceği kadar fazla sayıda dişiye sahip olmak ve her birine mümkün olduğunca az bağlanmak ister. Dişi, sahip olabileceği en iyi erkeğe sahip olup ona tamamen bağlı olmak ister. Kültürel anlamı, çapkınlık ve tek eşlilik arasındaki çekişmedir. Buna sürekli bir çatışmanın formülü denebilir. Karşılıklı kaygı, karşılıklı çekimin ironik bir yan ürünüdür. Doğanın bize küçük bir şakasıdır. Cinsiyetler savaşına sebep olan temel çelişki budur."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kadın evlenmeli, hiçbir erkek evlenmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benjamin Disrael &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;/p&gt;&lt;/em&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Jose%20Feliciano%20-%20Amor%20gitano.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="23.113999"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          &lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Farid%20Farjad-Keman%20A%C4%9Fl%C4%B1yor.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-3234908308417734918?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/3234908308417734918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/her-kadin-evlenmelihic-bir-erkek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/3234908308417734918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/3234908308417734918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/her-kadin-evlenmelihic-bir-erkek.html' title='HER KADIN EVLENMELİ,HİÇ BİR ERKEK EVLENMEMELİDİR...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSncPNPI_lI/AAAAAAAABnI/UVvLdkbP8hI/s72-c/053_hopetownfalls.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-503793472128658522</id><published>2011-01-08T04:14:00.000-08:00</published><updated>2011-01-08T05:31:12.795-08:00</updated><title type='text'>BİLİNÇ Mİ NE İSTEDİĞİNİ BİLMEK Mİ O DA NE DEMEK ???</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Boşuna mı bu kadar saçmasını okumadınız diyorum.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Çünkü olayların hepsi Türkiye'de geçiyor.Geçecek...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bu halkın herşeyi bildiğini bilinçli yaptığını iddia edenler ve ruhlarını okşamaya çalışanlar da alnımızda ''keriz'' yazıp yazmadığına da şöyle bir baksınlar lütfen..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bu ülkede ne kadar çok sorun varmış ne kadar da uzun sürüyormuş çözülmeleri..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir başörtüsü sorunu ne kadar uzun zaman aldı çözülmek için...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Hizbullahçıların davaları,seri katillerin davaları ne kadar uzun süre alıyormuş bu ülkede...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Şimdi hepsi de serbest...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bu halkın çoğu hiç birşey bilmiyor.Bildiğini sanıyor...Bu halk sadece ekmeği yok ise ekmek alması gerektiğini biliyor kendisine ekmek verene gidip oy veriyor.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Derdi başörtüsü ise gidiyor kendisine başörtüsü vereceğim diyene oy veriyor...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Namaza oy veriyor...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Okulda bedava kitap verdiği için oy veriyor...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Kürtçe serbest olsun haklarımızı yiyorlar diye gidiyor oy veriyor...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Saçma sapan diziler programlar izliyor...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Geri kalanı hiçe sayıyor bu halk sadece kendisini düşünüyor.Aslında kendisini de düşünmüyor.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bu halk bir acaip bir halk.Hepsi değil ama bu halkın içerisinde çok acaip insanlar var..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Kurtuluş savaşı'nı Vahdettin başlattı sanıyor.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bu halkın azalarına gidip Kurtuluş Savaşı'nın neden başladığını anlatıyorsunuz.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir :Hem bilmiyor.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;İki:Size mason diyor&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Üç:Atalarını inkar eden vatan haini diyor...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Dört :Git diyorsunuz kardeşim git ,işte kaynaklar git oku ben demiyorum tarih bunu söylüyor.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Beş:Sizi dinlemiyor bile...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bu insana benim bildiğim ''odun'' denir...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bu mu ne istediğini bilmek ve bilinçli olmak...Digerini araştırmadan digerine de bir göz gezdirip anlamaya çalışmadan üstelik de yanlış bildiği ezberi yüzünden saldırmak...Bu halkın en büyük afyonu kafasının içerisindeki beyni..Ne din,ne iman,ne Atatürk ne başörtüsü ve laiklik ne kürt sorunu...Bunlar ile ilgili kafasının içerisine yerleştirilen şablonlar...Bu halk kendisine saplantılı bir şekilde inanıyor...O zaman hepsinin yüce insanlar olması gerekir..Yüce elbette her yaratılış yücedir de biz sosyal,düşünsel boyuttan bahsediyoruz...Hiç bir ırk ,kan ,soy bir digerinden üstün değildir.Ancak sosyal yaşamdaki değerler bütününe göre digerinden üstün vardır...İşte iyilikte üstün,maddiyatta üstün,kötülükte üstün,cehalette üstün...Akılda üstün...Hem maddiyatta hem kötülükte üstün...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Siz bu ülkede yaşanan olaylara genel olarak baktığınızda her kesime hitaben konuşuyorum hiç ne istediğini bilen,ya da ne istediğini ne yaptığını ''bilmek isteyen'' bir halk manzarası görüyor musunuz.Biraz samimi olalım ya..Ben ve benim gibi düşünenler de bunu küçümsemiyoruz,ama gelişmemek için inat edeni ayıplıyoruz...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Benim karşıma çıkanlar  ''çok bilmiş,zaaflarından faydalanılan'' insan manzaraları idi..Çok bilmiş ve öğrenmek de istemeyen...Emin olun çok bilmiş ve bilinçlli olsalar idi bu ülke bambaşka yerlerde olurdu...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bu halk acaip bir halk mantık yürütmüyor...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Said-i Nursi 'yi yeni görüyor.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Muhteşem Süleyman'ı çıkıyor protesto ediyor ne için...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Alkolik bir ayyaş gibi anlatıldığı için...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Hizbullah'ı da şimdi gördü.Seri katili de şimdi gördü..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Muhteşem Süleymanı da şimdi protesto ediyor.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Başbakan Erdoğan'a yöneltildiğini düşündükleri bir hakaret için ucuz protestolar yapıyorlar.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Sadece hakaret için...Hazırlar..Birisi birşey desede onu bunu protesto etsek...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Yüzeysel hiç bir derinliği olmayan...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Kanuni için de öyle...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Ucuz mu ucuz,kuyruğuma bastılar zıpladım protestosu...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Tarihin güzelliklerini göstermeli diyorlar..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Katılıyoruz ama gülmekten...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Vardır kendilerince haklı bir nedenleri.....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Atatürk'e senelerce zinakar,alkolik,hain,şerefsiz denilir iken tarih bir bütündür,taaa eski Türk devletlerinden tutunda Osmanlı'ya oradan Cumhuriyete kadar geçirdiği evreler içerisinde varolmuştur ve her birinin çok değerli katkıları vardır...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;demediniz....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Hadi kardeşim yemezler....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Ha bu arada küçük bir bilgi ilave edeyim...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Mustafa Kemal'in hayran olduğu liderlerin içerisinde Kanuni Sultan Süleyman vardır...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir de size protesto edeceğiniz birşey daha söyleyeyim.Öğretmen arkadaşım aradı Siirt'tan de...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Genç kızlar henüz özel günleri için satılmakda olan edevatın ne ne olduğunu ne de kullanmasını bilmiyorlar...Satılmıyormuş da orada zaten...Evet pastorize süt merakliları,hijyen sevdalılar,parfüm hastaları,marka düşkünleri,reklam budalaları ve bilimum sazan gibi herşeyi protesto etme sevdalıları....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Siz bu cehaleti ,bu fakirliği protesto edin....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-503793472128658522?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/503793472128658522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/bilinc-mi-ne-istedigini-bilmek-mi-o-da.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/503793472128658522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/503793472128658522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/bilinc-mi-ne-istedigini-bilmek-mi-o-da.html' title='BİLİNÇ Mİ NE İSTEDİĞİNİ BİLMEK Mİ O DA NE DEMEK ???'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-6901799152186587515</id><published>2011-01-06T23:06:00.000-08:00</published><updated>2011-01-07T05:29:30.371-08:00</updated><title type='text'>İDDİA EDİYORUM HAYATINIZDA BU KADAR SAÇMASINI OKUMADINIZ.</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/wYFkcal-Gto?fs=1&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/wYFkcal-Gto?fs=1&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;KİTABIN ÖN VE SON SÖZÜNÜN ÖZÜ&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Dünyanın en saçma kitabını yazmaya adayım.Daha saçması olmayacak kadar eminim kendimden.Ne başı belli ne sonu.İçinden işe yarar birşeyler çıkartmak için bütün dikkatinizi kitaba vermekten başka çarenizin olmadığı bir kitap.Aslında çok kolay ve yine aslında en zoru... İşinizi gücünüzü bırakın,eleştirmeyi de öylesine.Kritik veya analiz edin ya da ruh halimi sorgulayın diye yazmıyorum...Noktalama işaretlerine de dikkat etmeyeceğim.İşinize gelir ise okuyun,işinize gelir ise okumayın...Tamamen sizin tercihinizdir.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Amacım fikirlerinizi ya da düşüncelerinizi değiştirmek,kitle imha cümleleri kurmak değil...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Size zarar vermeyeceğim endişe etmeyin....Silah,bıçak ,kama,pornografi gibi ögeler sadece burada paylaşacaklarımda değil,kitabın içerisinde de paylaşılmayacaktır...Bunları görmek isteyen için,nette tek tık yeter...Benim kitabın yukarı köşesinde '' çocuklar hariç ,yedi ceddiniz okuyabilir,gülmekten çatlayabilir'' ibaresi mevcuttur...Bugüne kadar kimse sizin kıymetinizi bilmedi.Çünkü insanlık hakkında doğru birşeyler söylemeye çalışan hemen herkesi haklı çıkarttınız siz...Çıkartmaya da devam ediyorsunuz..İnsanları ölümsüzlüğe kavuşturanlardansınız...Ama değeriniz tam olarak bilinmedi....Her zaman olduğu gibi bu değerli grubun işi, içinden veya dışından,haklı çıkarmak görevine devam etmektir......&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Tekrar uyarıyorum.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bu kitap saçmalıklarla doludur...Mantıklı insanların anlayabileceği birşey değildir...Bütün deliler kitabı rahatlıkla anlayabilecek iken, akıllılar anlamakta zorlanır.O neden ile akıllı iseniz sakın  aklınızı yitirmeyin.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;em&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;KİTABIN BAŞLANGICININ ÖZET BÖLÜMÜ ÇÜNKÜ BİR PARAGRAF İÇİN DÖRT SAYFA YAZI YAZIYORUM&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt; &lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Ben küçük bir kız çocuğu iken cennet dediklerinde bana,yemyeşil bahçeler hayal ederdim.Ortalarından mavi nehirler akan cennet bahçeleri..Öyle anlattılar.Yeşilin ne olduğunu da bilmiyorum o zamanlar.Mavinin de.. Boyama kitaplarımı boyamaya başlamamıştım...Annemin hala bir melek olduğunu düşündüğüm zamanlardı. Ne menem bir şeytan olduğunu anladığımda iş işten geçmişti.Müthiş bir kandırılmışlık,aldatılmışlık hissi bu anlatılamaz...En güvendiğiniz dağa kar yağdığını anladığınız an...Kendinizi salak gibi hissediyorsunuz.Meleke annem meğer bir eli sopalı,eli maşalı bir insanmış...İnsanmış diyorum çünkü ''kadının duyarlılığı ve şefkati'' teorisini yerle bir eden bir an'dı kendisi..Hayatımın ilk salak gibi hissettiğim anı babam tarafından korkutulur iken sopayı annemden yemem oldu.Tanrı bana sağ gösterip solu indirdi...Nakavt oldum...Çocukluk...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Yıldızları saydırdı bir güzel de her taraf aydınlandığında...Yukarı baktım..&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bana yukarıda bir yerde olduğunu söylemişlerdi.Bakıyordum bakıyordum birşey göremiyordum birisi beni yukarı doğru aval aval bakar iken kamera ile çekse ve sesi de kapatsa ortaya çıkacak görüntünün insanları altına yaptırtacağından eminim.Bir kız çocuğu garip el kol hareketleri ile yukarı bakarak konuşuyor..Böyle birisini gördüğümüzde ''deli'' deriz her halde... Yukarı bak,aşağı bak,sağa bak,sola bak...Avanak...&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Vah yavrum...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;em&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Düzenli bir yaşantımız vardı ya da ben henüz düzensizin ne olduğunu bilmiyordum.Bilmiyorum ki ağabeyim bana o zamanlar tırnakçılığı öğretmeye başlasa idi bugün ''tırnakçılıktan'' hapishanede yatan bir insan olurmuydum.Yine ne kadar düzenli bir yaşantımız vardı der mi idim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Anne bana dokunma.Benden uzak dur '' diye bir çığlık attığımda bir gün ..... Annem bana nedenini sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Ölmeni istemiyorum.'' dedim..&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Lanetli çocuğum ben ...&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Anneme kıyamadım...&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;O gün çok karanlık bir gündü.Anlatacağım...Ama çatlayana kadar anlatmayacağım içinizdeki her haltı merak etme tanrısını öldürdüğünüzde hiç ummadığınız bir an 'da gelecek darbe...Hayatımın en kötü günü.Psikologların benim içimde aramak istediği ve beni götürmek istediği gün.Koltuğumun arkasına yaslanıp rahatladığımda ve ''bana anlat bakalım sizi dinliyorum'' dediklerinde,dışkısını saklamaya çalışan ve vermek istemeyen bir çocuk gibi anlatmak istemediğim gün...O günü insanlara anlattığımda yaşam enerjimi verecek gibi idim..''Bu ruh hastası benden gücümü almaya çalışacak'' gibi bir düşünce içerisinde iken zavallı kadının bana gösterdiği resimleri kahve falı bakar gibi yorumlamaya başladım.Hani utanmasam üç vakte size yol göründü , ya da çok yakın zamanda büyük bir iş için yatırım yapacaksınız..İşte o büyük iş benim,siz benden iyi kazanacasınız haberiniz olsun,sonunda sizi de adam edeceğim ,içinize giren tanrıları yok edeceğim ,normale döneceksiniz...sizde nazar var,üstelik kocanız sizi aldatıyor..'' diyecektim..İşte o gün..Bütün tanrıların öldüğü gün.Tanrıları öldürdüğüm gün.Uzun süren tedavimin ardından hayatıma güneş doğmuş gibi.Bir aydınlık sanki.Ve onu da eskisinden daha fazla sevdiğimi farkettim. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Psikoloğuma yaptığım tedaviden bahsediyorum..Bütün oral,anal,fallik arızaları tespit ettim ve gerekeni yaptım...&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Onu iyi ettiğim gün çok mutlu oldum.Henüz ilk seans...Ücretten kurtulmanın ya da en azından yarya indirmenin tek yolunun onunla arkadaş olmakdan geçtiğini farkettim..Çantasını açtı ve ''hiç kimseye göstermiyorum bakın'' diyerek bana sevgilisine ve kendisine yazdığı mektupları gösterdi.Çok yıllar önce kızı nedeni ile sevdiği insanı terketmek zorunda kaldığını ve şimdi kızı ile sorunları olduğunu anlattı..''Siz '' dedim,''benim bulunduğum koltuğa bir geçiverin...Arkanıza yaslanın.Mektupları hiç kimseye göstermeyeceğimden ya da söylemeyeceğimden emin olabilirsiniz...Kızım sende bize iki çay getir bakalım...Evet şimdi anlatın..Resimlere bakın ne görüyorsunuz?Al bu da tam yedi yüz soruluk testiniz,çoktan seçmeli...Bazıları çifter çifter sorulmuştur...Ben bir öncekinde nereyi işaretlemiştim diyerek geriye dönüp bakabilirsiniz ama aradan zaman geçtiği için balistikte geriye baktığınızı ve bir önceki sorudaki karalama şekliniz ile son soruyu karalama şekliniz arasındaki süreyi hesaplatabiliriz haberiniz olsun...'' Bu arada kesin normal değilsiniz..Aslında teste gerek yok ama bir prosedür işte...Normal insan yoktur..Anormalsiniz kabul edin sonra sizi bizim tıbbiyeliye göndereceğim..Birbirinizi soyun..O size ilaç verecek normale döneceksiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dua etmesini çok severdi annem.Nerede ise başka birşey bilmezdi diyeceğim kadar iyi bilirdi.Duanın arkasına saklanan bir pasif dua içicisi olduğunu anladığımda da çok küçüktüm.Anneannemin özel yaşantısı ile dualarının çokluğunu da farkettim sonraları..Annem nerede ise yediği dayaklara bile dua edecek kadar bir dua manyağı idi.Bir tür LSD etkisi yapıyordu dualar onda ya bana da öğretmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Dua eder isen kabul olur...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere ağzı burnu kan içerisinde iken sabır çektiğini gördüm onun.Nerede ise hala sağ kaldığına dua ediyordu.Sonra ileriki senelerde Polyanna diye bir salağın felsefesini okudum.Bir bacağı kırıldığında digerinin sağlam kaldığı için dua ediyordu ve hep mutlu idi bu kız..Kalan sağla bizimdir diye düşünerek gidenlerin hesabını yapmaktan aciz bir zavallı idi anlayacağınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-6901799152186587515?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/6901799152186587515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/iddia-ediyorum-hayatinizda-bu-kadar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6901799152186587515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6901799152186587515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/iddia-ediyorum-hayatinizda-bu-kadar.html' title='İDDİA EDİYORUM HAYATINIZDA BU KADAR SAÇMASINI OKUMADINIZ.'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-7211986671458005111</id><published>2011-01-06T06:35:00.000-08:00</published><updated>2011-01-06T06:37:03.438-08:00</updated><title type='text'>LOLAN OYMAĞI VE LOLAN GÜZELİ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;DOĞU ANADOLU’DA YER ALAN ALEVİ/TÜRKMEN KÖKENLİ (LOULAN)-LOLAN OYMAĞI’NIN ETİMOLOJİK ARAŞTIRMA RAPORU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burhan KOCADAĞ&lt;br /&gt;Eğitimci/Araştırmacı/Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖZET&lt;br /&gt;Bu yazıda, Doğu Anadolu bölgesinde yaşayan Alevi/Türkmen kökenli Lolan (Loulan) oymağının etimolojik yapısı ve sosyolojik oluşumu ile ilgili bir araştırma vardır. Çalışmada Lolan kelimesinin kaynağı, Lolan oymağının Orta Asya ve Çin topraklarındaki geçmişi ve Anadolu’ya gelişi ile ilgili bilgiler yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABSTRACT&lt;br /&gt;In this writing, there is a research on etymological structure and sociological formation of the Alevi/Turcoman rooted Loulan Family. Data about the source of the word “Loulan”, the past of Loulan Family in the Middle East and Chine lands, and about their Arrival at Anatolia.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar Kelimeler: Lolan Oymağı, Alevilik, Türkmen&lt;br /&gt;Key Words: Loulan Family, Alevism, Turcoman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sosyal denge, feodal yapının bir devamı olan aşiret sistemi üzerine kurulmuştur. Bu aşiretlerin büyük çoğunluğu Sünni inanca bağlıdır. Ancak, buna paralel olarak Alevi oymaklar da hatırı sayılır çoğunluktadır. Özellikle bu yoğunluk, Güneydoğu Anadolu’dan çok, Doğu Anadolu’da yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sünni aşiretlerin tamamına yakın çoğunluğu, etimolojik olarak Kürt kökenli iken, Alevi oymaklarda aynı oranda Türkmen kökenlidirler. Genelde söyleyiş tarzı bakımından Kürt kökenli kesime aşiret, Türkmen kökenli kesime de oymak denildiğinden Lolanlılar’ı oymak olarak tanımladık. Her iki tabir de aynı anlama gelmektedir. Aynı şekilde Türklerin Sünni yerleşik kesimine Türk, Alevi, Yörük kesimine de Türkmen denilmektedir. Bunun yanında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da çok az sayıda Kürt kökenli Alevi aşiretler de bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alevi ve Sünni aşiret ve oymaklar arasında büyük oranda dil ve kültür farklılığı bulunmaktadır. Doğu Anadolu’daki Alevi oymakların büyük çoğunluğu Türkçe’de başka dil bilmezken, bir kısmı da Türkçe-Zazaca ve Kürtçe konuşmaktadır. Zazaca konuşulan dilin kelime sayısında yüzde 50 Farsça, yüzde 35 Türkçe, yüzde 10 Kürtçe ve 5 oranında Arapça kelimeler bulunmaktadır. Arapça kelimeler, genelde Alevilik’ten kaynaklanan isimlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alevi ve Sünni oymak ve aşiretlerin kültür farklılığı büyük oranda göze çarpmaktadır. Bu farklılık, yemek çeşitlerinde, folklorda, insan isimlerinde, giyinişte, sakal ve bıyıkta, düğün ve ziyaretlerde, sosyal yaşamda, inançsal yapıda kendisini göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alevi kesimin insan isimlerinde Alevilik’ten gelen Ali-Hasan-Hüseyin-Mustafa-Mehmet-Fadime gibi Arapça kökenli kelimelerin dışındaki tüm isimler Türkçe asıllıdır. Türkçe isimler arasında Tekin-Çetin-Ayhan-Orhan-Gültekin-Çiçek-Güllüzar-Arzu gibi kelimeler ağırlıklıdır. Bunun yanında Aleviler, şapka-ceket-pantolon giyerlerken, Kürt aşiretlerde genelde şalvar giyip, sarık bağlamaktadırlar. İnsan isimleri ise Abdülkadir-Abdülkerim-Muhammed-Ayşe-Ebubekir-Ömer-Osman-Abdulrezzak-Abdurrahman-Mustafa- İdris gibi Arapça ve Kürtçe isimler yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maraş-Antep-Adıyaman dolaylarında oturan Alevi aşiretlerin dağınıklığı ile beraber azınlıkta kalmalarına karşın Malatya-Sivas-Erzincan-Tunceli-Bingöl-Aşkale-Hınıs-Kelkit-Varto yörelerindeki Aleviler toplu hâlde ve çoğunluktadırlar. Bu oymaklar 24 boy olan Şeyh Hasanlı oymakları ile yine 24 boy olan Dersimli oymaklarıdır. Sivas-Malatya-Kelkit dışındaki oymakları iki bölümde incelediğimizde şu tablo karşımıza çıkar. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://ok-on.blogspot.com/2011/01/lolan-oymag-ve-lolan-guzeli-loulan.html"&gt;http://ok-on.blogspot.com/2011/01/lolan-oymag-ve-lolan-guzeli-loulan.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-7211986671458005111?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/7211986671458005111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/lolan-oymagi-ve-lolan-guzeli.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/7211986671458005111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/7211986671458005111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/lolan-oymagi-ve-lolan-guzeli.html' title='LOLAN OYMAĞI VE LOLAN GÜZELİ'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-4775411200664164214</id><published>2011-01-05T10:16:00.000-08:00</published><updated>2011-01-05T10:56:15.417-08:00</updated><title type='text'>DEDİKODUCU</title><content type='html'>&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/z3v-vCLM6Nk?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/z3v-vCLM6Nk?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSS5wLXggCI/AAAAAAAABmw/r0Z0pPdHS1U/s1600/dedikoducu.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 250px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSS5wLXggCI/AAAAAAAABmw/r0Z0pPdHS1U/s400/dedikoducu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558772077418283042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün Bekir Coşkun'un ''Yalaka'' başlıklı yazısını okudum.Şöyle başlıyor idi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalaka&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalakasın...&lt;br /&gt;Yalakalık senin vazgeçilmez parçan...&lt;br /&gt;Gözün, dilin, kulakların, burnun, çenen...&lt;br /&gt;Tepeden tırnağa yalakalıktan ibaret oluvermişsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazı çok hoşuma gitti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bence bu ülkenin ciddi sorunu sensin...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diyordu....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üslup olarak ne kadar da ben...Valla aynı ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi esin yazısına geçeyim :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEDİKODUCU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki yüzlüsün...&lt;br /&gt;Dedikoducusun....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin yüzünden ne  kadar insanın canı yandı biliyor musun sen?&lt;br /&gt;Senin yüzünden yalancı oldu insanlar...&lt;br /&gt;İki yüzlülük senin damarlarına işlemiş...&lt;br /&gt;Senin attığın iftiralar yüzünden kaç kişi dayak yedi,birbiri ile kavga etti..&lt;br /&gt;Meraklı turşucu...&lt;br /&gt;Beyinsiz seni...&lt;br /&gt;Cahil...&lt;br /&gt;İşin gücün milletin kıçı ile uğraşmak...&lt;br /&gt;Kendi kıçını nasıl kurtaracağını düşündün mü hiç?&lt;br /&gt;Senin yüzünden bu ülke kıç tarafına doğru geriliyor...&lt;br /&gt;Yemedin içmedin yetiştirdin.&lt;br /&gt;Kimse sırrını veremedi sana...&lt;br /&gt;Sabahı  zor ettin...Bekleyemedin telefon açtın...&lt;br /&gt;Milleti çekiştirdin..&lt;br /&gt;Ona başka buna başka dedin...&lt;br /&gt;Hatırladın mı babasının döveceğini bile bile kızının sevgilisi olduğunu söyledin.Öldürdü kızını dayaktan...&lt;br /&gt;Ah dedin vah dedin,içinden yargıladın.Yüzüne güldün..&lt;br /&gt;Olur dedin molur dedin..&lt;br /&gt;Ardından başkasına söylemek için zor bekledin..&lt;br /&gt;Düşün düşün iyi hatırla komşuda elin kocasını nerede gördüğünü anlattın karısının kulağına gitti yuvaları yıkıldı...&lt;br /&gt;Ya ablasını öldüren kardeş..&lt;br /&gt;Pezvenk dedin kahvede birbirlerini öldürdüler...&lt;br /&gt;Biri mezara girdi,biri cezaevine sen ortalarda dolaştın...&lt;br /&gt;Senin yüzünden oldu...&lt;br /&gt;İnsanların zaaflarını kullandın...&lt;br /&gt;Bence bu ülkenin en büyük belası sensin..&lt;br /&gt;Kötüsün kötü..&lt;br /&gt;İnsanları birbirine kattın...&lt;br /&gt;Zaaflarından faydalandın....&lt;br /&gt;Utanmadan insan içerisinde dolaştın...&lt;br /&gt;Zerre surat yok sende...İşin gücün milletin kıçı bacağı...&lt;br /&gt;Rezilsin rezil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen sen bunların sözü ile,için hareket eden..Sen zaten bir zavallısın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-4775411200664164214?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/4775411200664164214/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/dedikoducu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/4775411200664164214'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/4775411200664164214'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/dedikoducu.html' title='DEDİKODUCU'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSS5wLXggCI/AAAAAAAABmw/r0Z0pPdHS1U/s72-c/dedikoducu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-6957461490744048974</id><published>2011-01-05T03:24:00.000-08:00</published><updated>2011-01-05T03:38:25.190-08:00</updated><title type='text'>....MEKTUPLAR....</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSRWW5E4xEI/AAAAAAAABmY/z1c1FQ2sS8k/s1600/163649_186911687986588_160923113918779_681727_3791349_n.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 250px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558662791360463938" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSRWW5E4xEI/AAAAAAAABmY/z1c1FQ2sS8k/s400/163649_186911687986588_160923113918779_681727_3791349_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;”Senin için yazdığım en uzun yazı&lt;br /&gt;yaptığım en uzun konuşma&lt;br /&gt;gözlerimden aktı…&lt;br /&gt;Gecelerden uzundu,güneşe uzak…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni gözlerime sor gece yüzlü’m&lt;br /&gt;Seni en iyi onlar anlattı…&lt;br /&gt;onlar yazdı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerimden dudağıma akan&lt;br /&gt;bitmez ,tükenmez bir cemresin sen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşgeldin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Elimde değilsin,ne edeyim&lt;br /&gt;Kahretsin”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AŞK…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözyaşlarım ile suladığım ilk cennet çiçeği gözlerin…Şimdi avuçiçlerimde buharlaşmış bir sevdanın adı ile,Aşk denilen illetin tatlı-tuzlu karışık tadı kaldı…Bilir misin bir de aydınlıktan bir gülüş kaldı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında yine ve yine ayrılığın kokusunu,ayrılığın tadını aldım,sesini duydum bu akşam alacasında, kokusu, avuçiçlerimde kalmış ellerinin kokusu,tadı ise yanaklarındaki tuzlu gözyaşları…Ayrılığın tadı tuzludur bilirim …Sesi hıçkırık seslerim…Hiçbir kelimenin anlamı yok..Saf acıyı kokla,tat ve işit…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında boktan bir hayat bu..Bırak yaşam üzre yazılan çizilen zırvalıkları bırak…Dilediğin gibi bir çığlık dolusu sesleniş bir avaz haykırış bile çok görmüşler seni.Ciğerler hasret denizinin ta dibinde nefessizsin,beynin vurgunu yemiş her tarafın kan ve revan içerisinde..Hayat seni bana genel-geçersiz ve hiç bir kesinliği olmayan bir ömürlük zaman ve yani kısacası kısa bir an kadar çok gördü..Ben böyle hayatın ta sil sülalesini silme süpüreyim emi.. …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızlığımı hatırlatıyor , herşey ve herkes..Anneler,babalar,çocuklar,sevgililer..Pervasızca ve vicdansızca.”Denizin içerisinden çıkıp gelen bir silüet,tıpkı sana benziyor” dedim ya . ''Bütün derdini unutuyor sanki insan'' diyeceğim ama,daha da hüzünleniyorum..Yoksun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varmışsın gibi hissediyorum diyeceğim ama yalan.Bu çaresizlik yalanlarına da sığınmak istemiyor insan aslında böylesi zamanlarda.Haykırmak istiyor biliyor musun..”Seni özledim..Geceler boyu özledim.Gecelerin karanlık ve derin denizlerinin birkaç boy aşımı boğularak özledim seni..Yüzmek istemiyorum,batmak istiyorum batacağım kadar aşkına..Vurgun yedim yokluğuna..Hiç tahmin edemeyeceğin kadar özledim..Seni düşünmekten kafayı üşütmek üzereyim.Gittiğin günden beri hayatımı,düşüncelerimi bir türlü düzene koyamadım.Bu özlemin tek çaresi, gözlerimi kapattığım zaman bir daha bu dünyaya açmamak olabilir ancak..Evet ölüm..Gözlerin ne semada çok defa baktığım yıldızlara ,ne de rüyalarımda çok kez gördüğüm bir güzelliğe benziyorlar.Seninle mutluluk?Adı üzerinde seninle mutluluk işte..Gittiğin gün ,o Allah’ın belası gün ellerin ağlar iken avuçlarıma..Ölseydim..Niçin her gün batışında son kez gittiğini ve her gün doğuşunda ise seni ilk kez gördüğümü düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendi kendisine bu kadar eziyet eder mi? İnsan mutsuzluğun peşi sıra bu kadar emek harcar mı?Ne tuhaf bir varlık şu insan…Ne biçim bir hastalık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden tanıdık bir kız fırlıyor damarlarmdan..Gülümsüyor bana..Denizkızlarından bahsediyor,çıtır çıtır köpük seslerinden de vuruyor.Elbet hep hayal öğütlüyor ne kadar da gerizekalı birşey bu ya…S..r diyorum,defol git yanımdan sen sadece bu beceriksiz dünyanın beceriksiz insanlarının yan ürünüsün.Sadece beni yaşamdan vazgeçirmemek için içimde olduğun palavrasını sıkmak için varsın.Bana hep salaklığı öğütledin..Saklanmayı,içime atmayı..Ben bağırmak istiyorum avaz avaz bağırmak…Bugüne kadar beni kandırmaktan başka bir boka yaradığını görmedim senin .Dayanamıyorum,deliyim kızım hâlâ anlamadın mı,delilik benim damarlarımda akan deli bir kan gibi asıl senin için geçmiş ,işin gücün insanları sünepeliğe sürüklemek senin.. yaşlı başlısın ..Çevrene bak,sen kimsin bir yan ürün..İçime zorla girmeye çalışıyorsun bana aptallığı öğretiyorsun.Gerçekler acı..Gitti diyorum gitti anlıyor musun,acı çekiyorum..Bütün dünya acıyor farkında değilsin.Dünya acıyor,dünya kanıyor gerçek bu..Doğa yok doğal olan yok…Bir arslanın bir ceylanı kapması gibi değil.Faydasız yararsız.Medeni belirsizlik bu kimin kazandığı kimin kaybettiği belli değil.Kimin kimi yediği belli değil.Kim daha güçlü belli değil…Çocuklar çocuklar ile karşı karşıya…Çocuk çocuğu yiyor.İnsan insan eti ile besleniyor ve karşımda medeni artıklar,atıklar var…Dünya kan kaybediyor yok mu bir dost olan…!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne der isen de umurumda değil işte..Hiç bir şeyim tam değil ,çünkü tam değilim..Eksiğim..Sensizim..Yarımım..Bir daha tamamlanmamak üzere yarımım işte..Hatırlar mısın bir gece geri geri yürüdüm ve yüzüne gülerek baktıktan sonra koştum sarıldım sana,sımsıkı sarıldım,günlerce suya susamış birisi gibi ,kurak bir çöl ,kökünden kopmak istemeyen sakız ağacı gibi sarıldım..Gözlerinin içine içine baktım ve bir çığlık attım gecenin karanlığını yararcasına bir çığlık….’’seviyorum”… dedim..’’seni seviyorum”..Şimdi yoksun ya ,yüreğimin açık yaralarından damlayan damla sakızıdır aşk…O günden sonra bir daha kimse böyle güldüğümü göremedi…Çünkü bir daha öyle gülmedim..”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aptalca aşk öykülerinden çok çekmedi mi insanlık?Yoksun işte…Bildiğin yoksun..Bildiğin gibi yoksun..Dokunmak istiyorum ,yoksun..Görmek istiyorum,yoksun..Konuşmak istiyorum,sarılmak istiyorum yoksun..Cehennem gibi..Cehennemin kendisi gibi yanıyorum,dokunan yanıyor bana..Şu bacakları sakat roman kızının yıllardır sattığı ve ellerin diye teselli bulduğum,öpüp kokladığım nergizler ellerinin yerini tutarmı hiç?…Hiç gözlerinin yerini tutar mı yıldızlar ,bakışın olurmu güneş ,hiç senin kokunun yerini tutarmı kitaplar ?Peh hepsi palavra,niçin kavuşmak için,birlikte olmak için bunca istek duyuyor insanlar?Verin canan’a can’ı bakalım bir tek hayal kalır mı?Uzaklara bakanlar, hasret çekenler,acı içerisinde kıvranan aşıklar veya sevgisinin karşılığını alamayanlar..Sevdiği avuçlarının içerisinden kayanlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben o nergizleri bir kış ayının tam ortasında ve toprağında seninle birlikte biz kokmak isterdim…Ellerinden tutupta bir balıkçı teknesinin yanına yaklaşıp usulca bir akşam sefası sürmek isterdim doyasıya ve belki de bir kahvehanenin kıyısında çiçekleri bağlyanlara ”bizi de bağlayın iki kişilik bir demet olsun ve hiç ayrılmayalım” demek usulca..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi silüet sana bezeyebilir,hangi çiçek kokunu hatırlatabilir, yalan,inanma sakın…Anlasana…Hayaller züğürt tesellisi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün hepsi , ellerine doyamadığımdan..Gözlerine doya doya bakamadığımdan....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Leman%20Sam-Masal%20Perisi.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="23.113999"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          &lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Farid%20Farjad-Keman%20A%C4%9Fl%C4%B1yor.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-6957461490744048974?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/6957461490744048974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/mektuplar.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6957461490744048974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6957461490744048974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/mektuplar.html' title='....MEKTUPLAR....'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSRWW5E4xEI/AAAAAAAABmY/z1c1FQ2sS8k/s72-c/163649_186911687986588_160923113918779_681727_3791349_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-6392241171137162132</id><published>2011-01-04T14:22:00.000-08:00</published><updated>2011-01-04T18:14:07.986-08:00</updated><title type='text'>...HASAN ÖĞRETMEN...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSO98uCtJkI/AAAAAAAABmA/Z6KK-cH8pH0/s1600/59573_160709803945846_125186650831495_547434_4870813_n.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; FLOAT: left; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558495215954503234" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSO98uCtJkI/AAAAAAAABmA/Z6KK-cH8pH0/s400/59573_160709803945846_125186650831495_547434_4870813_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Kalabalıkların içerisinde sakin adımlar ile tramvay durağına doğru ilerliyordu Hasan öğretmen.Günün yorgunluğu her halinden belli idi ya az da severdi yağmuru.''İyi geldi Rahmet...'' diye düşünüyordu bir taraftan.''Amma da hazırlıksız yakaladın bu sefer,Antalya bu,bu aylarda sağı solu belli&lt;/em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;olmuyor..Sabah güneş,akşam sağanak..Akşam güneş,gece fırtına...''Gökyüzüne baktı ilerler iken.''Fazla geçmez bastırır bu,iyi yine bu halde sağanağa tutulmadık...Keşke Nurcan'ı dinleseydim ya söylemişti sabah çıkar iken..''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevresinde koşuşturan insanlara göz gezdirir iken gözleri biribirine sarılmış ilerleyen bir çifte takıldı...Delikanlı büyük siyah şemsiyesini açmış ,kız arkadaşına belki nişanlısına ve belki de yeni evlendiği eşine sıkıca sarılmış onu korumak istercesine de bir heybet takınmış... Nasıl da sevgi ile sarılmışlardı......Nurcan ile geçirdikleri benzer günleri hatırladı ...Seviyordu yağmuru aslında Hasan öğretmen.Yağmurda düşünmeyi,yağmurda yürümeyi,yağmurda ıslanmayı..İlk şiirlerini yağmurda yazmamış mıydı?İlk çılgınlığını yağmurda yapmamış mıydı?''Botlarımı bile çıkarırım diler isen demişti Nurcan'a ya bir kafeye sığındıklarında ikisi de sırılsıklamdı..''Nurcan..İstanbul.Üniversitenin son senesi...İlk aşkı,ilk ve son aşkı...Utancı,acısı...Hanımı,çocuklarının annesi..Yüreğinde hissettiği ilk yağmur,ilk bakış ilk aşk...Her ne zaman yağmurda yürümeye başlasa ve duraklar adım adım yaklaşsa her gün onun ile durakta bekler iken ondan ayrı otobüse binmesi ve bir gün için için yanarak ve gizlice yazdığı ilk şiiri hatırlardı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Neden saçların düşüyormuş gibi yanaklarıma&lt;br /&gt;Yoksa sırılsıklam aşk'mısın...&lt;br /&gt;Neden Mecnun titriyormuş gibi avuçlarıma&lt;br /&gt;Yoksa bunca uzak Leyla mısın...&lt;br /&gt;Neden bir acı var içimde,halsizlik de biraz&lt;br /&gt;Neden içimde ağlayan bir çocuk var...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Denizler neden hep gözyaşlarım gibi&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Ve neden hep yeşil olsunlar istiyorum...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Neden şairin yağmurda öldürdüğü militan gibiyim&lt;br /&gt;Durağımsın,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Ya da keşke gecikse şu otobüs'üm,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Neden bu kadar ilk günümsün&lt;br /&gt;Onsuz olmayacak gibi...&lt;br /&gt;Annemin sütüsün...'' &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;''Ne günlerdi'' diye düşündü tekrar...''Tam bir dönem boyunca veremediğim şiir,itiraf edemediğim aşk...İyi ki geldin o sene okula...O sene hayatıma gelen en güzel şeydin..İyi ki de geldin...''&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Gülümsedi kendi kendisine birden...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;'Ya o gün de cesaret edemese idim..Son gün..Gidecektim..Ve belki de bir daha gelmeyecektim...''&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bir İstanbul kızı idi Nurcan.Kolej mezunu..Şık ..Çok güzel,zarif..Bir o kadar insancıl ve saf...Hasan o zamanlar okulda onunla bir aracı bulup tanışmayı iyi bir arkadaş olmayı başarabilmişti ama cesaret edemiyordu ötesine işte.Ağabey tavırları takınmıştı daha çok...Onun gibi Anadolu'nun söylemez ise bilinmez,kuş uçmaz kervan geçmez köyünden gelme bir adamı sevgili olarak kabul eder miydi hiç?Mahallenin kızına yan gözle bakmayan delikanlı rolünü oynamaya çalışıyordu içi yana yana...Yan bakanın düşmanı kesilmişti..Görmüştü birçok arkadaşında afra tafrayı da.Lafa söze gelince insancıl kanatlar takan büyük şehirli arkadaşları nerede ise giyeceği dona bile müdahele ediyorlardı.Ye kürküm ye misali..O seviyordu bursunu,kendisini okulu bitirene kadar yanına almaya çalışan akrabalarını..Seviyordu küçük kuzenine hafta sonu İstanbul'u gezdirmeyi..Seviyordu okulu bitirdiğinde köyünde vereceği derslerin hayallerini kurmayı..Bir de Nurcan'ı işte..Okulu derece ile bitiren de bir tek Hasan Öğretmen oldu şehirli arkadaşlarının içerisinde...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;O sıralar kimi zaman Cum'a günleri bir gönül dostunun yanına giderdi.Ona okuması için kendi düşüncelerini kaleme aldığı yazılarını verirdi Avni Baba.Bu eğitimli,görmüş geçirmiş insanı Galata'da bir küçük kahvehanede tanımıştı.Onun yalnız başına ders çalıştığını gören ve yanına çay içmeye davet eden Avni Baba ile bir süre sonra sıcak bir dostluk başlamıştı aralarında...Şairdi,yunustu,bilge idi,sevgi idi...Hayata ve olaylara bakış açısı dikkate değer bir insan idi...Sıklaştırmıştı ziyaretlerini bu güzel insanı tanıdıktan sonra Hasan...Yüreği yunusça atan bu bilge insana bir süre sonra yüreğini ,umutsuzluğunu,tutkusunu,sorgulamalarını,güvensizliğini ve çaresizliğini açmıştı...''Bu senin içinde henüz bu kadar karamsarlığa kapılacağın bir şey olmamış.Bunu büyüten ve sorun haline getiren sensin delikanlı...'' demişti ona dostu...Çok iyi arkadaş olduklarını ama gönül hikayesi söz konusu olduğunda olayın nasıl seyredeceğini bilemediğini anlattı...''O'nun için yapamayacağım yok baba'm yok ama bunu sadece ben biliyorum...Ya inanmaz ise,aşkımı aşağılar ise...'' dedi bir gün...İşte o gün bugün almaya başlamıştı yazılarını......Severek okuyordu kendisine verdiklerini Hasan...Öğretmelik yaptığı süre boyunca bu deryanın zerrelerini damlatmıştı öğrencilerine.Köyüne gittiğinde...Nevşehir'de ve Antalya'da...Kitaplığının bir köşesinde hep saklamıştı bu dost hatıralarını...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;''Beklentilerine kavuşmakta sabırsız, tecrübesiz, yeterince güçlü olmayanlar, umutsuzluğa yenilerek yollarını şaşırıyor.&lt;br /&gt;Durumunu fark edenler, bir şeyler yapmayı denemeye kalkıyor, kaybolduğu karanlığın içinden çıkmak istiyor.&lt;br /&gt;Yaptıklarının ne olacağına karar veremedikleri için oyalanıyor. Durumunun ne olduğunu, neden olduğunu bilmiyor.&lt;br /&gt;Günün koşulları, bulundukları ortam, kararsızlık süresini etkiliyor.&lt;br /&gt;İhtiyacı olan güven, sevgi ve sabır ile destek verilebildiği ve şefkat ile yaklaşıldığında faydalı olabiliyor.&lt;br /&gt;Bütün yardımlara ve yaklaşımlara rağmen, birey isterse kendisini bunalımdan kurtarabiliyor.''&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;demişti bir notunda ya o hafta sonu koşarak gitmişti Avni Baba'nın yanında...''İşte bu haldeyim baba,işte tam da bu haldeyim,zamanım daralıyor,acele etmeliyim,yapamıyorum...Bunalıyorum...'' &lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Gülmüştü yaşlı adam anlayışla gülmüştü....''Evlat,hala umudun var..Geçenlerde sana anlattığım kötü anıyı hatırla.Hani çocuk çok iyi olmasına rağmen ailenin tavrı ile ilgili anlattığım hikaye.Bu dünya böylesi kötü örnekler ile dolu olsa da umudun var hala.Çünkü daha denemedin...Hele bir açıl bakalım kıza...Mücadele et...Hem unutma senin geldiğin köy sizin mutluluğunuza engel değil.Mutluluğu seninle paylaşacaklarında değil de büyük şehir yaşantılarında arayan bir kız ya da aile zaten henüz mutluluğun ne olduğunu bilmiyordur.Ve kızılacak bir halleri de yoktur.Bilir misin,bana ''sen hiç kızmaz mısın?'' derler...''Çoook kızarım'' derim...Ama sadece kendime..Ne ise sen kıza bir açıl olmaz ise getir bir tanıştır bakalım...Böyle gider ise kendine çok kızacağın günler yakındır....Belki de çooook mutlu olacağın bir çok anı kaçırdığına yanacaksın...''&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Yapamamıştı...Yapamamıştı işte ve kendisine çok kızmıştı...Ama son gün işte o gün ..Mecburdu...Rüyalarında bile Atilla İlhan'ın şiirlerini okuyordu... ''ben sana mecburum bilemezsin,adını mıh gibi aklımda taşıyorum..Büyüdükçe büyüyor gözlerin ben sana mecburum bilemezsin&lt;br /&gt;içimi seninle ısıtıyorum...''&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Birden her akşam okul çıkışı önünden geçtiği simitçi delikanlının sesi ile düşüncelerinden sıyrıldı...Az geriye çekmişti bu sefer arabasını delikanlı.Karnının ne kadar acıktığını farketti ya birden ''bir tane açma alayım bari'' diye düşünerek çocuğa yöneldi.''Nasılsın Ahmet,hava bastırmaya başladı bir an evvel bitir inşallah.....Fazla geçmez ortada kimseler kalmaz..'' dedi gülerek ve bir açma alarak ilerledi..Durağa da İyice yaklaşmıştı artık...Binaların altına sığınmış bekleşenleri görebiliyordu..Birden mağazalardan birisinin önünde bir köpek yavrusu gördü.Mağaza çalışanlarından birisi kapının önünde kendisine ilgisiz bir tavır oynamaya çalışıyor idi....Eğildi yavru köpeği okşamaya başladı...''açmanın kısmetlisi belli oldu demek..Al bakalım'' diyerek ona açmadan bir parça kopararak uzattı.Açtı belli ki iştah ile parçayı yemeye başladı.Gülerek izlemeye başladı onu Hasan öğretmen.Çocukluğunun en güzel hatırası bir gölün etrafında kendilerinin peşine takılan bir köpek yavrusu idi..İlkokul öğretmeni kendilerinden bir yazı yazmalarını istediğinde en sevdiği o günü yazmıştı.Balık yakalamak için bir gölün kenarına gittiklerinde farketmedikleri köpek yavrusu birden üzerlerine fırlamış ve hepsinin ödlerini patlatmıştı.O günü bir sürü balık yakalamışlar ve ailelerinin gözünde ne kadar büyüyeceklerini düşünüp sevinmişlerdi...Yanında yavru köpeği de alıp eve götüren Hasan, kardeşlerinin de desteğini alarak köpeğe sahip çıkmıştı ve beslemişti.Adını ''Pamuk'' koyduğu bu köpek onun en iyi arkadaşı olmuştu o zamanlar.En iyi arkdaşı Pamuk,tavuklar,civciler,ördek yavruları...''Neden olmasın'' diye düşündü birden.Evinin bahçesi vardı.İyi cins bir köpeği her insan sahiplenebiliyordu.O da neden bu köpeği sahiplenmesindi..''Pamuk !'' dedi açmanın kalanını verir iken ''Pamuk evet senin adını Pamuk koydum biliyor musun hep bir umut vardır..Gel bakalım ufaklık senin umudun da dostun da biz olacağız...Yeni bir hayata ''merhaba'' de bakalım....''&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Köpeği aldı ve mağaza çalışanına gülümseyerek durağa yöneldi...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Tramvaya bindiğinde yağmur hızlanmıştı...Cama vuran damlaları izler iken kucağında gevşemiş Pamuk,aklında Nurcan,çocukları, Pamuğu görünce ne kadar sevineceklerini ve onları ne kadar sevdiğini düşündü.... Avni Baba'yı andı tekrar ...''Oğlum'' demişti Avni Baba :&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;''Sevgi nurdan ayettir.Bulana saadettir.En güzel ibadettir...Sevgiye gel,sevgiye...''&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Canım oğlum demişti bir gün :&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Yaşamınızda düşünce ve duygularınızın hesabını&lt;br /&gt;MATEMATİKSEL olarak yapınız.&lt;br /&gt;...Geçmişi çıkarır,&lt;br /&gt;Üzüntüyü böler,&lt;br /&gt;Sevinci çarpar,&lt;br /&gt;Geleceği toplar iseniz,&lt;br /&gt;Bu günü sevgi, coşku ve huzur ile yaşarsınız.&lt;br /&gt;Hz. MEVLANA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;Nurcan Hanım hiç itiraz etmeden o akşam bir yemek tabağını ve tatlı kasesini Pamuk için feda etmek zorunda kaldı...Çocuklara ise bir saat geç yatmaları için izin verdiler...Pamuk yeni yuvasını çok beğenmişe benziyordu....&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;AVNİ BABA'YA BİR KÜÇÜK ....&lt;/em&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;SANA LAYIK DEĞİL AMA KABUL BUYRUNUZ CANIM AVNİ BABA'CIM...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;a href="http://www.avniballibaba.com/"&gt;www.avniballibaba.com&lt;/a&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Farid%20Farjad-Keman%20A%C4%9Fl%C4%B1yor.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="23.113999"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          &lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Farid%20Farjad-Keman%20A%C4%9Fl%C4%B1yor.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-6392241171137162132?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/6392241171137162132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/hasan-ogretmen.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6392241171137162132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6392241171137162132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/hasan-ogretmen.html' title='...HASAN ÖĞRETMEN...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSO98uCtJkI/AAAAAAAABmA/Z6KK-cH8pH0/s72-c/59573_160709803945846_125186650831495_547434_4870813_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-259234462316352930</id><published>2011-01-04T04:11:00.000-08:00</published><updated>2011-01-04T04:16:29.489-08:00</updated><title type='text'>....ATLAS SİLKİNDİ....</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSMPGn4lPKI/AAAAAAAABlw/T6R5v0jGej4/s1600/Full_moon_tonight_by_The_Dark_Silhouette-240x300.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 240px; FLOAT: left; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558302971565259938" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSMPGn4lPKI/AAAAAAAABlw/T6R5v0jGej4/s400/Full_moon_tonight_by_The_Dark_Silhouette-240x300.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;John Galt Kim?&lt;br /&gt;Sıfıra tapanlar...&lt;br /&gt;Hayata ulaşmakla ölümden kaçınmak aynı şey değildir. Neşe, acının - zeka, aptallığın - ışık, karanlığın -&lt;br /&gt;kişilik de kişiliksizliğin yokluğu değildir. Çünkü: İnşa etmek, yıkımdan uzak durmakla sağlanamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oniki yıldır sorup duruyorsunuz:John Galt Kim?&lt;br /&gt;Ben John Galt'ım. Hayatını seven adamım. Diğerlerine olan sevgisini feda etmeyen adamım. Sizi kurbanlarınızdan mahrum bırakan, böylelikle dünyanızı yıkan adamım. Eğer bilmekden nefret eden sizler, neden yok olmakda olduğunuzu öğrenmek istiyorsanız, şimdi onu söyleyecek olan adam da benim.&lt;br /&gt;Bu çağın manevi kriz çağı olduğu söylendi size. Bunu sizde kendinize söylediniz. Yarı korkuyla, yarı bu sözlerin bir anlam taşımamasını umarak. Dünyayı insanların günahları mahvediyor, diye haykırdınız, insan yapısını suçladınız, talep ettiğiniz sevapları insanların uygulamamasına kızdınız. Sizin gözünüzde değer demek, fedakarlık demek olduğu için, peşpeşe gelen her felakete yeni fedakarlıklar istediniz. Ahlaka geri dönüş adına, ıstıraplarınızı medeni olan kötülükler diye nitelediğiniz şeyleri feda ettiniz. Adaleti acımaya feda ettiniz. Bağımsızlığı birliğe feda ettiniz. Mantığı inanca feda ettiniz. Serveti ihtiyaca feda ettiniz. Özsaygıyı, kendini inkar etme eğilimlerine feda ettiniz. Mutluluğu da göreve feda ettiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü saydığınız her şeyi feda edip, iyi saydığınız her şeye ulaştınız. O halde çevrenizdeki dünyaya bakınca neden dehşetle büzülüyorsunuz? Bugünkü dünya sizin günahlarınızın bir ürünü değil, sevaplarınızın bir ürünü. Sizin manevi idealleriniz gerçekleştirdi bu dünyayı... hem de en son ve en ideal haliyle. O uğurda mücadele ettiniz, hep onun rüyasını gördünüz, onu istediniz, ben de ...sizin dileklerinizi gerçekleştiren kişi oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdealinizde, amansız bir düşman vardı, sizin ahlaki düsturunuz onu yok etmek üzere tasarlanmıştı. Ben o düşmanı ortadan çektim. Onu sizin yolunuzun üzerinden ve ulaşabileceğiniz yerlerden çektim. Onu sizin yolunuzun üzerinden ve ulaşabileceğiniz yerlerden çektim. Biree birer feda etmekte olduğunuz tüm o kötülüklerin kaynağını kaldırdım ortadan. Savaşı sona erdirdim. Motorunuzu durdurdum. Dünyanızı insan aklından yoksun bıraktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar akılla yaşamaz, mı demiştiniz? Akılla yaşayanları çekip aldım. Akıl yetersizdir, güçzüdür mü demiştiniz? Ben güçsüz olmayan akılların sahiplerini çekip aldım. Akıldan üstün değerler de var, mı demiştiniz? Ben yok diyenleri çekip aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz adaleti, bağımsızlığı, mantığı, serveti, özsaygıyı temsil eden insanları kurban sunaklarına sürüklerken, ben sizden hızlı davrandım, onlara sizden önce ulaştım. Oynamakta olduğunuz oyunu onlara anlattım, hangi manevi kurallara bağlı olduğunu açıkladım, çünkü onlar masum cömertlikleri nedeniyle bunları kavrayamamışlardı. Onlara başka manevi kurallarla, benim kurallarıma nasıl yaşanabileceğini gösterdim. Onlar da benimkini izlemeyi seçtiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün o ortadan yok olan adamları, nefret ettiğiniz, ama kaybetmekten çok korktuğunuz adamları sizin elinizden ben aldım. Bizi bulmaya çalışmayın. Biz bulunmayı seçmedik. Size hizmet etmenin görevimiz olduğunu haykırıp durmayın. Böyle bir görevi kabul etmiyoruz. Bize ihtiyacınız olduğunu da söylemeye kalkmayın. Biz ihtiyacı bir haklı talep saymıyoruz. Bizim sahibimiz olduğunuzu iddia etmeyin. Sahibimiz değilsiniz. Geri dönmemiz için yalvarmayın. Biz, aklı olan insanlar, grevdeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini yok etme kavramına karşı grevdeyiz. Kazanılmamış ödüllere, ödüllendirilmemiş görevlere karşı grevdeyiz. Kişinin kendi mutluluğunun peşinde koşmasını kötü sayan dogmaya karşı grevdeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim grevimizle, yüzyıllardır gördüğünüz grevler arasında bir fark var. Bizim grevimiz taleplerde bulunmakla değil, talepleri sunmakla ilgili. Sizin ahlaki kurallarınıza göre biz kötüyüz. Biz de artık size zarar vermeme yolunu seçtik. Sizin ekonominize göre, biz yararsısız. Artık sizi sömürmemeye karar verdik. Politikanıza göre biz tehlikeliyiz, zincire vurulmamız gerek. Biz de sizi tehlikeye sokmamaya karar verdik, artık zincirleri takmayalım dedik. Sizin felsefenize göre biz yalnızca bir hayaliz. Bundan böyle gözünüzü kamaştırmamaya karar verdik, gerçekleri görebilmeniz için sizi serbest bıraktık...istediğiniz gerçekleri, şimdi gördüğünüz dünyayı, aklı olmayan bir dünyayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizden talep ettiğiniz her şeyi verdik size. Esasen vericiler her zaman biz olmuştuk, ama bunu ancak yeni anlayabildik. Size sunacak hiçbir talebimiz yok, pazarlık edecek koşullarımız yok, varılacak bir uzlaşmamız yok. Bizim size ihtiyacımız yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de, 'Hayır, bizim istediğimiz bu değildi,' diye mi bağıracaksınız? Amacınız harabelerle dolu koskoca bir dünya değil miydi? Sizi terk etmemizi istemiyor muydunuz? Siz, maneviyat yamyamlarının aslında ne istediğinizi baştan beri çok iyi bildiğinizin ben farkındaydım. Ama oyununuz bitti artık, çünkü şimdi ben de biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıllar süren afetler ve felaketler hep sizin manevi stendartlarınızın sonucuydu. Siz hep, maneviyata ihanet ediliyor, belalar onun cezası olarak geliyor, diye haykırdınız. İnsan çok zayıf ve çok bencil olduğu için, belayı def etmeye yetecek kadar kan dökemiyor, dediniz. İnsanı lanetlediniz, ama kendi manevi stantartlarınızı sorgulamaya hiçbir zaman cesaret temediniz. Kurbanlarınız suçu üstlerine aldılar, sizin lanetleriniz altınad mücadeleyi sürdürdüler, bu onların ödülü sayıldı. Szi bu arada, kendi manevi kodunuzun çok soylu olduğunu, ama insanoğlu kötü olduğu için onu uygulayamadığını haykırdınız. Hiç kimse kalkıp da size, iyiyse hangi ölçülere göre iyi, diye sormadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz hep John Galt'ın kim olduğunu bilmek istediniz. Ben, işte o soruyu sormuş olan kişiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, günümüz manevi kriz günü. Evet, sizler kötülüğünüzden ötürü cezalandırılıyorsunuz. Ama bu sefer yargılanan, insan değil, suçu üstlenecek olan da insan yapısı değil. Bu sefer sonu gelen, sizin manevi kodunuz. Manevi kodunuz, varabileceği doruğu aştı, yolu sonundaki karanlık çıkmaza vardı. Eğer yaşamayı sürdürmek istiyorsanız, ahlaka geri dönmeniz gerek...siz ahlakı hiçbir zaman tanımadınız, ama şimdi onu keşfetmek zorundasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz ahlak kavramlarını hiç duymadınız, yalnızca mistik ya da sosyal kavramları dinlediniz. Size ahlakın, keyfi olarak empoze edilen bir davranış kodu olduğu söylendi. Kendinizi üstün bir gücün ya da toplumun kaprisine adamak, Tanrı'nın amacına hizmet etmek ya da komşunun refehına katkıda bulunmak, mezarın ötesine ya da bitişik evde bir otoriteyi memnun etmek...ama ne olusa olsun, kendi hayatınıza ve kendi zeevkinize hizmet etmemek olduğu söylendi. Size kendi zevkinizin ancak ahlaksızlıkla bulunabileveği öğretildi. Çıkarlarınıza en iyi hizmet edecek şeyin ancak kötülük olduğunu, manevi kodların sizin için değil size karşı olması gerektiğini, sizin hayatınızı iyileştirmek için değil, tükenmek için var olduğunu dinlediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıllar boyunca ahlak savaşı hep, hayatınızın "Tanrı'ya" ait olduğunu söyleyenlerle, hayatınızın" Komşularınıza" ait olduğunu söyleyenler arasında yer aldı. Bir kesim size kendinizi cennetteki hayaletler için feda etmenin iyi olduğunu söylerken, diğer kesim de size, kendinizi dünyadaki beceriksizler için feda etmenizin iyi olduğunu söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimse size hayatınızın kendinize ait olduğunu,&lt;br /&gt;iyinin de onu yaşamak olduğunu söylemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahlakın sizden öz-çıkarlarınızı ve aklınızı teslim etmeyi beklediği konusunda her iki kesimde görüş birliği içindeydi. Ahlaki olanla pratik olanın birbirinin tersi olduğu, ahlakın mantık alanın da olmadığı, inancın ve gücün alanın da olduğu yolunda da görüş birliği içindeydiler. Rasyonel ahalakın mümkün olmadığını, mantıkla doğru veya yanlış diye birşey olamayacağını, mantık alanında ahlaki olmak için bir sebep bulunmadığını her iki tarafta ileri sürüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka hangi konularla savaşmış olurlarsa olsunlar, tüm ahlakçılarınızn birleştiği nokda, hep inasn aklına karşı savaşmakdı. Tüm planları ve sistemleri hep insan aklını saptırmaya ve çökertmeye dönüktü. Şimdi ya yok olmayı seçeceksiniz, ya da anti-akıl kavramının anti-hayat demek olduğunu öğreneceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan aklı,sağ kalmanın temel aracıdır. İnsana hayat verilmiştir, ama sağ kalma, verilmemiştir. Vucudu ona verilmiştir, ama dayanıklılığı verilmemiştir. Aklı ona verilmiştir, ama içeriği verilmemiştir. Hayatta kalmak için o insanın eyleme geçmesi gerekmektedir, eyleme geçmeden önce de, girişeceği eylemin niteliğini ve amacını bilmek zorundadır. Yiyeceğini elde edebilmesi, ancak yiyecek kavramını bilmesiyle, onu elde etmenin yolunu bilmesiyle mümkündür. Bir hendek kazarken de, bir siklotron yaparken de, bunu kendi amacını bilmeden, nasıl yapılacağını bilmeden başaramaz. Sağ kalmak için düşünmek zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama düşünmek de bir seçimdir. Sizin hiç düşünmeden "insan tabiatı" dediğiniz şeyin anahtarı, birlikde yaşadığınız ama adını koymadan korktuğunuz o açık sır, insanın isteğe bağlı bilince sahip olduğu bir varlık olduğudur. Mantık otomatik olarak çalışmaz. Düşünmek mekanik bir süreç değildir. Mantığın bağlantıları içgüdlerle kırılamaz. Midenizin, akciğerinizin, kalbinizin işleyişi otomatikdir, ama aklını öyle değildir. Hayatınızın her saatin de ve her konusunda, düşünmekte ya da düşünme çabasından kaçınmakta serbestsiniz. Ama kendi tabiatınızdan kaçıp kurtulmakda serbest değisiniz, mantığın hayatta kalma aracının olduğu gerçeğinden kaçmanız mümkün değildir...insan olduğunuza göre sizin için, "olmak ya da olmamak" demek, "düşünmek veya düşünmemek" demekdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsteğe bağlı bilince sahip bir varlığın, otomatik bir davranış rotası yoktur. Eylemlerine rehberlik edecek bir değerler koduna ihtiyacı vardır. "Değer", kişinin kazanmak ve muhafaza etmek içiin uğrunda eyleme geçtiği şeydir, iyi eylem ise, kişinin onu kazanmak ve muhafaza etmek için uyguladığı adımlardır. "Değer", bir soruya verilebilecek cevabı var saymak zorundadır: Kimin için değer ve ne amaçla değer?. Değer ayrıca bir standardı da var sayar. O da bir amaçtır, bir alternetif karşısında eyleme geçmek değildir. Alternetifin olmadığı yerde, hiçbir değer söz konusu olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrende bir tek temel alternetif vardır:Var olmak ya da var olmamak...bu da bir tek tür kimliği ilgilendirir:Canlı organizmaları. Cansız maddelerin varkığı koşulsuzdur, hayatın varlığı öyle değildir. Belli bir eylem rotasına bağlıdır. Madde yok edilemez, biçim değiştirebilir, ama varlığı ortadan kaldırılamaz. Sürekli bir alternatifle, ölüm kalım alternetifi ile karşı karşıya olan yalnızca canlı organizmalardır. Hayat kendi varlığını sürdürme yolunda, kendinin başlattığı bir süreçtir. Bir organizma bu süreçte başarısız olursa, ölür. Kimyasal maddeleri kalır, ama hayatı yok olur. "Değer" kavramını mümkün kılan yalnızca "hayat" kavramıdır. Her şey ancak canlı bir varlık için iyi ya da kötü olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak için bir bitki kendini beslemek zorundadır.&lt;br /&gt;Onun ihtiyaç duyduğu güneş ışığı, su, kimyasallar doğanın onun hizmetine sunduğu değerlerdir; onun yaşamı onun davranışlarını belirleye değerlerin standardıdır. Fakat bitkinin davranışını tercih etmesi söz konusu değildir; bitkinin karşılaştığı şartların alternatifleri vardır, fakat onun fonksiyonunun alternatifi yoktur:Hayatını devam ettirmek için otomatik olarak davranır, kendini yok edecek tarzda davranamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hayvan hayatını devam ettirecek şekilde teçhiz edilmiştir.&lt;br /&gt;Duyuları ona otomatik olarak bir hareket tarzı ve neyin iyi neyin kötü olduğuna dair otomatik bir bilgi sunar. Bilgisinin yetersiz olduğu durumlarda ölür. Fakat yaşadığı müddetçe bilgisine dayanarak hareket eder, otomatik güvenlik ile tercih yeteneği olmayışı ile, kendi çıkarının göz ardı edemez, kötüyü seçecek şekilde ve kendi kendini yok edici şekilde davranmayı tercih edemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan, hiçbir otomatik hayatta kalma sistemine sahip değildir.&lt;br /&gt;Onun tüm diğer canlı şeylerden farkı, alternatifler karşısında İRADEYE DAYALI TERCİH yoluyla davranması gerekliliğidir. Onun için neyin iyi neyin kötü olacağı hakkında, hayatının hangi değerlere bağlı olduğu hakkında, hangi hareket tarzına ihtiyacı olduğu konusunda otomatik bilgisi yoktur. Bir kendini koruma içgüdüsü gevezeliği mi yapıyoruz? Bir kendini koruma içgüdüsü kesinlikle insanın sahip olmadığı bir şeydir. Bir içgüdü kesin ve otomatik bir bilgi şeklidir. Bir arzu bir içgüdü değildir. Bir yaşama arzusu size yaşam için gerekli olan bilgiyi vermez. Ve insanın yaşama arzusu bile otomatik değildir:sizin sahip olmadığınız arzunun bu olması sizin bugünkü gizli şeytanınızdır. Sizin ölüm korkunuz bir yaşam aşkı değildir ve size onu muhafaza etmek için gereken bilgiyi vermeyecektir. İnsanlar bilgilerini tabiatın kendilerini mecbur kıldığı düşünme işlemiyle elde etmeli ve hareketlerini böyle seçmelidir. İnsan kendini yok edecek şekilde davranma gücüne sahiptir ve bu, tarihin büyük kısmında insanın yaptığı şeydir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsana rasyonel varlık denmektedir, fakat rasyonellik bir tercih konusudur.&lt;br /&gt;Doğanın insana sunduğu alternatif, akıllı varlık veya intihar hayvanı olmaktır. İnsan, tercihiyle İNSAN olmak zorundadır; hayatını, tercih ederek bir değer olarak sürdürmelidir, tercih yoluyla ihtiyaç duyduğu değerleri keşfetmeli ve kendi erdemlerini uygulamalıdır.Tercih yoluyla kabul edilen bir değerler sistemi bir ahlak sistemidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinizde yozlaşmadan kalan, yaşayan kalıntıya, insan kalıntısına, AKLINIZA, sesleniyorum ve diyorum ki: Aklın insana has bir ahlakı vardır ve aklın ahlakının değer standardı İNSANIN HAYATIDIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan tabiatının gerektirdiği hayat, akılsız bir hayvanın hayatı olmadığı gibi, yağmacı bir serserinin, mırıldanıp duran bir mistiğin hayatda değildir. Düşünen bir varlığın hayatıdır. Güç kullanmakla ya da sahtekerlıkla yaşanan hayat değil, başarılarla yaşanan hayattır, ne pahasına olursa olsun hayat değildir, çünkü insanın sağ kalmasının bedelini ödeyen tek şeyi vardır, o da mantıkdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın hayatı, ahlakın standartlarıdır, ama kendi hayatınız bunun amacıdır. Eğer hedefiniz dünyada var olmaksa, eylemlerinizi ve değerlerinizi insana uygun standartlara göre seçmeniz gerekir, hayatınız olan o tek varlığı sürdürme, doyuma erdirme, zevkini çıkarma değerlerine uygun olarak seçmeniz gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz sıfıra tapanlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayata ulaşmakla ölümden kaçınmanın aynı şey olmadığını,sizler hiçbir zaman keşfedemediniz. Neşe,acının-zeka,aptallığın-ışık,karanlığın-kişilik de kişiliksizliğin yokluğu değildir. İnşa etmek,yıkımdan uzak durmakla sağlanamaz. Sizin artık biz üreticilere,"Sizin üretiminizi yok etmememiz karşılığında, üretin ve bizi besleyin!" diyemezsiniz. Size tüm kurbanlarınız adına cevap veriyorum: Kendi boşluğunuz içinde yok olup gidin. Var oluş, negatiflerin inkarı değildir. Yokluk ve inkar, değer değil, kötülük dür. Kötülük güçsüzdür, bizden zorla sızdırdığınız dışında bir gücü yokdur. Yok olun, çünkü bizler, sıfırın hayatı ipotek altına alamayacağını artık öğrendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin ahlak düzeniniz, bir"Ölüm Ahlakı" düzenidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerlerinizin standardı ölümdür,amaç ölümdür. Düzeninizin başlangıç noktası lanetleme, amacı, yöntemi ve sonucu da yıkım.&lt;br /&gt;Ahlakı,doğayı,adaleti ve mantığı bir tek kavramla yıkmak, eşi zor bulunabilecek bir kötülüktür. Oysa sizin düzeninizin temelinde yatan budur. İnsanın kendi seçeneğine açık olmayan bir şeyi günah saymak, ahlak kavramıyla alay etmektir. Onu doğmadan önceki bir günahtan ötürü cezalandırmak, adaletle alay etmektir. Masumiyetin var olmadığı bir konuda onu suçlamak, mantıkla alay etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mistiklerin insan aklının yetersizliği konusundaki gevelemelerini dinleyip de, onun bilincinden kuşkulanacağınız yerde kendi bilincinizden kuşku duymaya başladığınızda , yarı-rasyonel durumunuzun her söze göre tehlikeli şekilde sarsılmasına izin vermiş olursunuz,sonunda onun üstün gözüken güvenine ve bilgisine teslim olmaya karar verebilirsiniz. Buradaki komik durum hem size,hem ona gülmeyi gerektirir.O mistiğin güveni yalnızca sizin onu onaylamanızdan gelecektir. O mistiğin korktuğu doğaüstü güç, taptığı o bilinmez ruh, çok güçlü saydığı o bilinç,hep sizinkilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mistik dediğiniz, başkalarının aklıyla ilk karşılaştığında kendi aklını teslim etmiş olan adamdır. Çocukluğunun derinliklerinde bir yerde , kendisinin gerçeklik anlayışı başkalarının iddialarıyla çatıştığında, karşıdakilerin keyfi emirleri ve çelişkili talepleri karşısında bu kişi bağımsız rasyonel yeteneğini hemen teslim etmiştir.' Biliyorum ki sözüyle 'diyorlar ki ' sözü arasında kalan kavşakta, bu kişi başkalarının otoritesini seçmiş , anlamak yerine itaat etmeyi , düşünmek yerine inanmayı kabullenmiştir. Doğaüstü korkusu,başkalarının üstünlüğüne inanmakla başlar.&lt;br /&gt;Bu kişinin teslim oluşu , anlamayışını saklama yoluna yönelmiştir. Başka herkesin bildiği esrarengiz bir bilgiyi yalnız kendisi bilmiyormuş gibi hissetmektedir.Gerçeklik artık başkalarının istediğidir ve bu güç kendisi için ebediyen kapanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O andan başlayarak , düşünmekten korkan bu kişi artık belirsiz duyguların insafına kalmış durumdadır.Tek rehberi duygularıdır,o duygular onun son kalan kişisel kimliğidir,onlara müthiş bir sahiplik duygusuyla sarılır...ve elinden hangi düzeyde düşünmek geliyorsa onunda duygularının aslında korku olduğunu kendinden saklamaya yöneltir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir mistik size, mantıktan daha güçlü bir şeyin varlığını hissediyorum dediği zaman , bir şey hissettiği doğrudur,ama o hissettiği şey evrenin her şeye kadir süper-ruhu değildir,karşısına çıkan herhangi birinin bilincidir, çünkü kendisi kendi bilincini çoktan teslim etmiştir.Mistik, başkalarının o her gücü içeren bilincini etkilemeye, hile yapmaya,iltifat etmeye ,kandırmaya ve zorlamaya yönelmiştir.Onun gözünde gerçeğin tek anahtarı, 'onlar' dır.Onların esrarengiz gücünü koşumlayıp kullanamazsa, onların onayını alamazsa, var olamayacağını hissetmektedir.Onlar onun tek algılama yoludur, körü yönlendiren köpek gibidir, yaşaya bilmek için onlara tasma takmak zorunda oluğunu hissetmektedir. Başkalarının bilincini kontrol etmek onun tek ihtirası haline gelmiştir: güç hırsı, terk edilmiş zihinlerin boş alanlarında yetişen bir yaban otudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Her diktatör bir mistiktir, her mistik de potansiyel bir diktatördür. Mistik, insanlarla anlaşmaya varmayı değil, onların kendisine itaat etmesini ister. Onlardan bilinçlerini kendi emirlerine, isteklerine, kaprislerine teslim etmelerini ister, kendisi de kendi bilincini onlara teslim eder. İnsanlarla ilişkilerinde inancı ve gücü kullanır, İnsanların onayını... eğer gerçeklere ve mantığa dayanarak kazanmak zorundaysa... istemez. Mantık onun en korktuğu düşmanıdır, aynı zamanda da onun tehlikeli saymaktadır. Onun gözünde mantık, kandırmanın bir yoludur... insanlarda mantıktan daha güçlü bir kuvvetin var olduğunu hissetmektedir. Güven duygusu ancak kendi sebepsiz inançlarından ya da uyguladığı zorlamalı boyunduruktan elde edebilir, ancak o zaman sahip olmadığı mistik güç üzerinde bir kontrol elde ettiğini hisseder. Arzusu emretmektir, ikna etmek değil. İkna etmek bir bağımsızlık eylemi gerektirir ve objektif gerçeklerin absolü niteliğine dayanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mistik nasıl maddenin asalağıysa, nasıl başkalarının yarattığı servete el koyarak yaşarsa..nasıl ruhun da asalağıysa, başkalarının yarattığı fikirleri yağmalarsa...aynı şekilde, kendi çarpık gerçeğini yaratan delinin bile düzeyinde değildir, orada da deliliğin asalağıdır!.Çünkü başkalarının yarattığı çarpıklıkları kullanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mistik sonsuzluğa, sebepsizliğe, kimliksizliğe duyduğu özlemin ancak bir sebebi vardır:ölüm. İfadelendirilemeyen hislerinin sebeplerini hangi tür anlaşılmaz gerekçelere atfederse etsin, gerçeği inkar eden, varoluşu da inkar etmiş demektir. Acı çekmeyi seyretmek mest eder onu. Yoksulluğu, boyun eğmeyi, korkuyu seyretmek de öyle. Bunlar ona bir zafer duygusu verir, bunları, rasyonel gerçeği alt etmiş oluşunun kanıtları sayar. Ama bir başka gerçek de zaten yoktur.&lt;br /&gt;Mistik, "kimin refahına hizmet ettiğini iddia ederse etsin, "tanrı-halk-ırk-emek-v.s" dediği o bedeni ruhundan koparılmış kavrama hizmet ettiğini söylesin, doğaüstü boyutta hangi ideali ileri sürerse sürsün...aslında, gerçekte, dünyada onun ideali ölümdür, arzusu öldürmektir, tek tatmin yolu işkence etmektir. İstediği rüşvet sizin hayatınızdır. Onların ki akla karşı bir komplo...kısaca, hayata ve insana karşı bir komplo. Sıfırı bir değer olarak kovalayanları birbirine bağlayan ve birleştiren halkaların komplosu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mistiklerin inancının tek başarabildiği sonuç yıkımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala gururundan geriye bir şeyler kalmış olanlara,hayatı sevenlere sesleniyorum:Hiçbir zaman inanmadığınız ve uygulamadığınız bir ahlak düzeni uğruna yok olmayı isteyip istemediğinize karar verin.Kendinize karşı dürüst olduğunuz anlarda,kendinizi enayi yerine konmuş gibi hissediyor,bir güceniklik duyuyorsunuz.Mutlu olduğunuz zamanlarda neşenizi bozan bir suçluluk duygusu var...Hayranlık duyduğunuz adamlara acıyor,onların başarısızlığa mahkum olduğuna inanıyorsunuz.Nefret ettiğiniz adamlara imreniyor,onları varoluşun ustaları olarak görüyorsunuz,çünkü ahlak nasılsa güçsüz,nasılsa pratik değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Neden gurursuz yaşadığınızı, ateşsiz sevdiğinizi, direnmeden öldüğünüzü merak mı ediyorsunuz? Neden her baktığınız yerde cevapsız kalmaya mahkum sorularla karşılaştığınızı, hayatınızın neden imkansız çelişkilerle dolduğunu, neden 'ya beden ya ruh' gibi, 'ya kar ya kamu yararı' gibi, 'ya akıl ya kalp' gibi yapay seçimlerden kaçınmak için tüm ömrünüzü mantıksız kararsızlıklarla geçirdiğinizi bilmek mi istiyorsunuz?&lt;br /&gt;Cevap yok diye çığlıklar mı atıyorsunuz? Algılama aletinizi, aklınızı reddetmişsiniz, ondan sonra da evrenin bir esrarengizlik yumağı olduğundan yakınıyorsunuz. Elinizdeki anahtarı fırlatıp atıyor, sonra tüm kapılar yüzüme kilitlendi diye ağlıyorsunuz. Mantıksızı izleyerek yola koyuluyor, sonra varoluş anlamlı değil diyorsunuz.&lt;br /&gt;Aklınızı takip etmedikçe hayatınızı bu sorulardan kaçarak geçirmeye mahkumsunuz. Tercih yapmaktan kaçındıkça başkalarının tercih ettiği bir hayata mahkum olacaksınız. Bu yüzden felsefe bir ihtiyaçtır. Felsefe; hayatı analiz etme, aklı ve mantığı kendi mutluluğunuz için kullanma aracıdır. Entellerin kafanızı karıştırmak için bir araya geldiklerinde yaptığı laf kalabalığı değildir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kim olursanız olun...şu anda benim sözlerimle baş başa olan,o sözleri anlamak için kendi dürüstlüğünüzden başka bir yardımcıya sahip olmayan siz...insan olma seçeneği hala açık bekliyor,ama bedeli sıfırdan başlamak,gerçeğin karşısında çıplak durmak ve çok pahalıya patlamış bir tarihsel hatadan geri dönerek,"varım, o halde düşüneceğim," demektir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayatınızın aklınıza bağımlı olduğu gerçeğini kabullenin.Tüm mücadelenizin,kuşkularını&lt;br /&gt;zın sahteliklerinizin kaçınmalarınızın, iradeli bilincin sorumluluğundan kurtulmak için gösterilmiş çaresiz çabalar olduğunu itiraf edin...Otomatik bilme,içgüdüsel eylem,sezgisel emin olma çabaları...siz buna meleklerin yaşamına özlem demiş olabiliriz,ama aslında aradığınız şey hayvanların hayatı olmuştur.Ahlaki idealiniz olarak insan emeğini kabullenin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çok az şey biliyorum o yüzdende aklıma güvenmeye korkuyorum" demeyin.Mistiklere teslim olup azıcık bildiğinizden de vazgeçmek daha mı güvenli?kendi bildiğinizin sınırları içinde yaşayın ve o sınırları hayatınızın sınırlarına kadar genişletmeye çalışın.aklınızı otoritenin etkilerinden temizleyin.her şeyi bilir durumda olmadığınızı kabullenin ama zombi roline sıvanmanın size her şeyi getirmeyeceğini görün.Evet,aklınız hata yapabilir ama akılsız kalmak sizi hatasız yapmaz.kendi kendinize yapacağınız bir yanlış,inanç nedeniyle kabul etmiş olduğunuz on doğrudan daha güvenilir,çünkü kendi yanlışınızı düzeltme gücünüz vardır,oysa inançla kabul edilen bir şey,sizin doğruyu yanlıştan ayırma kapasitenizi öldürmüş olur.Her şeyi bilen bir otomaton olma rüyanızdan vazgeçip,insanın her bilgiyi kendi iradesi ve çabasıyla edindiği gerçeğini kabul edin,insanın bu evrendeki farklı yanının bu olduğunu,doğasının,ahlakının,onurunun bu olduğunu anlayın."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnsanın kusurlu olduğunu iddia edip kötülüğe sınırsız lisans çıkaran o vaazı reddedin.&lt;br /&gt;Böyle bir iddiada bulunduğunuzda,insana hangi standarda dayanarak lanetliyorsunuz?Ahlak alanında,mükemmellikten,azının asla yeterli olmayacağını kabul edin.Ama mükemmellik,&lt;br /&gt;İmkansızı yapma yolundaki mistik emirlere göre ölçülemez,sizin ahlaki durumunuz da sizin seçiminize açık olmayan kıstaslara değerlendirilemez.İnsanın bir tek temel seçimi vardır:&lt;br /&gt;Düşünmek ya da sizin seçiminize düşünmemek...işte iyiliğinin,değerinin ölçüsü de budur.&lt;br /&gt;Ahlaki mükemmellik,ihlal edilmemiş rasyonelliktir...Zekanızın düzeyi değildir,aklınızın tamamını sonuna kadar kullanmaktır.Bilginizin çokluğu değildir,mantığı bir absolü olarak kabul etmektir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bilgiyi yanlışlarıyla ahlak ihlalleri arasındaki farkları ayırt etmeyi öğrenin.&lt;br /&gt;Bilgi yanlışı,ahlaki bir kusur değildir,yeter ki onu düzelmeye istekli olun.İnsanları imkansızın standardına göre,otomatik olarak her şeyi bilme kıstasına göre ölçmeye kalkan,ancak bir mistik olabilir.Ama ahlakın ihlali,bilinçli bir seçimdir,bunu kendiniz,kötü olduğunu bilerek seçmişsinizdir,bilgiden isteyerek kaçınmışsınız,görüşünüzü ve düşüncenizi bilerek askıya almışsınızdır.Bilmediğiniz şey,size karşı ahlaki suçlama değildir.Ama bilmeyi reddettiğiniz şey, ruhunuzda büyümeye başlayan bir ayıptır. Bilgi yanlışları konusunda her ödünü verin,ama hiçbir ahlak ihlalini bağışlamayın,asla kabullenmeyin.Bilmek isteyenlerin iyi niyetli olabileceğini hiç unutmayın,ama sizden taleplerde bulunan,sebep aramak zorunda olmadıklarını iddia eden,"içlerine doğduğunu"ileri süren küstahları,inkar edilmez bir iddia karşısında,"o yalnızca mantık"diyenleri,bununla,"o yalnızca gerçek"demek isteyenleri,birer potansiyel katil olarak görün.Gerçeklik alanının karşısında bir tek alan vardır,o da ölümün alanıdır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mutluluğa ulaşmanın,hayatınızın tek ahlaki amacı olduğunu gerçeğini kabul edin.Ahlaki dürüstlüğünüzün kanıtının mutluluk olduğunu,acı ya da akılsız şımarmalar olmadığını kabullenin,çünkü bu sizin, değerlerinize ulaşma yolundaki sadakatinizin kanıtıdır. Mutluluk sizin çok korktuğunuz bir sorumluluk olmuştur, çünkü benimseyebilecek kadar değerli olmadığınızı sandığınız türden rasyonel disiplin gerektirmektedir.Günlerinizin o kaygılı bayatlığı, mutluluğun yerine kullanılabilecek bir başka ahlaki ikame bulunamayacağını bilmekten kaçınmanızın anıtıdır.Bir insanın kendi sevincine, neşesine ulaşma savaşından vazgeçmesi kadar iğrenç,korkak bir eylem olamaz ... kendi varoluş hakkını kullanmaktan korkması,bir kuşun,güneşe uzanmaya çalışan bir çiçeğin kendi hayatını gösterdiği sadakatin gerektirdiği cesarete bile sahip olmadığının işaretidir.sizin sevap saydığınız adına tevazu dediğiniz o günahın koruyucu paçavralarını üzerinden atın.Kendinize değer vermeyi öğrenin.Bunun anlamı kendi mutluluğunuz için mücadele etmektir...Gurur denilen şeyin tüm iyilik ve sevapların toplamı olduğunu öğrendiğiniz zaman,insan gibi yaşamayı öğrenmişsiniz demektir.&lt;br /&gt;Özsaygıya doğru temel adım olarak,sizden yardım talep eden insanı bir yamyam gibi görmeyi öğrenin. Bu talep, onun hayatınızın onun malı olduğunu iddia etmesidir. Böyle bir iddia çok iğrenç olsa da, daha iğrenci vardır, o da sizin buna razı olmanızdır. Ama eğer siz yardım etmeyi, onun kişiliği ve mücadelesi nedeniyle, kendi bencil zevkinize dayalı bir arzu olarak hissediyorsanız, o zaman vardır. Acı çekmek bir değer değildir. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" İnsan haklarının kaynağı ne ilahi bir yasadır, ne de meclisten çıkma bir yasadır. O kaklar kimliğin yasasıdır. A=A' dır, insan da insandır.&lt;br /&gt;Biz, akıldan yana olan insanlar,biz, alışverişçiler, böyle şeyleri kimseye vermeyiz. Biz objektif olmayan hiçbir şeyle iş görmeyiz.Vahşilik çağında insanların objektif gerçek diye bir kavramdan hiç haberi yoktu. Fiziksel doğayı bilinmez şeytanların yönettiğine inanırlardı. Öyle bir dönemde, ne düşünce,ne bilim, ne de üretim mümkündü."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben yaşamak isteyenlere, ruhlarının onurunu geri kazanmak isteyenlere sesleniyorum.&lt;br /&gt;Şimdi dünyanız hakkındaki gerçekleri öğrendiğinize göre, sizi mahvedenleri desteklemekten vazgeçin. Dünyanın kötülüğünü mümkün kılan yalnızca sizin onlara verdiğiniz onay olmuştur. O desteği çekin. Düşmanlarınızın koşullarına göre yaşamaya, kuralları onların koyduğu bir oyunu oynamaya razı olmayın. Sizi köleleştiren iyilik dilemeyin, sizi soyanlardan sadaka istemeyin...ne sübvansiyon, ne kredi, ne iş, ne de çetelerine katılıp komşuları soyarak kaybettiğinizi geri almak isteyin. İnsan rüşvet alarak ve kendi mahvına oy vererek hayatını sürdürmeyi umamaz. Kar, başarı ya da güven kazanmak için varoluşunuza haciz koydurmayın. Böyle bir haciz'in bedeli asla ödenemez. Ne kadar ödeseniz fazlasını isteyeceklerdir. Aradığınız ya da ulaştığınız değerler ne kadar büyükse, o kadar daha tehlikede sayılırsınız. Onlarınki sizi kanata kanata öldürecek bir beyaz santaj sistemidir. Günahlarınıza karşılık değil, varoluş sevginize karşılık cezalandırmaktadırlar sizi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yağmacıların şartlarıyla yükselmeye çalışmayın,iplerini onların tuttuğu bir merdivene asla tırmanmayın. Ellerinin onları iktidarda tutan tek kaynağa, sizin yaşama ihtirasınıza değmesine izin vermeyin....Aklınızı ve becerilerinizi kendi kendinize kullanın, bilginizi genişletin, yeteneklerinizi geliştirin, ama başarılarınızı başkalarıyla paylaşmayın. Sırtınıza bir yağmacı binmişken servet yapmaya kalkmayın. Onların merdiveninin en alt basamağında kalın, ancak karnınızı doyurmaya yetecek kadar para kazanın, yağmacılar devletini destekleyecek bir kuruş fazla kazanmayın. Madem tutsaksınız, tutsak gibi davranın, özgürmüşsünüz gibi numara yapmalarına izin vermeyin. Onların çok korktuğu o sessiz, yıkılmaz düşman olun."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Her insani değer bir mücadeleyi gerektirir. Hayatın tümü amaçlı bir mücadeledir, sizin tek seçiminiz de amacınızdır. Şimdiki savaşınızı sürdürmek mi istiyorsunuz, yoksa benim dünyam için mücadele etmek mi?...Önünüzdeki seçim budur. Buna aklınız ve varoluş aşkınız karar versin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayatım ve hayatıma olan sevgim adına yemin ederim ki, hiçbir zaman bir başka insan için yaşamayacağım&lt;br /&gt;ve hiç kimseden benim için yaşamasını istemeyeceğim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: ATLAS SİLKİNDİ - AYN RAND &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Emma%20Shapplin%20-%20La%20Noche.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-259234462316352930?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/259234462316352930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/atlas-silkindi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/259234462316352930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/259234462316352930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/atlas-silkindi.html' title='....ATLAS SİLKİNDİ....'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSMPGn4lPKI/AAAAAAAABlw/T6R5v0jGej4/s72-c/Full_moon_tonight_by_The_Dark_Silhouette-240x300.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-8542006733826211652</id><published>2011-01-03T02:59:00.000-08:00</published><updated>2011-01-03T03:03:45.039-08:00</updated><title type='text'>HÜR ADAM MI GÜDÜMLÜ ADAM MI?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSGs_b3oT4I/AAAAAAAABlo/8psr98vIsUQ/s1600/0000000278599_5_1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 316px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSGs_b3oT4I/AAAAAAAABlo/8psr98vIsUQ/s400/0000000278599_5_1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5557913620964724610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;“HÜR ADAM” ALMAN ETKİSİNDE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK KURŞUN&lt;br /&gt;“Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Almanya’nın yanında savaşa girmiştir. Bu süreçte “tüm giderleri Almanlar tarafından karşılanan İslam Birliği propagandası bağlamında Alman malı Cihad-ı Ekber fetvasını kaleme alan kurulda, 1907’lerde temeli atılan ve Almanlarca beslenen İslam Birliği amaçlı Gizli İstihbarat Örgütü Teşkilatı Mahsusa’nın üyelerinden Said-i Kürdi (Nursi) de bulunuyordu.”[5]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Alman malı cihat fetvasının” yazarlarından Said-i Nursi, bir süre Rusya’da tutsak kalmış, daha sonra bir yolunu bulup 1918’de kaçarak Almanlara sığınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nursi, Almanya’da kaldığı iki ay boyunca yaptığı konuşmalarda: “Türk-Alman, Alman-Türk tarih boyunca kadim dostturlar. Türkler Alman dostluğuna sadakatte çok hassasiyet gösteririler” demiştir.[6]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Cengiz Özakıncı’nın ifade ettiği gibi: “Kitabın hiçbir yerinde Hıristiyan komutasında cihat yapılacağına ilişkin bir buyruk yoktu. Tersine, ‘Kendi dininizden olmayanları veli (dayanak, buyurgan) edinmeyin’ diyordu Tanrı. Maide Suresi’nin 51. Ayet’i böyleydi. Bu buyruğu görmezden gelince böyle olmuştu sonraları.”[7]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nursi, Kurtuluş Savaşı yıllarında, bu savaşın halifeyi kurtarmak için yapıldığını düşünerek, ancak savaşın sonlarında Ankara’ya gelmiştir (1922). Fakat bu mücadelede, sözüm ona “İslam karşıtı” bir hava sezerek Ankara’dan ayrılıp Van’a gitmiştir.(gönderilmiştir).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1925’te patlak veren Şeyh Sait İsyanı’yla ilgili görülerek İstiklal Mahkemesi’nce sürgün edilmiştir. Önce Isparta’ya, sonra Kastamonu’ya ve Emirdağ’a, sürülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“HÜR ADAM” DEMOKRAT PARTİ VE ABD ETKİSİNDE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Said-i Nursi, Isparta’da sürgündeyken Demokrat Parti iktidarı tarafından serbest bırakılmıştır. Kendisine tahsis edilen bir otomobille Demokrat Parti’nin propaganda gezilerine çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Said-i Nursi, 1950’lerde Amerikan destekli yerli işbirlikçilerle yeniden parlatılmaya başlanmıştır. Demokrat Parti’nin iktidar olduğu ve “Karşı Devrimin” başladığı o yıllarda Amerikan eksenli tüm politikaları basın yayın yoluyla halka benimsetmeye çalışan gazeteci, yazar Cemal Kutay, Özakıncı’nın deyişiyle: “Said-i Nursi’yi sindiği köşede bulup çıkarıp Amerika’nın izniyle Türk gençliğinin düşünsel önderi olarak parlatılıyordu. Çünkü Amerika, dünya üzerinde eskiden Almanya çıkarına çalışan bütün ajanları toplayıp kendi hizmetine koşmaya başlamıştı. Türkiye’de yapılan buydu” [8]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemal Kutay, Said-i Nursi’yi parlatmak için yazdığı “Çağımızda Bir Asrı Saadet Müslümanı Bediüzzaman Said-i Nursi” adlı kitabında, bir taraftan Said-i Nursi’yi överken, diğer taraftan Demokrat Parti iktidarının isteği doğrultusunda Said-i Nursi’yi nasıl arayıp bulduğunu, nasıl ortaya çıkartıp nasıl Amerikan isteklerine uygun bir din adamı olarak tanıttığını anlatmaktadır.[9]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı Cemal Kutay’ın 12 Eylül sonrasının “ateşli Atatürkçülerinden” biri olması da çok düşündürücüdür! 12 Eylülde “içi boşaltılan Atatürkçülüğü” topluma benimsetme görevi de yine Cemal Kutay’a verilmiştir belli ki. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZININ GERİSİNİ AŞAĞIDAKİ LİNKTE OKUYABİLİRSİNİZ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.ilk-kursun.com/2011/01/hur-adam-mi-gudumlu-adam-mi/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Emma%20Shapplin%20-%20La%20Noche.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-8542006733826211652?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/8542006733826211652/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/hur-adam-mi-gudumlu-adam-mi.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/8542006733826211652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/8542006733826211652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2011/01/hur-adam-mi-gudumlu-adam-mi.html' title='HÜR ADAM MI GÜDÜMLÜ ADAM MI?'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TSGs_b3oT4I/AAAAAAAABlo/8psr98vIsUQ/s72-c/0000000278599_5_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-7978477781670476871</id><published>2010-12-31T05:08:00.000-08:00</published><updated>2011-07-06T01:39:34.903-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İngiliz ya'/><title type='text'>SAİD-İ NURSİ 1</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TR3bmZopQgI/AAAAAAAABkg/QHQiTRO0ZYQ/s1600/0000000278599_5_1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 316px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5556838968007934466" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TR3bmZopQgI/AAAAAAAABkg/QHQiTRO0ZYQ/s400/0000000278599_5_1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Atatürk düşmanlarına göre,yüce islam alimi Said-i Nursi (Kürdi)'nin Atatürk hakkında söyledikleri çok önemlidir! Atatürk düşmanları -Dr Rıza Nur'un- yöntemini kullanarak sözüm ona Said-i Nursi'nin Atatürk'ü çok iyi tanıdığını iddia etmişler ve buradan hareket ile Nursi'nin Atatürk ile ilgili iddialarının dikkate alınması gerektiğini belirtmişlerdir.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bu din bezirganları,Atatürk-Said'i Nursi ilişkisini hayali motifler ile de zenginleştirerek ''Paşa Paşa...''... diyerek işaret parmağını Atatürk'e doğru uzatan sanal bir kahraman yaratmaya çalışmışlardır !&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Onlara göre Said-i Nursi ''yüce bir varlık'',''evliya'' derecesinde üstün bir kişiliktir;hatta Allah'ın en sevgili kullarından birisidir !O bir Allah dostudur !O'nun söyledikleri adeta ilahi bir emirdir.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Said-i Nursi'nin yolundan giden ve kendilerine ''Nurcu'' adını verenlerin onun söylediklerine inanmamaları ya da onun düşüncelerini ''sorgulamaları'' olanaksızdır.Nurculara göre Said-i Nursi'nin her söylediği doğru olduğuna göre,Atatürk hakkında söyledikleri de doğrudur !&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Said-i Nursi'nin Atatürk'e yönelik saçma sapan iddialarını dillerine dolayan ''din bezirganları '' yine Atatürk'e acımasızca saldırmışlardır.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Peki ama kimdir bu Said-i Nursi ?&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;HAYATI &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Said-i Nursi Nurculuğun kurucusudur.Bitlis'in Hazan ilçesinin Nors Köyünde 1873 yılında doğmuştur.Göbek adı Rıza olan Said-i Nursi'nin asıl adı Said-i Kürdi'dir.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Kendisi kökeninin Hz Muhammed'e dayandığını ileri sürmüştür.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Daha çocuk yaşlarda ,bölgede etkili olan Nakşibendi Tarikatı'na girmiştir.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Mahalle mektebinde okumuştur.Gençliği Medreseliler arasında geçmiştir.Düzenli bir eğitim öğretim hayatı olmamıştır.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;İstanbul'a ikinci gelişinde tutuklanmıştır.(1907).Bir süre akıl hastahanesinde tedavi görmüştür.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;31 Mart Mürteci isyanının fitilini ateşleyen Derviş Vahdedi'nin Volkan Dergisi'nde ve Kürdistan dergisinde yazılar yazmıştır.31 Mart isyanına karıştığı iddiası ile yargılanarak beraat etmiştir.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bezmi Nusret Kaygusuz,Meşrutiyet yıllarına ilişkin anılarında Said-i Nursi'den şöyle söz etmektedir:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;''İttihatçılar bu adamı çok şımartmışlardı.İptidada (önceleri)Said-i Kürdi'ye büyük bir paye verdiler.Güya Kürt meselelerinde ondan istifade edeceklerdi.Halbuki gösterilen saygıyı kendi hakkı zannetti.Ve yükseklerden ötmeye başladı.Zamanın kutbu ve mehdisi tavrı takındı.Maaza senelerden sonra da aklı başına gelmemiştir.Yeni bir tarikat kurma iddiasında ve onun piri olmaya çalıştığı işitilmektedir.Halen Nurcu diye maruftur.(bilinmektedir.)&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Nursi,Nakşibendi Tarikatı'na mensup ,İngiliz yanlısı Derviş Vahdedi ile birlikte siyasal islamcı İttihad-i Muhammedi Cemiyeti'ni kurmuştur.Cemiyetin kuruluşu nedeni ile 1909 da Ayaysofya Camii'n de mevlit okutulmuştur.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Daha sonra Teşkilat-ı Mahsusa'ya üye olmuştur.Sonra da ayrılıkçı Kürdistan Teali Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer almıştır.Aynı dönemde Kürt Hakları davasının propagandasını yapmak için kurulan Kürt Neşriyat Cemiyeti'nin kurucuları arasında da adı vardır.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;SİNAN MEYDAN /ATATÜRK İLE ALLAH ARASINDA SF 1007-1008-1009&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Emma%20Shapplin%20-%20La%20Noche.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-7978477781670476871?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/7978477781670476871/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/said-i-nursi-1.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/7978477781670476871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/7978477781670476871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/said-i-nursi-1.html' title='SAİD-İ NURSİ 1'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TR3bmZopQgI/AAAAAAAABkg/QHQiTRO0ZYQ/s72-c/0000000278599_5_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-7248397791774135858</id><published>2010-12-28T16:15:00.000-08:00</published><updated>2010-12-28T16:42:59.272-08:00</updated><title type='text'>ÖLÜM BEŞİK KERTMESİM</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/6GXrGax2qio?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/6GXrGax2qio?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;''Ölüm beşik kertmesim....&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dokuzundaydım dediler&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aşık oldum....&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O gün bugün ben kaçarım o kovalar&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O kaçar ben kovalarım...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kavuşunca sevişiriz...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çocuklarımız olur...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir batında yıldızlar dolusu&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsimlerini ben koyarım&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sana inat ona inat,hepinize inat ...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hepsi Hürriyet, hepsi  hürriyet....''&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-7248397791774135858?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/7248397791774135858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/olum-besik-kertmesim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/7248397791774135858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/7248397791774135858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/olum-besik-kertmesim.html' title='ÖLÜM BEŞİK KERTMESİM'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-2663698879241691281</id><published>2010-12-23T02:01:00.000-08:00</published><updated>2010-12-23T02:08:33.945-08:00</updated><title type='text'>NE DERSİN HOCAM /KİM KİMİNLE OYUNU</title><content type='html'>&lt;object width="560" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ZttHdPvq7pA?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ZttHdPvq7pA?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#cc6600;"&gt;Nerede ise her insan dedikodudan şikayetçi iken,nerede ise her insan dedikodunun ne kadar kötü olduğunu gerek dini,gerek ise evrensel insani değerler çerçevesinde anlatıyor olmasına rağmen söylediklerine uymamaları ne kadar büyük bir çelişki.Hani çok kötü idi bu dedikodu hani çok büyük günah idi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meraklı olmak güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama güzelin bir kusuru vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşey gibi bu da neyi merak edeceğin ve neyin peşinde dolaşacağın ya da ettiğin,dolaştığın ile ‘ölçülerek ‘merak iyidir” ya da ”merak kötüdür” gibi genellemelere sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence merak güzel.Araştırmak,sormak,merak etmek ama neyi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize bir oyun öğrettiler on üç yaç civarı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşina idik çevreden.Büyükler iyi oynardı.Artık kağıt kalem kullanmazlardı.Uzman oynuyorlardı.Bizimkisiler kağıt kalem ile zihin haritası gibi birşey olurdu..Süper bişey…Daha önceki çocuklar oynuyorlar mı idi bilmiyorum ama bizim oyun daha sistemli.Fikirler karıştırılıyor ortaya yepyeni birşey çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Kim kiminle nerede ne yapıyor kim gördü ne dedi.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuna bakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olacağı budur…Bu kadar meraklı ve araştırmacı bir toplumda çocuklarının oynadığı oyunlar da ona göre biçimleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimizde iki kağıt böyle bir şablon hazırlanmış tepeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sütunda değiştiriyoruz.Ortaya çok komik cümleler çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edebiyetçı,hademe ile, kavak ağacının üzerinde ötüyordu.Müdür gördü.Oha dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hı işte böyle cümleler çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir gün şöyle bir cümle çıktı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selvi ,Melike ile matematik dersinde kim kiminle nerede ne yapıyor kim gördü ne dedi oynuyordu matematikçi yakaladı,sınıftan attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zil çaldı.Özür dilediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz oyunu hep oynarız bizim milli oyun bu.Birçoğumuzun en iyi bildiği oyundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihin açar,dedikodu geliştirir ,yaratıcılıkta sınır tanımazsınız.Fantaziler kurdurur.Olabilir mi harbi he olursa ne komik olur,ne trajik olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her derde devadır.Sabah afyon patlamadı mesela.Ara Ayşen’i.Patlatsın bir tane.Kapat,yönel Nazan’a..Güne zinde başla.Nasıl geçecek bütün gün..Üret..Yay..Konuş..Dinle..Yaşa..Yarat..At..Salla..Küfret..Yorumla..Nedenlerini,neden olabileceğini…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlıyorum mahallenin teyzelerinin üzerine tanımıyorum.Fantazide sınır tanımazlardı.Kardeşim bu ne yaratıcılık?Kim sabahın köründe çarşıya gitmiş ne giymiş,nasıl almış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimin gelini yatar aslında büyük ihtimal ile çamaşırları kaynanası yıkarmış alem ayıplamasın diye sepeti gelinin eline tutuştururmuş,Fatma demiş o gelinde çamaşır yıkayacak göz yokmuş eminim öyle imiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimin kocası ne kadar maaş alıyormuş ne kadarını alkole veriyormuş,geçen kiminki birahane de görmüş,o olsa o para ile iki ev yaparmış,sormuş altı yüz bin alıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yirmi kişilik mecliste Allah günah yazmasın,günahı boynuna,kimse duymasın ama diyen kadın gecenin bir yarısı ,karanlıkta tam seçemediği kızın bilmem kimin kızı olduğunu sandığını söyledi.Yirmi kişi ah etti vah etti.Haber anaya bir şekilde yetişti.Kız sopa yedi.Kızın o olmadığı anlaşıldı hepsi biribirine girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşim bu nasıl bir hayal gücüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep bu oyunu oyunu oynarlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha neler neler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erol Mütercimler ”Geleceği Yönetmek” isimli kitabında ,çocukların küçük iken oynadığı oyuncakların çok önemli olduğunu ve bazılarının oynadığı oyuncakları merak ettiğini yazar da..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocam biz bu oyunu da oynadık vallahi.Bunu öğrettiler.Bu bizim beynimize işledi.Kimi bilerek,kimi küçücük kulaklarımızı bilmeden doldurarak..Kimi ise bu oyunu severlerin hayal gücünü engelleyebilmek için bizi kısıtladılar.Rakiplarin eline koz vermemek için dayaklar yedik..Kim olduğunu bilmediğimiz hayaletleri yenmek için bizi kullandılar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz bu adına anne-baba-konu komşu denilen kocaman acaip oyuncaklar ile oynadık.Bize de böyle acaip oyunlar öğrettiler.Onları oynadık.Onlarla geliştik,serpildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam techizat,yalan,dolan,hayal gücü ,iftira,strateji,komplo,teori,ne arar isen..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan ülkesinin,çocuklarından tutun da kocaman insanlarına kadar birçok varlık göz göre salgın hastalık halinde yayılan bu oyunun kurbanı oldu.Asıl suçlular içimizde dolaştı kimse görmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kumarhaneler kapatıldı,sigara yasaklandı,alkolün de çözümü var ama koca insan ülkesinde ne zaman hasıl olduğu tarihi kaynaklar ile tespit olunamayan bu oyunun aldığı canlar,verdiği zararlar,yıktığı yuvaların hesabını yapacak teknolojiye henüz ulaşılamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim geçmişimizdeki bu zihin çöplükleri ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geleceğimizi de bir şekilde yönetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne dersin hocam sen?&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-2663698879241691281?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/2663698879241691281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/ne-dersin-hocam-kim-kiminle-oyunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/2663698879241691281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/2663698879241691281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/ne-dersin-hocam-kim-kiminle-oyunu.html' title='NE DERSİN HOCAM /KİM KİMİNLE OYUNU'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-3611834362243464334</id><published>2010-12-22T01:30:00.000-08:00</published><updated>2010-12-22T01:46:38.355-08:00</updated><title type='text'>UÇURTMA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TRHFmGoVM0I/AAAAAAAABj8/Tw5T5woF8jg/s1600/73254_172900076060346_112779302072424_634236_8155142_n.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 353px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553437073930007362" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TRHFmGoVM0I/AAAAAAAABj8/Tw5T5woF8jg/s400/73254_172900076060346_112779302072424_634236_8155142_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#336666;"&gt;UÇURTMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüyordu Metin öğlen vakti sıcak Ağustos güneşinin altında ..Yürüyordu başında bir simit tablası sıcak Ağustos güneşinin altında ve bağırıyordu sıcak sıcak simit”..On iki yaşlarında…Yabancı turistlarin ilgili bakışları arasında..Başının yukarısından kartal şeklinde yapılmış bir uçurtma jet gibi geçti birden..İlk kez görmüşçesine,yüzünde ne olduğunu anlayamadığı bir ifade ile baktı uçurtmaya..Daha önce görmüştü ama ilk kez bu kadar büyüğüne rastlamıştı.Kimindi bu?Çevresine bakındığında kocaman bir adam gördü.Uçurtması ile heyecanlı bir gösteri yapıyordu. Gökyüzüne baktım aniden,bir parça güneş aldı gözümü……&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene göçtüğümüz büyük turistik şehrin bir turistik beldesinde yanyana dizilmiş otellerin kumsallarında simit satıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paçalarını kıvırdığım eskimiş ve kirden görünmeyen kot pantolonlarımın beline santim santim ölçerek kestiğim bir parça kırnap bağladım.Ağabeyimin en eski pantolonlarından bir tanesi .Düşüyor belimden.Geçenlerde babama yalvar yakar yaptırdığım çıtalı uçurtmanın kırnapı.Birkaç günde tellere takıldı da çıtası kırılıverince babam’bu son’ dedi.Çok kızdı.”Baba ya burada uçurtma da uçmuyor.”İşte ondan kalan kırnap .Buralara göçtüğümüzde, özenle gazetelere sardığım eşyalarımın içerisinde idi uçurtma çıtalarım.İyi ki de sarmışım ya …Üzerimde de yeşil beyaz çizgili günlerdir çıkartmadığım tişörtüm var.Annem vermiyor gerisine.’Ne gerek var’ diyor ‘bütün gün sahillerde,kıyılarda dolaşıyorsun,elimiz dar,sabunu idareli kullanmalı oğul.”Hak veriyorum anneme ya ‘bu yaz biriktirdiğim harçlıklarım ile anneme sabun yapabilmesi için melzeme alacağım.Çok sevinecek annem.Kendisi yapardı arka bahçede sabunu elleri kınalı annem,elleri dövmeli annem.elleri dert görmesin annem…Ayno annem…İzledim televizyonda buradaki kadınlar vakit geçirmek için ,ziyan etmek için sabun yaparlarmış.Çok sorunları olurmuş da sonra onlara ’sabun yap,mum yap’ derlermiş .Onlar da süslü banyolarına koymak için sabun yaparmış,mum yaparmış.Köydeki evin bahçesinde hep sabun yapar ya demek onun için iyi annem…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte uçurtma yine geçti başımın üzerinden.Kartal kuşu ama bu da bir şey mi bizim uçurtmalarımız uçtuğunda gökyüzünde nokta kadar kalıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırıyorum ’sıcak sıcak simit’.İleri de iki tane çocuk var ,biri kız birisi erkek.Erkek olan ben yaşlarda olsa gerek.İkisi de annelerine,babalarına beni gösteriyorlar.Adımlarımı yavaşlatıyorum iyice bağırıyorum ’sıcak sıcaaak simit varr.”Çocuklar ısrarla beni gösteriyorlar,ben biraz bekleyip bağırmaya devam ediyorum.İyice bakıyorum.Çok zengince bir halleri var.Suda oynamak için bir sürü renkli oyuncakları var.Yanlarındaki sehpanın üzerinde kağıtlar var.Dondurma yemişler besbelli kağıtları yanlarında duruyor.Hani şu televizyonda çıkanlardan ,en kocaman olanlarından yemişler.Boş meydve suyu bardakları,fincan,sigara paketleri,güneş yağı,çakmak..Ne ararsan var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Çokomel kağıtları gibi tırnakla düzeltilir mi,defterin arasına defter arası yapılır mı bu kağıtlar?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;demiştim ilk gördüğümde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama hayır..Sadece çöp.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda erkek olan annesinden parayı alıp yanıma geliyor.Arkasından kızkardeşi .Kızkardeşini benim küçüğüme benzetiyorum.Zeynebe.Onun kalemlerini de alacağım söz verdim.Sonra ona daha güzel pabuç alacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç lira simit?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elli kuruş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki tane istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı yaştayız ama bu çocuk çok küçük .Acaba kızkardeşini okutabilir mi?Acaba bir simit alacak parayı kazanabilir mi?Hadi canım sende..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Ben babamdan hiç para istemiyorum.Büyüdüm.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simitleri alıp güle oynaya gidiyorlar.İşte kartal yine geçti başımın üzerinden…Ona baktım yeniden.Peşinden seslendim.”hey beni de götür gittiğin yere,beni de al kanatlarının arasına”..Gökyüzünde süzülür iken birden döndü ve yanıma yaklaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Deminden beri seni izliyorum ufaklık,başının üzerinde dönüp dolaşıyorum ya simitleri satmak derdindesin.Bir ara ihtişamıma neden göz etmez diye moralim bile bozuldu.Bak çevrene herkes beni hayranlıkla izliyor..Sonunda beni farkettin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hı hı ekmek parası kartal kardeş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Demek kanatlarımın üzerinde dolaşmak istiyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hı hı beni de kanatlarının üzerine al seninle gezmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nereden geldin sen böyle?Bak yaşıtların denizde yüzüyor,yiyor içiyor sen ise simit satıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Urfa .Ama okuyacağım ben .Okul harçlığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok konuştuk.Oralardan kalkıp da buralara gelmemin nedenlerini anlattım ona.Hayallerimi.Herşeyimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aferin sana…Peki gel bakalım öyle ise…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden bire kanadını açtı ve beni kanadının üzerine bindirdi.Gökyüzünde bir sürü kapılar açıldı…Bir güneş ülkesine gittim.Kartal dostum önce en güzel kokulu sabunlar ile yıkanabileceğim bir göle götürdü.Orada yıkadılar beni,mis gibi koktum.Kırnabımı çözdüm pantolonlarımı çıkardım yesyeni giysiler giydim.Saçlarımı taradım.Sabun ağaçları vardı bu ülkede ,ağaçlardan kalp şeklinde,gül şeklinde,çiçek şeklinde,kuş şeklinde sabunlar sarkıyordu..En çok uğur böceği olanlarını sevdim bir de üzüme benzeyenleri…’Bu sabunlardan anneme de götürebilir miyim?’ diye sorduğumda kartal dostum bana ‘annene dilediğin kadar sabun toplayabilirsin” dedi….Bir başka bahçede ise ‘defter,kalem,kitap açıyordu yerden”..Baktım rengarenk kitap bahçeleri,kimisi artık ,al beni dercesine yapraklarını etrafa saçmıştı.OLgunlaşmış bir gül veya annemin kıvırcıkları gibi açmıştı yapraklarını.Kokuları yıldız tozları ile süslenmişti..Her yan pırıl pırıl bilgi açmıştı.Çimen yerine rengarenk kalem ekmişler..Çimenlere basmayın’ demiyordu…Kartal dostuma ‘buradan dilediğim kadar kitap,defter,kalem” toplayabilir miyim,kardeşim için de alabilir miyim?” dediğimde..”Elbette” dedi bana…Bu bahçedeki bütün ağaçlar,çimenler,çiçekler sadece senin gibi çocukların toplayabilmesi içindir…Dilediğin kadar toplayabilirsin…”diye devam etti kanatları ile mis gibi kokan saçlarımı okşayarak…Çok sevindim.”Biliyor musun kartal dostum” dedim..Bizim köylükte annem bizim çamaşırlarımızı çitilemek için sabununu kendisi yapardı.Ama Zeliha yengenin sabunlarından daha çok köpürür ,daha güzel kokar da annem ona sırrını söylemezdi..Okuyacağım…Anneme o sabunları yapacağı kocaman bir bahçe alacağım.”Gülümsedi dostum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden ''atla bakalım'' diyerek beni tekrar kanatlarının üzerine alarak gökyüzünde masmavi turlar attırdıktan sonra  yeniden yere indirdi…Topladığım bütün herşeyi çiçekli,kokulu torbalara doldurmuştuk…Ne güzel şey mutluluk...Mutluluktan uçmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden yanımda bir ses duydu simitçi çocuk…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Mutlumusun?” diyordu kartaldan uçurtmanın sahibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Çok mutluyum,hiç bu kadar mutlu olmamıştım abi” dedi çocuk….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Sen çok zeki bir çocuksun…Sen çocuksun..Senin yapman gereken okumak.Sana verdiğim adrese de muhakkak geliyorsun orada senin gibi bir sürü çocuğa ders veriyorum ben .Zeynebi de getirebilirsin…Al bu kartal da senindir…Ama düzenli olarak uçurmaz isen küser sonra…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Söz abi ” dedi çocuk kartalının kanatlarını okşayarak.”Söz ona çok iyi bakacağım,hiç üzmeyeceğim…Bir de…şey…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Bir de ne” dedi adam şefkat ile çocuğa bakarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Bir de abi ,sen çok zenginsin ama ben sana annemin sabunlarından getireceğim…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygulandı adam…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat günbatımını gösteriyordu ve plaj görevlileri sahilde, içinde kirli mi kirli bir çocuk tişörtü ile belinde kırnabı ile paçaları kıvrılmış eski mi eski bir kot pantolon olan bir poşet buldu…Boş bir simit tablasının yanına bırakılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…SON…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”İNSANLAR ÇEVRELERİNE BAKARLAR VE ‘NEDEN’ DİYE SORARLAR…BEN İSE BAKARIM VE DERİM Kİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NEDEN OLMASIN…”/Bernard Shaw&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…BİR TEK ÇOCUĞA DOKUNAN SİHİRLİ DEĞNEK OLMAMIZ DİLEĞİ İLE….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not:Günümüz siyaseti,güncel sorunlar,basın-yayında takib ettiklerimiz felan her ne ise ama gelecek her hususta ekonomi ve aile-kadın- çocuk eğitimindedir.Bir ülkenin kasasının içinin ne kadar dolu olduğundan ziyade o kasanın kimin ellerinde olduğu önemlidir.Böyle düşünüyorum.Gerisi öyle sanmaktan ve kanmaktan öte değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/mercan%20dede%20-%20nar%20-%20i%20ney.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;embed _cx="5292" _cy="1191" autostart="-1" balance="0" currentmarker="0" currentposition="87505874" enablecontextmenu="0" enabled="-1" enableerrordialogs="0" fullscreen="0" height="63" invokeurls="-1" mute="0" playcount="999" rate="1" stretchtofit="0" type="application/x-mplayer2" uimode="full" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Yedi%20Karanfil%20-%20Canakkale%20Icinde.mp3" volume="100" width="219" windowlessvideo="0"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-3611834362243464334?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/3611834362243464334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/ucurtma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/3611834362243464334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/3611834362243464334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/ucurtma.html' title='UÇURTMA'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TRHFmGoVM0I/AAAAAAAABj8/Tw5T5woF8jg/s72-c/73254_172900076060346_112779302072424_634236_8155142_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-2518034899343671030</id><published>2010-12-20T07:30:00.000-08:00</published><updated>2010-12-20T07:36:37.553-08:00</updated><title type='text'>DEHANIN NE İCAD EDECEĞİ DE ÖNEMLİ TABİİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TQ93OIHYMtI/AAAAAAAABjk/HEErmD2RXWo/s1600/tekerlek.gif"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 301px; FLOAT: left; HEIGHT: 363px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5552787950151414482" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TQ93OIHYMtI/AAAAAAAABjk/HEErmD2RXWo/s400/tekerlek.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;dehanın ne icad edeceği de önemli tabi. :))))))Posted on Ekim 6, 2010 at 23:15&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimidik ,abidik kubidiklerim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rübik kubik mucit olmak peşindeciklerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;enkarmik tuhaflıklarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yandaşlarım,kandaşlarım,zanndaşlarım dissoyatif fuglarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mucitliklem macitlik arasında fark vaadır fanlarım bakınız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mucit yapar macit fotomobillendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tür tür mucit vaaadır fantomlarım .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mucitsorucu macitcevaplayıcıdır fanlarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konumuz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;macitin fotomobillendirip fotomobillendirmimciii sorunsalı üzre deneme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mauntınsal eksperimentler yapaciz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maun bilirsiz böle redimsi bişe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maun/tın isem böle tınlayan maun heh&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tınlayan maun-mauntın tın tın tın mıştır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;no maun/tın dedimiste benim köççük böccüklerim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hem mauntınını tınlamıyoruzdur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;retide reddetmiş oluyoruzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama bu feylosofik bişedir.Sabcetle ilintisi yok bişi yane.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi volunterlerimis bi fotomo/del/tuşu /macit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi de fotomo/dellendirici mucit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mucitimizin koordinatları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Mükemmeliyetçidirler./(lütfen sıfır olsundur Macit)&lt;br /&gt;•Özgüvenleri yüksektir./(ben aldırırım)&lt;br /&gt;•Yüksek amaç ve ideallere sahiptirler.(en pahalısı olmalı)&lt;br /&gt;•Bağımsız olma özelliği gösteriler.(en hızlısı olsundur)&lt;br /&gt;•Genellikle içten denetimli bireylerdir. Faaliyetlerini başlatmak için bir dış kuvvete ihtiyaç duymazlar.(köprüyü de geçerim sora bakarız ayıya)&lt;br /&gt;•Yaşamlarındaki olayları denetim altına alabileceklerine inanırlar, kaderci değillerdir.(bu fotomobil benim olmalı)&lt;br /&gt;•Farkındalık düzeyleri yüksektir ve içgörü sahibidirler.(kasasının içini gördüm)&lt;br /&gt;•Empati yetenekleri gelişmiştir. Karşısındakilerin düşüncelerini, duygularını ve isteklerini kestirebilme yeteneğine sahiptirler.(ay bunda ne var?rujum nerede…)&lt;br /&gt;•Genellikle yüksek düzeyde toplumsal duyarlılığa sahip bireyler oldukları gözlenmiştir.(Medihanınki eski model ,Vahideninki de oh rahatladım)&lt;br /&gt;•Espri yetenekleri gelişmiştir.(amuda gide mi bu)&lt;br /&gt;•Genellikle lider olma eğilimindedirler. Grup içindeki liderliğin amacı ve işlevini kavrayabilmeleri ve diğerlerinin gereksinim ve ilgilerine duyarlı olabilmeleri, hem liderlik için arzulanan kişilik özelliklerine hem de geniş ilgi alanına sahip olmaları liderlik potansiyellerini daha da arttırmaktadır.(en hızlısı olmalı dedim ya)&lt;br /&gt;•Aşırı meraklıdırlar ve dur durak bilmeyen bir anlama ihtiyacı içindedirler.(seneye yeni fuara gitmeliyim)&lt;br /&gt;•Genellikle topluma uyum sorunu yaşarlar.(bu araba ile topluma nasıl uyayım)&lt;br /&gt;•Genellikle içedönük olma eğilimindedirler.(bu içi nasıl dışvurayım geçen çok eğilmişim kafa üstü mazallah, kafamı çıkarayım dedim mermi sıyırdı )&lt;br /&gt;•İlgilerini çeken bir konuda uzun süreli dikkatlerini yoğunlaştırırlar, başladıkları bir işi bitirmede sabırlı davranırlar. (bu arabayı ya alacak ya alacak.Telefon edeyim Allah’ım belki fuardadır bismillah , Allahtan umut kesilmez..Aloo)&lt;br /&gt;•Motivasyonları yüksektir.(Maciiitttçiiim kadının fotomobili ne kadar gösterişli ise adam o kadar güçlü demektir.Erkeeeeme zayıf demelerini ister miyim hiç?)&lt;br /&gt;•Doğruluk ve kesinlik ihtiyacı içindedirler.(söz verdirmeliyim erkek adam oldunu söylersem sözünden dönmez.)&lt;br /&gt;•Erken yaştan itibaren yoğun öğrenme tutkusu gösteriler. (onları çok iyi tanımalıyım du bakim,erkekleer birşeyi almayı kabul etmez ise ne yaaapp maak gereeek?)&lt;br /&gt;•Kuralları ve otorite figürlerini sorgularlar.(tek teker üstünde gidiyomu bu?Ne demek gidemezmiş siz dört teker dediniz die dört tekerli kullanmak zorundamıyım sökün tekerleri.)&lt;br /&gt;•Diğerleri tarafından anlaşılma ihtiyacı içinde oldukları söylenebilir.(çatlasınlar onların maciti fotomobillendirmiyo diye yapıyolar)&lt;br /&gt;•Yaratıcıdırlar(Macit arabanın koltuk örtülerini lame kaplatıp cibinlik yaptırsam diyorum canım,camı açtığında sivrisinekler girmesin canım biliyosun dişi oluyolar ne yapayım kıskanıyorum)&lt;br /&gt;Soracıma tonybuzanıtanıyın çokseveceksiniz önerisi yaptığımfanlarım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;emir kipi kullanılabilinecektir ,macit karadan havadan rafadan kafadan doğadan oradan buradan kuşatılmış ulup&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaçacak yer bulamayacıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuşa basılır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;naaay naay nooommmm ormantik bir ortam…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Maciiiitttt beni fotomobillendir bak sana kurufasulya yaptım”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Macitte kurnaz ise nolcak fanlarım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Mucit beni fotomodellendir.”(evet diyeyim köprüyü bi geçim de sora taş buldum,gaz yaptı derim….)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yane uzunun tersice canlarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;köprü altı cam cam…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;takıldı kancam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rengi ise lacivert&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye çok bişiir eyleyince böle ne bilim …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olabiliciktir…Çok dikkatli olmalıdır ciğerlerim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçemisi düzgün silteple silvuple plis nolur .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Goran%20Bregovic%20-%20Macedonian%20Wedding.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Goran%20Bregovic%20-%20Macedonian%20Wedding.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-2518034899343671030?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/2518034899343671030/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/dehanin-ne-icad-edecegi-de-onemli-tabii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/2518034899343671030'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/2518034899343671030'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/dehanin-ne-icad-edecegi-de-onemli-tabii.html' title='DEHANIN NE İCAD EDECEĞİ DE ÖNEMLİ TABİİ'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TQ93OIHYMtI/AAAAAAAABjk/HEErmD2RXWo/s72-c/tekerlek.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-6316913065385192809</id><published>2010-12-19T01:11:00.000-08:00</published><updated>2010-12-19T01:31:21.698-08:00</updated><title type='text'>/YARATICI BEYİN/DEHANIN NÖROBİLİMİ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TQ3Q0OjS78I/AAAAAAAABjc/IEQAAOJsg50/s1600/YARATICI%2BBEY%25C4%25B0N.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 305px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5552323511295602626" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TQ3Q0OjS78I/AAAAAAAABjc/IEQAAOJsg50/s400/YARATICI%2BBEY%25C4%25B0N.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''BİLİNÇLİ OLARAK YAZMIYORUM,SANKİ OMZUMUN ÜZERİNDE BİR İLHAM PERİSİ OTURUYOR''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratıcılık genelde,akılcı ve mantıklı bir süreç değildir.Bir oyun,bina ya da kimyasal senteze son halinin verilmesi için,organizasyon,yapı ve planlama gerekli olsa da ,yaratıcıbir ürünün özü genelde bilinçli bir plan ya da sırf istek ile var edilemezçİlham perisi ya da esine duyulan ihtiyaç yalnızca bir benzetme değildir.Yaratıcı bireylerin çoğu ,'' o boyutta'' gerçekleşen yaratıcı süreç boyunca,bir şekilde bilinçdışı süreç veya süreçleri ifade ettiklerini söylerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Nerden geldiğini bilemiyorum,oluyor işte'' gibi açıklamalar yapma eğilimindedirler.Neil Simon'da son sahneleri ve diyalogları yazmadan önce ,bir oyunun nasıl biteceğini bilmediğini söylemişti.Gülümseyerek demişti ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Nasıl biteceğini önceden bilse idim herhalde berbat bir oyun yazmuş olurdum.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKLIM HEP BAŞKA YERDE,KONUŞUR İKEN BİLE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratıvı bireyler fikir ve düşünceler ile dolu olmaya çok fazla eğilimlidir,çünkü sanatlarını veya bilimlerini oluşturan malzemeler bunlardır.Yaşadığımız nörobilim çağında beynin işleyişi hakkında her gün yeni bir şey öğrenir iken ,sıradışı yaratıcılığa sahip insanların da bir şekilde daha farklı düşünen beyinleri olduğunu gözlemliyoruz.Bilişsel psikoloji dilinde söyler isek ,onların ne içeriden ne dışarıdan gelen uyaranları sansürledikleri pek görülmemiştir.Bu durumdan bazen 'farklılaşmış bir filtre mekanizması' olarak da bahsedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratıcı birey için içeriden ,bir şekilde bölük pörçük ve şakilsiz olsa da,sürekli fikir akışı olması durumu dışarıya'aklın bir karış havada olması''hali ile yansır.Dışardan gözleyen birisi için kişi hızla konudan konuy atlıyormuş gibi görünebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratıcı kişi için ise,bu mekanizma daha yüksek bir algılamaya,daha güçlü bir duyarlılığa ve deneyimin daha yoğun yaşanmasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KENDİMİ HEP GÖRÜNMEZ HİSSETTİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratıcı insanların olayın dışında kalarak tarafsız gözlem yapabilmek yeteneği vardır.Başkaları onların kimi zaman uzak,soğuk ve hatta duygusuz olduklarını düşünebilir.Onlar ise çoğu zaman kendilerini sanki dışarıdaki dünyayı kimsenin haberi bile olmadan izliyormuş gibi hissedebilir.Bu özellik görünmez olmaktan çok ilgiyi üzerlerine çekmek istiyormuş gibi görünen bazı yaratıcı insanların gösterişli tavırlarına ters düşüyormuş gibi gelebilir.Yine de yaratıcı insanların çoğu gösterişli davransalar ,fark edilmeden başkalarını gözetleyebildiklerini iddia ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/La%20Malaguena%20%20%28Spanish%20%20Guitar%29-Jose%20Feliciano.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-6316913065385192809?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/6316913065385192809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/yaratici-beyindehanin-norobilimi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6316913065385192809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/6316913065385192809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/yaratici-beyindehanin-norobilimi.html' title='/YARATICI BEYİN/DEHANIN NÖROBİLİMİ'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TQ3Q0OjS78I/AAAAAAAABjc/IEQAAOJsg50/s72-c/YARATICI%2BBEY%25C4%25B0N.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-3497951603056284651</id><published>2010-12-19T00:41:00.000-08:00</published><updated>2010-12-19T01:09:39.034-08:00</updated><title type='text'>YARATICI BEYİN /DEHANIN NÖROBİLİMİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TQ3KU9f_7fI/AAAAAAAABjU/nYOM7QIsax4/s1600/YARATICI%2BBEY%25C4%25B0N.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 305px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TQ3KU9f_7fI/AAAAAAAABjU/nYOM7QIsax4/s400/YARATICI%2BBEY%25C4%25B0N.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5552316377072659954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçeklikten ayrı bir boyuta giriyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratıcı insanların çoğu yaratabilmek için yoğun bir konsantrasyon ve odaklanma durumuna girer.Psikiyatri dilinde söyler isek,bunu ''disosiyatif çözülmeli durum'' olarak adlandırabiliriz.Yani kişi, zihinsel olarak bir anlamda çevresinden soyutlanır ve diyebiliriz ki ,'başka bir boyuta geçer''...Gündelik dilde kişinin gerçeklikle temasını yitirdiği söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak daha öznel anlamda,yaratıcı birey aslında daha gerçek olan başka bir gerçekliğe girmektedir.Kişi dışarıdan bilinçli ama düşüncelere dalmış gibi görünse de,bu gerçeklik bilinçdışı bir duruma benzer.Sözcük,düşünce ve fikirlerin serbestçe süzülüp uçuşarak çarpıştığı ve sonunda birleşerek bir bütün oluşturduğu yer gibidir.Bu çözülme,yoğun odaklanma,başka bir yerde olma hali belki de büyük gizemcilerin anlattığı o farklı ruh hallerine oldukça benzeyen bir durumdur.Bu 'öteki gerçekliğe' bir kez girdiğinde,yaratıcı insan saatlerce orada kalarak ,bulutlar gibi akan kavramların ve şekillerin dünyasında yaşar.Bunlar yavaş yavaş bir nesne ya da fikre dönüşerek sonuçta ister oyun,ister matematik formülü olsun-yaratıcı ürün haline gelirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yoğun olarak odaklanabilme,çözülebilme ve görünüşe uzak ve aşkın bir boyut 'u ayırt edebilme özelliği,yaratıcı sürece has özelliklerden birisidir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" height="63" width="219"&gt;&lt;param value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/La%20Malaguena%20%20%28Spanish%20%20Guitar%29-Jose%20Feliciano.mp3" name="URL" /&gt;&lt;param value="1" name="rate" /&gt;&lt;param value="0" name="balance" /&gt;&lt;param value="87505874" name="currentPosition" /&gt;&lt;param name="defaultFrame" /&gt;&lt;param value="999" name="playCount" /&gt;&lt;param value="-1" name="autoStart" /&gt;&lt;param value="0" name="currentMarker" /&gt;&lt;param value="-1" name="invokeURLs" /&gt;&lt;param name="baseURL" /&gt;&lt;param value="100" name="volume" /&gt;&lt;param value="0" name="mute" /&gt;&lt;param value="full" name="uiMode" /&gt;&lt;param value="0" name="stretchToFit" /&gt;&lt;param value="0" name="windowlessVideo" /&gt;&lt;param value="-1" name="enabled" /&gt;&lt;param value="0" name="enableContextMenu" /&gt;&lt;param value="0" name="fullScreen" /&gt;&lt;param name="SAMIStyle" /&gt;&lt;param name="SAMILang" /&gt;&lt;param name="SAMIFilename" /&gt;&lt;param name="captioningID" /&gt;&lt;param value="0" name="enableErrorDialogs" /&gt;&lt;param value="5292" name="_cx" /&gt;&lt;param value="1191" name="_cy" /&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-3497951603056284651?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/3497951603056284651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/yaratici-beyin-dehanin-norobilimi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/3497951603056284651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/3497951603056284651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/yaratici-beyin-dehanin-norobilimi.html' title='YARATICI BEYİN /DEHANIN NÖROBİLİMİ'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TQ3KU9f_7fI/AAAAAAAABjU/nYOM7QIsax4/s72-c/YARATICI%2BBEY%25C4%25B0N.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-1294670058357741540</id><published>2010-12-08T06:49:00.000-08:00</published><updated>2010-12-08T06:56:00.306-08:00</updated><title type='text'>LES/SON/OSMANLI/BİRTAŞLA KUŞ KATLİAMI</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TP-baZkWxBI/AAAAAAAABi0/6iBVH-p1WvA/s1600/880553.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 245px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548324143786017810" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TP-baZkWxBI/AAAAAAAABi0/6iBVH-p1WvA/s400/880553.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın şehzadelerim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeniçerilerim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kapıkullarım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tımarlı sipahilerim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cariyeleriniz üzerine nasıl sefere çıkacağınızı bilmiyorsunuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kandırıyorlar sizi ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afyonlu nargile içiriyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türlü baharatlar kullanıyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi cimnastik biliyo oooğlum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aralarında plan kuruyolar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;organize saldırıyolar .....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlatlarım,çocuklarım bilmiyorsunuz ,olmuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlar maço sever çocuğum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delikanlı sever light oldunuz iyicene&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz beni dinleyin evlaadım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzularım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlar erkek adamları sever&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sünepeleri değil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kandırıyorlar sizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tokadı sever,gücü sever&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama onlara atmadığınız sürece :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere onlar için başkasına atıyormuş gibi yapın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görün ''Ahh canııımmmm'' diye boynunuza atlicekler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırk yılda bi çiçek alceniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir seviyorum için süründürceniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bakın napçeniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TP-bk-csC4I/AAAAAAAABi8/z00TH5LmcGU/s1600/kirkpinar.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548324325484661634" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TP-bk-csC4I/AAAAAAAABi8/z00TH5LmcGU/s400/kirkpinar.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlar birbirine hava atacak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''benimki bugün benim için ''ne bakıyorsun kadınıma'' dedi ''birine nah çekti''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak digeri hemen atlar oğlum kuraldır bu dinlemeyi bilmez bizimkiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hemen akıllarına ''benim ki de'' deyü bişe gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıcanız insanları iletişim miletişim bilceniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da ''benimkisi de'' dicekleri şeyler yaratçanız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öteki de dicek ki ''hıı benimkisi de geçen bi bakana dümdüz gitti.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarış edecekler ''Kiminki daha çok seviyor'' deyü deyü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Kim daha çok seviyor''deyü deyü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınları haklirsiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sora ''kaba erkek sevmiyoruz'' diyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan !!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz onun için birini çarpın görürsünüz diyorum bak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka kızları kötüleyin tü e onlar deyin:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Sana bi çarparım'' demeyeceğiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Seni bi çaparım''' demeyeceğiniz lân ooolûm lân...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bi korum mi korum'' demeyeceniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinirli numarası yapacaksınız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O da ''yapma ne olur hayatım'' deyip başkasını dövmenize engel olmaya çalışacak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sizin ardınızdaki kadın olduğunu hissetmesini sağlayın yığmayın bütün yükü üzerilerine töbe töbe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taktik uygulaceniz çocum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak böyle diyeceksiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bak ben şimdi var ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi aşık olurum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görürsün''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki büklüm yamulmaz ise gelin gerisini de söylim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam onikiden vuracaksınız yavv...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TP-b69bstNI/AAAAAAAABjE/BgCQaa_BKbs/s1600/kirkpinarfdgg.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 360px; height: 336px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TP-b69bstNI/AAAAAAAABjE/BgCQaa_BKbs/s400/kirkpinarfdgg.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548324703169197266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="219" height="63"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Mehter%20Mar%C5%9Flar%C4%B1%20-%2016-Estergon%20Kalesi.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1666"&gt;&lt;embed _cx="5292" _cy="1191" autostart="-1" balance="0" currentmarker="0" currentposition="87505874" enablecontextmenu="0" enabled="-1" enableerrordialogs="0" fullscreen="0" height="63" invokeurls="-1" mute="0" playcount="999" rate="1" stretchtofit="0" type="application/x-mplayer2" uimode="full" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" volume="100" width="219" windowlessvideo="0"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-1294670058357741540?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/1294670058357741540/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/lessonosmanlibirtasla-kus-katliami.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/1294670058357741540'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/1294670058357741540'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/12/lessonosmanlibirtasla-kus-katliami.html' title='LES/SON/OSMANLI/BİRTAŞLA KUŞ KATLİAMI'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TP-baZkWxBI/AAAAAAAABi0/6iBVH-p1WvA/s72-c/880553.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-4986388374696937038</id><published>2010-07-12T09:31:00.000-07:00</published><updated>2010-07-12T10:07:53.092-07:00</updated><title type='text'>AÇIK MEKTUP</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TDtH4dV1lPI/AAAAAAAABiY/n2HdwVl6wa8/s1600/ntv-bilim.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 395px; FLOAT: left; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5493063205782918386" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TDtH4dV1lPI/AAAAAAAABiY/n2HdwVl6wa8/s400/ntv-bilim.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HİÇ YORUM YAPMADAN BU AY  ''NTV BİLİM '' DERGİSİ'NDE OKUDUĞUM  YAZIYI AYNEN YAYINLIYORUM.YORUMUMU KÖYE VERDİĞİM DESTEK İLE YETERİNCE YAPMIŞ OLACAĞIM UMARIM...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUNUN YANINDA KISA BİR ÖZETTE OLSA DÜNDEN BUGÜNE İSRAİL'İN MARİFETLERİNİ OKUMAK İSTİYOR İSENİZ,''NTV TARİH'' DERGİSİ'NİN ÖZEL EKİNDEN FAYDALANABİLİRSİNİZ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE İSE MEKTUBA GEÇELİM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜBİTAK Başkanı Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş’e Açık Mektup&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açık mektup Prof. Dr. Ali Nesin tarafından TÜBİTAK başkanı sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş’e yazılmıştır.&lt;br /&gt;Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş, Sorumlusu olduğunuz TÜBİTAK’tan şikâyetçiyim. Sadece ben değil, matematikçi ya da değil, tanıdığım herkes şikâyetçi. Ben kendi dertlerimi size anlatmak istiyorum. Eğer isterseniz diğerlerinin dertlerini kendilerine sorup dinlersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş, Basından mutlaka takip etmişsinizdir: 2007 yılında Şirince’de dağ başında, Nesin Vakfı bünyesinde bir “Matematik Köyü” kurduk. Kereste, taş, çamur ve samandan yapılmış geleneksel tarzda evleriyle, taş kaplanmış avluları ve daracık serin sokaklarıyla, çardakları, amfitiyatrosu, sadeliği ve içtenliğiyle, herkesin ilk bakışta âşık olduğu dünya güzeli yemyeşil bir köy oldu.Halkımızın maddi katkısı ve emeğiyle kurduk bu köyü. Çoluk çocuk ve gönüllüler çalıştı inşaatında. Tam bir imece ürünü. Başka türlüsü de olamazdı zaten, biz günü gününe yaşayan mütevazı bir vakıfız. Hiçbir maddi çıkar gütmeden bireysel çabalarımla 1998’ten beri her yaz düzenlediğim matematik yazokullarını artık Matematik Köyü’nde yapıyorum. Her yaz 500 dolayında liseli ve üniversiteli genç Matematik Köyü’nde dünya çapında matematikçilerle ve olağanüstü bir matematikle tanışıyor. Söylemeye gerek var mı? Bu öğrencilerin büyük çoğunluğu dar gelirli ya da yoksul. Dünyanın her yerinde böyle bir girişim devlet tarafından desteklenir. Biz de projelerimizi desteklemesi için doğal olarak TÜBİTAK’a başvuruyoruz. Bu yıl da 11 yazokulu projemizin 7’sine maddi destek vermesi için TÜBİTAK’a başvurduk. Tüm projelerimizi desteklemeyeceğini deneyimle bildiğimizden, sunduğumuz projelerin iki ya da üçünü desteklerse, bu destekle diğer projelerimizi de yürütebileceğimizi düşündük. TÜBİTAK, 7 projemizin 7’sini de reddetti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş, İzin verirseniz devam etmeden önce TÜBİTAK’la ilgili bir anımı aktarmak istiyorum. Bundan bir iki yıl önceydi. Matematik Köyü’nde liseliler için bir proje tasarlayıp TÜBİTAK’a sunmuştuk. Bir zaman sonra bir yazı geldi TÜBİTAK’tan. Ankara’ya gelip projeyi panelistler, yani hakemler önünde anlatmamı istiyorlardı. “Herhalde bu herkese yollanan bir yazı, panelistler proje sunan, ama tanımadıkları, güvenmedikleri lise öğretmenlerini yakından tanımak için böyle yapıyorlar, herhalde bu davet bana yönelik değildir,” diye geçirdim içimden. Gene de emin olamayıp TÜBİTAK’a telefonla sordum. Benim de projemi panel önünde anlatmam gerekiyormuş… Projede her şey anlaşılmazmış… Oysa projemizde her şey yazıyordu, ne eksik olabilirdi ki, nesi anlaşılmayabilirdi ki? Randevu verilen gün ve saatte bir işimin olup olmadığı da sorulmamıştı. Gitmek zorundaydım. Yol parasını da ödemiyorlardı. İşimi gücümü bırakıp İstanbul’dan Ankara’ya, TÜBİTAK’a gittim. Bekleme odasında bir süre bekledikten sonra panelin önüne çıktım. Başkan ortayaşlı bir hanımdı. İkinci başkan, ya da panelin ikinci etkili ismi Darwin skandalında da adı geçen Sayın Çiğdem Atakuman’dı. Diğer beş panelist 20’li yaşlarda gencecik insanlardı. Elli yaşında bir profesörü İstanbul’dan Ankara’ya getirterek huzurlarına çağırmakta hiçbir beis görmemişlerdi. Başkan sözü aldı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ali Bey, dedi, ben projeleri önceden okumam. Bana projenizi anlatır mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum inanılır gibi değil ama aynen böyle söyledi. Sayın Çiğdem Atakuman o günü anımsar sanıyorum, kendisine de sorabilirsiniz. Dayanamayıp bunun nedenini sordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çünkü projelerden habersiz geldiğimde çok ilginç sorular soruyorum, başkalarının hiç dikkatini çekmeyen şeyleri görüyorum… Öyle değil mi arkadaşlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diye sorup etrafındaki gençlere baktı onay bekleyerek. Diğerleri, nerdeyse tek bir ağızdan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evet efendim, öyle efendim, dediler, çok ilginç sorular soruyorsunuz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden çağrıldığımı anlamıştım. Bu saygısızlık karşısında bana sadece susmak düşüyordu. Projeyi anlatmam istendi. Anlattım. Başkan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ali Bey, dedi, derslerinizde soracağınız sorulardan bir kaçını rica edebilir miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En ilginç bulduğum birkaç soruyu söyledim. Kısa bir sessizlik oldu. Başkan etrafına bakındı. Herhalde kendisinden soruların yanıtlarını beklediğimi sanmış olmalı ki, sinirli sinirli gülümseyerek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Eskiden olsaydı bunların hepsine şıp diye cevap verirdim, dedi, ama unuttum bu konuları şimdi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa sorularımın hepsi değme matematikçiyi zorlayacak sorulardı. Kendim uydurduğum bu soruların bazılarının yanıtını bulmak için günlerce düşünmüştüm. Bazılarınınkini de hiç bulamamıştım… Ben sadece “ne kadar güzel sorular değil mi, güzel olduklarını teyit edin, heyecanımı paylaşın” anlamına bakmıştım panelistlerin yüzüne. Oysa onlar soruları bile anlamamışlardı.Başkan devam etti konuşmasına:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ali Bey, dedi, biz sizi araştırmacı olarak çok iyi biliyoruz, tanınmış bir araştırmacısınız ve konunuzda belli ki çok iyisiniz, ama eğitimci olarak biz sizi hiç tanımıyoruz. İyi bir araştırmacı olmak demek illa iyi bir eğitimci olmak anlamına gelmez… Bu projede başarılı olacağınızı nasıl bilebiliriz ki?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aşamada projemi reddetmeye niyetli olduklarını anlamıştım. Son bir umutla kendimi savundum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ama ben 5 yıldır liselilere yönelik Matematik Dünyası diye bir dergi çıkarıyorum… Derginin her sayısı on bin satıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafına bakınıp,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Öyle mi? Bilmiyordum… Dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğerleri “evet öyle” anlamına baş salladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ayrıca, diye ekledim, 20 küsur yıldır onlarca kez basılmış 5-6 tane popüler matematik kitabım var… Gene etrafına sorgulayıcı bakışlar attı. Diğer panelistler gene “evet öyle” anlamına başlarını salladılar. Ayrıca haftada en az bir kez bir ilkokula, bir liseye konuşma vermeye giderim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkan konuyu değiştirdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ali Bey, dedi, bizim konseptimiz daha çok eğlence ve oyun içeren projeler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Olabilir… Benim konseptim de böyle… Farklılık güzel şeydir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ama biz bu tür projelere destek vermiyoruz, bizim konseptimize uymuyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Afedersiniz ama burası sizin konseptinizi destekleme derneği değil. Sizin konseptiniz yazmıyor şartnamede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üzgünüz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayağa kalktım, kapıya doğru yönelirken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Destekleseniz de desteklemeseniz de bu proje gerçekleşecek, dedim sinirli sinirli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu projeyi desteklemek sizin için ancak bir onur olabilir… Projem desteklenmedi elbet. Ama hiç olmazsa bu vesileyle bir panelist grubunuzla tanışma fırsatım oldu.Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da TÜBİTAK’a sunduğumuz tüm lise ve lisans yazokulu projelerimiz reddedildi. Geçen yıl hiçbir red gerekçesi gösterilmemişti. Bu yıl ısrarlarımız ve konunun basına yansıması karşısında red gerekçeleri sunuldu. Gerekçelerin bir kısmı yersiz, bir kısmı dayanaktan yoksun, bir başka deyişle her biri aslında bir bahane.Örneğin gerekçelerden biri, derslerin günün hangi saatinde yapılacağının belirtilmemesi. Alay gibi! Şartnamede olsaydı onu da yazardık ama yazmıyordu. Aklımıza da gelmedi doğrusu. Bir başkası, ve bana en ağır geleni, Matematik Köyü’nü benim kurmuş olmam ve yönetmem ve orada yapılacak ve benim de yer aldığım bir projenin desteklenmesinin etik olmadığı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş, Projelerimizin desteklenmesi için, Matematik Köyü’nde matematik öğretmemem gerekiyormuş! Hayatımın iki yılını ve varım yoğum her şeyimi verdim bu Köy’ü kurmak için. Başıma gelmedik bela da kalmadı. TÜBİTAK bu çabalarımdan dolayı beni kutlamak yerine, Köy’de yapılacak olan ve benim de yer aldığım projelere destek vermenin etik olmadığını söylüyor… Hayatını matematiğe ve matematik eğitimine adamış biri Matematik Köyü yerine tatil köyü ya da dersane mi kurmalıydı? Panelistler Türkiye’de nasıl para kazanılacağını bilmiyorlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş,Kurumunuzun reddettiği projelerin her biri birer mücevher değerindedir. Sadece Türkiye’de değil, dünyada bu projelere eşdeğer bir proje kolay kolay bulunamaz. Özür dileyerek söylüyorum, ama gerçek bu: Bu projeleri haklı ya da haksız gerekçelerle reddetmek kimsenin haddi değildir. TÜBİTAK’ın bu projeleri öpüp başına koyması, destekleyecek bütçesi yoksa, başbakana, cumhurbaşkanına çıkıp örtülü ödenekten yalvar yakar para istemesi gerekir! Reddedilen projelerimizin değerini anlayacak kadar matematik bilmiyorsunuzdur muhtemelen, zaten bilmek zorunda da değilsiniz. Herkesin konusu ayrı. Bana inanmayın ve lütfen bir bilene, bir anlayana sorun. Konuyla hiçbir ilgisi olmayan ya da yönlendirilmiş panelistlerinize değil ama. Son olarak Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş, tüm içtenliğimle şunu söylemek istiyorum: TÜBİTAK’tan destek almamamıza değil, TÜBİTAK’ın destek vermemesine üzülüyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Nesin, İstanbul, 7 Haziran 2010&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" height="63" width="219" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Metalica%20-%20Metallica%20-%20Nothing%20Else%20Matters.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1667"&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/t%20Yeni%20Turku%20-%20Yedikule.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-4986388374696937038?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/4986388374696937038/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/07/acik-mektup.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/4986388374696937038'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/4986388374696937038'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/07/acik-mektup.html' title='AÇIK MEKTUP'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/TDtH4dV1lPI/AAAAAAAABiY/n2HdwVl6wa8/s72-c/ntv-bilim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-5658726662539374530</id><published>2010-05-25T07:24:00.000-07:00</published><updated>2010-05-25T09:54:58.107-07:00</updated><title type='text'>DÜNYA ÜZERİME GELME YETER ARTIK YETER...!!AHH! AH !!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S_vmjk-GM7I/AAAAAAAABiE/NGjI8mvIJnc/s1600/83068.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5475223270892909490" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 377px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S_vmjk-GM7I/AAAAAAAABiE/NGjI8mvIJnc/s400/83068.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Geçen akşam bir iddia üzre videoları tarar iken,bir yerde gözüme Cengiz Kurtoğlu ilişti.Hakan Altun'un bir şarkısını arıyordum..Hakan Altun'u hiç sevmem bir iki şarkısı vardı piyasa idi birkaç kere dinlemiştim.Nereyi açsam bu şarkılar çalıyordu..Hakan abim kendisini tanıyanın bi daha unutamayacağını söylüyordu ,bakıyorum evet, hak veriyordum insan onu bir kere gördü mü bir daha unutmaz kanaatine varıyordum...''Ne sanıyorsun kendini sen Hakan usta?'' diye yüzüne söylemek için neler vermezdim aslında,''sanırım sen ıssız adada seninle zorunlu mantık beraberliği yaşayan hanımlarla karşılaştın ya da öyle sanıyosun...''Birisi 'teklif ediyorum,benimle evlenir misin?'di şarkıların,digeri ise 'ya sen olursun yar ya sen olursun'' du..'Hadi' dedim 'şunları bir çıkartayım' der iken işte,Cengiz ağabeyime rastladım.Birden..Damardan depreştim..''Vayyyy'' dedim 'Cengiz abim be vayy...adını hep ''arkayı dörtleyin'' cümlesi ile anarım..Eğer günlerden yaz ise, sen hep mis gibi sevgili kokan şarkılar ya da sevgilinin mis gibi koktuğu şarkılar söylediğini sanar iken,ben seni hep leş gibi ter kokuları ile anıyorum..Minübüsün içi leş gibi kokar bu oradan sevgilinin mis gibi kokusunu anlatır..İnsanın ruhu daralır arada tanıdık şofer korna çalar,durur sohbet eder şofer..Iyy...Camı açın,kapıyı açın be ölecez la ölecez..Ne ise...Etti iki evet..Arkayı dörtle,leş gibi ter kokusu ve başlamak içün birşey eksik.Evet nedir o durun bakalım..Ahhhaaa buldum...İçerisi pek bir doldu...''Çocukları kaldırın..''Evet işte eksik parça bu,ah bu şoförler ileride çok yetişkinin oturduğu koltuğa yapışmasına vesile olacaklardı..Bir devrin psikolojisini,bilinçaltını delik deşik ettiler..Bu otobüslerde,minübüslerde kaldırılan çocuklarda 'koltuğa yapışma sendromu ' başgösterdi..Biraz büyümesinler koltuğa oturdular mı onları oradan feriştahı kaldıramıyor şerefsizim...Ancak kandırarak başarabiliyorlar'işte delikanlı sen cevizlide incedin demi aha işte buradır..''Kalkınca da ''ganduudduuukk naniikkk..''Bu hayaller oralarda başlıyor bah söylim..Çocuk diyor ki'ulan biraz büyim önce şu şoferi halletçem,sonra sırasıla Ahmet emmiye nispet,Veli dayıya,Zehra teyzeye zaten gıcığım sırf pislik olsun diye gözüne baka baka ücretimi ödicem,kalkmıcam işte kalkmıcam..Çatlıcaklar..''''Kalkmam'' diyor adam,''inat değil mi,çocukken minübüste kaldırdıklarınıza sayın siz koltukta yan gel yatarken ben her frende tökezliyordum şimdi de kalkmam işte...Ben tökezlerken iyidi di mi..''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ise..Bu adamı dinler iken hiç sevgilinin nefesini hissedemedim ben ağğk...Aklıma daha çok sizden önce oturduğunuz koltuğa oturan kişinin başını cama dayaması,yağlı saçının ve nefesinin camda bıraktığı izler ve bazı çocukların parmaklarını o izlere sürmesi gelir..Katlettiler senin gibi bir devi abim bre !!Ama adam harbi dev söylim..Bir gün Antalya Atatürk caddesinde yürüyorum baktım uzaktan birşey geliyor,yanımdan geçtiğinde kendimi küçücük hissettim hakikatten de dev çıktı ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ise ben bu şarkılarla bir neslin yüreğinin nasıl çarptığını tiye alacaktım,bütün minübüs şofürlerinin ne büyük yürekli insanlar olduğunu felan yazacaktım ama şarkıyı dinledikçe ezildiiimm,ezildim sırtımda bir minübüs ile geziyor gibiyim şu an ya..Mahvoldum..Nereden açtım..Katletti durup dururken..Sözde o çalacaktı ben de yorumculara ''oooo Ezgi Hanım'da teşrif ettiler hoşgeldiniz' diyecek taverna yapacaktım..Bir adam karısı için bütün barı soliste ısmarlayacaktı tüh..Oradan ortada çocukların koştuğu düğün salonlarına geçecektim..Ama,şu an iki küçük bitirip uyumak istiyorum yahu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki daha liselim benim diyecektim..Bizim lisenin önündeki servis şoförünün öğrenci kızlardan birisini tavladığını ve kapıları açıp Cengiz Kurtoğlu dinlediğini yazacaktım..Gülecektik..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa şimdi canım duvardaki resimlerle avunmak istiyor.Daha dün buradaydın la nereye kayboldun itoğlusu diyesim var..Duyanlara,duymayanlara,soranlara sormayanlara ne pislik olduğunu anlatmak istiyorum....Sanki dünya gitti,hayat bitti bööyylleee,liseye gidesim var ve nikahında eski bir tanıdık olarak tanıtılmak yerine 'nikaha gitmemek daha mantıklı' diye düşüncelerdeyim..Ya nikahına niye geleyim ki senin kardeşim bende ne inatçı çıkmışım..Evleniyor nikahına gidiyorum,perperişan haldeyim,iki kaşımı kırıp kapıdan bakıyorum ellee gidiyor adam başka kadın yanında ben ise birden Küçük Ceylan'ım..Küçüğüm ya görmüyorlar ..Bu şarkı nasıl oluşacak kendimi göstermem gerek..''Hey gelin buraya bak la şarkının hükmü kaybolacak,heyoo buradayım kocana bu kadın kim diye sorsana sana eski bi tanıdık desin..benim o eski bi tanıdık :))Aha beni bu çağırdı,ben ona nikana çağır demiştim pekte söz dinler namıssız:)Fazla dikkat çekmemek için şahitliği kabul etmedim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim ya şarkı beni perişan etti...&lt;br /&gt;Komik şeyler yazamıyorum acı içerisindeyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya üzerime geliyor...&lt;br /&gt;Ayakkabımın önü yırtık ama su alıyor...Bir kuru ekmeğim var ama hala açım niye kine...Kalbim paramparça ama çok üzgünüm...Yoksa ben insan değil miyim abi normalde mutlu olmam gerekiyordu niye değilim ki..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aaahhh ahh....&lt;br /&gt;Arkayı dörtleyin,ter kokusu,çocukları kaldırın ve Cengiz Kurtoğlu...&lt;br /&gt;Vallahi gideceğim bir gece dinlemeye ahdettim kelle koydum gideceğim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=" height="63" width="219" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6"&gt;&lt;param name="URL" value="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/Cengiz%20Kurto%C4%9Flu%20-%20Daha%20Yoklu%C4%9Funun%20%C4%B0lk%20Ak%C5%9Fam%C4%B1nda.mp3"&gt;&lt;param name="rate" value="1"&gt;&lt;param name="balance" value="0"&gt;&lt;param name="currentPosition" value="87505874"&gt;&lt;param name="defaultFrame" value=""&gt;&lt;param name="playCount" value="999"&gt;&lt;param name="autoStart" value="-1"&gt;&lt;param name="currentMarker" value="0"&gt;&lt;param name="invokeURLs" value="-1"&gt;&lt;param name="baseURL" value=""&gt;&lt;param name="volume" value="100"&gt;&lt;param name="mute" value="0"&gt;&lt;param name="uiMode" value="full"&gt;&lt;param name="stretchToFit" value="0"&gt;&lt;param name="windowlessVideo" value="0"&gt;&lt;param name="enabled" value="-1"&gt;&lt;param name="enableContextMenu" value="0"&gt;&lt;param name="fullScreen" value="0"&gt;&lt;param name="SAMIStyle" value=""&gt;&lt;param name="SAMILang" value=""&gt;&lt;param name="SAMIFilename" value=""&gt;&lt;param name="captioningID" value=""&gt;&lt;param name="enableErrorDialogs" value="0"&gt;&lt;param name="_cx" value="5794"&gt;&lt;param name="_cy" value="1667"&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-5658726662539374530?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/5658726662539374530/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/05/dunya-uzerime-gelme-yeter-artik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5658726662539374530'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5658726662539374530'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/05/dunya-uzerime-gelme-yeter-artik.html' title='DÜNYA ÜZERİME GELME YETER ARTIK YETER...!!AHH! AH !!'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S_vmjk-GM7I/AAAAAAAABiE/NGjI8mvIJnc/s72-c/83068.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-5248087836226502355</id><published>2010-05-21T09:53:00.001-07:00</published><updated>2011-10-23T02:52:32.701-07:00</updated><title type='text'>...kİM BİLİR...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S_bEDp5VNCI/AAAAAAAABhE/0tNnExzyp1E/s1600/6e5c9527ce5e0a4c176071fnb8.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S_bEDp5VNCI/AAAAAAAABhE/0tNnExzyp1E/s400/6e5c9527ce5e0a4c176071fnb8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5473777964180386850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay günlüğü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sunuş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yıldızlardır üzerimize düşen &lt;br /&gt;kırık ay taşları... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelmelerin ve gitmelerin arasına sıkıştırılmış &lt;br /&gt;adı hilal bir yalnızlıktı gözlerin. &lt;br /&gt;Ay günlüğünde &lt;br /&gt;bir adım uzaktaydık aşka; &lt;br /&gt;belki bir adım daha yakın... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakamozların ışıltılı yollarında &lt;br /&gt;içimde dört nala koşan atlar var. &lt;br /&gt;Nal seslerini duyuyor musun? &lt;br /&gt;Bakır yüzlü, tunç bilekli süvarilerin &lt;br /&gt;örste dövülen yürekleri midir bu tan kızıllığı? &lt;br /&gt;Yoksa cesaret midir? &lt;br /&gt;Kamçısını sallayan aşka &lt;br /&gt;teninde soluk soluğa at koştururken... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serin bir rüzgarı getirmişti yanında &lt;br /&gt;eğilip usulca okşadım yelelerini... &lt;br /&gt;İçim de soluksuz arzuları kovalarken &lt;br /&gt;dört nala yalnızlığım &lt;br /&gt;en militan yanımda intihar eden ateş böcekleri... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıyıları hançerlenmiş akşamlar &lt;br /&gt;yüreğine saplı deniz &lt;br /&gt;kaybolan gemilerin mendireğinde giden uyku... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızlığın güncesi &lt;br /&gt;kırık aynalarda &lt;br /&gt;param parça bir begonya gülüşü... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tütün kokan uzaklar &lt;br /&gt;ay yüzlü akşamlar &lt;br /&gt;en keskin kılıçlarıyla kınında uyuyan mısralar... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlık- saflık, yalan- gerçek, göç- kuş, aşk- biber, umut- ölüm, mutluluk- özlem... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açar içimizde gelin çiçekleri &lt;br /&gt;günahlarımızla el ele &lt;br /&gt;yürürüz yürürüz denize çıkar tüm yollar... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayazda çobanların söndürmeyi unuttuğu dağ ateşleri gibi &lt;br /&gt;bir odun atsan tutuşacak düşler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çevrilir kilit &lt;br /&gt;açılır öbür zamana aynalar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çakar kibritini küçük kız &lt;br /&gt;kanatları gölge kuşlar uçar kalbimin duvarlarında... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyanırsın! &lt;br /&gt;Adına aşk denen bir depremle &lt;br /&gt;gecenin geç ve tenha saatlerinde &lt;br /&gt;bir kaçışa &lt;br /&gt;ömrünün kadranında &lt;br /&gt;akrep misali... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki göz arası ela bir zamanda &lt;br /&gt;kalbinde ay depremleri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelmek ve gitmek arası med-cezir takvimlerinde &lt;br /&gt;kum saatinden akan zaman. &lt;br /&gt;Bir yanda biriken &lt;br /&gt;bir yanda tükenen &lt;br /&gt;yazgısı kırmızıyla yazılmış mürekkebi karanfil düşler... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüzün atlasında &lt;br /&gt;deniz koyuluğunda &lt;br /&gt;gözlerin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şafak sökerken &lt;br /&gt;kar beyazı &lt;br /&gt;penceremize &lt;br /&gt;asılmış dolunaydır umut... &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Temel Kurt&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimbilir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben neyleyim iktidarı, &lt;br /&gt;Ben neyleyim cenneti &lt;br /&gt;başka türlüsü benim aradığım &lt;br /&gt;ne zor anlatılıyor aşk &lt;br /&gt;sevmediğim sözcüklerle &lt;br /&gt;bitiveriyor ömür &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bilirmisin &lt;br /&gt;Ceviz kokardı elleri annemin &lt;br /&gt;kuşlar konardı serçe parmağıma &lt;br /&gt;gülüşünü boyardım denizdeki gemilerin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben neyleyim iktidarı &lt;br /&gt;ben neyleyim cenneti &lt;br /&gt;başka türlüsü benim aradığım &lt;br /&gt;Yüzünde gül doğuran sabahlar &lt;br /&gt;şarap dolu kırık bir testi belki &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kim bilir... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T. Kurt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizliğe dair&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşünmek istemiyorum &lt;br /&gt;zaten vaktimde yok durup ince şeyleri düşünmeye &lt;br /&gt;çünkü insan hem bıçak, hem yara olamıyor &lt;br /&gt;ki artık sırça aynalarda pandomin bir oyun sensizlik... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ah o kötülük çiçeği dudaklarını öptüğümü bilmek yok mu! &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Temel Kurt&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca şiiri ne okudum..&lt;br /&gt;Ne yazdım..&lt;br /&gt;Çok eskidendi teneke çalsa yazardım..Bildiğiniz lise zamanları aklıma her geleni yazdığım defterlerim vardı.Kimisi iyi kimisi kötü her halükarda hislerim...Heyecan yapardık o vakitlerde arkadaşlarımız ile birbirimize yeni bür cümle gösterdiğimizde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra hayat..Bıraktım ya da zorunda kaldım.On üç yıl geçmiş aradan bir baktım ki birşey yazamaz olmuşum ama farkında değilim.Ne şiir ne şiire yorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört sene öncesiydi &lt;br /&gt;Temel diye bir adamın şiirlerini okumaya başladım.....&lt;br /&gt;Bana,dünyada şiir olduğunu hatırlatan adamdır..&lt;br /&gt;Sessiz sessiz isyan ederdi kendi köşesinde...İnsanlık için,barış için,fabrikalardan tüten zehirli gazlar için,bebekler için,çocuklar için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılar diliyorum..&lt;br /&gt;Çok severim şiirlerini,yazılarını...&lt;br /&gt;Hani yazıyor türünden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele ki bir şiiri vardır onun;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Ey ateşten süzülen yâr&lt;br /&gt;Ömrümü al ''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diye başlayan bir şiiridir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ELİF&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey ateşten süzülen yar!&lt;br /&gt;Ömrümü al.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bil ki ben&lt;br /&gt;Ömrümü sarıp gül yaprağına&lt;br /&gt;Kaç zamandır seni düşledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin penceresinde ışığını&lt;br /&gt;Sabahın penceresinde yüzünü beklediğim&lt;br /&gt;Ey dağların rüzgârına âşık mavi gelincik&lt;br /&gt;Ey sonrasızlığa giden küçük gemi&lt;br /&gt;Ey milyon kere öldüğüm anlam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel artık&lt;br /&gt;maviye yaz ömrümü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiire tekrar başlamam 'ben de Temel gibi yazmalıyım,çok güzel yazıyor'' diyerek olmuştur.Ona yazdığım yorumları hatırlıyorum demiştim ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Ne yazabiliyorum,ne de yorum yapabiliyorum şiire''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana yorum yazmıştı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Senin içinde karla kaplı çam ormanları var..''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadir kıymet bilen bulunur derler ya..Kimseyi bilmem..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi dört telimizden  bir vefayı haketmiştir...&lt;br /&gt;Beni Jonathan'a benzeten adam...&lt;br /&gt;Teşekkür ediyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...Bir kemik bir tüy kalmak umurumda bile değil artık...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" height="63" width="219"&gt;&lt;param value="http://www.fileden.com/files/2010/1/21/2733924/Yavuz%20Bing%C3%B6l%20-%20Gitti%20Can%C4%B1m%C4%B1n%20Canan%C4%B1.mp3" name="URL" /&gt;&lt;param value="1" name="rate" /&gt;&lt;param value="0" name="balance" /&gt;&lt;param value="87505874" name="currentPosition" /&gt;&lt;param name="defaultFrame" /&gt;&lt;param value="999" name="playCount" /&gt;&lt;param value="-1" name="autoStart" /&gt;&lt;param value="0" name="currentMarker" /&gt;&lt;param value="-1" name="invokeURLs" /&gt;&lt;param name="baseURL" /&gt;&lt;param value="100" name="volume" /&gt;&lt;param value="0" name="mute" /&gt;&lt;param value="full" name="uiMode" /&gt;&lt;param value="0" name="stretchToFit" /&gt;&lt;param value="0" name="windowlessVideo" /&gt;&lt;param value="-1" name="enabled" /&gt;&lt;param value="0" name="enableContextMenu" /&gt;&lt;param value="0" name="fullScreen" /&gt;&lt;param name="SAMIStyle" /&gt;&lt;param name="SAMILang" /&gt;&lt;param name="SAMIFilename" /&gt;&lt;param name="captioningID" /&gt;&lt;param value="0" name="enableErrorDialogs" /&gt;&lt;param value="5292" name="_cx" /&gt;&lt;param value="1191" name="_cy" /&gt;&lt;embed enableerrordialogs="0" fullscreen="0" enablecontextmenu="0" windowlessvideo="0" stretchtofit="0" uimode="full" invokeurls="-1" currentmarker="0" autostart="-1" playcount="999" currentposition="87505874" url="http://www.fileden.com/files/2008/9/25/2114121/SAM%C4%B0ME%20SANAY%20-S%C3%96YLEYEMEM%20DERD%C4%B0M%C4%B0.mp3" _cy="1191" _cx="5292" enabled="-1" mute="0" volume="100" balance="0" rate="1" type="application/x-mplayer2" height="63" width="219"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6239240644183649872-5248087836226502355?l=akheneton.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akheneton.blogspot.com/feeds/5248087836226502355/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/05/kim-bilir.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5248087836226502355'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6239240644183649872/posts/default/5248087836226502355'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akheneton.blogspot.com/2010/05/kim-bilir.html' title='...kİM BİLİR...'/><author><name>Amozonik</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02424315448286074107</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/-uZ46JHEdRpo/TsGl8YA4FGI/AAAAAAAABwg/IjqLVOOqTUU/s220/544.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S_bEDp5VNCI/AAAAAAAABhE/0tNnExzyp1E/s72-c/6e5c9527ce5e0a4c176071fnb8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6239240644183649872.post-4140985366208114358</id><published>2010-05-20T00:27:00.000-07:00</published><updated>2010-05-20T02:17:33.565-07:00</updated><title type='text'>NİZAMİ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=h0jHNhh9GW4"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=h0jHNhh9GW4&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sabah uyandım.&lt;br /&gt;Dedim bana yine garip haller hasıl olmuştur.Not alın hemen,ezberleyin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ''Artık Nizami dilinden,eserinden anlatmanın vakti gelmiştir.Doğrusu ondadır.Cennet oturduğu yerde karanlıklar içinde olana değildir.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Aydınlığı karanlığa çevirmeye çalışanlar için değildir..''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun yüzlü başında birşey olan sakallı bir adamın önünde bir kitap duruyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''O aslolandır.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Hayırdır inşallah.'' dedim ''İyi aklınızda tutun bu cümleleri unutmadan ben kazı yapmaya gidiyorum.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi saatte olsunlar sağolsun...:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orjinali Kapalıçarşı'da imiş:)Öyle dedi :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün gözlerimin önüne açılan beyaz sayfalarda okuduğum hazır şiirleri yazacağım,bilmediğim kelimeleri ve kulağımda tatlı çalan hazır melodileri....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne rahat ben öööyle duruyorum,hâl ne uyku hali,ne de uyanıklık hali şiir kendi kendisine yazılıyor,hayatımda okumadığım kelimeler,anlamını bilmediğim kelimeler..okuyorum hayatımda okumadığım kadar güzel mısralar...Dinliyorum dinliyorum,okuyorum,okuyorum ne güzel diyorum sonra jeton düşüyor ,aa diyorum yine oldu işte bu sefer yazmalıyım unutmadan böyle bir beste yok ki,bunu ben duydum ilk kez...Şiirlerimden bir tanesi tamamı ile uykudan uyanmak üzere iken hazır gelmiştir.Ama şimdilik hangisi olduğunu söylemeyeceğim iki net hiç duymadığım cümleyi aynen unutmadan not almışımdır şiirde kullanmışımdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet bence de,sizce...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az kaldı ,yakında kırmızı araba gelir..:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben erenlere,iyi saatte olsunlara karıştım ya hadi hayırlısı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S_TtmrnTN9I/AAAAAAAABg8/FVwGAYF2Yrc/s1600/1111N%C4%B0ZAM%C4%B0.jpg"&gt;&lt;em&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5473260695960369106" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_OY8nLBKNCjg/S_TtmrnTN9I/AAAAAAAABg8/FVwGAYF2Yrc/s400/1111N%C4%B0ZAM%C4%B0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şairlikteki esrar perdesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalvaçlığındır o bir gölgesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı huzurunda sıra tutmuşlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci şairler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkin yalvaçlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nizami&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gence; Azerbaycan’ın Bakü’den sonra ikinci büyük şehri. Burada, henüz 1923 senesine kadar yıkık-dökük bir halde olan, bir mezar vardı. Ve, o vakitler bu mezarda yatanın kim olduğunu soranların alacağı cevap, bu pek kerametli türbenin kısır kadınların çocuk diledikleri bir “şeyh” e ait olduğuydu !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa, o yıkık-dökük mezarda 800 senedir yatan, ne bir şeyh ne de kerameti kendinden menkul bir zat idi. O yıkık-dökük mezar, Azerbaycan’ın olduğu kadar tüm insanlık aleminin başını yücelten, büyük bir şairin edebi yatağıydı. Ancak, maalesef bunu o vakit bilenlerin sayısı pek azdı. Ve insanların kerametli bir zata ait olduğunu sanarak adeta akın ettikleri mezarın, Hafız’dan, Hafız’dan sonra İran klasiklerinin en büyük üstatlarından sayılan Abdurrahman Cami’ye, Sadi’den, Mevlana’ya veyahut Fuzuli’ye değin tüm Doğu şairlerinin üstadı olan ve başta hiç kuşkusuz Goethe olmak üzere bir çok Batılı şair ve araştırmacının büyük hayranlığına mahzar olmuş, Nizami Gencevi’ye ait olduğu bilenlerin sayısı maalesef bir elin parmağını geçmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte 1922 senesinde, bu bir elin parmağını geçmeyecek sayıda olan Gence’li aydınlar harekete geçtiler. Öncelikle, “Nizami Komisyonu” adı altında bir heyet oluşturuldu. Bu heyet, merhum şair ve öğretmen Ahunzade Mirza Muhammed, önemli tarihçi merhum Rafibeyli Cevad ve merhum öğretmen Mir Kazım Bey’in önderliğinde teşekkül ediyordu. Bu kimselerin, kıymetli girişimleri ile şairin kemikleri yıkık-dökük kabrinden çıkarılarak Gence’ye getirildi. Şah Abbas Camiinde, şaire layık bir anma merasimi yapılmasına niyet edildi hatta bunun için, aydınların girişimi ile ahalinin ileri gelenleri kendi aralarında para da toplamaya başladı. Ancak, şairin doğduğu Gence şehrine geri dönmesi kısmet olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zira, aydınların bu niyeti, Sovyet İlimler Akademisi tarafından gönderilen bir komiser vasıtasıyla engellenmişti. Şair, tekrar eski kabrine gönderildi ve mezarının tamir edilmesi kararlaştırıldı. Müslüman aydınların girişimleri ile tamir edilen kabrin çevresi kısa bir süre sonra İslam mimarisine uygun şekilde düzenlenip, yeşillendirildi ve başına da Azerbaycan Latin harfleri ile yazılı bir mezar taşı yerleştirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne doğum ne de ölüm tarihi işlenmişti mezar taşına..Sadece “NİZAMİ” yazılmıştı..Bu üç hecelik ismi, gören gözlere, işiten gönüllere onu hatırlattı. Ansızın hatırımıza düştü. Hatırlamak güzeldi.Zira ne vakit onlardan birini hatırlasak, kim bilir aslında belki de kendimizi hatırlıyor, kendimizi keşfe çıkıyorduk. İşte bu yüzden, hele de her yutkunuşta ağzımıza gelen cehaletin o keskin tadı iken, hatırlamak kim bilir belki de düşsel bir aydınlığa tekabül ediyor ve irtifa kazandırıyordu ruhlarımıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O halde, hatırımıza düşen Nizami Gencevi’yi daha fazla tanıyalım, hayatından ve düşüncesinden içeri sızmaya çalışalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRİN ANA VATANI ; AZERBAYCAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nizami’nin bu nazmını okursun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözünde sen onu hazır bulursun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cilvesini o senden nasıl saklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ki her beytinde anlatır bir esrar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nizami&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbn Haldun’un henüz 14.yy da belirtmiş olduğu gibi, İslam medeniyeti dendiği zaman, sadece Arap milletinin değil İslam dinine girmiş tüm milletlerin beraber meydana getirdiği bir medeniyet tasavvur etmek gerekir. İslam ilim ve irfanı için, Araplarla beraber en az onlar kadar hatta bazı noktalarda onlardan daha fazla çalışmış Türkler ve Farslar vardır. Ve İslam medeniyetinin ilerlemesinde Arapça ile beraber Türkçe ve Farsça’nın da sahip olduğu büyük önemin inkar edilmesi mümkün olamaz. Bu iki dil, özellikle edebiyat alanında, büyük gelişme kaydederek, Doğu İslam medeniyetinin yapıtaşlarını oluşturmuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle, Müslüman Doğu denildiği vakit, şairin memleketi Gence’yi de içine alan Azerbaycan da düşünülerek, Yakın Doğu ve Orta Asya’yı kapsayan bölge anlaşılır. Ve pek çok tarihi olayın etkisiyle meydana gelen kaynaşmaların sonucunda, bir çok eski medeniyetin ana vatanı olan bu bölgelerde “Doğu İslam Medeniyeti” olarak adlandırılan yeni bir medeniyet doğmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azerbaycan halkı ise Türk kökenli olması nedeniyle, Doğu İslam Medeniyetine hizmet etmiş Türkler arasında sayılabileceği gibi, bir Doğu İslam ülkesi olarak Azerbaycan’ın da ayrı bir önemi vardır. Edebi eser yazımında Türkçe dışında pek tabi olarak sadece Farsça ve Arapça’yı kullanmış olan Azerbaycan düşünürlerinin bir listesini yapmış olan M.A.Terbiyet’in eserinin kısaltılmış baskısı dahi 400 sayfayı geçkindir. Azerbaycan’ın, Doğu İslam Medeniyeti içinde sahip olduğu önemin daha iyi anlaşılması için, bu kimselerden en azından bir kaçını yazımıza almak faydalı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hicretten sonra 421 senesinde doğmuş olan Tebrizli Hatip, Arap edebiyatının en önemli eserlerini aydınlatmış olması nedeniyle, devrin edipleri arasında çok önemli bir mevki sahibidir.Künyesi Ebu Zekeriya olan bu zatın konuşma dilinin Azerice olduğu hatıraları ile sabittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hicretten sonra 458 senesinde vefat eden, Ebül-Hasan Behmenyar, eserleri pek çok Batı diline çevrilen ve üstadı Ebu Ali Sina’nın felsefesini devam ettiren, büyük Azeri alimlerden birisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekizinci yüzyılda yaşamış Bakü’lü Abdal Reşid’e değinmeden olmaz. Bu zat da Azeri olup, devrin coğrafyacıları arasında çok yüksek bir değere sahip bir kimsedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka önemli isim de Fatih Sultan Mehmet’in özel doktorluğunu yapmış olan Şirvanlı Şükrullah’dır. Bu zat Tıp bilimindeki üstün bilgisi dışında, hadis ve tefsir ilimlerinde yazmış olduğu eserler ile de meşhurdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azeri sanatçıların, mimarlık, nakkaşlık, çinicilik gibi güzel sanatlar konusundaki önemine değinmeden de olmaz. Bu kimseler özellikle Bakü’de, Tebriz’de, Nahçıvan ve Erdebil’de her biri birer şaheser olarak adlandırılabilecek önemli eserler meydana getirmişlerdir. Osmanlı sultanları tarafından İstanbul ve Bursa’da meydana getirilen mimari eserlerin bir çoğu da Azeri Türkü sanatçılar tarafından yapılmıştır. Misal, Bursa’daki meşhur Yeşil Cami’nin çinileri Tebriz’li ustaların çalışmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edebiyat alanına gelindiğinde ise, Azerbaycan’ın rolü çok daha büyük bir ölçüdedir. Klasik Türk Edebiyatına, Habibi, Nesimi ve Fuzuli gibi çok büyük simalar kazandırdıkları herkes tarafından bilinir. Öte yandan, Klasik İran Edebiyatı üzerindeki tesirlerinin de görmezden gelinmesi mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hulasa, Azerbaycan’ın türlü şehirlerinde İslam ilmi ve sanatının her kolu ile alakalı çok önemli kimseler yetişmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Nizami Gencevi de; Arabın, Türkün veyahut Farsın birbirinden yoğrularak oluşturduğu bu büyük medeniyetin en önemli yıldızlarındandır. Kendisinden sonraki büyük şair ve düşünürler üzerinde derin etki bırakmış büyük bir irfan hazinesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki kimdir, şimdi karanlığına hapis olduğumuz bugünümüzden 800 sene evvelinde , adeta bulutları hiç görmemiş gibi duran o masmavi gökyüzü altında yaşamış olan Nizami Gencevi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NİZAMİ GENCEVİ KİMDİR ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın kendisi bu kadar güzelken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekayı cennete bıraktın, neden ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nizami&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nizami, “ nam-ı müstear “ denen takma bir isimdir yani mahlastır. Şairin asıl adı İlyas, lakabı ise Nizammeddin’dir ve aynı dönemde yaşamış olan başka Nizami’lerden ayrılmak için Nizami Gencevi yani Genceli Nizami adı ile zikredilmiştir. Şairin babasının, Müeyyed oğlu Yusuf, annesinin de Azerbaycan Kürtlerinden Gence’de yaşamış bir ailenin kızı olduğu bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulutları adeta hiç görmemiş o masmavi gökyüzü altında yaşamış olan pek çok kims
