
”Yoksun.
Bir güneş parçalanıyor gözlerimde
Avuçiçlerimde yüzünün tan kızıllığı var
Ve bir okyanus sevdanın ulaşılmaz derinliği kadar
Seni bir çığlık seslenememenin hüznündeyim
Özlemindeyim
Bir kayıp sokağın çıkmazında martı kardeşliği
Ve ayıptan bir düşün anadan üryanlığı kadar
Çırılçıplak özgürlük
Yoksun
Bir güneş parçalandı gözlerimde
Avuçiçlerimde yüzünün tan kızıllığı var
Hüznümde öfkem atıyor…”
İnsanın sevdiklerinden ayrılması veya ayrılmak zorunda kalması kadar acı veren çok az şey vardır.Ne kadar edebiyat parçalar isek parçalayalım,beklentisiz sevgiden bahsedersek bahsedelim,olmuyor…
Olmaz…Acı verir…
Hepimizin çok güçlü olmak zorunda olduğumuz zamanlar olmuştur.Bir başkasına çok güçlü olmasını öğütlediğimiz zamanlarda öylesine.Ateş düştüğü yeri yakar ya,canımız yanmadan hiç kimseyi tam olarak anlayamayız.
Ayrılık, kimi zaman,askere gidecek oğluna,eşine valizler hazırlamak.Bir tren istasyonuna veya bir otobüs durağına ya da havaalanına varana kadar ‘bütün korkusuna rağmen” ,”önce vatan” diye bağıran bir anne-babanın-eşin-kardeşin adı olur.Dayanamamanın çığlığı olur sonra, tren garında,otobüs durağında,havaalanında…İnsan dayanamaz olur, gözyaşları yağmur olur….
Bazen yetmez,yetmez de, ay-yıldızlı bayrağa sarılı bir tabutta sonsuzca hasret olur.Metin olmaya çalışan babanın acısı, kapalı kapılar ardında anlamını bulur.Oğluna orada,yastığına başını gömdüğünde kavuşur.Gecenin üçünde,dördünde kaçan uykular,kendini dışarı vurmalar olur.Sabah ezanı vakti, başını ellerinin arasına almış, aklını yitirmek üzere olan,kaldırıma oturmuş bir baba,oğlu için her gün dua eden bir anne olur…
Ya da, döşeğinde bebeği ile yapayalnız kalakalan gencecik bir kız.Ellerinin kınası solmamış,gözleri taze,yanakları al,bebeğine süt verir iken babasını söyleyen bir yeni gelinin kesilen sütü ,solan kınası,yanakları,donuk gözleri… Babasız,yetim ama kan ağıtlarının arasında dünyadan bir haber gülen melekten yavrusunun yüzüne vurur ayrılık…Asalet olur…
Üzüntü şarkılarda ağlar sonra;
”Gitti canımın cananı
vah le canım,vah le canım cananım”
Şiirlere vurur;
”Yoksun
bir güneş parçalandı gözlerimde
Avuçiçlerimde yüzünün tan kızıllığı var
Hüznümde öfkem atıyor…”
Ya da bir köşede ”ağabeyim gitti ben varım,ben de hazırım ” diyen bir erkek kardeş…
”İki arslan da ben de var” diyen bir kızkardeş…
Anneler,babalar,kardeşler çoğalııır,çoğalır,kan ile acı kutsanır olur !
Herşeye rağmen ayrılık,”herşey vatan için” olur.
Bir güneş parçalanıyor gözlerimde
Avuçiçlerimde yüzünün tan kızıllığı var
Ve bir okyanus sevdanın ulaşılmaz derinliği kadar
Seni bir çığlık seslenememenin hüznündeyim
Özlemindeyim
Bir kayıp sokağın çıkmazında martı kardeşliği
Ve ayıptan bir düşün anadan üryanlığı kadar
Çırılçıplak özgürlük
Yoksun
Bir güneş parçalandı gözlerimde
Avuçiçlerimde yüzünün tan kızıllığı var
Hüznümde öfkem atıyor…”
İnsanın sevdiklerinden ayrılması veya ayrılmak zorunda kalması kadar acı veren çok az şey vardır.Ne kadar edebiyat parçalar isek parçalayalım,beklentisiz sevgiden bahsedersek bahsedelim,olmuyor…
Olmaz…Acı verir…
Hepimizin çok güçlü olmak zorunda olduğumuz zamanlar olmuştur.Bir başkasına çok güçlü olmasını öğütlediğimiz zamanlarda öylesine.Ateş düştüğü yeri yakar ya,canımız yanmadan hiç kimseyi tam olarak anlayamayız.
Ayrılık, kimi zaman,askere gidecek oğluna,eşine valizler hazırlamak.Bir tren istasyonuna veya bir otobüs durağına ya da havaalanına varana kadar ‘bütün korkusuna rağmen” ,”önce vatan” diye bağıran bir anne-babanın-eşin-kardeşin adı olur.Dayanamamanın çığlığı olur sonra, tren garında,otobüs durağında,havaalanında…İnsan dayanamaz olur, gözyaşları yağmur olur….
Bazen yetmez,yetmez de, ay-yıldızlı bayrağa sarılı bir tabutta sonsuzca hasret olur.Metin olmaya çalışan babanın acısı, kapalı kapılar ardında anlamını bulur.Oğluna orada,yastığına başını gömdüğünde kavuşur.Gecenin üçünde,dördünde kaçan uykular,kendini dışarı vurmalar olur.Sabah ezanı vakti, başını ellerinin arasına almış, aklını yitirmek üzere olan,kaldırıma oturmuş bir baba,oğlu için her gün dua eden bir anne olur…
Ya da, döşeğinde bebeği ile yapayalnız kalakalan gencecik bir kız.Ellerinin kınası solmamış,gözleri taze,yanakları al,bebeğine süt verir iken babasını söyleyen bir yeni gelinin kesilen sütü ,solan kınası,yanakları,donuk gözleri… Babasız,yetim ama kan ağıtlarının arasında dünyadan bir haber gülen melekten yavrusunun yüzüne vurur ayrılık…Asalet olur…
Üzüntü şarkılarda ağlar sonra;
”Gitti canımın cananı
vah le canım,vah le canım cananım”
Şiirlere vurur;
”Yoksun
bir güneş parçalandı gözlerimde
Avuçiçlerimde yüzünün tan kızıllığı var
Hüznümde öfkem atıyor…”
Ya da bir köşede ”ağabeyim gitti ben varım,ben de hazırım ” diyen bir erkek kardeş…
”İki arslan da ben de var” diyen bir kızkardeş…
Anneler,babalar,kardeşler çoğalııır,çoğalır,kan ile acı kutsanır olur !
Herşeye rağmen ayrılık,”herşey vatan için” olur.
Not :Kapattığım sayfadaki eski yazılarımdan birisi...
0 yorum:
Yorum Gönder