KİTABIN ÖN VE SON SÖZÜNÜN ÖZÜ
Dünyanın en saçma kitabını yazmaya adayım.Daha saçması olmayacak kadar eminim kendimden.Ne başı belli ne sonu.İçinden işe yarar birşeyler çıkartmak için bütün dikkatinizi kitaba vermekten başka çarenizin olmadığı bir kitap.Aslında çok kolay ve yine aslında en zoru... İşinizi gücünüzü bırakın,eleştirmeyi de öylesine.Kritik veya analiz edin ya da ruh halimi sorgulayın diye yazmıyorum...Noktalama işaretlerine de dikkat etmeyeceğim.İşinize gelir ise okuyun,işinize gelir ise okumayın...Tamamen sizin tercihinizdir.
Amacım fikirlerinizi ya da düşüncelerinizi değiştirmek,kitle imha cümleleri kurmak değil...
Size zarar vermeyeceğim endişe etmeyin....Silah,bıçak ,kama,pornografi gibi ögeler sadece burada paylaşacaklarımda değil,kitabın içerisinde de paylaşılmayacaktır...Bunları görmek isteyen için,nette tek tık yeter...Benim kitabın yukarı köşesinde '' çocuklar hariç ,yedi ceddiniz okuyabilir,gülmekten çatlayabilir'' ibaresi mevcuttur...Bugüne kadar kimse sizin kıymetinizi bilmedi.Çünkü insanlık hakkında doğru birşeyler söylemeye çalışan hemen herkesi haklı çıkarttınız siz...Çıkartmaya da devam ediyorsunuz..İnsanları ölümsüzlüğe kavuşturanlardansınız...Ama değeriniz tam olarak bilinmedi....Her zaman olduğu gibi bu değerli grubun işi, içinden veya dışından,haklı çıkarmak görevine devam etmektir......
Tekrar uyarıyorum.
Bu kitap saçmalıklarla doludur...Mantıklı insanların anlayabileceği birşey değildir...Bütün deliler kitabı rahatlıkla anlayabilecek iken, akıllılar anlamakta zorlanır.O neden ile akıllı iseniz sakın aklınızı yitirmeyin.
****
KİTABIN BAŞLANGICININ ÖZET BÖLÜMÜ ÇÜNKÜ BİR PARAGRAF İÇİN DÖRT SAYFA YAZI YAZIYORUM
Ben küçük bir kız çocuğu iken cennet dediklerinde bana,yemyeşil bahçeler hayal ederdim.Ortalarından mavi nehirler akan cennet bahçeleri..Öyle anlattılar.Yeşilin ne olduğunu da bilmiyorum o zamanlar.Mavinin de.. Boyama kitaplarımı boyamaya başlamamıştım...Annemin hala bir melek olduğunu düşündüğüm zamanlardı. Ne menem bir şeytan olduğunu anladığımda iş işten geçmişti.Müthiş bir kandırılmışlık,aldatılmışlık hissi bu anlatılamaz...En güvendiğiniz dağa kar yağdığını anladığınız an...Kendinizi salak gibi hissediyorsunuz.Meleke annem meğer bir eli sopalı,eli maşalı bir insanmış...İnsanmış diyorum çünkü ''kadının duyarlılığı ve şefkati'' teorisini yerle bir eden bir an'dı kendisi..Hayatımın ilk salak gibi hissettiğim anı babam tarafından korkutulur iken sopayı annemden yemem oldu.Tanrı bana sağ gösterip solu indirdi...Nakavt oldum...Çocukluk...
Yıldızları saydırdı bir güzel de her taraf aydınlandığında...Yukarı baktım..
Bana yukarıda bir yerde olduğunu söylemişlerdi.Bakıyordum bakıyordum birşey göremiyordum birisi beni yukarı doğru aval aval bakar iken kamera ile çekse ve sesi de kapatsa ortaya çıkacak görüntünün insanları altına yaptırtacağından eminim.Bir kız çocuğu garip el kol hareketleri ile yukarı bakarak konuşuyor..Böyle birisini gördüğümüzde ''deli'' deriz her halde... Yukarı bak,aşağı bak,sağa bak,sola bak...Avanak...
Vah yavrum...
Düzenli bir yaşantımız vardı ya da ben henüz düzensizin ne olduğunu bilmiyordum.Bilmiyorum ki ağabeyim bana o zamanlar tırnakçılığı öğretmeye başlasa idi bugün ''tırnakçılıktan'' hapishanede yatan bir insan olurmuydum.Yine ne kadar düzenli bir yaşantımız vardı der mi idim..
''Anne bana dokunma.Benden uzak dur '' diye bir çığlık attığımda bir gün ..... Annem bana nedenini sordu.
''Ölmeni istemiyorum.'' dedim..
Lanetli çocuğum ben ...
Anneme kıyamadım...
O gün çok karanlık bir gündü.Anlatacağım...Ama çatlayana kadar anlatmayacağım içinizdeki her haltı merak etme tanrısını öldürdüğünüzde hiç ummadığınız bir an 'da gelecek darbe...Hayatımın en kötü günü.Psikologların benim içimde aramak istediği ve beni götürmek istediği gün.Koltuğumun arkasına yaslanıp rahatladığımda ve ''bana anlat bakalım sizi dinliyorum'' dediklerinde,dışkısını saklamaya çalışan ve vermek istemeyen bir çocuk gibi anlatmak istemediğim gün...O günü insanlara anlattığımda yaşam enerjimi verecek gibi idim..''Bu ruh hastası benden gücümü almaya çalışacak'' gibi bir düşünce içerisinde iken zavallı kadının bana gösterdiği resimleri kahve falı bakar gibi yorumlamaya başladım.Hani utanmasam üç vakte size yol göründü , ya da çok yakın zamanda büyük bir iş için yatırım yapacaksınız..İşte o büyük iş benim,siz benden iyi kazanacasınız haberiniz olsun,sonunda sizi de adam edeceğim ,içinize giren tanrıları yok edeceğim ,normale döneceksiniz...sizde nazar var,üstelik kocanız sizi aldatıyor..'' diyecektim..İşte o gün..Bütün tanrıların öldüğü gün.Tanrıları öldürdüğüm gün.Uzun süren tedavimin ardından hayatıma güneş doğmuş gibi.Bir aydınlık sanki.Ve onu da eskisinden daha fazla sevdiğimi farkettim.
Psikoloğuma yaptığım tedaviden bahsediyorum..Bütün oral,anal,fallik arızaları tespit ettim ve gerekeni yaptım...
Onu iyi ettiğim gün çok mutlu oldum.Henüz ilk seans...Ücretten kurtulmanın ya da en azından yarya indirmenin tek yolunun onunla arkadaş olmakdan geçtiğini farkettim..Çantasını açtı ve ''hiç kimseye göstermiyorum bakın'' diyerek bana sevgilisine ve kendisine yazdığı mektupları gösterdi.Çok yıllar önce kızı nedeni ile sevdiği insanı terketmek zorunda kaldığını ve şimdi kızı ile sorunları olduğunu anlattı..''Siz '' dedim,''benim bulunduğum koltuğa bir geçiverin...Arkanıza yaslanın.Mektupları hiç kimseye göstermeyeceğimden ya da söylemeyeceğimden emin olabilirsiniz...Kızım sende bize iki çay getir bakalım...Evet şimdi anlatın..Resimlere bakın ne görüyorsunuz?Al bu da tam yedi yüz soruluk testiniz,çoktan seçmeli...Bazıları çifter çifter sorulmuştur...Ben bir öncekinde nereyi işaretlemiştim diyerek geriye dönüp bakabilirsiniz ama aradan zaman geçtiği için balistikte geriye baktığınızı ve bir önceki sorudaki karalama şekliniz ile son soruyu karalama şekliniz arasındaki süreyi hesaplatabiliriz haberiniz olsun...'' Bu arada kesin normal değilsiniz..Aslında teste gerek yok ama bir prosedür işte...Normal insan yoktur..Anormalsiniz kabul edin sonra sizi bizim tıbbiyeliye göndereceğim..Birbirinizi soyun..O size ilaç verecek normale döneceksiniz...
Dua etmesini çok severdi annem.Nerede ise başka birşey bilmezdi diyeceğim kadar iyi bilirdi.Duanın arkasına saklanan bir pasif dua içicisi olduğunu anladığımda da çok küçüktüm.Anneannemin özel yaşantısı ile dualarının çokluğunu da farkettim sonraları..Annem nerede ise yediği dayaklara bile dua edecek kadar bir dua manyağı idi.Bir tür LSD etkisi yapıyordu dualar onda ya bana da öğretmişti.
''Dua eder isen kabul olur...''
Bir kere ağzı burnu kan içerisinde iken sabır çektiğini gördüm onun.Nerede ise hala sağ kaldığına dua ediyordu.Sonra ileriki senelerde Polyanna diye bir salağın felsefesini okudum.Bir bacağı kırıldığında digerinin sağlam kaldığı için dua ediyordu ve hep mutlu idi bu kız..Kalan sağla bizimdir diye düşünerek gidenlerin hesabını yapmaktan aciz bir zavallı idi anlayacağınız...
......
0 yorum:
Yorum Gönder