
Anne,baba ya da her kim iseniz;
Ben kırmızı terliklerimi istiyorum yeniden.Hani bir Ömer emmi vardı. Şehire gider gelir,arabasına oradan aldığı terlikleri pabuçları doldururdu ya ,oradan aldığınız…Üzerinde sarı saçları örüklü,kocaman mavi gözlü,kalp dudaklı küçük bir kızın olduğu kırmızı terliklerimi..İlk kez sarı saçlı bir kız gördüm de hani şaşırdım ya saçlarımı beğenmemiştim.Özledim ben o terliklere sarılıp yatmayı..Yıllardır giydiğim şeker pembesi,ateş kırmızısı yüksek topuklu terlikler ayakkabılar çok sıktılar ayağımı…Alışana kadar bir dert,alıştıktan sonra ayrı dert…Marka onlar,etiket,hanımefendiler vitrinde gördüklerinde ya gülerler ya da kocaman bir ”ıyyyyykk” çekerler…
Özgürlüğümü özledim,okyanuslara sığmayan hayallerimi…Hani yalınayak ablamın peşinde çamaşıra dolandığım günler…Mehmed’imi istiyorum.Vermediğiniz.Ablama ettiğiniz gibi…Şimdi olsa yine vermezdiniz biliyorum….Yine vermiyorlar değil mi?..Kötü olaylar da etkilemez olmuş sizin köhnemiş beyininizi..Görüyorsunuz ama yine vermiyorsunuz…Çok değerli idim değil mi?Üç beş davar,ya da Ziya Dayı’nın kızkardeşi ile değiş edecek kadar değerli idim…Ya da komşu köyün ağasının beşinci karısı olabileceğim hayalleriniz bile olabilirdi..Öyle ya koca aga kendine karı etmiş…Kendi köyü yetmedi başka köylerin kızlarına da göz koyar,telli duvaklı alır , gebertse kefeninle..Töre değil mi….Babasını kendimin belirleyemediği birçok gayrı meşru çocuk doğururdum agaya kim bilir…Allah katında da ,kul katında da alem bilsin ,ben o adamı baba bilmedikten sonra,baba seçmedikten sonra,istemedikten sonra…Sizinkisi tacevüzün göz göre göre olanı…Ablam bir bana anlatmıştı kına’da asıl Yusuf’a varamadığı için ağladığını…Ya, felsefe denilen tımbırtıyı da çözdük buralarda gördünüz mü ?…Bakın hepimize…. Allah çarpsın değme filozof bizim yanımıza yaklaşamaz.İki cümlede bitiririz işlerini ne felsefeleri kalır,ne bilgiçlikleri ne entellektüelleri bizim alemi gördüklerinde..Yeni felsefeler uydurmak zorunda kalırlar…
O çocuk zamanlarım da da Fatıma teyzenin kırık aynasına bakar ,kanlı gözlerimi görür ağlardım…Mehmed’ime ağlardım..Tarlaya traktörü vurduğunda gözlerine bakamazdım..Utanırdım anne…Hala utanıyorum Mehmetten…Hala aynı his,aynı utanç..Genç kız gibi..Yıllarca sığındım Mehmed’e..Bunaldığımda,ağladığımda o avuttu beni..Kimi rüyalarıma girdi..Kimi hayallerime ama yıllarca bana tertemiz hissettirdi Mehmet…Mini mini bebeler düşünürdüm,tarhana çorbasını birlikte kaşıkladığımızı düşünürdüm..Akşamları eve vardığında bebelerimize birlikte ninniler okuduğumuzu…Sırma saçlarımı taradığımı Memed’im gelmeden önce…Vermediniz…Kaçmak istedim yolda yakaladınız..bu sefer töre dediniz …Hepinizden kaçayın varayım büyük şehire de akrabaların yanına dedim kaçtım..Hemen haber ettiler töreniz batsın..Ne hallere geldim baba…Çok iyi sakladılar beni,bulamadınız…Bilmem ki şimdi evli midir,beni halasever midir,hatırlar mıdır arada bir..Ben hiç unutmadım…Bilir misiniz..Utanırdım dedim ya inanmazsınız ya hala utanıyorum..Hala utanıyorum.Utanma duygusu yok sanırlar bizi ya çok utanıyorum..Kaçlarca erkek ile kaçlarca kadeh içtiğimi bilmiyorum…Ağzım da değişti..Yıllardır en argosundan vuruyoruz..’geçen p—nk eli sıkı çıktı..”..”O yeni yetme var ya amma çömez çıktı ya…’…”şerefsiz psikopattı…”..’ulan oda birşey mi beee geçen tutmasalar üç kuruşu çok görecekti i…eee…”….”bizim şekeri de geçen alanlar dövüp atmış..cebindekini de almışlar garibin…”…Ciğerimiz beş para etmez bazen ,bir arkadaşımıza kamyon vurdu kaçtı,karnında yine kimden olduğu belirsiz bir bebeği vardı ya tutturdu,aldırmam,benim..karnındaki bebeğine sığınmıştı garibim vurdu kamyon kaçtı,kimse hesabını sormadı,peşine de düşmedi bile…
Ben kırmızı terliklerimi istiyorum yeniden.Hani bir Ömer emmi vardı. Şehire gider gelir,arabasına oradan aldığı terlikleri pabuçları doldururdu ya ,oradan aldığınız…Üzerinde sarı saçları örüklü,kocaman mavi gözlü,kalp dudaklı küçük bir kızın olduğu kırmızı terliklerimi..İlk kez sarı saçlı bir kız gördüm de hani şaşırdım ya saçlarımı beğenmemiştim.Özledim ben o terliklere sarılıp yatmayı..Yıllardır giydiğim şeker pembesi,ateş kırmızısı yüksek topuklu terlikler ayakkabılar çok sıktılar ayağımı…Alışana kadar bir dert,alıştıktan sonra ayrı dert…Marka onlar,etiket,hanımefendiler vitrinde gördüklerinde ya gülerler ya da kocaman bir ”ıyyyyykk” çekerler…
Özgürlüğümü özledim,okyanuslara sığmayan hayallerimi…Hani yalınayak ablamın peşinde çamaşıra dolandığım günler…Mehmed’imi istiyorum.Vermediğiniz.Ablama ettiğiniz gibi…Şimdi olsa yine vermezdiniz biliyorum….Yine vermiyorlar değil mi?..Kötü olaylar da etkilemez olmuş sizin köhnemiş beyininizi..Görüyorsunuz ama yine vermiyorsunuz…Çok değerli idim değil mi?Üç beş davar,ya da Ziya Dayı’nın kızkardeşi ile değiş edecek kadar değerli idim…Ya da komşu köyün ağasının beşinci karısı olabileceğim hayalleriniz bile olabilirdi..Öyle ya koca aga kendine karı etmiş…Kendi köyü yetmedi başka köylerin kızlarına da göz koyar,telli duvaklı alır , gebertse kefeninle..Töre değil mi….Babasını kendimin belirleyemediği birçok gayrı meşru çocuk doğururdum agaya kim bilir…Allah katında da ,kul katında da alem bilsin ,ben o adamı baba bilmedikten sonra,baba seçmedikten sonra,istemedikten sonra…Sizinkisi tacevüzün göz göre göre olanı…Ablam bir bana anlatmıştı kına’da asıl Yusuf’a varamadığı için ağladığını…Ya, felsefe denilen tımbırtıyı da çözdük buralarda gördünüz mü ?…Bakın hepimize…. Allah çarpsın değme filozof bizim yanımıza yaklaşamaz.İki cümlede bitiririz işlerini ne felsefeleri kalır,ne bilgiçlikleri ne entellektüelleri bizim alemi gördüklerinde..Yeni felsefeler uydurmak zorunda kalırlar…
O çocuk zamanlarım da da Fatıma teyzenin kırık aynasına bakar ,kanlı gözlerimi görür ağlardım…Mehmed’ime ağlardım..Tarlaya traktörü vurduğunda gözlerine bakamazdım..Utanırdım anne…Hala utanıyorum Mehmetten…Hala aynı his,aynı utanç..Genç kız gibi..Yıllarca sığındım Mehmed’e..Bunaldığımda,ağladığımda o avuttu beni..Kimi rüyalarıma girdi..Kimi hayallerime ama yıllarca bana tertemiz hissettirdi Mehmet…Mini mini bebeler düşünürdüm,tarhana çorbasını birlikte kaşıkladığımızı düşünürdüm..Akşamları eve vardığında bebelerimize birlikte ninniler okuduğumuzu…Sırma saçlarımı taradığımı Memed’im gelmeden önce…Vermediniz…Kaçmak istedim yolda yakaladınız..bu sefer töre dediniz …Hepinizden kaçayın varayım büyük şehire de akrabaların yanına dedim kaçtım..Hemen haber ettiler töreniz batsın..Ne hallere geldim baba…Çok iyi sakladılar beni,bulamadınız…Bilmem ki şimdi evli midir,beni halasever midir,hatırlar mıdır arada bir..Ben hiç unutmadım…Bilir misiniz..Utanırdım dedim ya inanmazsınız ya hala utanıyorum..Hala utanıyorum.Utanma duygusu yok sanırlar bizi ya çok utanıyorum..Kaçlarca erkek ile kaçlarca kadeh içtiğimi bilmiyorum…Ağzım da değişti..Yıllardır en argosundan vuruyoruz..’geçen p—nk eli sıkı çıktı..”..”O yeni yetme var ya amma çömez çıktı ya…’…”şerefsiz psikopattı…”..’ulan oda birşey mi beee geçen tutmasalar üç kuruşu çok görecekti i…eee…”….”bizim şekeri de geçen alanlar dövüp atmış..cebindekini de almışlar garibin…”…Ciğerimiz beş para etmez bazen ,bir arkadaşımıza kamyon vurdu kaçtı,karnında yine kimden olduğu belirsiz bir bebeği vardı ya tutturdu,aldırmam,benim..karnındaki bebeğine sığınmıştı garibim vurdu kamyon kaçtı,kimse hesabını sormadı,peşine de düşmedi bile…
Cebinde bir not vardı:
”düşene kadar bir zannettim masalında prensestim diyelim,ama zannettim masallarını gerçek yapanlar utansın…Sadece zannetmiştim…”
Rengarenk bir dünya olduğunu zannetmişte…bu dünyadan birisini sevdiğini anlatır dururdu…
”Utanmaz sanırlar bizi'' dedim ya…O utanmazlar başka dilden anlamazlar,arsıza daha arsızı,küfürbaza daha küfürbazı,kibara daha kibarı oynarız biz…Kızlar ile başbaşa kaldığımızda utanırız,sevdiceklerimizi anlatırız biribirimize..Sarılır ağlarız…Ya da arada birisine yüreğimiz kaydığında işte o zaman ,Mehmed’e bakamadığım gibi utanıyorum…Diyemediğim sözler kadar utanıyorum..Utançtan diyemiyorum…Gönlümüze çok vurulan oldu ya bizim vurulduklarımız da ya bizi görmedi,ya da düzenlerini bozmak istemedik…Evlatlarını anlatırlar,eşten, dosttan,aileden dem vururlar,hepsi dertlidir,huzursuzdur,ne evlerinde ne işlerinde huzurları vardır…Sevgisizdirler…Bizimkinin az değişiği bir sevgisizlik..Garip bir döngü..Çok saygılı olanları vardır..Hepimize hürmet edenleri,raconu çok iyi bilenleri vardır,eski kurtlardan deriz..Bu alemi iyi bilirler bizleri görür görmez masada kibarca yer açarlar,saygısızlık etmezler hani birşey sanarız kendimizi o derece…Ama yenge hanımdan bir o kadar çok çekinenleri,sadece dertleşmeye,eğlenmeye gelenleri…Hani böylesinin elinde olsa bizi oracıkta kurtarıverir,bizi iyi anlarlar,nasıl düştüğümüzü bilirler ya …Duyarsınız bizim kelamları hep takdir etmişlerdir… Yıllarca ora senin bura benim gezdirdiler beni…Nereye gittiğimi çoğu zaman gittiğim zaman öğrenmişim,kimi zaman yanımıza iki üç kişiyi katıp hava almaya çıkardılar bizi..Bizi evet bizi..Çok mutlu sanırlardı,şaraplar içtik biz,şarkılar söyledik,kimisi çok insandı be ,bütün dertlerimizi dinledi..Kimisi ise elimizi tutmak istedi,çoğunun karılarını bildik..Çoğununki dırdırcı.Yalnız değildim..
Böyle çok mektup var anne..
Böyle çok mektup var ansiklopedilere sığmaz değme masallara taş çıkartır bizim ‘zannettim masalları”…
”Sevdim zannettim,seviyor zannettim,alacak zannettim,evlenecek zannetttim,iş bulacak zannettim,kurtaracak zannettim,aşık zannettim…”
Sattı pezevenkler…Ağladık bizim gözyaşlarımız,küfür aktı,elimizden alınan Memedler aktı,kalemlerimiz aktı,öğretmenlerimiz aktı,sevdalarımız aktı,kurtarın bizi aktı,minik minik terliklerimiz,ayakkabılarımız aktı…Birçoğunuzun kızını kurtardık biz..Vicdanı ölmedi birçoğumuzun solmadan kurtardık haberiniz bile olmadı…Birçoğunuza yaklaşmadık alem söz etmesin ,ruhunuz bile duymadı…İntihar yasaktı bize intihar..Hayatlarımızı zimmetlediler..Hayatlarımıza kıyma hakkımızı aldılar ellerimizden…Bir de kızım oldu buralarda…Babasının kim olduğunu bilmiyorum ama oldu işte…O babasını benim uzatmalıyı biliyor ya tek derdim bunu birgün öğrenmemesi…
…Utanmayın bizden…
”…Biz çok zannetim masalcısı utanmaz gördük…”
0 yorum:
Yorum Gönder