10 Ocak 2011 Pazartesi

NIETZSCE /TARİH ÜSTÜNE




Önünde yayılan sürüye bak ,ne geçmişi bilirler ne geleceği.Gün doğumundan gün batımına kadar ,
bir oyana gider,bir bu yana,onun tat alması ile almamsı arasında bir fark yoktur.
Kısacık bir yaşantının kazığına bağlıdır.Acı da duymaz bıkkınlıkta.Bu durumu görmek insanı sıkar.
Böylesi bir durum karşısında kişi,aşırı bir bağlılıkla bakar mutluluğuna,hayvan gibi yaşamak istemez.
Hayvan da insana der ki;unuturum ne varsa ben,yaşar giderim kendimce işte öyle…

İnsan şaşıyor kendi durumuna,öğrenemiyor bir türlü unutmayı,bağlı kalıyor geçip giden zamana ve de olaylara.
Of! çekerek tükenip gidiyor yaşam.Sanki,önü yokluk sonu yokluktur,tükenip giden zamanın.
Bir ulu ağaçtan bir yaprak kopar gibi.Böylesi zamanda insan,”ben kendimi arıyorum” der.Ve hayvanın yaşantısına özenir.
Tarihini yaşamaktan korkar kendinin.Şimdinin içinden kurtulamaz.Kendinden sonraya iz bırakmaz olur ve
işte böylece ve nesnelerin yerlerini değiştiremez.Sonunda yetkinliğin yerini ölüm almış olur.
Bütün çözümlemeler geride kalmıştır.Varlığı kesin bir olup bitmişlik damgası taşır.Nesne kendini yatsımaya başlamış,
kendine karşı koymuştur çünkü…

Dirimde yaşayanı tutmak,unutmamak ,mutluluğa çıkan bir yol du.Hayvan gibi yaşamaktansa insan gibi yaşamak iyidir.
Bun geviş getirmeden var olmak denir.Bu aşama insan olma,ekin olma,kültür aşamasıdır,geçmişi unutmak gerekliliği vardır!
Bu ekinin plastik gücünün ne kadar büyük olduğunu bilmeliyiz.Ben geçmişi unutmak ,
kırılıp dağılmışı biçimlendirip onarmak için yeni ile bütünleşmeyi düşünüyorum.Böyle bir gücü
özünde taşıyan kişiler vardır.Öte yandan öyle kişiler vardır ki ,korkunç yıkımlar,acılar,eğlenceler,
kötü eylemler,sevinç ve neşeler karşısında hiç değişmeden öylece kalırlar.Etki ve tepkiye cevap vermezler.
Demek ki insanın içi varlığı ne denli güçlü kökler taşır ise,süreci onu o ölçüde benimser ya da baskıya alır.
O nun gücü tarih için büyük anlam taşır.İnsanı yeni soya eriştirecek çünkü bu güçtür.
Böyle bir yapıya üstün gelmeyen onu sonrasızca taşır.Bu demektir ki böyle bir kişinin tutkuları,
öğretinin amaçları ötesine varır.Bu genel bir yasadır.Her insan bilincinde sağlam ,diri,özlü bir görüş taşır ise
güçlü ve verimli olur.Aydınlık genel yasanın gereği budur.Arı ve duru bir iç bilinç ,insanın geleceği buna bağlıdır.
Bu durum birey de de böyledir,toplumda da böyledir.Bu çizgi aydınlığı karanlıktan ayırır.
Unutmanın bilinmesi işte bu yüzdendir.Anımsamanın günü gününe olması da.Bu yüzden hangi olay tarihi ilgilendirir,
hangisi tarih dışıdır sezilmiş olur.Okuyucu şu noktayı göziçin sürekli gereklidir.

Bundan çıkan sonuç şudur:İnsanın terihsel bilgisi sınırlı olabilir,görüş ufku daraltılmış olduğundan
her olguda ve yargıda haksızlık yapabilir.İnsan tüm yanılmaya ve haksızlığa karşı bir direnç içindedir.
Bir öğretide yanılma gücü yok olunca,gözler ışık içinde parıldar.İnsan kendi gerçekliğinin örgüsünden kurtulunca
yabanıl bir isteğe ve tutkuya boyun eğmez.Bu olguya karşın tarih dışı diye bildiğimiz,
nitelediğimiz hayvanların mutlulukla yetindiğini ve hiçbirşeye gereksinim duymadan yaşamlarını sürdürüp gittiklerini görüyoruz.
Bu önemli olgunun içinde gerçekten doğru,sağlam ve de büyük insana özgü olanın gelişebileceği birşey vardır.
Bu tarih dışı olmayan tamamlayıcı bir çevredir.Yeniden doğan bir yaşamdır bu kısacası.Doğada gerçek olan da budur.
Bu tarih dışı olguyu geçerli kılan insandır.Bu sürecin içinde yeniden bir ışık doğar.Bu ışıktan yeni bir tarih yaratılır.
İnsan insan için var olur.Aşırı bolluk içindeki tarihte insan tükense bile sonra yeniden var olur.Tarihin örtüsü olmasa idi
bile insan bu yolu kendi birikimi ve bilinci ile yeniden bulurdu…

0 yorum:

Yorum Gönder